Jump to content

İnsirah Suresinin Psikolojik Etkileri


kuzguncuk

Önerilen Mesajlar

Geçenlerde bir tarikat üyesinin kalp açma ve dış güçlerin kalbi etkisi altına almasını engellemek için sanırım 76 inşirah okunduğunu duyunca dikkatimi çekti ve biraz araştırdım!

INSIRAH SURESININ PSIKOLOJIK ETKILERI (dır!)

Bu ayet başlı başına bir terapi cümlesi olarak görülebilir. Öyle psikolojik hastalar olabilmektedir ki, hayatının zorluklar tarafından tamamen çevrildiğini düşünmekte ve çaresizlik içinde hiç bir çıkış yolunun kalmadığı inancına saplanmaktadır. Bu çok riskli bir psikolojik yaklaşım şeklidir. Bunun bir adım ötesi zorluklardan kurtulma adına hayatına son verme zorunluluğunu duymak ve bilinçsizce intihara yönelebilmektir.

Ayet zorluklar karşısında sıkışıp kalmış bu gibi insanların ruhlarına, adeta nefes alacak bir menfez açmakta, “Kimsesiz ve çaresiz değilsin, kesinlikle bir çıkış yolu var, her güçlüğün içinde bir kolaylık var, vazgeçme, zorluğu huzura çevirmeye çalış!” mesajını vermektedir. O kadar ki, şayet İnsan ümidini yitirmese, o insan o kolaylığı bulamasa bile, kolaylık gelip onu mutlaka bulacaktır. Ayet bu konuda teminat vermekte, Allah kefil olmaktadır.

Ruhsal rahatsızlığın ürünleri olan iç sıkıntısı, korku, kaygı ve üzüntüler, stres ve depresyona yol açan olumsuz her türlü duygu ve düşünceler, huzur isteyen Ruhumuz için hep birer zorluktur. Psikiyatriste başvurmak, ilaç tedavisi ve terapi görmek bu zorlukları aşmanın vazgeçilmez kolaylıkların dan biridir ve mutlaka bu yola başvurulmalıdır.

Bu konuda Allah tarafından Şifa kaynağı olarak adlandırılan Kur’an’a başvurmak da şüphesiz vazgeçilemez bir ihtiyaçdır. İnsan sadece bu ayete bakıp, dikenler içinde gül, kömürde elmas, denizlerde inci arar gibi kolaylığı avlamaya az çaba gösterse, zorluklar içinde kolaylığın ve huzurun hiç de uzağında olmadığını anlayacaktır.

Duanın hem kavlî hem de fiilî, iki boyutlu olması gerektiği gibi, Psikolojik darlıklarımıza da iki reçete ile yaklaşmakta yarar vardır. Şöyle olabilir.

Sıkıntım!..Kaygım!..Üzüntüm!..Korkum!..Siz varsınız, Ama ben bu işte yokum!..Biliyorum ki siz, Huysuz birer zorluksunuz! Ru humu durmadan Zora sokuyorsunuz!..Zorla da güzellik olmaz ki!..İkide bir böyle, Başıma dikiliyorsunuz!..Bakın!..Şu elimdeki Psikiyatrist reçetesi, Sağ elimdeki, Rabbime gönül dilekçesi!..Çekilin bir güneş görsün, Artık ruhumun şu dar penceresi!..

Tepkiniz sesli gülme şeklinde olduysa, yüzde yetmiş beş başarı, tebessüm ettiyseniz yüzde elli, ilginç bulduysanız yüzde yirmi beş başarı sayılabilir. Hiç tepki vermediyseniz, siz başka alternatif deneyiniz, biz de yüreğimizi tekrar gözden geçirelim!..Canınız sıkıldı ğında, üzüldüğünüzde, endişeye kapıldığınızda, ya da korktuğunuzda hatta öfkelendiğinizde bu inşirah (gönle huzur vermek) süresini yürekten okumanızı tavsiye edebiliriz.

