Jump to content

Para Sıkıntısı Çekenler


Guest Celal
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

ben bu çekim yasasına gönülden inananlardanım, 2 tane mucizeyi de bizzat yaşadım ama celal arkadaşımızın da dediği gibi buna gerçekten inanmak lazım, örneğin şimdilerdoe yine beceremiyorum olmuyor, çünkü bilinçaltımdaki olumsuzlukları temizliyemiyorum... bakın anlatayım... bundan tam 6 yıl önce o kadar zor durumdaydım ki para yönünden, sıkıntımı anlatmama imkan yok... günlerce dualar namaz falan ama bi türlü aşamadım... bir gün iş için istanbula gitmem gerekti, otobüse binmeden önce bi arkadaşıma uğradım çok ii kahve falı bakan... bi kahve içtim ve kapattım, arkadaşım o kadar güzel şeyler söylediki örneğin iş için istanbula gideceğimi bilmiyordu ve dediki sen bu aralar belki de bugün yarın yola gideceksin, ama o yoldan o kadar mutlu o kadar paralı döneceksin ki inanamayacaksın dedi... bu beni nasıl motive etti nasıl inandım anlatamam... sanki gerçekten olmuş gibi o kadar çaresizdim çünkü ve bu fala inandım işte o yolculuğu sanki böle uçarcasına yaptım kalbim hep pırpır güzel şeyler olacak die yani bu duyguyu anlatamam size 3 gün kaldım ve işlerimi hallettim ama tabi öle bişi olmadı 3. gün cumartesi denk geliodu bakırköyde nimet abla da bi sayısal oynadım ve otele döndüm ama içim hep kıpır kıpır bir neşe bir rahatlık anlatamam ertesi sabah erkenden izmire döneceğim için otelden çıkmadım akşam tv karşısında sayısal çekilişini isledim ve rakamlar düştükçe şok geçirdim ilk 5 tanesi düştü 6cı bende 37 di 40 düştü yani 5 tutturdum o zamanın parası 3 küsür milyar nasıl sevindim anlatamam yani 6yı kaçırmışım falan inanın hiç üzülmedim çünkü bu para ilk etapta beni rahatlatacak bi paraydı o gece nasıl şükrettim nasıl dua ettim anlatamam... ve paralı döndüm izmire..

ikinci mucize de kilolarımla ilgili... yine 2004 yılına kadar ben oldukça kilolu bi bayandım tam 90 kilo sıkıntılar hastalıklar falan yıllar yılı böyleydim... ve ne yapsam bi türlü veremiyordum ilaçlar alıyodum spor şu bu anlık zayıflamalar sonra kilo olarak geri... böle tam 8 yılım geçti 2004 yılında işte önce bu para durumumu düzelttikten sonra bi gece evde otururken kendime baktım aynada nerden bilmiyorum içime öle bi his doğdu ki niye veremiyeyim ki 8 yıl öncesine kadar 60 kilo biriydin sen nolacak ki falan ertesi gün bir rejim bir yürüyüş... ama yine kalbsim öle pırpır içimde bir heyecan yaa bu duyguyu anlatmak mümkün değil yaşamak lazım gerçekten de ve içimdeki bu duygularla3 ayda tam 30 kilo verdim ve 60 kiloya düştüm görenler gözlerine inanamadı, ne bi rahatsızlık ne bişi ve 6 yılda üzerine sadece bi 6 kilo aldım... ve inanır mısınız şimdi ne yapsam ne etsem veremiyorum, para sıkıntılarım var çözemiyorum çünkü farkındayım bilinçaltımı temizleyemiyorum, içimden boşuna yürüyosun bu yürüyüşle veremem daha fazla yürümem lazım diorum, ya boşuna aç kalıyorum böle olmaz ki veremem diorum, halbuki 6 yıl önce beynimde sadece kilo veriyorum vardı şimdi bu düşünceleri yerleştiremiyorum...

