Jump to content

Fazıl Hüsnü Dağlarca


Fatih

Önerilen Mesajlar

1914 yılında İstanbul’da doğdu.Kuleli Askeri Lisesi’ni (1933), Harp Okulu’nu (1935) bitirdi, piyade subaylığıyla doğu ve orta Anadolu’nun, Trakya’nın bir çok yerlerini dolaştı, orduda hizmeti on beş yılı doldurunca, önyüzbaşı iken askerlikten ayrıldı (1950), Çalışma Bakanlığı İş Müfettişi olarak İstanbul’da çalıştı (1952-1960), Aksaray’da Kitap Kitabevini açtı (Aralık 1959), yayımcılık yaptı, Türkçe adında bir de aylık dergi çıkardı (43 sayı,1960-1964), kitabevini kapattı (1970), şimdi yalnız şair.

 

İlk yazısı (bir hikaye) ortaokul öğrencisiyken Yeni Adana gazetesinde bir yarışmada armağan kazanarak yayımlanmış (1927), sanat dergilerinde ilk kez, Kuleli Lisesi son sınıfta iken Yavaşlayan Ömür şiiriyle görünmüştü (İstanbul Dergisi 1933). Sonra Varlık dergisine şiirler vermeye başladı (Mayıs 1934).

 

Harbiye’den subay çıktığı gün (30 Ağustos 1935) satışa çıkardığı ilk kitabı Havaya Çizilen Dünya’da ölçülü, uyaklı, aşık tarzı denemeleri de bulunuyordu. İkinci kitabının çıkmasıyla ( Çocuk ve Allah, 1940) kişiliği çevresinde en yetkili kalemlerin uyandırdıkları ilgi ve dikkati yıllar yılı eksiltmeden sürdürerek, Cumhuriyet devrinin en kuvvetli şairlerinden biri oldu. Şiirinde mağara devri adamlarından modern çağın insanına kadar, kişioğlunun iç ve dış dünyasını, yurt ve dünya insanını, çok yönlü davranış ve çatışmalarıyla işlediği, soyut-somut durumlar üzerinde derinleştiği, bunları yaparken de, arada söyleyiş sağlamlığını ihmal etse bile, kendine vergi hayaller, benzetmeler , semboller hazinesinden kuvvet aldığı görülür. 1970’de sayısı 34’ü bulmuş kitapları içinde Çocuk ve Allah, Daha, Çakırın Destanı, Toprak Ana, Aç Yazı, Asu, Türk Olmak, Haydi özellikle ön planda yer alır.

 

ESERLERİ

Bir ara Sözcü dergisine 1960 ve Vatan dergisine 1961-1962 yazdığı, özdeyiş niteliğinde kısa düzyazıları bir yana bırakılırsa, yalnız şiirle uğraşan ve şiirlerini Türkiye’nin hemen bütün edebiyat dergilerine yaymış olan Dağlarca’nın kitapları, ilk baskı yıllarıyla şunlardır:

 

Havaya Çizilen Dünya (1935), Çocuk ve Allah (1940), Daha (1943), Çakırın Destanı (1945), Taş Devri (1945), Üç Şehitler Destanı (1949), Toprak Ana (1950), (Aç Yazı 1951), İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951), İstiklal Savaşı- İnönüler (1951), Sivaslı Karınca (1951), İstanbul-Fetih Destanı (1953),

Anıtkabir (1953), Asu (1955), Delice Böcek (1957),Batı Acısı (1958), Mevlana’da Olmak-Gezi (1958), Hoo’lar (1960), Özgürlük Alanı (1960), Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961), Aylam (1962), Türk Olmak (1963), Yedi Memetler (1964), Çanakkale Destanı (1965), Dışarıdan Gazel (1965), Kazmalama (1965), Yeryağ (1965), Vietnam

Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966), Kubilay Destanı (1968), Haydi (1968), 19 Mayıs Destanı (1969), Vietnam Körü destan-oyun, (1970), Hiroşima (Fransızca,

İngilizce çevirileriyle, 1970), Malazgirt Ululaması (1971), Kınalı Kuzu Ağıdı (1972), Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973), Horoz (1977), Hollandalı Dörtlükler (1977), Çukurova Koçaklaması (1979), Nötron Bombası

(1981), Yunus Emre’de Olmak (1981), Çıplak (1981), İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985), Uzaklarda Giyinmek (1990), Dildeki Bilgisayar (1992).

