Jump to content

Kutsal Kitap'ın Oluşması


melkem
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bir yazılar koleksiyonu

Kutsal Kitap bir araya getirilen kutsal yazılardan oluşur. İki ana kısma ayrılır: İsa Mesih'ten önce yazılan kısma Eski Ahit ya da Eski Antlaşma denir ve İsa Mesih'in doğumundan sonra yazılan kısma Yeni Ahit ya da Yeni Antlaşma adı verilir.

İsrail halkı ,Tanrı'nın Kutsal Kitap'ı kaleme almak için seçtiği bir araçtır. Bu halk aracılığıyla, Kutsal Kitap'ın Tanrı'nın esinlemesi altında yazıldığını kanıtlayan olağanüstü yazılar insanlığa sunulmuştur.

Eski Antlaşma

İbraniler adıyla da tanınan İsrailliler tarihlerinin hangi döneminde kutsal yazıları kaleme almaya başladılar? Kutsal Kitap'ın ilk beş kısmı, İsa'dan önce yaklaşık 14. yüzyılda yaşamış olan Musa peygamber aracılığıyla yazılmıştı. Tanrısal açıklamanın (vahiy) başlangıcı Musa'ya Sina dağında Tanrı'dan doğrudan doğruya gelen emirlerdi. Yasa anlamına gelen Tevrat adı bu ilk beş kısımdan kaynaklanmaktadır.

Tanrı, Musa'dan sonra, bin yıl süreyle peygamberler aracılığıyla vahyini açıklamaya devam etti. İsrail tarihinin bu uzun döneminde Eski Antlaşma'nın geri kalan kısımları meydana geldi. Eski Antlaşma, yasalar, tarihler, kutsal şiirler ve peygamberliklerle ilgili kısımlara bölünebilir. Kutsal Kitap'ın bu birinci ana bölümünün hemen hemen tümü İbranice olarak yazılmıştır. Bazı küçük parçalar İbranice'ye yakın bir dil olan Aramice'de kaleme alınmıştır.

Yeni Antlaşma

Büyük İskender'den sonra, İsa dönemindeki Filistin üç yüzyıldan beri Yunan uygarlığının etkisinde bulunuyordu. Romalıların ülkeyi ele geçirmesinden sonra bile resmi dil Yunanca kaldı. Bu nedenle Yeni Antlaşma (İncil) İsa Mesih'in dirilişi ve göğe çıkışından sonra havarileri tarafından Eski Yunanca olarak kaleme alındı. Yeni Antlaşma'yla Tanrısal vahiy tamamlanmış oldu.

Çeviriler ve Türkçe Kutsal Kitap.

İsa Mesih ve havarilerinin çağında dünyada en yaygın dil Yunanca olduğundan, o çağın kilise topluluğunun okuduğu Kutsal Kitap Yunanca idi. İsa Mesih'ten yaklaşık iki yüzyıl önce Mısır'ın İskenderiye Kentindeki Yahudiler Eski Antlaşma'yı İbraniceden Yunancaya çevirmişlerdi. "Septuagint" adıyla tanınan bu ünlü çeviri, havarilerin Yunanca'da kaleme aldığı Yeni Antlaşma'yla birlikte ilk çağ kilisesinin kullandığı Kutsal Kitap'tı.

Kuzey Afrika'daki kilise toplulukları, Yunanca değil, Romalıların etkisi altında Latince konuştuklarından, Yeni Antlaşma'yı Latinceye çevirdiler. Bu çeviri Jerom adlı bilgin tarafından yaklaşık M.S. 400 yılında İbranice ve Yunancaya göre düzeltildi. Jerom daha sonra Eski Antlaşma'yı yeniden çevirdi. Bu Latince Kutsal Kitap "kalabalık" anlamına gelen "vulgus" sözcüğüne dayanarak, "herkesçe tanınan" anlamındaki "Vulgat" adını almıştı. O çağda Kutsal Kitap Süryanice ve Kıpticeye de çevrildi.

Bu çağda İncil'den bir iki parça Orta Asya'daki Türk dillerine de çevrildi. "Türkçeye ilk çeviri Sultan IV. Mehmet'in baştercümanı Ali Bey tarafından yapıldı. Bu çeviri 1666 yılında bütünlendi". Basılmak üzere Hollanda'ya götürüldü ama basılmadı. Ali Bey'in kaleminden çıkan metin Leyden Üniversitesi kitaplığındadır. "Bu çeviriye dayanan ilk Türkçe Yeni Antlaşma 1819'da 5000 nüsha olarak basıldı. Tüm Kutsal Kitap ise 1827'de yayınlandı".

Türkçe Kutsal Kitap'ın Tarihçesi.

