Jump to content

Ben Faydalandım Belki Başka Faydalanan da Olur


inanç1
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

sorularını dini.. bilimsel .. felsefi hangi açıdan ele alırsak alalım sonuç farklı kelimelerle aynı noktaya çıkmakta..

o soruları yıllar yıllaaar önce bende sordum defalarca kendime.. bu yolda ilerlemiş

olan hemen hemen tüm arkadaşlarımızda kendilerine dönük benzer sorular sormuşlardır..

(bu yolun adı tasavvuf olabilir zikir olabilir çekim yasası olabilir v.b )

"aynı noktaya çıkmakta" dedim ama kendin deneyimlemeden de biz sana ne dersek diyelim mutlaka

karşı teori üreteceksin..

inandıklarımızı mı düşünürüz düşündüklerimize mi inanırız..

her şeyin özünün enerji olduğu sadece kuantum fiziği ile değil fizik .. kimya gibi diğer fen kollarıyla da desteklenmiştir..

evren mükemmel bir şekilde yaratılmıştır.. ve yaratıcı mükemmeldir.. kendi yapabileceklerimi küçümsediğim an inandığım yüce değeride küçümserim..

ben O nun tarafından mükemmelliğin içinde BİR liğin tamamlayıcısı olarak yaratıldım..

bu dünyadaki en büyük sınavımda mükemmliği bozacak kusurlarla donatıldığıma inanmaktır..

her şey an ın içinde OL maktadır ve olandan kendimizi soyutlayarak başımıza gelen her şey için yaratıcıyı suçlamak en büyük günahtır ..

kader külli iradedir yani İlahi iradedir.. Yaratıcı tarafından belirlenmiştir ve değiştirilemez..

cüzzi irade yaratıcı tarafından yaratılanlara verilen ve seçimleri ile sonsuz olasılıkları içeren iradedir..

kader dua ile değişir demeklede cüzzi irade ile ilgili olan kısmından bahsedilmekte..

yani seçimlerimizden..

hepimiz eşit şartlarda yaratıldık.. eşit şartlarda dünyaya gelmesekte;

çok iyi şartlarda dünyaya gelip sefil hayat örneklerinide gördük .. çok kötü şartlarda gelip refah hayat örneklerinide gördük..

eşit yaratıldığımız halde cüzzi iardemiz elimize verilince bu dünyadaki maça 3-0 öndede başlasak 4-0 yenikte başlasak

seçtiklerimizle yaşamımızı şekillendirebileceğimizin pek çok örneği bunu desteklemekte..

evet insanlar küçüktür ama yaratıcı büyüktür..

insanın icadı olan bir bilgisayar ve interneti kullanarak bu gün milyarlarca bilgiye ulaşıp yaşamı kolaylaştırabiliyoruz..

benzeri örnekleri arttırmak mümkün..

yaratıcının icadı olan bir beyin ise bilgisayar gibi basit bir aletten çok daha verimli çalışsa gerek..

geriye dönük pek çok din alimini incelediğimizde onlar da düşünce gücü ve seçimlerimizle ilgili kelimelerin en derin anlamıyla pek çok mesaj vermişlerdir...

yanılmıyorsam dusun mevlana'dan vermeyi istemeseydi istemeyi vermezdi..

kesin mevlana'dan.. gül düşünürsen gülistan .. diken düşünürsen dikenlik olursun..

çin felsefesi .. zen felsefesi.. kabala.. tasavvuf sufizm şimdide kuantum fiziği her alandan buna benzer pek çok örnek sunabiliriz..

alimler.. biliminsanları.. ünlü düşünürler.. Atatürk gibi dünyaya mal olmuş büyük liderler hepsi birden yanılıyor olabilir mi..

örneklerin bu kadar çok olmasına rağmen uygulayıcısı azdır ..

azınlığın yararlandığı ve Başarılı olduğu üstelik dünyaya haykırılan bir SIR bu kadar yalan olabilir mi..

yoksa bunu uygulayarak dünyada büyük izler bırakmış olan mükemmel icatların sahipleri.. sanatçılar.. liderler.. hepsi cehennemlik mi..

yoksa bizler çok korkak olduğumuz için kendi seçimlerimizi yaparak yaşamımızı şekillendirebilecekken,

yüce bir güç tarafından yönetildiğimizi bilip istemediğimiz bir yaşamı yaşadığımız için ödüllendirileceğimizi düşünerek

o yüce gücün bize verdiği imkanları görmezden gelerek.. canımız çok sıkılıncada isyan bayraklarını çekerek !