Kolaylığın, diğer ifadesiyle psikolojik yatkınlığın temel yolu, nefis arzuları, günahlar, olumsuz duygu ve düşünceler gibi, olumsuz ağırlıklardan kurtulmak ve ruha bütünlük içinde yönelip huzur bulacağı besin kaynaklarına ulaşmaktır.

İnsan, inanç, bilgi ve hizmet eylemleriyle ciddi motive edilirse, bütün zorluklara karşı “Psikolojik bir yatkınlığa’ sahip olur. Ve her zorluğu kolayla kolay hale getirip her müşkülün üstesinden gelebilir.

İnsanın psikolojik yatkınlığa ulaşmasının kolay iki yolu var: Biri Aşkla Rabbe yönelmek diğeri şevkle insanlık yararına hizmetler üretmek!..

Bu yatkınlığa ulaşma yolunda, gelen ayet de son derece uygun düşen iki boyutlu yol ve eylem planı sunmaktadır: İçe ve dışa ciddi yöneliş..

Biri Rabbe iştiyakla ve aşkla yöneliş, diğeri de dünya işlerinde, standartlar üstü ürün verecek şekilde hummalı bir çalışmayı Allah’a takdim ediyor havasında hizmet üretip durmaktır.

Bu demektir ki, insan Allah’tan uzaklaştıkça, aslında kendisini zorluklar içine sürüklemekte, dünya işlerinde de başarısız olmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği “Tevhid’de suhûletin” olmasının ifade edilmesidir. Bir ilahı kabul etmeyen bir insan, pek çok ilahı kabul etmek zorunda kalır ve kolay yolu zorlaştırır. Verilen diğer bir örnek de şöyledir: Gemiye binen bir insan, sırtındaki yükleri gemiye bırakmamakla, aslında kendini zorluklar içinde bırakmaktadır. İnsan iç ve dış dünyasında yaşadıklarını Yaratıcısı ile paylaşmasıyla ancak Psikolojik kolaylığa, huzura ve dünya işlerinde başarılara kavuşabilir. Başına gelen olumlu olumsuz her olayı doğrudan kendine mâl eden ve sırtına yüklenen insan, kendisini zorluklar içine atmakta, psikolojik rahatsızlıklara ve başarısızlıklara yatkın hale getirmektedir.

Psikolojik yatkınlığın önemli bir yöntemi insanın kendisini boy hedefi haline getirmesi olabilir. Çünkü esas zorluk kaynağı insanın ta kendisidir. İnsanın nefsidir. Çocukluktan, gençlikten gelen alışkanlıklarıdır. Esas mücadele alanı ve savaş cephesi kendi duygu ve düşünceleridir, bilinçaltıdır.

Böyle olunca zorluklara karşı en önemli engel olanı, öncelikle kendini aşması gerekir. Şu sözler slogan haline getirilebilir: “Ba na rağmen!”, “Nefsime rağmen!”, “Alışkanlıklarıma rağmen!”…Sözgelimi “Rabbim günahlarıma rağmen senden asla vazgeçmeyece ğim, kapına gelip yüzümü sürmekten geri durmayacağım!”, “Zaaflarıma rağmen günah zorluklarının, yoksulluğuma veya tembelliğime rağmen ekonomik güçlüklerin üstesinden geleceğim!”. “Her başarısızlığı, başarım için bir ateşleme ve tetikleme yapacak hamle ruhumu kamçılamasını sağlayacağım!..” vb…

Günlük her zorluğa aslında bu bakış açısıyla bakmak da mümkündür. Zorluğun üstüne gitmez, bir kenara çekilir ondan kaçar sak, aslında o zorluğun daha çok büyümesine ve yeni zorluklar doğurmasına sebep olmuş oluruz. Eğer üzerine gider mücadele eder sek, hem ondan kurtulmuş hem de yeni zorlukları karşımıza çıkarmasına izin vermemiş oluruz. Bu aynı zamanda tembelliğimizin ve vurdum duymazlığımızın de önüne geçmek ve kendimizi aktif hale getirmek demektir. Zorluk içindeki en büyük kolaylık da aslında aktif liktir, aksiyondur. Gelen ayet de bu konuya ışık tutmaktadır.