Ali Bey'in çevirisi Arap yazısına benzeyen Osmanlı yazısıyla yazıldı. Türkçe konuşan ama Ermeni yazısını kullananlar için ayrı bir çeviri 1819 yılında basıldı. Bu çevirinin Yeni Antlaşma kesimi 1831 yılında, tümü ise 1843 yılında gözden geçirilerek yayınlandı. Bu çevirinin Osmanlı yazısıyla basılması önerilince uygun görülmedi. Yeni Antlaşma ve Mezmurlar'ın yeni bir çevirisi Osmanlı yazısıyla yayınlandı (1866-1868). On yıl sonra içinde yabancı uzmanlar da olan, Şükri Efendi ve Ahmed Efendi adlı iki Türk'ün ve Keyfi Efendi adlı bir Kürt'ün de bulunduğu bir kurul tüm Kutsal Kitap'ı gözden geçirdi. Bu çalışmanın ürünü hem Osmanlı hem de Ermeni alfabesinde basıldı. Bu çeviri 1885 yılında yeniden düzenlendi.

Osmanlı İmparatorluğunda Türkçe konuşup Yunan alfabesini kullanan bir topluluk vardı. Onlar için Ali Bey'in çevirisinin Yeni Antlaşma bölümü 1826 yılında Yunan alfabesiyle yayınlandı. 1839 yılında Kutsal Kitap'ın tümü Yunan alfabesiyle yayınlandı. Bu eser 1854 ve 1871 yıllarında yeniden gözden geçirildi. 1884 yeni bir çeviri Yunan alfabesiyle basıldı. 1905 yılında üç ayrı Türkçe çeviri yerine aynı çeviri Osmanlı, Ermeni ve Yunan alfabeleriyle yayınlandı.

Dil devrimi gerçekleşince yeni alfabeyle yazılan bir Kutsal Kitap çevirsi zorunluydu. 1929 ile 1941 yılları arasında yapılan çalışmanın sonucunda bugün kullanılan çeviri gerçekleşti. 1987 yılında özel bir kurulun çalışmasıyla "Müjde" başlığı altında İncil'in çağdaş Türkçe çevirisi yayınlandı. 1988 yılının sonunda da Kitabı Mukaddes Şirketi'nin İncil'in Yunancadan çağdaş Türkçeye çevirisi yayınlandı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

melkem bak işte incilin kutsal kitabının değiştirldiğini müslümanlar değil bizzat senin hırıstiyan araştırmacıların papazların ilahiyatçıların söylüyor oku belki incilin değiştiği sçunuda müslümanlara atacak bu komik iddandan vazgeçersin :)

fazla kaynak aramaya gerek te yok. “İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ?” isimli, bu konuda en yetkili ABD’li bir uzmanın eseri, dilimize 2007’de tercüme edilmiş çok kıymetli bir esere sahibiz. Kitabın yazarı olan BART D. EHRMAN, ABD’de North Carolina Üniversitesi’nde din araştırmaları bölüm başkanıdır. İncil tarihi, erken dönem kilisesi ve İsa’nın hayatı konularında otoritedir. Barth D. Ehrman yazarak google’dan sitesi bulunabilir. Bakın yazar neler diyor;

“Yeni Ahit’in Grekçe el yazmalarını yoğun bir şekilde inceledikçe…….söylenecek tek şey orjinallerin Tanrı sözü olduğu, ancak bizim orjinallere sahip olmadığımızdı…..Üstelik tüm kilise tarihi boyunca Hıristiyanların büyük çoğunluğu orjinallere ulaşamadı ve bu da onların Tanrı sözü olduğunu tartışmalı bir konu haline getirmiştir. Sadece orjinallere değil orjinallerin ilk kopyalarına da sahip değiliz…..Sahip olduklarımız daha sonra-çok sonra-yazılmış kopyalardır. Ve bu kopyaların her biri diğerinden binlerce yerde farlılık gösteriyor ……Bu, İncil’in Tanrı sözü olduğu görüşüm için bir problem haline geldi, çünkü fark ettim ki ilkin Kutsal Kitap’ın sözlerini esin veren Tanrı için, onları korumak daha zor olmamalıydı……Sözlere sahip olmamamız şüphesiz,-benim çıkardığım sonuç-onları bizim için korumadığını gösteriyor.Ve eğer bu mucizeyi gerçekleştirmediyse, daha önce o sözleri esinleme mucizesini gerçekleştirdiğini düşündürecek bir sebep de yok gibi görünüyor. Kısacası, Grekçe Yeni Ahit üzerinde çalışmalarım ve onu içeren el yazmalarında yaptığım araştırmalar, beni, İncil’in ne olduğu hakkında ki fikrimi gözden geçirmemi sağladı.”(say-22,23)