neden bu dünyada adaletsizlik olduğunu sorgulayark .. sorumluluk alma cesaretini göstermediğimiz için..

ben istedim o vermedi düşüncesinin arkasına sığınıp vicdanımızı mı rahatlatıyoruz..

bu bence şuna benzer.. yiyecek aşımız var kaşığımız var .. eğer ben bunu kendi kendime yersem Yaratan bana kızabilir

öyleyse beklemeliyim hazır olduğumda ya da kısmetimde varsa ya da hak ettiğimde aş benim ağzıma ya da mideme girecektir..

olmaycak şey değil ama açlığa sabrederek epey bi beklemek gerek.. açlıkta isyankar olmassak ne ala.. o kadar sabırlı olanlara da ermiş diyorlar..

düşünce eyleme geçmeden gerçekleşmez.. iş arıyorsak ve sadece düşünüyorsak iş bize gelmeyebilir ..

bunun için eyleme geçirici aracılar gerekir.. örneğin cv mizi iş arayan kurumlara yollamak..

tanıdıklarımıza iş aradığımızdan bahsetmek v.b düşünceyi hareketli enerji haline dönüştürmediğimizde elimizde kalır..

hani hep anlatırken diyoruz ya serbest bırakmak diye.. işte onun asıl amacı bu..

gerçekleşen niyetlerimiz kısa süreliğine oluyorsa o zaman temelde bir yanlış var demektir..

temeli bütünün hayrına olmayan sevgi barındırmayan .. dürüstlükten yoksun olan her şey kısa sürer..

örneğin bir araba alırken amacın görümcen ile üst kat komşuna hava atmaksa.. yolda giden kedileri ezmekse ..

arabada olduğuna güvenerek yağmurlu havalarda şemsiyeyle zar zor ilerleyen insanların yanından geçereken

iş kıyafetlerinin üzerine su sıçratıp sıçartmadığını düşünmeden kendi bencilliğine hizmet için almaksa

o rabayla fazla güzel anın olabileceğini sanmıyorum..

niyet kendin başta olmak üzere ailenle arkadaşlarınla keyifli kullanabileceğin, arabası olmayan üst komşu gecenin

bir yarısı kapını çaldığında yavrusunu hastaneye götürmeni istediğinde kendi yabrunmuş gibi atlayıp arabaya götürmeyi kabul edecek

kadar sevgi doluysa düşündüğünden çok daha iyisine bile sahip olabilirsin..

kısmetin bize kim için geldiği belli değildir.. bazen Rab kısmeti istemeyi bilmeyenlerle paylaşalım

ya da 3-0 yenik başlayanlara destek olalım diye bize fazla fazla verir..

yaşamdaki tüm olaylar senin engin bakış açının içindeki detaylarda gizlidir..

ve pek çoğumuz amaçlarımıza ulaşsakta bizlerle aynı yoldan yürüyecek olanlara destek olmak .. umutlarını ayakta tutmak .. başarabileceklerine dair ışık olmak için buradayız..

ışığımızın kuvvetli olabilmesi için mümkün olduğunca çok başaran dostumuzun yazması anlatması gerekir ki her deneyim kendini gerçekleştirmek isteyen ruha mesaj olabilsin..

 

 

 

 

İnan, İste, Yürü

Muhammed Bozdağ

İsteklerime Ulaşamadığım Zamanlar

Kendi Kendime Hep Şu Muhasebeyi Yapmışımdır:

Tüm Bu Ormanlar, Dağlar, Dereler,

Alabildiğine Geniş Ovalar Benim Olsa

Ve Ben de Gözlerini Kaybetmiş Bir Hasta Olsam.

Gözlerime Yeniden Kavuşabilmek İçin

Hepsini Hiç Düşünmeden Verirdim.

Peki Bize,

Onunla Gördüğümüz

Herşeyden ( Neredeysen ) Daha Kıymetli Göz Gibi Bir Organı

Ve Daha Nicelerini Bağışlayacak Kadar Cömert Olan,

Neden Basit ve Küçük İsteklerimizi Bazen Vermiyordu.

Bunun Mutlaka Bir Sırrı Olmalydıda O Neydi?

Nasıl İstiyorsunuz?

“Ya olmazsa, ya başaramazsam, yıllardır istiyorum, çalışıyorum hâlâ

olmadı” diyor muyuz? Böyle demenin, “Ya Allah yarat(a)mazsa, ya

istediğimi ver(e)mezse, bu güne kadar istediklerimi ver(e)medi”

demek anlamına geldiğinin farkında mıyız? Dahası, bu tür şüphelerle,

“yapan benim, kendi gücümle kazandım” diyen Karun’a benzediğimiz ve

Rabb’in rahmetini itham ettiğimiz bile söylenebilir.