biraz uzun oldu ama celal arkadaşımız yerden göğe haklı ben de bunu örnekle açıklamak istedim yani koşulsuz yürekten inandığınız herşey oluyor ama o bilinçaltı o beyindeki düşünceler yok mu... bunları temizlemek o kadar zor ki... ben bile yapamıyorum işte, ki bugünlerde yine ençok ihtiyacım olan günler ama başaramıyorum... ve ben şuna inanıyorum yazmak, olumlama yapmak, olumlu düşünmek hissetmek falan değil çözüm ve başarı... çöizüm ve başarı koşulsuz inanmakta, onu hissetmekte, herkes aksini sölese bile ona inanmakta... işte o zaman bu yasa öle güzel işliyor ki... mesela beyaz olduğunu bildiğiniz bişeye herkes siyah dese bile siz onun beyaz olduğunu biliyorsunuz ya, kim ne derse dese siz bildiğinize inanıyorsunuz ya, işte çekim yasası da aynen böle inandığınızda çalışıyor, çünkü tüm varlığınızla tüm enerjinizle çekiyorsunuz, buna hiç bişi karşı koyamaz ki..

inşallah herkes bunu harekete geçirebilir ben dahil olmak üzere...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben bu çekim yasasına gönülden inananlardanım, 2 tane mucizeyi de bizzat yaşadım ama celal arkadaşımızın da dediği gibi buna gerçekten inanmak lazım, örneğin şimdilerdoe yine beceremiyorum olmuyor, çünkü bilinçaltımdaki olumsuzlukları temizliyemiyorum... bakın anlatayım... bundan tam 6 yıl önce o kadar zor durumdaydım ki para yönünden, sıkıntımı anlatmama imkan yok... günlerce dualar namaz falan ama bi türlü aşamadım... bir gün iş için istanbula gitmem gerekti, otobüse binmeden önce bi arkadaşıma uğradım çok ii kahve falı bakan... bi kahve içtim ve kapattım, arkadaşım o kadar güzel şeyler söylediki örneğin iş için istanbula gideceğimi bilmiyordu ve dediki sen bu aralar belki de bugün yarın yola gideceksin, ama o yoldan o kadar mutlu o kadar paralı döneceksin ki inanamayacaksın dedi... bu beni nasıl motive etti nasıl inandım anlatamam... sanki gerçekten olmuş gibi o kadar çaresizdim çünkü ve bu fala inandım işte o yolculuğu sanki böle uçarcasına yaptım kalbim hep pırpır güzel şeyler olacak die yani bu duyguyu anlatamam size 3 gün kaldım ve işlerimi hallettim ama tabi öle bişi olmadı 3. gün cumartesi denk geliodu bakırköyde nimet abla da bi sayısal oynadım ve otele döndüm ama içim hep kıpır kıpır bir neşe bir rahatlık anlatamam ertesi sabah erkenden izmire döneceğim için otelden çıkmadım akşam tv karşısında sayısal çekilişini isledim ve rakamlar düştükçe şok geçirdim ilk 5 tanesi düştü 6cı bende 37 di 40 düştü yani 5 tutturdum o zamanın parası 3 küsür milyar nasıl sevindim anlatamam yani 6yı kaçırmışım falan inanın hiç üzülmedim çünkü bu para ilk etapta beni rahatlatacak bi paraydı o gece nasıl şükrettim nasıl dua ettim anlatamam... ve paralı döndüm izmire..

ikinci mucize de kilolarımla ilgili... yine 2004 yılına kadar ben oldukça kilolu bi bayandım tam 90 kilo sıkıntılar hastalıklar falan yıllar yılı böyleydim... ve ne yapsam bi türlü veremiyordum ilaçlar alıyodum spor şu bu anlık zayıflamalar sonra kilo olarak geri... böle tam 8 yılım geçti 2004 yılında işte önce bu para durumumu düzelttikten sonra bi gece evde otururken kendime baktım aynada nerden bilmiyorum içime öle bi his doğdu ki niye veremiyeyim ki 8 yıl öncesine kadar 60 kilo biriydin sen nolacak ki falan ertesi gün bir rejim bir yürüyüş... ama yine kalbsim öle pırpır içimde bir heyecan yaa bu duyguyu anlatmak mümkün değil yaşamak lazım gerçekten de ve içimdeki bu duygularla3 ayda tam 30 kilo verdim ve 60 kiloya düştüm görenler gözlerine inanamadı, ne bi rahatsızlık ne bişi ve 6 yılda üzerine sadece bi 6 kilo aldım... ve inanır mısınız şimdi ne yapsam ne etsem veremiyorum, para sıkıntılarım var çözemiyorum çünkü farkındayım bilinçaltımı temizleyemiyorum, içimden boşuna yürüyosun bu yürüyüşle veremem daha fazla yürümem lazım diorum, ya boşuna aç kalıyorum böle olmaz ki veremem diorum, halbuki 6 yıl önce beynimde sadece kilo veriyorum vardı şimdi bu düşünceleri yerleştiremiyorum...