Hakiki imanı elde eden insanda, dünyaya ve insana, eşya ve hadiselere ve karşılaşacağı her probleme karşı bakışında ve yaklaşımlarında olumlu bir psikolojik yatkınlık gelişir.

Bu ayetler bize, israrla insanın “Psikolojik yatkınlığa” ulaşabileceği ve her zorluğu aşabileceği konusunu düşündürmektedir.

7,8-”Bir işi bitirip boş kalınca, hemen kalk çalış ve yorul”, “Ve sadece Rabbine yönel!”

Ayet, insanın sürekli meşgul olmasını, iş bitirmesini ve hep daha zora doğru tırmanıp adeta her seferinde kendi derecesini ve rekorunu arttırması hedefini gösteriyor. Bu, insan için bir canlılık coşku ve şevk anlamına geldiği gibi başarı, dolayısıyla ürün anlamına da gelir. Böyle insanların sıkıl maya vakitleri olmaz ki depresyon onların semtine yaklaşabilsin!..

Boş kalmak ruhta boşluk oluşturur. Boşluklar birikince ruhta zorluklar oluşur. İç sıkıntısı, kaygı ve üzüntülerin ana kaynağı ruhta oluşan bu boşluklardır. Oluşmakta olan küçük boşluğu kapatmak kolay olabilir. Boşluklar büyürse kapatmak zorlaşır ve ruhu yutacak dev boyutlara ulaşır.

Unutmamalıdır ki insan boş kalabilir fakat insanlığın azması ve insanlığın fesadı için çalışmaktan zevk alan çıkar uman insanlar, nefis arzuları, bilinçaltı ve olumsuz hayaller üretme merkezi gibi çalışan şeytan asla boş durmazlar. İnsanın boşluk anlarını arar durur ve bulduğu gibi de hücum ederler. İnsan nefsini meşgul etmezse, nefsi insanı meşgul etmeye başlar. Peygamberimizin: “Rabbim beni bir an bile nefsimle baş başa bırakma!” şeklindeki duası ne kadar manidardır!..

Bilinçaltı, Ruh denizimizin yüzeyi gibidir. Her zaman yakamozlar halinde göz kırpmaz, kimi zaman fırtınalar koparır, dev dalgalar halinde ruhumuzun sahillerini döver durur. Onu meşgul edecek bir konu veya iş bulamadığımız için serkeşlik yapmakta adeta intikam almaktadır.

Olumlu zorluklarla onu meşgul etmekten başka seçeneğimiz ve ondan kurtuluşumuz yoktur.Ya onun baskılarına boyun eğip günahlara girmek gerekecektir veya oturup içimizi sıkıntı ve üzüntülerle kemirmesine katlanmak zorunda kalacağız. Ya da manevi lezzet üreten işlerimizle ve güzel aktivitelerle onu susturacağız.

Boş duran ve boşluklar içinde yüzen fert ve toplumların, duran suyun yosunlaşması, işlemeyen demirin pas tutması gibi zamanla çürümesi kaçınılmazdır. Tarih bu anlamda, hamle ruhunu yitirmiş toplulukların akıbetlerine şahit bulunmaktadır.

Aksiyon halinde bulunan insanlar daima kazanırlar. Bu açıyı Kur’an şöyle belirler: Boş oturanlarla, ayakta işleyip duranlar bir olmazlar! Allah işleyip duranları derece olarak üstün tutmaktadır (4/95; 41/95)

Bu ayetle, Duha süresi, 4. ayet arasında latîf bir irtibat da seziliyor. Ve son derece orijinal bir mesajı bize fısıldıyor:

“Her işin sonu başından daha hayırlıdır”. Çünkü hayırlı amaç ve niyetle başlanan her iş, yüce bir hedefe kilitlenmişlik ve sistematiklik içinde, azim ve sebatla çalışarak, hayırlara vesile olacak şekilde, başarıyla sonuçlandırılmalıdır ki bir yenisine yönelme şevkini, isteğini ve becerisini insana kazandırmış olsun!..