“(önceden fikrim) İncili’in tamamıyla ve vahiy, Tanrının değişmez sözü olduğu temeline dayanıyordu. İncil bana pekala insan yapımı bir kitap gibi görünmeye başladı. Kutsal metinleri insan yazıcılar kopyalamış ve değiştirmiş oldukları gibi aynı zamanda Kutsal Yazıların başlangıçta da insan yazarlar tarfından yazılmışlardı. Bu, başından sonuna kadar insani bir kitaptı….. Tanrı tarafından esinlendiklerini hissettiler fakat kendi bakış açıları, kendi kanaatleri, kendi istekleri vardı; bu bakış açıları, kanaatler, görüşler ve inanışlar da söyledikleri her şeyi şekillendirdi….Markos, Luka’nın dediğinin aynını söylemedi…. Yakup, Pavlus’tan farklı….Dolayısıyla İncil, pekala insani bir kitaptır.” (say-24) ( Bu görüşleri için ilerleyen sayfalarda bol bol kanıtlar sunduğunu göreceğiz.)

Yazar 2000 yıllık tarih içinde kopya edilen İncillerde, yazıcılar tarafından yapılan elyazması kopyalarındaki hataları belirtir.

“Bu kitap Queens Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan John Mill’in Grekçe Yeni Ahit baskısıydı. Mill kitabına materyal toplamak için otuz yıl çalışma yapmıştı….”Mill, bu otuzyılda 100 cıvarında elyazmasını inceleyerek 1707 yılında yayınladığı çalışmasında bu yazmalar arasında 30.000’den fazla farklılık olduğunu tesbit etmiştir.(say.110) İlerleyen yıllarda elegecen 5700 adet elyazmalarında ise tesbit edilen farklılıkların bazı akademisyenler 300.000 bazılarına göre 400.000 olduğunu belirtirler.(say.117) Yazıcılar bir metni kopya ederken sadece yanlış kopya hatası yapmadıkları. Bunun yanında kendi arzularına göre ekleme, ya da çıkarmalar yaptıklarını da belgeler. Bakın bu konu da III. Yüzyıl kilise önderlerinden Origen neler söylüyor.

“El yazmaları arasında ki farklılıklar fevkalade bir hal almakta, gerek bazı yazıcıların ihmalkârlıkları yüzünden, gerekse bazıların münasebetsiz küstahlıkları yüzünden, ya kopya ettiklerini kontrol etmeyi ihmal ediyor ya da kontrol ederken hoşlarına gittiği şekilde eklemeler yapıyor veya parça çıkartıyorlar.”(say,71)

Bu konuda bu din mensuplarına hizmet eden Yeni Yaşam Yayınların tarafından yayınlanan “HIRİSTİYANLIK TARİHİ” isimli eserin 138. sayfasında bazı itiraflar var:

“Yeni Antlaşma yazılarının ilk kilisede önemli sayıldığı açıktır. Çünkü hem bireysel olarak, hem de kilisede kullanılmak üzere birçok kopyası çıkarılmıştır. Ancak yazılar önemli kabul edilmesine rağmen bu her zaman özenli ve aslına sadık kalınarak kopyalandığı anlamına gelmiyordu. Bilerek veya bilmeyerek değişikliğe uğramayan hiçbir elyazması bulunmamakla birlikte, bazı elyazmaları daha dikkatli bir kopyalama geleneği yansıtır…..İlk Hıristiyanlar Yeni Antlaşma’ya saygı gösterip çok kullanmakla birlikte kelimesi kelimesinesadık kalmamışlardır.”

Barhr D. Ehrman, bu kopyalama hatalarında pek çok örnek vererek, asıl orijinal metinler tarih içinde ya kaybolur, ya okunmaz hale gelir ya da tamamen yok olur. Böylece yanlış kopyalanan metinlerin artık orjinalleriyle karşılaştırılıp düzeltilmesi imkanının kaybolduğunu belirtir.

Mesela Yuhanna İncilinin 20.31’de kesinlikle sona erdiği ve ilk bölümünün diğer bölümlerden çok farklı bir tarzda olduğu ve burada geçen “söz” den bir daha bahsedilmediği farklı bir elden üretilip metnin başına eklenmiş olacağını belirtir. Ayni şekilde Yuhanna 7:5—8:12’de anlatılan zina yapan kadına uygulanacak ceza konusunun orijinal metinde olmadığını belirtir. Markos’un son on iki ayetin yine orjinalde bulunmadığı ve metnin 16:8’de sona erdiğinden bahseder.(say.86,89) Yuhanna İncilinde ilk giriş 1. bölüm ve en son bölümüm olan 21’de ki aşağıda ki ifadeler ise Yuhanna tarafından yazılması mümükün görülmemektedir.

“24 Bütün bunlara tanıklık eden ve bunları yazan öğrenci budur. Onun tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz.

