Jump to content

Sultan Vahdettin Ve Bazı Gerçekler


gökkuşağı

Önerilen Mesajlar

Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin Hân’ın “vatan haini” olup olmadığı son günlerde çok konuşulur oldu!.. Bu mevzuda elli yıldır yazılan makale, kitap ve dergileri kütüphanelerimizde bulmak mümkün iken eski politikacı BülentEcevit’in Sultan Vahdettin/Altıncı Mehmed Hân’ın bir yönüne olsun ışık tutabilmesi bazı kimseleri/çevreleri rahatsız etti!.. Tarihi günlük politikanın oyuncağı sananlar gerçeklere tahammül edemiyorlar!.. Nitekim Ecevit’in sözlerini de kabullenemediler!.. “Güneş balçıkla sıvanamayacağına” göre zamanla tarihî gerçekler böyle meydana çıktıkça göreceğiz kimlerin tarihî eserleri okumadıklarını veya okuduklarını anlayamadıklarını!..

4 Temmuz 1918 Perşembe günü tahta çıkan, daha doğrusu kendi ifadesiyle: “Saltanatın kuş tüyünden minderleri üzerine gömülmeyip, milletin ateşli külü üzerine oturan” Sultan Vahdettin’in bu ıstırablı saltanatı dört sene, üç ay, yirmi sekiz gün devam etmiştir.

Vahdettin Hân’ın yurt dışına çıkışından (16/17Kasım 1922) on altı gün evvel Büyük Millet Meclisi’nce saltanatla hilâfet birbirinden ayrılıp /01 Kasım 1922) Vahdettin’in üzerinde yalnız “Halîfe” ünvanı kalmıştır. O tarihte yurdun bazı bölgeleri olduğu gibi İstanbul da işgal altındadır ve Ankara hükümeti adına Trakya’yı teslim almaya giden Refet (Bele) Paşa İstanbul’da:

Sultan Vahdettin’in yurt dışına çıkış/hicreti, Yıldız Sarayı önünde Pâdişâh aleyhine toplantılar düzenlendiğ, tramvay arabalara ‘Kahrolsun Vahdettin!..” ibaresi yazıldığı, Pâdişâhı ziyaret eden Refet Paşa’nın, merhume Münevver Ayaşlı’ya anlattığına göre: “Çok ürkütücü sözler söyleyip tavırlar takındığı” Büyük Millet Meclisi’nde bazı milletvekillerinin pâdişahı ağır ithama hazırlandıkları günlere rastlar!..

Nasıl kaçırıldı?!.

Devlet reisi olarak “Sevr Antlaşması”nı tasdik etmeyen, “Mondros Mütarekesi”ni imzalayan heyeti “arz-ı ta’zimat” için saraya geldiğinde kabul etmeyen Sultan Vahdettin’in yurt dışına çıkışını/hicretini, General Harringtonşöyle anlatıyor:

“-Kimse saraya yaklaşamadığı için kaçma işi müşkül bir meseleydi. Tuğgeneral Julian Stele ve Muhafız kumbaracılar kumandanı Albay Volston ile birliket Son Sultanı sağ olarak buradan çıkarmak üzere bir plân hazırlamaya oturduk.Hazırladığımız plânda Sultan ile oğlu ve kendisine sâdık kalan bir iki adamı Cuma sabahı zannedersem saat altıda gezmeye çıkacaklardı. Tam o sırada muhafız kumbaracılar, sarayın arka bahçesinde ta’lim yapıyor gibi görüneceklerdi. Fakat öyle kötü ta’lim yapacaklardı ki, iki ambülans kapının dışına sıkıştırılacak ve belirli bir dakikada saray kapısı zorlanarak Sultan’la oğlu birinci ambülansa ve diğerleri muayyen bir miktar eşya ile ikincisine konacaktı. Kapının her açıdan makineli-tüfeklerle çevrili olduğunu söyleyebilirim. Yâverim ve kumbaracılardan diğer bir subay, dolu tabancalarla ambülansta olacaktı. Makineli-tüfeklerle dolu kamyonlar, yol üstünde bulunan bütün sarayların karşısına, alarm verilmesi ihtimaline karşı konulacaktı. Yüz kişilik silâhlı ve kuvvetli bir deniz bölüğü Dolmabahçe’ye zahiren ta’lime çıkarılacaktı. O Perşembe günü birşey duyulmaması için fevkalâde dikkatli hareket etmemiz gerekiyordu ve bunu yalnız hareketi yönetecek subaylar biliyordu...”