biraz uzun oldu ama celal arkadaşımız yerden göğe haklı ben de bunu örnekle açıklamak istedim yani koşulsuz yürekten inandığınız herşey oluyor ama o bilinçaltı o beyindeki düşünceler yok mu... bunları temizlemek o kadar zor ki... ben bile yapamıyorum işte, ki bugünlerde yine ençok ihtiyacım olan günler ama başaramıyorum... ve ben şuna inanıyorum yazmak, olumlama yapmak, olumlu düşünmek hissetmek falan değil çözüm ve başarı... çöizüm ve başarı koşulsuz inanmakta, onu hissetmekte, herkes aksini sölese bile ona inanmakta... işte o zaman bu yasa öle güzel işliyor ki... mesela beyaz olduğunu bildiğiniz bişeye herkes siyah dese bile siz onun beyaz olduğunu biliyorsunuz ya, kim ne derse dese siz bildiğinize inanıyorsunuz ya, işte çekim yasası da aynen böle inandığınızda çalışıyor, çünkü tüm varlığınızla tüm enerjinizle çekiyorsunuz, buna hiç bişi karşı koyamaz ki..

inşallah herkes bunu harekete geçirebilir ben dahil olmak üzere...

 

Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.

 

İnsan onurlandırılmıştır.Rahman ve Rahim olan Allah tarafından sevilendir.Siz güçsüz ve çaresiz değilsiniz. Okuduğunuz dinlediğiniz sizi küçük düşürücü

negatif hiç bir şeye inanmayın.Kendinizi sevin.

Negatif düşüncelerinizi yazın ve onları olumlularıyla değiştirin. Bunu şimdi yapın.Sizi küçük düşüren güçsüz olduğunuzu söyleyen hiç bir şeye ınanmayın.

Şimdi bu anda tıpkı bir Bilgisayarı yüklenmiş tüm virüslerden temizler gibi zihninizdeki farkında olduğunuz yada olmadığınız düşünce ve inançları temizleyip tertemiz beyaz bir sayfa açabilirsiniz.Geçmişi BIRAKIN.Siz şimdi negatif tüm düşünceleri bırakıyorum demekle bunu yaparsınız.Tek tek uğraşmaya gerekte yoktur. Komut geldiğinde,bilgisayarda geri dönüşüm kutusuna gitmiştir onlar.

Neyi nasıl yapmayı başaracağınız bilmediğiniz,bilinç altı ,bilinç üstü karmaşadan ibarettir. BASİT çe nasıl bilgisayarı temizlerseniz geçmişi,olumsuz düşünceleri atıyorum demek ve komut ve emir vermek yeter.Kendinizi tertemiz ,hafif,mutlu heyecanlı,huzurlu hissedeceksiniz.Şimdi yapın.

Nasıl zorla sizin isteğiniz olmadan bir kıyafeti giymezseniz bu negatiflikte siz istemeden sizle olamaz.

 

Negatif düşünceler,duygular benden şimdi uzaklaşıyor.Hafifliyorum,Mutlu huzurlu neşeli olmayan hiç bir şeye artık inanmayacağım.Olsun amin :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Celal kardeş açtığıın konu, bana pratikte çok iyi; ama uygulamada tembel biri olan bana güzel bir yol oldu.

 

İset kardeşte paylaştığı anı için sağolsun.

 

Demek tüm varlığınla dileğin olmak, işin sırrıymış.

 

 

Her hangi bir kitabı okur anlar ,güzel fikir evet haklı doğru yazmış der kitabı rafa kaldırır,aynı otomatik karmaşanın içinde yaşamaya devam ederiz.Günde 15 dakka

kendini vererek yapılan bu uygulama sonucunu verir.Zaten insan otomatik başka şeyler için bunu yapmaktadır.Kimileri acı içinde yaşamayı sever o duyguyu yaşamayı sever acılı şarkılar dinler,kendine böyle bir deneyim çekecektir.