25 İsa’nın yaptığı daha başka çok şey vardır. Bunlar tek tek yazılsaydı, sanırım yazılan kitaplar dünyaya sığmazdı.” (Yuhanna-21)

Bakın bu tenkitlere İstanbul Protestan kilisesi vakfı ruhani lideri Carlos Madrigal “APOLOGİA” isimli eserinde neler diyor. Zina yapan kadın ayetleri (7:5-8:12) bazı eski elyazmalarında bulunmayışını 710. sayfada şöyle açıklamaktadır.

“Elbetteki bu ayetler bazı eski el yazmalarında yoktur ama bunu, kimsenin sorgulamadığı başka ayetler için de söylemek mümkündür.Ya belli bir papirus hasar görmüştür ve bunun sonraki kopyalarında bu bölüm eksilmiştir, ya bazı paragraflar atlanmıştır ve sonraki nüshalarda bir boşluk olarak geçmiştir, ya da farklı bölgelerde belli başlı bölümler yazmanın eline geçmemiştir. Sonra da bazı el yazmalarında belli bir bölüm geçmeyince o bölgedeki daha geç kopyalarda, bu ayetlerin yanına bir nevi soru işareti konmuştur.”

Carlos Madrigal Yuhanna İncili’nin son kısımlarında ki ilave iddiaları için 691. sayfada şunları söylemektedir:

Yuhanna Müjdesi’nin son sözlerinin bir “ilave” olduğu, bu müjde yazıldı yazılalı bilinen ve kabul edilen bir gerçektir. Zaten bir “ilave”, yani bir “son söz” olarak anlaşılması için oraya konmuştur! Tıpkı luka 1:1-4’ün bir giriş olarak anlaşılması için oraya konduğu gibi. Yuhanna’nın 21. Bölümün’deki parça, Yuhanna Müjdesi’ni teslim alan tanıkların metnin otantikliğine dair sundukları bir tasdiktir.”

Prof. Bart D. Ehrman “İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ” isimli eserinde 190. safasından 270. sayfasına kadar İncillerde yapılan değişiklikler bir sürü örnek veriri. Kitabın 212. sayfasında anlatılan son derece önemli bir konuya örnek verelim. İsa’nın göğe Tanrı’nın yanına yükselmesi İncil’deki en önemli iddialardandır. Bu konuda Matta ve Yuhanna’da herhangi bir bilgi yoktur. Markos-16:19’da bu konu çok kısa yarım cümle olarak yer alır. Konunun uzmanları Matta’nın bu kısmının ilk elyazmalarında yeralmadığını belirtirler. İsa’nın göğe alınması, konusunu sadece Luka’nın yazdığı Elçilerin işleri ve İncilinde gecer. Ancak yazar ayni yazara ait iki eserde bu konuda ki farklı anlatımlarında sonradan ilave edildiğini anlatır.

Yazar daha sonra bu alanda çalışmalar yapan konunun uzmanı bilim adamlarının yaptığı çalışamaları anlatır. Bu bilim adamlarından Richard Simon’un, Bart D. Ehrman’ı doğrulayan tesbitleri;

“Günümüzde gerçekten özgün olarak adlandırabilecek Yeni Ahit’inkiler bile, ister Grekçe, ister Latince , Süryanice ya da Arapça olsun, hiçbir kopya yoktur çünkü hangi dilde yazılmış olursa olsun ekleme yapılmamış bir tane nüsha yoktur. İncil’in elyazmalarında yer alan büyük değişiklikler…..İlk orjinaller kaybedildiğine göre….bugünkü halleriyle sadece ve yalnızca İncil’in elyazmalarını kullanan Protestanların ilkelerini tamamen yıkar.”(say-134)

Biraz yukarıda kendisinden bahsettiğimiz İbranice uzmanı olan Richard Simon, 1707 yılında yayınladığı “Historia Critique du Vieux Testament- Yeni Antlaşma Metninin Eleştirel Tarihi” isimli eserinde, Aziz Jerom’un bu yaptığı “DÜZELTMELERİ” inceler ve zinada yakalanan kadın, Markos’un son iki ayeti ve Johannine Comma (üçlübirlik doktirinini açıkça onaylayan pasaj) konularını Latince VULGATE’ye ilave edenin, aziz jerom olduğunu kanıtlar şu yorumu yapar;

“Aziz Jerom’un eski Latince kopyalarını, metin karşılaştırmasının en katı kurallarına göre, gözden geçirerek ve düzelterek kiliseye verdiği hizmet asla azımsanamaz. Bu çalışmada göstermeye gayret ettiğimiz şey de bu ve Aziz Jerom’un değişiklik yapmayı gerektirecek kadar bozulmuş bulduğu, Yeni Ahit’in çoğu eski Grekçe nüshasının en iyiler olmadıklarıdır.” Yani Aziz Jerom’un Vulgate’yi düzeltmek için kullandığı kullandığı elyazmaları kopyaları, en eski kopyalar olsa bile güvenilir olmadığını belirtir.(say-133)