 

Dağlarca çocuk şiirleri de yazdı. Bu alanda ilk kitabı Açıl Susam Açıl Yugoslavya’da basıldı (Üsküp, 1967),bunu İstanbul’da çıkan Kuş Ayak (1971), Arkaüstü (1974), Yeryüzü Çocukları (1974), Yanık Çocuklar Koçaklaması (1976), Balina ile Mandalina (1977),Yaramaz Sözcükler (1979), Göz Masalı (1979), Şeker Yiyen Resimler (1980), Yazıları Seven Ayı (1980),

Cinoğlan (1981), Hin ile Hincik (1981), Güneş Doğduran (1981), Kaçan Ayılar Ülkesinde (1982) kitapları izledi.

 

Kazandığı armağan ve ödüller: Türkiye’de bir şiiriyle (Çakırın Destanı kitabındadır) C.H.P Şiir Yarışması’nda üçüncülük (1946); Asu kitabıyla 1956

Yeditepe Şiir Armağanı; Delice Böcek kitabıyla Türk Dil Kurumu 1958 Şiir Ödülü; Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nun Turhan Emeksiz Armağanı (1966). Arkın Çocuk Edebiyatı 1973 Yarışması’nda jüri, üç şiirine

"yarışma üstün onur ödülü" verdi (1974); Horoz şiir kitabıyla Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü (Aralık 1977). Yurt dışında International Poetry Forum /uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg,

Amerika/ Dağlarca’yı en iyi Türk şairi seçti (1967).Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nin 13.sünde ödül Altın Çelenk Dağlarca’ya verildi (Ağustos 1974)

ve Milliyet Sanat Dergisi’nce de "1974 Yılının Sanatçısı" seçildi.

 

Şiirlerinden seçmeler Dört Kanatlı Kuş(1970)’ta toplanmıştı. Şairin eserlerinin çeşitli baskıları ve başka dillerde yayınlanmış "şiirlerinden seçmeler"

kitaplarını listesi, Hollandalı Dörtlükler sonunda belirtilmiştir. Bütün eserleri Cem Yayınevi’nce toplu olarak yayınlanmakta olan şairin bu yeni Dağlarca

Dizisi’nde 13 kitabı çıktı (1964-1979).

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

1114-1.jpg

 

Türk edebiyatının acı kaybı, Fazıl Hüsnü Dağlarca hayatını kaybetti.

 

15 Ekim 2008

 

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA KİMDİR

1914'te İstanbul’da doğdu. Babası subay olduğu için ilk ve orta öğrenimini Türkiye'nin değişik yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu’nu bitirdi. Orduya katıldı. 15 yıl asker olarak hizmet yaptı, Doğu ve Orta Anadolu, Trakya'yı dolaştı.

 

Önyüzbaşı rütbesinde iken kendi isteğiyle ordudan ayrıldı. Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde kısa bir süre görev yaptı. Çalışma Bakanlığı İş Müfettişi olarak İstanbul’da çalıştı. 1959'da İstanbul Aksaray’da "Kitap" Kitabevini açtı. Yayıncılık yaptı, 1960-1964 arasında "Türkçe" isimli bir aylık dergi çıkardı. 1970'te yayınevini kapattı, sadece şiirle uğraşmaya başladı. Yayınlanan ilk yazısı Yeni Adana Gazetesi'nin 1927'de düzenlediği yarışmada birincilik alan bir öyküydü. İlk şiiri "Yavaşlayan Ömür" 1933'te İstanbul Dergisi'nde çıktı. Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Peyami Safa'nın da dikkatini çeken şiirleri Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı, Gençlik, Yeditepe, Türk Dili, Yenilik, Vatan, Çağrı, Türkçe, Ataç, Türk Yurdu, Yön, Devrim gibi dergilerde yayınlandı. İlk şiirlerinde Necip Fazıl Kısakürek etkisinde kaldı. "Havaya Çizilen Dünya" (1934) şiir kitabındaki şiirlerinde bu etki görülür. Kendi şiir çizgisine yönelişi "Çocuk ve Allah", "Daha" (1940) kitaplarıyla başlar. Şiiri "sezgi" ve "us" olmak üzere iki dönemde incelenebilir. Sezgi dönemi eserleri "Havaya Çizilen Dünya" (1934), "Çocuk ve Allah" ile "Daha"yı (1940) izleyen "Çakırın Destanı" (1945), "Taş Devri" (1945) kitaplarını kapsar.

 

"Asû" (1955) ile başlayan ikinci dönem günümüze kadarki şiirlerinde etkin olan "usçu" dönemdir. Sezgi döneminde kendine has bir şiir dili ve biçemi yaratmaya çalıştı. "Us" dönemi ise güçlü bir Türkçe tutkusuyla dikkat çeker. Dağlarca bu dönemde dilin arılaştırılması çabalarına katıldı, evrensel temalara ağırlık vermeye başladı. 1970 sonrasında yoğunlukla çocuk şiirleri yazdı. Hem Türkiye'de hem uluslararası düzeyde birçok ödül kazandı, bir çok ülkede şiirleri okundu. Kitapları birçok dile çevrildi.