İstediğini almak bu.Yasa iyi şey istedi kötü şey istedi diye ayırt etmez.

Sırf nasıl bi duygu his acaba diye insan arzuladığında bir yerinin kırılması başına gelecektir.Yaşam deneyimdir. İstemesini nasıl yaptığının farkında olmak lazım.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Güzel ve bilgilendirici bir konu ALLAH c.c. razı olsun .Benimde sorunum şu mesela bir eşya gördüm ama beğenmedim birkaç ay sonra onu alıyorum almak istemediğim halde alıyorum beğenmediğim bir işi yapmak zorunda kalıyorum ama o eşyayı veya o işi ilk gördüğümde ben bunu almam ben bu işi yapmam diyorum sonrada bire bir başıma geliyor.ayrıca istediklerimde başarılı olamıyorum o kadar çok istiyorumki herhalde çok istemekte negatif güç oluşturuyor ve olmuyor istediğim hiç birşey bunun bir açıklaması varmı acaba .

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Güzel ve bilgilendirici bir konu ALLAH c.c. razı olsun .Benimde sorunum şu mesela bir eşya gördüm ama beğenmedim birkaç ay sonra onu alıyorum almak istemediğim halde alıyorum beğenmediğim bir işi yapmak zorunda kalıyorum ama o eşyayı veya o işi ilk gördüğümde ben bunu almam ben bu işi yapmam diyorum sonrada bire bir başıma geliyor.ayrıca istediklerimde başarılı olamıyorum o kadar çok istiyorumki herhalde çok istemekte negatif güç oluşturuyor ve olmuyor istediğim hiç birşey bunun bir açıklaması varmı acaba .

 

 

İnanç sisteminde sanırım büyük konuşma bak yapmam dersin başına gelir şeklinde bir Düşünce kalıbı var bu ondan oluyor. Buna inanmışsın.Yapmam dersen başına gelir.Büyük konuşma demiş ...Birisi böyle söylemiş :)

 

O düşünce kalıbını şu şekilde değiştirin. Yapmam istemem diyen yüzlerce insan var ve istedikleri şeyi yapmak zorunda kalmıyorlar.Bu bir genelleme olamaz.Niye bu söz gerçek olsun.

 

İstemenin ne demek olduğunu açıkladım tekrar yazıyorum

Sözlü istek yetersizdir. Düşünce ,duyguyu yaratır,DUYGU ÇEKİM GÜCÜ sağlar.

Siz hiç Ölmek dendiğinde ağlamazsınız ,ölmek ,ölmek deyin sizde duygu oluşturmaz ama onu daha belirgin duygu yaratacak hale getirirseniz iş değişir.

Bir arkadaşınız ölmüş dediklerinde( Allah korusun) o sizde bir duygu yaratır.

İstediğiniz şeylerle ilgili duyguyuda hissetmek için onu daha belirgin hale getirin

İstediğiniz her neyse onu belirgin duyguyla beraber istemelisiniz.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bu uygulamayla hayatımızı yeniden şekillendirebileceğiz yani. ben başaldım bile. bu konuyu okumaya başlamadan önce anlatamayacağım bir nedenden dolayı ruhum daralıyodu. çünkü biraz önceki duygularımla hayatımıdaki herşeye sil baştan başlayacaktım. yenik bir şekilde hemde. amaaaaa artık öğrendim ve the secret gibi okuyup rafa kaldırmayacağım. şimdi başladım. Herşey yolunda, paramı da, aşkımı da, arkadaşlarımı da aklımdan geçen bana hayat veren herşeyi de avucumda hissediyorum herşeye sahibim. şimdi köşeme çekilip hızlandırıyorum herşeyi. izninizle kendimle başbaşa kalıp uygulamaya başlama zamanım başladı. teşekkürler celal tüm arkadaşlar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bilinç düşünceyle başlar

 

Varlığın ve canın temeli bilmektir. Her şey vücut bulmadan önce Ezeli Hakim’in ilminde vardı. Bedeninize yaşatacaklarınızı önce zihninizde yaşarsınız. Geleceğinizi yönetmek istiyorsanız; geleceğinizi önce zihninizde izleyeceksiniz; geleceğinizin hayali mimarisini adım adım planlayacaksınız.