Sonu belirleme ve onu açıklama, son derece etkili bir motivasyon oluşturur. Aynı şekilde bir hedef belirleme, o hedefe ulaştığını hayal ederek şevkle çalışma adına vazgeçilmez bir prensiptir.Ayetten, “Hiç bir zaman, salih bir eyleme, son eylem nazarıyla bakılmamalı!” gibi ikinci orijinal bir mesajın da ortaya çıktığını görüyoruz. Sanki ayet bize: “Başladığın bu işe, bunu bitirip, başka bir işe başlamak üzere başla!” şeklinde bir uyarıda bulunuyor.“Ve hedefler içinde, ömür boyu ulaşılamaz zirveye, sonsuz bir hedefe gözünü dikerek, ulaşılamaza ulaşmak için sürekli başla; bitir yeniden başla; hayatını böyle başla ve bitirlerle öylesine doldur ki, hayatın son bulduğunda, bir işe ya başlıyor ol ya da başlamak üzere bitiriyor ol!” diyerek düşünceleri derinleştiriyor… Bu bir salih eylem dairesi oluşturma demektir. Her son ve sonlandırma yeni bir başlangıç için kanca atma anlamını taşımalıdır. Kitap okurken, bir sayfayı bitirirken diğerine geçmeye hazırlanmak gibi…Eylemdeki manevi lezzet, insanı yeni bir eyleme hazır hale getirmekte, insanın psikolojik tavrına orijinal bir kıvam kazandırmaktadır. İşimizde veya insanlara yararlı bir çalışmada sırtımıza yüklenen kas ağrıları ve yorgunluklar, boş oturmakla ruhumuzda oluşan boşluklardan sızan sıkıntı ve üzüntü ile oluşan rahatsızlıkların ağırlığından fazla olmayacaktır.Tam tersine yorgunluk veren her hizmetten haz ve huzur hissedeceğimiz konusunda kuşku yoktur. Çünkü külfet ne kadar çok olursa nimet o oranda artar. Mağrem kadar mağnem ; zorluk nisbetince ödüle konma vardır. Son ayet ise bu eylemlere bir ruh katmakta, “Allah adına!” diyerek anlam ve değer kazandırmaktadır. Çünkü insan sürekli iş yapar semere verir de bir gün, niyet ve amaç gibi en önemli bu ana faktörün yokluğundan bıkkınlığa düşebilir, “Ben niye, kimin için çabalıyorum ki bu kadar!” deyip , emeklerinin boşa gideceği anlayışına kapılabilir. İşte insanın sa’yinin semeresini ahirette göreceği ve Allah’ın rızasını kazanacağı inancı, onun için gerçek anlamda motive edici, yüreklendirici ve tükenmek bilmeyen, uçurucu bir enerji kaynağı olmaktadır. Ve böyle insanlarda psikolojik rahatsızlıklar pek görülmediği gibi, bu tarz insanların yoğun olduğu toplumlarda gerçek huzur hakim olur.

Ayet, sürenin başında işaret edilen ve bütün nefis-ruh hastalıklarına, kişilik ve davranış bozukluklarına ana dosya durumunda olan “Sadr” darlığından kurtulup inşiraha kavuşmak için pratik bir çözüm önermektedir: Sadece Rabbe yönelmek, zorluklarla mücadele etmek ve hayatımızda nefis hesabına bir boşluk bırakmamacasına, insanlığa yararlı olacak hayırlı hizmetlerde koşturmak!..

Son ayetler de bize insanın, “Psikolojik iç ve dış aksiyonu” nu düşündürmektedir.