İngiliz işgal kuvvetleri başkumandanı, duruma “yalnız hareketi yönetecek subaylar biliyordu” diyor amma, Refet Paşa, İngilizlerin hazırlıklarından haberdardır!.. Ankara hükümetince tayin ettirilen pâdişah yâverlerinden genç bir bahriyeli, Refet Paşa’ya:

“-Pâdişahı, İngilizler yarın sabah kaçırıyorlar” diye ağlamaklı bir sesle haber verdiğinde, Refet Paşa, yâvere:

“- Budala, ne üzülüyor, ne ağlıyorsun!? Pâdişahı İngilizler kaçırırsa,Türk milleti hiç bir gün Vahdettin’in bu hareketini afv etmeyecektir. Biz tutar ve yakalarsak, bu sefer, millet bizi affetmeyecektir. Bırak gitsin, Vahdettinişimizi kolaylaştırıyor” demiş, Pâdişahın yurt dışına çıkarılmasından sonra da, İngiliz işgâl kuvvetleri başkumandanı Harrington’un:

“-Haber vermeden Hünkâr’ı kaçırmış olduğumuz için size karşı mahcubum” sözüne ise şu cevabı vermiştir:

“-Bizi bir yükten kurtarmış olduğunuz için ben de size teşekkür edecektim.”

İngiliz işgâl kuvvetleri başkumandanı Harrington’un, VahdettinHan’ın İstanbul’dan ayrılmasını müteâkib yayınladığı beyannâmede, “Zât-ı Şâhânenin (Vahdettin’in) vaziyet-i hazıra neticesinde hürriyet ve hayatını tehlikede gördüğünden bahsetmesi, mutlaka tetkiki gereken bir husustur.

Kıymetli müdekkik İsmail Hami Danişmend’e göre “malî ahlâk bakımından Sultan Vahdettinyeryüzünde misli ender bulunabilecek kadar namusludur” Vahdettinbu meziyetini yurt dışına çıkarken de göstermiş ve âkibeti meçhul bir yolculuğun eşiğinde, kendisine babasından kalan meşrû serveti dahi götürmeyip, kızı Sabiha-Sultan’ın ifadesine göre, yalnız elli bin Türk lirası alıp gurbet yolunu tutmuş, bu arada sarayda nezdinde bulunan “musannâ ve murassâ” bir altın çekmeceyi de Hazîne Dairesi’ne iade etmiştir.Ki bu mühim husus, “Hesapları İnceleme Komisyonu” başkanı Salih Keçeci’nin itirafıyla sabittir!.. Ve bu gerçek, yine İsmail Hami Denişmend’e göre “efsanevî bir namus ve istikamet eseridir.”

Sultan VahdettinHân, İngilizlerin “Malaya” adlı zırhlısıyla İstanbul’dan ayrılmış ve bu hazîn yolculukta kendisine oğlu Ertuğrul Efendi ile Başmâbeynci, musahib, doktor gibi bâzı kimseler de refakat etmişlerdir.

Sultan Vahdettinbir müddet bu adada kalmış, bilâhare vaki dâvet üzerine Hicaz’a geçmiştir. O yıllarda Hicaz’da, kapkara şahsiyyetine zaman zaman temas ettiğimiz şu, Birinci Dünya Savaşı’nda devlete isyân eden İngiliz uşağı Hüseyin vardır ve bu hâinin Sultan Vahdettin’i Hicaz’a dâvetten gayesi, Hilâfeti Osmanoğlu’ndan alıp İngiliz efendilerinin İslâm âlemindeki hâkimiyyetini kolaylaştırmak, İngiliz emperyalizmine hizmet etmektir!..