 

Zihnimizdeki konu, düşündükçe detay kazanır; ayrıntıları belirginleşir. Düşündüklerimiz zamanla eylemlerimizi etkiler ve aklımızdan geçenleri arzulamaya başlarız. Bu yüzden eylemlerimizi, tercihlerimizi düşüncelerimize borçluyuz. Zübeyir Gündüzalp’in dediği gibi, “İnsan ne düşünüyorsa odur.”

 

Maddi veya manevi hayatları sönük geçenlerin aslında düşünceleri sönüktür. Dünyanız düşünebildiğiniz kadar genişleyecektir. Zihninizin bakabildiği yere kadar göreceksiniz. Ömrünüze katacağınız her zenginlik, zihinsel zenginliğinizden bir temel almış olacaktır.

 

Başarının yolları üzerine yazılan kitaplar düşünmenin öneminden söz ederler. Hatta bazıları “zihin gücü, beyin gücü, düşünce gücü” gibi kavramlara vurgu yaparken, düşünceyi “yaratıcı” gibi sunarlar. Hayalî olan yaratamaz; ölümlü olan vücut veremez; ama her şey düşünceye dayanır. Mevlana ne güzel söyler: “Kardeşim, varlığın ancak fikirdir, gerisi bir yığın et ve kemiktir.”

 

Yaratıcımız hayatımızın akışına vücut verirken, onu nasıl yaşamak istediğimize bakar. Rasgele düşünenler düşünmüyorlar. Einstein’ın vurguladığı gibi, “İnsan, aklının sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.” En büyük saldırılara uğrayan organımız beynimiz olduğu halde, değil onu geliştirmek, korumak için bile çaba sarf etmeyiz. Bu yanlış değil midir?

 

Düşüncenizle gelişirsiniz

 

Düşüncelerimiz eylemlerimizin kaynağıdır. Eylemlerimiz alışkanlıklarımızın nedenidir. Alışkanlıklarımız karakterimizi, kişiliğimizi şekillendirir. Karakterimiz ise geleceğimizi örgüleyen en önemli faktördür. Geleceğimizi seçmekte büyük ölçüde özgür bırakıldık.

 

Herkes yürüdüğü yolun sonunda var olana ulaşır. Tırmandığınız merdivene bakarak sonunda nereye yükseleceğinizi anlayabilirsiniz. Büyük geleceğe giden yol, büyük düşünceden başlar. Şimdiye kadar hiç yapmadığınız ölçüde büyük düşünmeye başlamalısınız.

 

“Büyük Düşünmenin Büyüsü” isimli kitabında Dr. David J. Schwartz ilginç bir tespitini aktarıyor: ABD’de büyük bir şirketin yılda 10 bin dolar ödediği işlerine başvuranların sayısı, yılda 50 bin dolar ödediği işlerine başvuranların sayısından 50 ile 250 kat fazlaymış. Bunun anlamı açık: Yeteneklerimizi o kadar küçümsüyoruz ki, yola yüksekten başlamaya cesaret edemiyoruz.

 

Size Van’da dünyaya gelen bir gencin hikâyesini aktaracağım. Ankara’ya geldiğinde hiç parası yoktu. Şehir terminalinden uzaklardaki arkadaşlarının evine saatlerce yürüyerek varabilmişti. Anadolu’nun dürüstlüğünde yetişen o genci gördüğümde başarısını dilemiştim. Ama o zaman, kendim gibi, onun hakkında da çok parlak bir gelecek beklemiyordum. Yanılmışım. Şimdi o, ailesi ve ekibi sıfırdan kurdukları dev bir mağazalar sistemini yönetiyorlar. İlkelerini korurlarsa gelişmeye devam ederler.

 

Van’lı genç büyük düşünmeseydi, işini bu kadar büyütebilir miydi? Nice geceler başkaları uykudayken, yapacaklarını düşünerek sabahladı. Hayalleri oynaşta değil, kurduğu sistemin geleceğindeydi. Kimsenin yapmadığını yapmalıydı ve bu yüzden kimsenin düşünmediğini düşünmeliydi.