İNŞİRAH SÜRESİ ÜZERİNE MÜLAHAZALAR

GENEL BAKIŞ:

——————-

A-İnşirah süresine şu iki temel açıdan bakılabilir:

………………………………………………..

1-İnsanın gereğini yapması

Allah’a yönelmesi, kolaylıkları elde etme yolunda her zorlukla mücadele etmesi ve devamlı çalışması

2-Allah’ın lutfetmesi

İnsana ağırlık veren gerek günah gerek dünyevi işlerin zorluklarını kaldırması, kolaylaştırması, ruhuna ferahlık vermesi, başarılara ulaştırıp yükseltmesi

B-İnşirah süresine beş aşamalı da bakılabilir:

……………………………………………

1-İnsan manevi huzuru elde edebilmek için, öncelikle kalbinde ciddi bir manevi operasyon yapmalı, ruhuna asılmış nefsani ağırlıklardan ve günahlardan kurtulmalı

2-İnsan kalp ferahlığını elde edebilmek için, kafasında da ciddi bir ameliyat gerçekleştirmeli, ruhuna zarar veren düşünce ağırlıklarından kurtulmalı, zorluklarla baş edebilecek çözümlere ulaşabilecek müsbet bilinç düzeyine ulaşabilmeli

3-Kalp ve akıl bütünlüğü içinde eyleme geçmeli, aktivitelerinin kalitesini, sürekliliğini ve çeşitliliğini asla yitirmemeli

4-Bu üç aşama başlı başına baş zorluklar… Bütün zorluklarla baş edebilecek şifreleri sunacak ve gerçek dinamizmi verecek anahtar zorluklar. Bütün bunların aşılması, mutluluk ve başarıya ulaşılması bir tek cümlede saklı:

Rabbe rağbet!..

O’na intisap!..

O’na aşk!..

O’nunla, O’nun namına, kainata, kainattaki bütün zorluklara meydan okuyabilecek güç ve zenginliğe, dur durak bilmeden hizmetler ve başarılara koşabilecek enerjiye ulaşma, şevke kavuşma!..

5-Ve sonuç: Ruhun inşiraha ermesi, ismin yükselmesi. İki dünyada mutluluk ve başarı

——————

C-İnşirah sürenin bütünlüğünde insanın bütünlüğü okunuyor.

İnsanın adeta ruh haritasının ana yoları çiziliyor ve aralarda, psikoloji ilminin araştırdığı bütün yönleriyle; kalbiyle, aklıyla, bilinç ve bilinçaltısıyla, duygu düşünce ve davranışlarıyla bir insan modeli ortaya çıkıyor.

——————

D-İnşirah süresinin üslubu de dikkat çekici.

Muhataba sanki tekrarla ısrarla, üstüne basa basa, güven telkin edici, yol gösterici, nasihat vererek ikna yolunu seçerek onore edici, kolaylaştırıcı, yüreklendirici, yönlendirici, moral ve motivasyon verici, huzur mutluluk bahşedici başarı vaat edeci bir ton ve eda gözleniyor.

Bu süreyi oturarak hatta dolanarak ama manasını derinlemesine düşünerek şöyle beş on dakika sesli mırıldananlar bile ruhlarındaki inşirahı ve rahatlamayı hissedebilirler.

Bir bilselerdi!… İnşirah terapileri nice ruhlara ne güzellikler kazandırırdı kim bilir?

——————

E-İnşirah süresinde bir iltifat ve tenezzül-i ilahi göze çarpıyor.

Zira “Biz” diye İlahi Saltanat adına umumi bir ifade kullanılıyor. İradesini kullanarak Allah’a yönelene, bir adım yaklaşana kainat adımlarıyla yaklaşılıyor, bütün kainat hesabına yaklaşım gösteriliyor. Zorluk kaldırılıyor, ruh huzura kavuşturuluyor, başarı yolunda yükseltiliyor.