İslâm Peygamberi asm bizi, dileklerimizin kabul edileceğinden emin

olmaya davet ediyor: “Allah’a, kabul edileceğine kesin şekilde

inanmış olarak dua edin. Şunu da bilin ki, Allah kendisinden gâfil

ve başka işlerle meşgul bir kalbin duasını kabul etmez.”2 İstemekle,

kabul edileceğine—gerçekleşeceğine—kesin emin olmak arasındaki

ilişkiyi vurgulayan bu söz, Başarının en heyecan verici boyutunu

dile getirir.

İnanma gücü, Yaratıcının sınırsızlığına ayna olmak için insanın

başvurabileceği tek kaynaktır. İnsan, alan; Yaratıcı, verendir.

İnsan sınırlı; ama Yaratıcısı sınırsızdır.

Bedeninizde ve ruhunuzda yansıyan, hayat, güzellik, zekâ, zenginlik

gibi tüm değerlerin kaynağı, evrenin Yaratıcısıdır. Bu değerlere ne

kadar gelişmiş düzeyde sahipseniz, Yaratıcıdan o kadar almışsınız

demektir. Diğer deyişle, Yaratıcının sıfatları üzerinizde ne kadar

parlamışsa, size o kadar destek sunulmuştur. Yaratıcı, insanlardan

gelen talepler arasında ayrım yapmıyor; insanlara dinlerine göre

farklı davranmıyor. Çünkü yarattığı sistemi kanunlarıyla yönetiyor.

Yaratıcı sınırsız bir eminlik düzeyindedir. Bu yüzden, “bir şeyi

dilediği zaman, onun buyruğu sadece o şeye ‘ol’ demektir.”3

Bize nasıl davranacağını, “ben kulumun bana olan zannı üzereyim;

zannı iyi ise iyi muamele ederim, kötü ise kötü muamele ederim”4

sözüyle açıklamıştır. Yani, Yaratıcının zekânızı daraltacağını

sanıyorsanız, zekânız daraltılıyor.

Kendi hakkınızda yaptığınız değerlendirme, hakkınızda bir duaya

dönüşüyor: “Ben üzüntülüyüm” demekten, “üzüntülü olmak istiyorum”

duası çıkıyor. Hafızanızı kaybettiğinizi sanıyorsanız, hafızanız

gerçekten de alınıyor elinizden.

Bir askerin gücünü, arkasındaki ordunun gücü belirler. Tek başına

kendi silahıyla askercilik oynayan çocuk, büyük bir orduyu esir

alamaz. Dolayısıyla “yapabilirim” derken, askercilik oynamayalım;

bizim gücümüze değil, bizimle olan güce dayanacağız. Bir askeri,

ordu kadar güçlü kılan, ordusunun arkasında olduğuna güvenidir.

Yaratıcısının yanında olduğuna kesin olarak inanmayan, Yaratıcının

kudretine hangi hakla dayanabilir? Üstelik O’ndan şüphe ettikten

sonra, “bana vermedi” demeye hakkımız olabilir mi?

İstanbul’da açılan bir sınava başvuran yüzlerce kişiden dördüyle,

başvuru kuyruğunda yapılan röportajı tv.’de izledim. Söylediklerine

bakın: “Şansım milyonda bir de olsa denemek istedim. Kazanacağımı

hiç sanmıyorum. Türkiye’de dayın yoksa kazanamazsın. Ne yapıp edip

torpillileri kazandıracaklardır. Şans işte, bakarsın kazanırım...”

İnanmadığınızı başarabileceğinizi ümit ederseniz, emeğinizi lüzumsuz

yere sarf etmiş olursunuz. Tereddüt içinde büyük bir iş yapmaktansa,

emin olarak küçük bir iş yapın. On kat Başarılı olacağınızı

söyleyebilirim.

Bir itiraz: “İyi de, bana çok duyduğum şeyleri söylüyorsunuz. Ben

başarabileceğime İnanmak kelimesini GÜNEŞ kadar büyütün. Gerçekten

inanıyor musunuz? Sözünü inanıyorum; ama yine de olmuyor, inanmama

rağmen başaramıyorum.”

Bir tuzaktır bu söz. Gerçekten başaracağınıza inansaydınız, bu sözü

söyleyemezdiniz. ettiğiniz inanç, bizim anlatmaya çalıştığımız iman

mı? Yani içselleştirilmiş, hücrelerinize kadar vücudunuza kodlanmış,

hiçbir saldırının sarsamayacağı inançtan mı söz ediyorsunuz?