VahdettinHân, Hicaz’a vardığında bir müddet Mekke’de kalmış, bu arada bir beyannâme yayınlamıştır.Türkçe ve Arapça olarak basılan ve bugün için anlaşılması güç bir dille yazılan bu beyannâmede Sultan Vahdettinyurt dışına çıkışına temasla diyor ki:

“-Bu ayrılığım, ef’alimin hesabını vermekten korkmak kabilinden olmayıp, müdafaa ve hakk-ı kelâmdan memnu bir halde hayatımı göz göre göre tehlikeye teslim etmek gibi emr-i İlâhi’nin ve akl-ı selimin kabul etmeyeceği bir şeyden içtinab eylemek ve hem de müekkil-i zi-şanımın hicret-i nebeviyyelerine aid olan sünnet-i seniyyeye uymaktan ibarettir.”

Yurt dışına çıkışını böyle “hicret”le izah eden VahdettinHân, Mekke’den sonra Taif’e geçmiş, bu arada sarı hummaya yakalanıp on beş günden fazla ölümle pençeleşmiş ve hastalıktan kurtulup nekahat devresini geçirdikten sonra Taif’ten ayrılmıştır.

Sultan Vahdettin’in Hicaz’dan ayrılması, İngiliz uşağı Hüseyin’in oyununu sezmesinden doğmuş ve Hilâfeti Osmanoğlu’ndan almak peşinde koşan Hüseyin’in bu oyununa gelmeyen VahdettinHân, o sırada patlak veren Vehhâbî isyânı bahanesiyle Hicaz’ı terketmiş, Hilâfet peşinde koşan Hüseyin de Vehhâbilere yenilerek, Hicaz’daki saltanatı da kaybetmiştir!..

Hicaz’dan ayrılıp Mısır’a yerleşmek isteyen Sultan Vahdettin, Mısır Kralı Fuad’ın basit hesaplarla bu seyahate itibar etmemesi üzerine İtalya’ya gitmiştir. Cenova Limanına çıkan ve oradan San-Remo şehrine geçen Sultan Vahdettin ömrünün son yıllarını bu şehirde geçirmiştir.

Sultan Vahdettin’in hicretinden sonra yurt dışında geçirdiği acı gurbet hayatı üç sene, beş ay, yirmi sekiz gündür.

 

 

Milli gazeteden dır :

 

--- Sondemek oahdettin hain değil bu gidişi peygamberimizin hicretine binaen sünnet olmaktadır tabi bu hikmeti onu hain ilan eden dar kafalılar anlamadığı için tarite bir kesim tarafından hain ilan edildi ve hala edilmekte er geç gerçekler ortaya çıkacaktır güneş balçıkla sıvanmaz .

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Allahın_kulu

Bu demek oluyorki sultan vahdettin hain değil bu gidişi peygamberimizin hicretine binaen sünnet olmaktadır tabi bu hikmeti onu hain ilan eden dar kafalılar anlamadığı için tarite bir kesim tarafından hain ilan edildi ve hala edilmekte er geç gerçekler ortaya çıkacaktır güneş balçıkla sıvanmaz .

yüreğini ferah tut ablam gerçekler su yüzüne çıkar hiç bir şey gizli kalmaz :thumbsup:

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hain olsa ne olmasa ne ?

Yıkılmış bir imparatorluğun ölmüş bir padişahı.Günümüz gerçeklerini konuşmak yerine vahdettinin vatan sevgisini konuşmak ne kadar acıklı değil mi :confused:

 

sürekli Ecevit'in son dönemlerinde ne kadar aciz bir halde olduğundan dem vuran milli gazetenin,Ecevit'in yine son dönemlerinde Vahdettinle ilgili yaptığı açıklamayı referans gibi sunması da çok manidar 9_9

 

Bence bırakalım Vahdettin huzur içinde uyusun mezarında.Haindi yada değildi artık neyi değiştirebiliriz ki ?