Sonra da kolaylıkların aşılması ve sürekli çalışma konusu gibi tamamen insani bir boyutta hitap kendini gösteriyor. “Biz! veya “ben” denmiyor adeta “Sen!” deniyor. İnsan iradesine söz hakkı veriliyor. Bir tanımlama, gizli teşvik ve tavsiye yapılarak insan, mücadeleyle baş başa bırakılıyor. Bu uğraş onu uzaklaştırmasın diye de sonunda “Beni unutma!” hatırlatması yapılıyor.

—————

F-İnşirah süresinde aynı zamanda bireysel sorumluluk ve irade mesuliyeti dersi de veriliyor.

Cenab-ı Hak irade-i külliyesi adına “Biz ruhunu kalbini genişlettik huzur verdik!” der. Der ama bunu şeriat-ı fıtriye dediğimiz ve Allah’ın değiştirmeyeceğini ifade buyurduğu gerçek çerçevesinde, irade-i cüziyyeyi de hesaba katarak düşünmemiz gerekir.

O alemlerden gelen inşirah himmeti bu alemdeki insanın irade gayretiyle doğrudan orantılıdır.

Şerh için inşirah gerekir. Bir kalbe nur yüklenecekse o kalbin onu talep etmesi ve yüklenecek nura hazır hale gelmesi gerekir.

Zira hiç bir atiyye matiyyesi olmadan gelmez. Pist olmayan yere uçak inmez, her başa tayr-ı hümayun konmaz, sığ sularda inci mercan bulunmaz.

Ruh inşirahı, netice itibariyle maddi manevi zorluklarla irade kavgasına girişen insanın, bu sa’yine terettüp eden bir semere olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ağırlıklarını atmayan bir hava balonu ne kadar yükselebilir yol alabilir. Ruhunun ihtiyacını, kalbinin gıdasını, aklının beslenmesini ihmal eden, sadece nefis hayatını yaşayıp günahlardan bir dünya kuran insanın ideal manada, iki dünyasını da kapsayan bir ruh inşirahına ermesi asla söz konusu değildir.

—————————-

ZORLUK-KOLAYLIK

—————————-

a-Ayette zorluk kolaylık maiyyetinden-birlikteliğinden iç içeliğinden söz ediliyor.

……………………………………………………………………………………..

O kadar ki her zorluğun peçesi kaldırılıverse altında mışıl mışıl uyuyan kolaylık gülümseyerek kendini gösterecek gibidir.

Maiyyet hem mahiyet kazandırır hem de mahiyet değiştirir.

Allah maiyyetine-beraberliğine yönelen insan, müstesna bir mahiyet kazanır.

Bir maden alaşımına altının katılım oranı ona farklı mahiyet ve değer yüklemesi gibi.

Bu sayede insan zorlukların mahiyetini değiştirme gücünü elde eder.

Zorluk, insanın irade işçiliğiyle, mahiyet değiştirip kolaylık kazanabilir.

Diğer yaklaşımla inanç, niyet, azim, irade ve çaba, zorluğun mahiyetini değiştirip onu kolay hale getiriverir.

Buradaki mahiyet değiştirme ve kolaylaştırma kalitesi, süreci ve semeresi de, Rabbe rağbet, yöneliş ve ihlas gücüyle doğru orantılı olur.

Allah maiyyeti-beraberliği, zorluk maiyyetinde-beraberliğinde olan kolaylığı cezb ve celb eder, bu sayede kimyevi bir değişime uğrar gibi zorluk, mahiyet değiştirir kolaylık oluverir.

Maiyyet mahiyetleri tebdil eder, mahiyetler maiyyetle tebeddüle uğrar.

İlahi maiyetin-beraberliğin olmadığı yerde insan, kalbine ve kafasına koyduğu mecazi inanç, bilgi, düşünce ve çabalarla da, o sa’yinin semeresini geçici dünya adına görebilir. Ne var ki bu ciddi anlamda ebed televvünlü bir ruh inşirahı, kalp felahı, zihin ferahı anlamına gelmez…

b-Ayette zorluk-kolaylık eşdeğerliliğinden bahsediliyor.