 

ESERLERİ:

 

ŞİİR:

Havaya Çizilen Dünya (1935)

Çocuk ve Allah (1940)

Daha (1943)

Çakırın Destanı (1945)

Taş Devri (1945)

Üç Şehitler Destanı (1949)

Toprak Ana (1950)

Aç Yazı (1951)

İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951)

İstiklal Savaşı- İnönüler (1951)

Sivaslı Karınca (1951)

İstanbul-Fetih Destanı (1953)

Anıtkabir (1953)

Asu (1955)

Delice Böcek (1957)

Batı Acısı (1958)

Mevlana’da Olmak (Gezi) (1958)

Hoo’lar (1960)

Özgürlük Alanı (1960)

Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961)

Aylam (1962)

Türk Olmak (1963)

Yedi Memetler (1964)

Çanakkale Destanı (1965)

Dışarıdan Gazel (1965)

Kazmalama (1965)

Yeryağ (1965)

Vietnam Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966)

Kubilay Destanı (1968)

Haydi (1968)

19 Mayıs Destanı (1969)

Vietnam Körü (destan-oyun) (1970)

Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970)

Malazgirt Ululaması (1971)

Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)

Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973)

Horoz (1977)

Hollandalı Dörtlükler (1977)

Çukurova Koçaklaması (1979)

Nötron Bombası (1981)

Yunus Emre’de Olmak (1981)

Çıplak (1981)

İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)

Uzaklarda Giyinmek (1990)

Dildeki Bilgisayar (1992)

 

ÖDÜLLERİ

1946 CHP Şiir Yarışması üçüncülüğü

1956 Yeditepe Şiir Armağanı Asu kitabıyla

1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Delice Böcek kitabıyla

1966 Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Şiir Armağanı Delice Böcek ile

1977 Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü, Horoz şiir kitabıyla

1967 International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg

Amerika) tarafından "En İyi Türk Şairi" seçildi

1974 Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nde Altın Çelenk ödülü

 

EN SON HABER

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

YALNIZLIĞIM

 

 

Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,

Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.

Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,

Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım

 

Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,

Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi

Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,

Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.

 

Bir camın arkasında açılıyor güllerim,

Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.

İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;

Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim

 

Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım

Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde

Belki bu mısralarım esecek gönüllerde

Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.

 

 

F. H. D.

 

 

 

///////////////////////////////////////////////////

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

gp_307056.jpg

 

 

Şiir ormanının en soylu ağacıydı

 

 

Türk edebiyatının asırlık çınarı Fazıl Hüsnü Dağlarca, son yolculuğuna uğurlandı.

 

İstanbul'da vefat eden Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca için Kadıköy Süreyya Operası'nda tören düzenlendi.Saygı duruşuyla başlayan törende, Dağlarca'nın Türk bayrağına sarılı tabutu, sahneye konuldu.

 

Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Dağlarca'nın vefatını, Almanya'nın Frankfurt kentinde düzenlenen ve Türkiye'nin onur konuğu olduğu “60. Frankfurt Kitap Fuarı”nda bulunduğu sırada öğrendiğini söyledi.

 

Çok üzüldüklerini ifade eden Günay, Türkiye'nin, Türkçe ile Avrupa'nın ortasına çıkarma yaptığını belirterek, “Ses Bayrağımız” olarak nitelendirdiği Dağlarca o ortamı görebilseydi mutlu olacağını dile getirdi.

 

Günay, Dağlarca'nın 60'ın üzerinde kitap bıraktığını, kendisini son gördüğünde neşe, zeka ve hayata bağlılığı nedeniyle 100 yılı aşkın süre yaşayabileceğini düşündüğünü ifade ederek, o göüşmeden 6 ay gibi kısa bir süre sonra vefat etmesini, Dağlarca'nın “İnsan nasıl ölebilir yaşamak bu kadar güzelken” dizeleriyle anlattı.

 

Dağlarca'nın şiirlerinden dizelerinden örnekler aktaran Günay, “Anadolu'nun ortasında çok büyük dağlar var. Dağlar ölmez, bu dağlara karlar yağar. Mevsimler geçer, nesiller geçer. Yepyeni nesiller. Şairin 'Türk Dili'ne sahip çıkın' sözünü tutan yepyeni çiçekler açar. Dağlarca'nın açtığı yolda yeni şairler, genç şairler Türk Dili'ne sahip çıktıkça, Türkçe de konuştukça, Türkçe de yazdıkça, Dağlarca aramızda ve başımızda dağ gibi hep böyle kalır. Ruhu şad olsun” dedi.