Mevcut resmi İnciller MS:400 yıllarına varan çeşitli konsillerde kararlaştırılmasına rağmen Protestan ve diğer iki mezhep için nihai karar 1600’lü yılları bulmuştur. Tabi bu çalışmalarda kilisenin baskısıyla ciddi bir metin kıritiği yapmak mümkün değil. Ama gelişen özgürlük ortamı ve bilimsellik artık engel tanımamaktadır. Mevcut İncillerden ümidini kesen ve en eski orijinal elyazmalarına da güveni olmayan 20 yy ilahiyatçıları bakın son olarak hangi yola başvurdular. 1985 yılında Amerika’nın California eyaletinde Westar Enstitüsü bünyesinde Prof.Robert W. Funk ve Prof. Roy W. Hoover başkanlığında 200’ den Katolik ve Protestan akademisyenden oluşan İsa Okulu (Jesus Seminary) adı altında bir çalışma grubu oluşturuldu. Bu Hıristiyan ilahiyatçılarının amacı İncillerde artık, inkar edilemeyecek kadar açıkça kanıtlanmış olan farklılıkları incelemek. Kanonlaşmış ve kanon dışı kalmış İncilleri tarayarak, Hz. İsa’nın gerçek sözlerini ve işlerini belirlemek gerçek İsa’nın kim olduğunu ortaya çıkarmak, kiliseyi asırlardır meşgul eden konulardan kurtarmak. Aslında bu çalışma grubu, yeni bir konsil sayılacak çalışmalar yapmaktadır. İncillerdeki Hz. İsa’ya ait olduğu sanılan söz ve fiillerin gerçekten O’na mı ait, yoksa sonradan İncil yazarları tarafından yapılmış ilaveler mi olduğunu belirlemek? İsa Okulu bu amaçla Hz. İsa’ya ait olduğu sanılan İncillerde bulunan 518 sözün 1544 versiyonunu inceleyerek bunlardan ancak %18’inin Hz. İsa’ya ait olduğuna karar vermişlerdir.104 Ancak bu sözlerden yalnızca 15 tanesi için hiç kuşku bırakmaksızın Hz. İsa’ya ait olduğu belirlenebilmiştir. Bu çalışmanın sonucu olarak 7 yıl sonra 1993 yılında, The Five Gospels:The Search for the Authentic Words of Jesus (Beş İncil:İsa’nın gerçek sözlerinin araştırılması) isimli bir eser yayınlamışlardır.Ayrıca bu eserle özellikle Tomas İnciline ayrı bir önem kazandırmışlardır.

Daha sonra aynı ekip İncillerde Hz. İsa’ya ait olduğu sanılan olayları ele almış ve bu konuda 176 olay belirleyip üzerinde 5 yıl süren çalışmalar sonucunda, bu olayların sadece %16’sının Hz. İsa’ya ait olabileceğini kararlaştırmıştır.İncillerde geçen Hz.İsa’ya ait sanılan 176 olaydan ancak 10 tanesi için kuşkusuz Hz. İsa’ya ait olduğuna karar verilebilmiştir.105 Bu çalışmaların sonucunda 1997 yılında, The Acts of Jesus:The Search for the Authentiç Deeds of Jesus(İsa’nın eylemleri:İsa’ya ait olan eylemlerin araştırılması) isimli bir eser yayınlamışlardır.

Bu arada bütün bu çalışmalardan ümidini kesen, çağımızın önde gelen teologlarından ve Papalık eski danışmanı Prof. Hans Küng, ‘Christianity and Word Religions’ isimli eserinde Hz. Muhammed’i, “Helenist Gentile Hıristiyanlar tarafından değil de, Yahudi olan İsa’nın ilk tabiileri tarafından algılanan ve anlaşılan İsa-Mesih için bir tanık/şahit olarak” mütalaa ederek Hıristiyanların Hz. Muhammed vasıtasıyla, İsa hakkındaki mevcut görüşlerini yeniden gözden geçirme ve bu şekilde de kendi orijinal inançlarına, yani tarihin İsa’sına dönme şansını yakalayabileceklerinin altını çizmektedir. Bunu yazan Katolik bir profesör hem de Vatikanda ki Papalığın eski danışmanlarındandı. Şimdi bu görüşlerinden dolayı danışmanlıktan aforoz edildi. Görevine son verildi. Bakalım bu gerçeklerin ne zamana kadar üstü örtülüp aforoz edebilecekler.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu ve buna benzer kisilerin söylemis olduklari yazilar daha önce bir cok kez tartisilmis ve hic bir doguruk payi bulunmamaktadir. Tarihi metinler suanda mevcuttur. ayrica bende islami konular altinda alinti yapip cevap verirsem bana yine kafa karistirmakla suclayacakalar (birde ben alinti yapmadim ) fakat senin yaptiginin farki nedir ? Ama ben yanlis demiyorum. ve elimden geldigince cevap vermeye calisiyorum. buraya gelenlere söyle böyle denildigi zaman sen kendi sorularinla bas basa kalirsin kimsede kaaleye almaz. ziyankar arkadas gibi moderatörler ve site yöneticileri adina bana hüküm veriyor. Sayin nnic yorumu vardi cok güzel. her hristiyan, yahudi ve müslüman arkadas kendi bölümünde yazilar yazsin o inanc hakkinda bilmediklerimizi bize göstersin fakat saygi cercevesinde..