 

Hayat paketinde, herkese isteyebildiği kadarı verilecektir. Ezeli mesaj şöyle der: “Benden isteyin, cevap vereyim.” (Mu’min Suresi, 60) “De ki, istemeniz olmazsa Rabbim size ne diye değer versin!” (Furkan Suresi, 77)

 

Tarih sayfaları, aklın ve kalbin sınırlarını zorlayan atalarımızın muhteşem izleriyle doludur. Batı özenmemiz yanlış. Füzeyi ilk atalarımız keşfetti. Mikrobu ilk onlar tanımladı. Dünya haritasını ilk defa Pirî Reis çizdi. Bu tür işler, büyük düşünen azimli atalarımızın eseridir. Peki ya biz!

 

Richard Bach’ın “Martı” isimli bir hikâye kitabı vardır. Hikâyenin baş kahramanı Jonathan Levingston isimli martı büyük düşünüyordu. Yıllar boyunca uçtukları sahilde nüfusları çoğalmıştı. Bu daracık deniz kenarında artık yeterince balık kalmamıştı.

 

Jonathan, gökyüzünün yükseklerinde uçan diğer kuşlara baktı. Onlar gibi yükseklere uçmalı ve başka dünyaları keşfetmeliydi. Genç arkadaşlarına bu büyük hedefini anlattı. Jonathan’ı heyecanlandıran bu hedef, arkadaşları tarafından alaya alınıyordu. Arkadaşları: “Atalarımız hep burada yaşadılar. Buradan daha iyi bir yer bulamayız. Hem atalarımıza ihanet mi edeceğiz?” dediler. Jonathan’ın çabaları sonuçsuz kalmıştı. Biliyordu, uzaklarda, yükseklerde, ötelerde heyecan dolu bir dünya vardı.

 

Sonunda yalnız da kalsa bu maceraya atılma cesaretini gösterdi. Uçtu, yükseldikçe yükseldi. Sıra dışı zenginliklerle dolu denizler keşfetti. “Keşke arkadaşlarım, içinde yaşadıkları hapishaneden kurtulabileceklerini görselerdi... Buradaki müthiş zenginlikleri öğrenebilselerdi.” diye düşündü.

 

Oysa, akrabalarına göre Jonathan ihanet etmişti, atalarını terk etmişti. Jonathan kaybolmuştu; kurda kuşa yem olmuştu; ona yazık olmuştu.

 

Halbuki Jonathan kaybetmedi. Jonathan, verdiği dersle hâlâ yaşıyor ve onun hikâyesini ölünceye kadar hatırlayacağız. Sahillerdeki martıları gördüğümde, aklıma Jonathan geliyor; Jonathan’ın beni martı olmaya davet ettiğini duyuyorum.

 

Aramazsanız bulamazsınız

 

Eğer ötelerdeki değerleri aramazsanız, onları bulamazsınız. Uzaya gidebilmenizin mutlaka bir yolu olduğunu düşünmezseniz, o yolu aramazsınız. Yüksekliğe, sadece yükseği arayanlar ulaşabilir. Büyük arayışlarımız yoksa, “büyük” buluşlarımız da olmayacaktır. Etkili insanın her saniyesi arayış içerisinde geçer.

 

Uykusuz kalan Edison gibi, elektrik ampulünü arıyorsunuz. Ampulü bilmiyorsunuz; ama varlığını hissediyorsunuz. Azgın dalgalarla boğuşan Kolomb gibi, Hindistan’a Dünyanın öbür tarafından ulaşan yolu henüz öğrenmediniz; ama orada olduğuna inanıyorsunuz. Aradığınızın üzerine ümitle gidiyorsunuz.

 

Hayallerinize elbette bir gün kavuşacaksınız; kim bilir saat kaçta, bilmiyorsunuz. Hayat bilmediğini aramaktır; aramamak yaşamamaktır. Kuşlar bile sabah gözlerini açtıklarında, o gün karınlarını nerede doyuracaklarını bilmezler. Ama aradıklarını ayaklarının altında serili bulurlar.