 

DİĞER KONUŞMALAR

 

Gazeteci-yazar Doğan Hızlan da şairin 1970 yılı öncesi 4 yıl süreyle çıkardığı “Türkçe” adlı dergide, Yazı İşleri Müdürlüğü yaptığını hatırlatarak, “Şiirin perisi varsa o da herhalde Dağlarca'ya göründü. Şiirin sorumluluğu nedir? Dağlarca bunu çok iyi taşımış bir şairdir. Sadece Türkiye değil, tüm dünyayı algılamıştır” diye konuştu.

 

Şair Özdemir İnce de 1987 yılında Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya Türkiye'nin AB'ye girmek istemesi konusundaki görüşlerinin sorulduğunu anımsatarak, şairin “Önce kültürel sorunların çözülmesi lazım, ama biz tersine gidiyoruz. İşçileri Avrupa ülkelerine eğiterek göndermemiz lazımken, eğitimi onlardan alıyoruz” dediğini bildirdi.

 

Dağlarca'nın dünya şiirinin önüne geçmiş bir şair olduğunu ifade eden İnce, “Dağlarca, şiir ormanının en heybetli ağaçlarından biridir. Soylu bir ağaçtır” dedi.

 

Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk de Dağlarca'nın vasiyeti üzerine evini müze olarak hizmete açacaklarını söyledi.

 

Vasiyeti üzerine müzeye “Dağlarca'nın Gökyüzü” adını vereceklerini kaydeden Öztürk, “Biz bu evi onun gökyüzü olarak düzenleyeceğiz. Bu evi, gençlerin onu anlamaları ve onun yolunda yürümeleri için tanzim edeceğiz. Onun, 'Cumhuriyet'e ve Türk Dili'ne sahip çıkın' nasihatini yerine getireceğiz” diye konuştu.

 

YAŞAR BÜYÜKANIT DA TÖRENDEYDİ

 

Törene katılan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, basın mensuplarının soruları üzerine, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın kitabını lise yıllarında, kendisini de teğmen olduğu dönemde tanıdığını söyledi.

Daha sonra kendisiyle sık sık görüştüğünü, çeşitli davetlerde bulunduğunu ve her davetine cevap verdiğini anlatan Büyükanıt, “Türkçe üzerinde gençlerimize çok güzel örnekler vermiştir. 'Dil Bayrağı' diye telaffuz edeceğimiz büyük bir insandı. Türk milletine başsağlığı diliyorum. Kimseyi taklit etmemiş, Dağlarca'yı yaratmıştır. Aynı zamanda eski bir askerdir. Şiir ve edebiyat sevgisi ağır basmış, askerliği bırakmıştır. Hakkında çok şey söylemek lazım. Ama burada söylenecek sözler, kendisi fiziki olarak bu dünyadan göçtü ama eserleriyle yepyeni bir Türk milleti doğacaktır” dedi.

 

Törende daha sonra, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim üyesi ve emekli Albay Kemal Sayaç, şairin de sağlığında kendisinden dinlediği “Mustafa Kemal'in Kağnısı” şiirini seslendirdi. Şairin öz geçmişinin de okunduğu törende, kendisiyle yapılan son röportaj da katılanlara izlettirildi.

 

Törene, Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın ablası Tiraje Yüreğir'in oğlu Yalçın Yüreğir, kardeşi Müfide Çankaya'nın kızı İzi Müftüoğlu ile çocukları ve çok sayıda seveni katlıdı.

 

KARACAAHMET'TE TOPRAĞA VERİLDİ

 

Dağlarca'nın cenazesi daha sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.

 

Cenaze törenine, aile fertlerinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Kadıköy Kaymakamı Hasan Karahan, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necla Pur, yazar Yaşar Kemal, Yalçın Küçük, Erol Evgin, şairin son 8 yılda bakımını üstlenen Ömür Tokgöz ile vatandaşlar katıldı.

 

Cenazeye, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türk Silahlı Kuvvetleri, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın çelenk gönderdiği görüldü.

 

 

HÜRRİYET

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bizden gidisinin ilk yilinda "Daglarca" saygiyla aniyorum..

Cennet-i mekan da rahat uyu..

Denizin sakladığı bir şey var

Sevmek der kimi,

Kimi unutulmak.

 

Peki neden üşütür hep

Bu ağustos gecesinde

Karanlığın büyüklüğü?

 

Beni düşünme, dedindi ayrılırken

Düşünmüyorum ki

Düşüncem sende kalmış.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...