 

Tsk ediyorum

 

esenlikle

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın gerçek sen o yazdıgını söyledigin ama başka yerden aldıgın nedeni belli olan taraflı yazıyı okudunmu biraz kısa yazmışşında önce sen oku özümse sonra bizlerde okuruz.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Eyüp

 

Eyüp kitapçığı, büyük olasılıkla yazılmış olan en eski kutsal kitapçıktır. Dünyanın sorulan en eski sorularına bir cevap niteliği taşımaktadır. Tanrı, doğru insanların acı çekmelerine neden izin verir? Kötülük nerede başlamıştır? Şeytan'ın rolü nedir?

Eyüp, Tanrı korkusu ve sevgisiyle yaşayan bir adamdır. Bir gün şeytan, Eyüp'ü sınamak için sınırlı olarak Tanrı'dan izin alır. Kısa bir zaman içinde Eyüp sahip olduğu her şeyi kaybeder, vücudunda da derin yaralar açılır. Eyüp en derin acıları çekerken bile, "Beni öldürse bile Tanrı'ya güveneceğim" der. Eyüp bu durumunda, Tanrı'nın değişmez tasarısına bütün kalbiyle iman etti. Kitapçığın sonunda Tanrı'nın Eyüp'e bütün kaybettiği şeyleri geri verdiğini görüyoruz.

Mezmurlar (Zebur)

 

Mezmurlar kitapçığının çoğu Davut tarafından yazılmıştır. Yüzyıllar boyunca halkın yüreğini duygulandırıp kuvvetlendirmenin yanı sıra, Tanrı bu ezgileri vaadinin de birçok derin gerçeğini bildirmek için kullanmıştır. Mezmur yazarı, Tanrısına tapınma ve övgü, sıkıntı ve yalnızlık, reddedilme ve acı çekme, itiraf ve umut, sevinç ve güvenin hepsini Tanrı'nın Ruhu tarafından yönlendirilerek özgürce dizelere dökmüştür. Bütün Mezmurlar, Mesih'i düşünmemize yardımcı olur. Ama bazılarında açık ve temelde Davut'un deneyimlerinin çok üstünde olan şeylerden söz edilir. Mesih'in görkemini, krallığını, çekeceği acıları anlatan bu Mezmurlar, Mesihsel Mezmurlar'dır.

Örneğin, şu ayetler Mesih'in çarmıha gerilerek öleceğini önceden bildiriyordu:

"Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?... Kötüler sürüsü çevremi sarıyor, Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar... Bütün kemiklerimi sayar oldum, Bakıyorlar, gözlerini bana dikmişler. Giysilerimi aralarında paylaşıyor, Mintanım için kura çekiyorlar."(Mezmur 22:1, 17-18)

Diğer bir ilahi Mezmurunda Davut, efendisi olan Mesih'in yücelip Tanrı'nın tahtında oturacağını şöyle ilan etti:

"RAB Rab'bime şöyle dedi: Düşmanlarını ayaklarının altına basamak yapıncaya dek, sağımda otur." (Mezmur 110:1)

Süleyman'ın Özdeyişleri

Süleyman'ın Özdeyişleri, Davut'un oğlu Kral Süleyman tarafından yazılmıştır. Bu kitapçık yaşlı adamın gençlere öğütleri niteliğindedir. Hikmet ve hikmetsizlik, adalet ve adaletsizlik, dürüstlük ve hilekârlık, çalışkanlık ve tembellik, incelik ve kabalık konularında yapmaları gerekeni öğütleyerek tersi durumlarda başlarına gelecekler hakkında onları uyarır. Örneğin:

"RAB korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. Bilgi Kutsal Olan'ı tanımaktır... Bütün yüreğinle Tanrı'ya güven, Bildiklerine güvenme sen. Yaptığın her işte RAB'bi an, o da senin işlerini yoluna koyar." (Süleyman'ın Özdeyişler 9:10,5-6)

Vaiz

 

Vaiz kitapçığı da Süleyman tarafından yazılmıştır. Bu kitapçık, insan ikilemini derin bir biçimde anlayarak Tanrı olmadan güneşin altında bulunan hiçbir şeyin anlamının olmadığını belirtir. Sonsuzluk umudu olmadığı takdirde yaşamın boş olduğunu ortaya koyarak dünyasal bakışın kısırlığını gösterir. Zengin olsun fakir olsun, bilge olsun akılsız olsun bütün insanların ortak sonu ölümdür. Tanrı'yla sonsuz yaşamda birleşeceğimizi ve O'nun bilge iyiliğine güvenip yaşamın yanıt bulmamış pek çok sorusuna O'nda cevap arayarak hayatın gerçek anlamını bulabileceğimizi bu kitapçık açıkça ifade eder.