………………………………………………………….

Tıpkı ayetlerde ölümle hayatın bir bütünün kanatları gibi ele alınması gibi.

Hayatsız ölüm ölümsüz hayat olamaz.

Hayat ölüme giden bir yoldur, ölüm de hayata giden bir başka yol.

Hayat başarısı ölüm başarısı demektir. Ölüm başarısı da yeni ebedi hayatın başarılı bir başı…

Bunun gibi, hiçbir kolaylık zorluk olmadan olamayacağı elde edilemeyeceği gibi, hiçbir zorluk yoktur ki neticesi itibariyle kolaylıkla sonuçlanmış olmasın…

Zorluk olmadan bir kolaylık düşünülemeyeceği gibi, kolaylığı olmayan hiçbir zorluk da düşünülemez. Bu durumda yürümek esastır. Çünkü zorluğun üzerine yürümek aslında kolaylığın üzerine yürümektir. Bu durumda rahatlıkla söyleyebiliriz ki hiçbir kolaylık, zorluk üzerine yürümeden elde edilemez. Ama yüründüğünde de o zorluk kolaylık olmaktan kurtulamaz… Bu gerçeği düşünerek zorluklara bakmak bile çözüm adına en çaplı ve çalımlı bir adım sayılabilir.

c-Zorluk-kolaylık yerine kolaylık-zorluk değerlendirmesi yapılabilir.

……………………………………………………………………….

Yani her kolaylığa mutlaka bir çaba ile zorlukla, mahrumiyet ve fedakarlıkla ulaşılabilir. Çalışmadan ücret verilmez. Ve işçisi memuru esnafı tüccarı bilim adamı akademisyeni, ellerine geçecek ücretleri, karları, kariyerleri az çok bildikleri ve düşündükleri için zorluklara katlanır, çok çalışırlar.

Bu tavır anlaşılabilir. Çünkü insan peşin ücreti istiyor ve ne elde edeceğini maddi olarak az çok biliyor ve hayal edebiliyor.

Zorluklar içinde bulunan bir insana kolaylıktan bahsetmek ya da ücreti peşin olarak eline geçmeyecek bir konuda ikna etmek oldukça zordur. Yukarda belirttiğimiz gibi ciddi bir kalp ve kafa operasyonu ve değişimi gerçekleştirmek gerekmektedir.

Her şeye rağmen kolaylık için zorluk nasıl gerekli görülüyorsa, zorluk için de mutlaka bir kolaylık en az onun kadar gerekli ve kaçınılmaz olarak görülmelidir deme durumundayız.

d-Ayette tekrarla, israrcı olmayı ders veriyor.

………………………………………………

Ciddi bir teşvik ve kamçılama var. Kesinlikle zorluğun peşini bırakma, yılma, vazgeçme, yarı yoldan geriye dönme, bugün, bugün olmazsa yarın o kolaylık hedefine varacaksın demeye getiriyor. Biraz sabırlı ol, olsun pişsin, kıvama ersin, ona biçilen fıtri zaman dolsun.

Hangi gece var ki sabah görmemiş, hangi acı var ki sona ermemiş, sona ermese de sonsuz mükafata vesile edilmemiş…

—————————–

BOŞ KALINCA ÇALIŞ

——————————

a-İki ayette de öncelikle ilk göze çarpan hususiyet, bir ön kabul durumudur.

Yani gerek “zorluk” ların gerekse “boşluk” ların oluşu normal tabii bir durumdur, insan tabiatının ve dünyanın kuruluş amacının da bir gereğidir.

İnsan bu zorluk ve boşluklarla imtihan olmakta, nefsiyle mücadelesi ve benliğini zorlayıcı zorlukları aşması sonucu ebedi mutluluğu kavuşabileceği farklı ayetlerde defalarca vurgulanmaktadır.