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Ben osmanlı padişahlarının eleştirilmesni çok doğru bulmuyorum.Osmanlı tüm ihtişamıyla tüm asaletiyle bir döneme damgasını vurmuştur.Padişahları da öyle yada böyle özeldir.Vahdettin de bu duruma dahildir.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Konuyu açan arkadaşa teşekkür ediyorum.Türkiye Cumhuriyeti üzerinde rolü olan herkesin;ölenin-yaşayanın ve tüm olayların tartışılmasından ve gerçeklerin ortaya dökülmesinden yanayım.Emeğine sağlık arkadaşım...:)

 

Güzel düşünceleriniz için ben teşekkür ederim arkadaşım aynı fikirdeyim ..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bakın burada çeşit çeşit insanlarız..Beş parmağın beşi bir değilken, insanların da ne kişiliklerinin, ne düşüncelerinin, ne de fikirlerinin bir olmasını bekleyemezsiniz..

Sizin düşüncenize sahip olmayan insanlara "dar kafalı" gibi yakıştırma yapmanızı hiç yakıştıramadım size..

Tartışabilidiğimiz kadar, konuşup anlaşabildiğimiz kadar insanız unutmayalım..

 

Siz bu konuyu fikir paylaşımı için mi açtınız, yoksa sizin düşüncenize ters olan fikirleri baştan "dar kafalı" diye etiketlemek için mi?

Üzlüdüm açıkçası bu üslubunuza..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Bakın burada çeşit çeşit insanlarız..Beş parmağın beşi bir değilken, insanların da ne kişiliklerinin, ne düşüncelerinin, ne de fikirlerinin bir olmasını bekleyemezsiniz..

Sizin düşüncenize sahip olmayan insanlara "dar kafalı" gibi yakıştırma yapmanızı hiç yakıştıramadım size..

Tartışabilidiğimiz kadar, konuşup anlaşabildiğimiz kadar insanız unutmayalım..

 

Siz bu konuyu fikir paylaşımı için mi açtınız, yoksa sizin düşüncenize ters olan fikirleri baştan "dar kafalı" diye etiketlemek için mi?

Üzlüdüm açıkçası bu üslubunuza..

 

Dikkat ederseniz ben tarihte bazı insanların demişim yani o devrin kayıtlarını tutan belli bir kesime hitap var tarih kitaplarına yazan hakikati gizleyenlerden bahsediyorum sevgili doremi siz istediğiniz gibi düşünebilirsiniz bu sizi bağlar herkes yanlışı doğruyu görecek akla sahiptir ben kimseye zorla şu düşüncede ol diyemem dememde zira benim tabiyatıma aykırıdır. Şunuda ekleyeyim belli bir kesim aynı töloransı karşı tarafa göstermiyor bu yorumu yazarken bende sizden bunu göz önüne almanızı beklerdim sevgiyle kal .

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Dikkat ederseniz ben tarihte bazı insanların demişim yani o devrin kayıtlarını tutan belli bir kesime hitap var tarih kitaplarına yazan hakikati gizleyenlerden bahsediyorum sevgili doremi siz istediğiniz gibi düşünebilirsiniz bu sizi bağlar herkes yanlışı doğruyu görecek akla sahiptir ben kimseye zorla şu düşüncede ol diyemem dememde zira benim tabiyatıma aykırıdır. Şunuda ekleyeyim belli bir kesim aynı töloransı karşı tarafa göstermiyor bu yorumu yazarken bende sizden bunu göz önüne almanızı beklerdim sevgiyle kal .

 

Cümle "ve hala edilmekte" diye devam edince, ve diğer konularla eş zamanlı açılınca,

ben burada fikrini sunan arkadaşları kastettiğinizi sandım :)

Yanlış anlamışım kusura bakmayın..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...