"İşin sonu şudur: her şey işitildi; Allah'tan kork ve O'nun emirlerini tut; insanın bütün vazifesi budur. Çünkü iyi olsun kötü olsun, her gizli şeyle beraber her işi Allah hükme götürecektir." (Vaiz 12:13-14)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu ve buna benzer kisilerin söylemis olduklari yazilar daha önce bir cok kez tartisilmis ve hic bir doguruk payi bulunmamaktadir. Tarihi metinler suanda mevcuttur. ayrica bende islami konular altinda alinti yapip cevap verirsem bana yine kafa karistirmakla suclayacakalar (birde ben alinti yapmadim ) fakat senin yaptiginin farki nedir ? Ama ben yanlis demiyorum. ve elimden geldigince cevap vermeye calisiyorum. buraya gelenlere söyle böyle denildigi zaman sen kendi sorularinla bas basa kalirsin kimsede kaaleye almaz. ziyankar arkadas gibi moderatörler ve site yöneticileri adina bana hüküm veriyor. Sayin nnic yorumu vardi cok güzel. her hristiyan, yahudi ve müslüman arkadas kendi bölümünde yazilar yazsin o inanc hakkinda bilmediklerimizi bize göstersin fakat saygi cercevesinde..

 

Tsk ediyorum

 

esenlikle

sayın melkem sayın gerçeğin yazsını okudum iddanız yanlış bu verdiği bilgiler şuanda prof araştırmacı konumundaki kendi hırıstiyaan insanlarınızdır bakın adresleriyle kitap sayfalarıyla verilmiş ve bu bilgileri inkar etmeniz bizim için farketmez bu sizin araştırmacılzarınızın gerçeklere gözü kör olmamalrının ıspatıdır bizim herhangi bir telaşımız yok bugün bu konuda en büyk telaşı vatikan yaşıyor böyle gidersede yeniden bir konsil toplanabilir :)

bunada islamı sebep göstermezsiniz umarım

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sayin julide hanim, öncelikle mezhep olarak ortodoksum vebiz papaya ve vatikana bagli degiliz. dünyada sadece vatikan ve papalik yok. bu telas islamda var cünkü biri inancini degistirdigi zaman mutlaka öldürülmesi gerekiyor. hayir yok diyorsaniz irana bakin sadece. Bahsedilen kisileri sayip gercek oldugunu söylersem bende islamla ilgili bir kac kitap var en azindan onlarida sizin hic okumadan inanmaniz gerekiyor. daha öncede dedigim gibi kutsal kitap sürekli arastirmaya aciktir.. kutsal kitapla ilgili tek tarafli karar alma yada bir aciklama yapma yetkisi papalikta degildir. ayrica yahudilerde var sadece hristiyanlar yok. eger degismis olsaydi onlar niye kabul ediyor. bir kitabi kabul ediyoruz ve kiliselerimzde evlerimizde okuyoruz ve sürekli etüt ediyoruz. islamiyet inaiyoruz hepsi haktir fakat bu inandigimiz kitaplar degil degismis diyorlar. bizde düsüncelerine saygi duyuyoruz..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sayin julide hanim, öncelikle mezhep olarak ortodoksum vebiz papaya ve vatikana bagli degiliz. dünyada sadece vatikan ve papalik yok. bu telas islamda var cünkü biri inancini degistirdigi zaman mutlaka öldürülmesi gerekiyor. hayir yok diyorsaniz irana bakin sadece. Bahsedilen kisileri sayip gercek oldugunu söylersem bende islamla ilgili bir kac kitap var en azindan onlarida sizin hic okumadan inanmaniz gerekiyor. daha öncede dedigim gibi kutsal kitap sürekli arastirmaya aciktir.. kutsal kitapla ilgili tek tarafli karar alma yada bir aciklama yapma yetkisi papalikta degildir. ayrica yahudilerde var sadece hristiyanlar yok. eger degismis olsaydi onlar niye kabul ediyor. bir kitabi kabul ediyoruz ve kiliselerimzde evlerimizde okuyoruz ve sürekli etüt ediyoruz. islamiyet inaiyoruz hepsi haktir fakat bu inandigimiz kitaplar degil degismis diyorlar. bizde düsüncelerine saygi duyuyoruz..
bakın iranın kanunlarını islama mal edemezsiniz :) çünki kuran içeriğle iranın yaptığını eşletirecek bir delil bulamazsınız zaten şalom farkında olmadan yukarda din konusundaki büyük kolaylığı anlatan kurandan ayetide vermiş oysaki benim dediğim tamamıyle kitabınız içerikli iddlar ve bu iddlarda yine kendi kiliseleriniz araştırmacılarınız itiradlı gerçekler zaten ben vatikanı örnek gösterdim ama sizin mezhebinzde bu gib çalkantılar var kardeşim hadi onlar yalan diyelim kitabınızın içeriği ordata hangi bir çelişkiyi tutarsızlığı örtbas edeceksinizki hırıstiyan dünyası bunun farkında artık ve ayrıca bir konsül daha toplanırsa bunda en etkili ağır siz kabul etmesenizde aranızda vatikan olacaktır ve sizlerde uyacaksınız :)
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