Akıllı olduğuna inanan bir deli, “ben deliyim, bir türlü akıllı

olamıyorum” diyebilir mi? Sağlıklı olan insan, “ben hastayım”

diyebilir; ama, sağlıklı olduğuna inanan hasta, “ben hastayım”

diyemez. Mantık size şöyle der: Eğer hastaysanız, sağlıklı

olduğunuza inanamazsınız. Eğer Başarısızsanız, Başarılı olduğunuza

inanamazsınız. Neden öne sağlığı veya Başarıyı alıyorsunuz? Öne

inancı almayı denemenizi öneriyorum.

“Sağlıklıyım” inancının nedeni, sağlıklı olmak değil, sağlıklı

olduğuna daha önce inanmış olmaktır.

•••

İnanç sağ beyin tarafından, mantık sol beyin tarafından yönetilir.

İnanç ruhsal evrenin, mantık maddesel evrenin sınırları

içerisindedir. Henüz başaramadığınız işle ilgili inancı, mantıkla

sorgularsanız, birbirleriyle savaşacaklardır. Mantık size

engellerinizi, inançsa desteklerinizi gösterir. Aslında mantık,

ruhsal evreni Kuşatabilecek kadar gelişebilir; ama, biz tabiat

kanunlarının gösterdikleriyle sınırlanan mantıklar geliştiriyoruz.

Daha doğrusu bizim mantıklarımız, bilinenlerle ilgilidir.

ilinmeyeni, basit mantıklar her zaman reddetmiştir.

Sizinle, yaratılmışlar dünyasına meydan okumanın formülünü

paylaşıyorum: Hiçbir şey yokken iman vardı, yani ruh vardı. Kadın

bedeni yokken kadın ruhu, erkek bedeni yokken erkek ruhu vardı.

Hastalık gelişmeden önce, hastalık inancı gelişti. Başarısızlık

yokken Başarısızlık inancı üretildi. Hiçbir komutan, yenileceği

endişesine kapılmadan önce yenilmemiştir. Daha da kötüsü, Yıldırım

Bayezit’in dediği gibi, “Yenileceğinden korkan daima yenilir.”

Her Başarının öncesinde, başarma inancı gelişmiş; başarı, bu inancın

eseri olmuştur. Kolomb Amerika’ya varmadan önce, Dünyanın öteki

tarafından Hindistan’a geçen bir yol olduğuna inanmıştı. Elias Howe

dikiş makinesini bulmadan önce, böyle bir makinenin varlığına

inanmıştı. Edison ampulü keşfetmeden önce onun var olduğunu

biliyordu. Başaranlar, önce inandılar, sonra yaptılar;

başaramayanlar ise, önce yapıp sonra inanmayı deneyenlerdir.5

Yaratıcıyı tanımak O’nun gücünün sınırsızlığına inanmaktır. O’nun

gücünden şüphe eden onu tanıyor olamaz. Kim olursanız olun; hangi

dinden veya inançtan gelirseniz gelin, hayatınız şu evrensel kuralın

emri altında geçecek: Başarıya ulaştırılacağınıza ne kadar çok

nanmışsanız, o kadar az emekle, o kadar kolay ve o kadar hızlı

başaracaksınız demektir. Başarmanız için, kanunların değişmesi,

dağların denize dönüşmesi gerekse bile.

Sadece şu Peygamber sözü bile, size sunulan desteğin potansiyel

büyüklüğünü anlatmaya yeter: “Eğer Allah’ı hakkıyla tanısaydınız,

duanızla dağlar yerinden oynardı.”6

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

inanç ne oldu kesmedimi hani şüphen kalmamıştı çekim gücü hakkında??:)

 

zikir de aynı 'çekim gücü' de aynı diyebilen biri gerçekten aşmış demektir..:punish2:

yazın çok komik..hani neredeyse satır satır tiye alınacak cinsten..:rofl:

ama 'sizin gibilere' prim yaptırmak istemiyorum :punish2:

 

yol yakınken dönün bu sapkınlıktan derim..:cool:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

çok güzel bir yazı...

bazen kalbimiz sonsuz bi şekilde isterken mantığımızın red etmesi sanırım, inanç kısmınla anlattıgınla açıklanıyo sanırım... arada tedirgin oluyodum ama yazıyı okuduktan sonra daha büyük bi inançla istemeye karar verdim...kim ne derse desin bütün çevrem hayır desede ben istediğimden kalben vazgeçmeyecem... kim bilir olur olur:)))))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...