 

İlkokul mezunu Mehmet Kılınç’ın geliştirdiği elektrikli masaj aletini inceledim. Vücuttaki kirli kanı temizleyen bir sistem geliştirdiğini de gördüm. Yıllarca okudum; mastır ve doktora eğitimine kadar ilerledim. Ben Mehmet Kılınç’ın yaptığını niçin düşünemiyordum? Birileri yapınca, küçümseyerek, “Bunu ben de yapabilirdim!” deriz. Faydalı bir şeyi yapabilecek idiysek, niçin yapan biz olmadık?

 

Düşüncelerimiz küçülürse, eylemlerimiz de küçülür; üreteceğimiz sonuçlar da küçülür. Düşüncelerimiz büyüdüğünde eylemlerimizin sonucunun da büyüdüğünü göreceğiz.

 

Hayallerinizi yaşarsınız

 

Aklınızdan geçirip durduklarınız, geleceğinizi inşa etmek üzere biriken tuğlalara dönüşüyor. ABD’nin Ohio Devlet Üniversitesi’nden Tanya Chartrand’ın araştırmaları gösteriyor ki, geleceğimiz, derin bilincimize inen, unutup gittiğimiz hayallerimizle ve düşüncelerimizle de şekillenmektedir.

 

İki kız kardeş, çocukluklarında birbirleriyle oynarken, abla, hemşire rolünü tercih ediyordu. Küçük kardeşe ise doktor rolü kalıyordu. Yıllar sonra doktor-hemşire oyunu gerçeğe dönüştü. Küçük kardeş doktor, büyük kardeş ise hemşire oldu. Küçücük kalpleriyle istediler, arzuladılar, hayal ettiler. Sınırsız Şefkat, oyunlarına bulaştırdıkları dileklerini dinledi ve hayatlarına sundu. İki kardeşin oyunlarıyla yoğurdukları hayalleri bile gerçeğe dönüşebiliyorsa, sizin göz yaşlarınıza bulaştırdığınız hayalleriniz neden gerçekleşemesin?

 

Türkiye’deki kaymakamların %80’inin Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduklarını biliyor musunuz? Eskiden sadece iki okuldan mezun olanlar kaymakamlık sınavına girebiliyorlardı. Ama 1992 yılından sonra bütün idarî bilimler fakültesi mezunlarına kaymakamlık sınavına girme hakkı verildi. Dikkat ettim. Hâlâ sınavı kazananların büyük çoğunluğu, aynı okuldan mezun olan öğrencilerdi. Niçin?

 

Çünkü bu okulun öğrencileri başından itibaren kaymakam olma hayalleriyle doluyordu. Öğrencilerin Mülkiyeliler Birliği içerisindeki ilişkileri, kendilerine sürekli kaymakamlığı telkin ediyordu. Diğer üniversitelerin öğrencileri ise kaymakamlığı ancak mezuniyetten sonra akıllarına getirebiliyorlardı.

 

Simit satmayı düşünürseniz simitçi olmanın yolunu açarsınız. Bilgisayar satmayı düşünürseniz bilgisayar satarsınız. Benimle aynı üniversitenin aynı bölümünden mezun olan bir dostum, bilgisayar satmayı kafasına koymuştu. Bilgilerini geliştirdi, toplama bilgisayarlar oluşturarak işe başladı. İşini büyüttü. Yıllar sonra bilgisayar parçası almak için işyerini ziyaret ettiğimde şaşırdım. Mezun olduğu okuldan birkaç öğrenciyi mühendis olarak, sekreter olarak istihdam ettiğini gördüm. Yeni satış bağlantılarının talimatlarını verirken koşuşturuyordu!

 

Yaradan şartlarınızı bazen genişletir ve bazen de daraltır. Her çekirdek ağaç olmanın bedelini en zor mevsimlerin altında ıslanarak, üşüyerek, çatlayarak ödemiştir. En uzağa ulaşan ok, en fazla gerilen yaydan fırlar. Hayat sizi yoracak, gerecek, fırtınaların içerisinden geçeceksiniz.

 

Yolunuzu, rotanızı, içinizdeki enginliği büyük düşüncelerinizle biçimlendireceksiniz. Şu andakinden daha büyük düşünerek çalışır ve dua ederseniz, çok geçmez, şu andakinden çok daha büyük bir hayata kavuşursunuz.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...