anlamadıgım konu şu karşıt olarak iran'a bakın denince şimdi iranı bırak suudi arabistana bak denince onu bırak bıraka bıraka islam diye bir şey kalmadı islamiyeti hangi ülke uyguluyor merak ettim uygulaması olmayan din olurmu türkiyeye bak hadi bakalım tarikatlar, yalancı hocalar, fettullah dini(ılımlı islam) biriniz söyleyin islamiyet denen dini uygulayan layiki ile ama, uygulayan hangi ülke var.türk islamları hangisini örnek alıyor.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

islamın 73 fırka oldugu bunlardan sadece bir tanesine tabii olanların cennete gidecegi digerlerinin cehennemlik oldugunu diyanet ve ona baglı hocalar söylüyor türkler hangisine baglıdır kuranda bununla ilgili bir ayet varmı tanrı neden islamiyeti fırkalara bölmek istemiş o yapmamışsa kimler tarafından yapılmış bu 73 fırkadan ayrı olarak mezhepler de var islamiyet kaç bölümdür. hristiyanlıkta mezhepler temelde aynı şeylere inanırlar küçük farklar vardır nelerdir bakalım cocuk vaftizi bazı mezheplerde olmaz bunun gibi ufak detaylar ama kutsal kitap üzerinde herkez hemfikirdir,isa mesih ve onun konumu üzerinde tartışılmaz,vaftiz her mezhepte vardır,rabbin sofrası tartışmasız her klisede yapılır ibadet şeklinde farklılıklar vardır tanrıya ulaşmak için detaylara takılmayız dualarımızın sonunda isa mesihin adında diye bitiririz sen hangi farklardan bahsediyorsun bunlar degişmez temel şeylerdir teferruat bizim için sorun degildir sizin için sorundur abdest almanız bile mezhepler arasında farklılık gösteriyor siz önce bunları sorgulayın inancınızı içinizde tartın sonra kalkıp sizde şunlar var diyin tencere dibin kara seninki benden kara misali.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Guest misafir arkadaş

şalom zaten sen şimdiye kadar sana söylenen neyi anlamışsınki sana neyi anlatalım yine anlayasın gec bunları kendi bildiklerinle yaşa yeter o sana.Zaten nefret ettiğin müslümanlığı niye öğrenmek istiyorsunki.Kac kere söyledim ama nato kafa misali anlamıyorsun.Bu adamlar geleneklerini kanunlarını İslam dininin içine katmışlar.Napabilirizki yani ama biz onların bu bağnaz katı kurallarını tasvip etmiyor ve onaylamıyoruz.İkidebir aynı şeyleri önümüze koyuyorsun.Ortaçağ insanı gibisin.İlerleme yok cünkü.Ayrıca şeriat demek zaten İslam dinidir.Şeriat Allah'ın emir ve yasakları ve Hz.Muhammed'in sünnetleridir.Dinini değiştiren öldürülür diyede bir şey yoktur.Kur'an'da yazan kafir nerde görürseniz öldürün ayetide kafirlerin Hz.Muhammed'le yaptıkları antlaşmayı bozarak tekrar müslümanlara saldırmaları sonucunda Peygamber tarafından söylenmiştir.Size arkadaşlar Kutsal kitabın içinde yazanlardan örnek vererek ve kişilerden örnek vererek anlatım yapıyolar.Ama sen kilisede yaptıklarını anlatıyorsun,birde abdesti bile farklı alıyorsunuz diyorsun.Sana ne söyleniyor sen ne anlatıyorsun.Biraz melkemden örnek alda sacmalamadan konuş bizde ne dediğini anlayalım biraz.Çokda ciddiym yani araplar gibi senide anlamıyorum.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...