Peygamber Efendimize gelen bir Sahabi “Senin yanındaki coşku ve şevki evimize gittiğimizde kaybediyoruz!” şeklindeki yakınmasına karşı Efendimiz: “Benim yanımdaki gibi dursaydınız melekler bir an ellerini üzerinizden ayırmazdı; kimi zaman öyle kimi zaman böyle olacaksınız!” şeklinde bir değerlendirme yapar.

Bu yönüyle zorluklar kolaylıklara ulaşmanın birer fırsatı ve şevk aracı olarak görülebileceği gibi, boşluklar da, doldurula doldurula, müstesna huzur ve inşirah alemine ulaştıracak yoldaki çukurlar, kuyular ve birer enerji tazeleme basamağı olarak yorumlanabilir.

b-Ruhtaki ağırlıklar, ister günah adına ister soyut psikolojik rahatsızlıklar adına olsun, insanın boş anlarından ve boşluklarından sızan virüsler gibidir.

…………………………………………………………

Bunun ilk örneğini şeytanın, cennetteki ilk insan çiftine yaklaşırken sergilediği taktikte çok açık bir şekilde fark edebiliyoruz. Şeytan,insanın ruhi boşluklarını, çok iyi görebilen, nefsani arzuların ruha nasıl birer ağırlık olabileceğini derinlemesine etüd eden, insan ruhunu ayna gibi okuyabilen bir varlık!..

Bu ayet, insanın ağırlıklardan kurtulup içinin şerh edilmesi inşiraha kavuşturulması ve zorlukların kolaylığa dönüştürülmesi sırlı formulünü, psikolojik rahatsızlıklara karşı önemli bir tedbir yolunu şerh ediyor, açıklıyor ve:

“Hep çalış!” diyor.

Hep öyle çalış ki, seni yutabilecek ve hayatını tatsız ve boş hale getirebilecek boşluklar oluşmasın…Bu küçük ve etkisiz gibi görülebilecek boşluklar başlangaçta “kolay” ca doldurulabilecek iken, insanı yutacak hale gelecek şekilde büyümeye başlayıp baş edilemez psikolojik “zorluk” lar” haline gelmesin, insanı yutacak hale dönüşmesin!…

c-Boşluğun küçüğü büyüğü olmaz, çünkü ruh hiçbir boşluğu kabul etmez.

……………………………………………………………………………..

Ruh ezeli alemden geldiği ebedi aleme döneceği için, sonsuzluktan başka hiçbir şeyle doyuma ulaşamaz ve maddi zevkler onu mutlu edemez.

Ayette son derece dikkat çekici şekilde, insana adeta soluk aldırılmayacak bir boşluk bırakılmıyor gibi bir yaklaşım gösteriliyor. Sanki insan sıkboğaz ediliyor. Burada adeta psikolojik bir sıkıntı verme imajı bile hissediliyor.

Çünkü siz kime “Kardeşim bir iş bitti hemen öbür işe koş bakalım, öyle durmak falan yok!”

Yok gibi bir yaklaşım gösterseniz; bu muhatabınız kendi çocuklarınız, işçileriniz, memurlarınız bile olsa kısa zamanda tepki seslerini yükseltmeye başlayacaklardır. “En azından biz insan değil miyiz, bizim dinlenmeye hakkımız yok mu?” diye savunmaya geçeceklerdir.

Allah teklif-i malayutak yapmaz, kimseye gücünün üstünde yük tahmil etmez. Ve Peygamberimizin meşhur ifadesiyle “Kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin!” gibi ifadelerinde de dinin ruhunun yüsr-kolaylık olduğunu hemen herkes duymuştur.

Bu durum bize, “Zinaya yaklaşmayın!” (17/32) ayetindeki inceliği hatırlatmaktadır. Burada zinaya götüren bir yolun zina gibi kötü olduğu vurgulanmaktadır. Çünkü hayra götüren yol hayır olduğu gibi kötülüğe götüren yol da kötü yoldur.

Zina etmeden önce insanı zinaya ısındıran turlar vardır. Bakışmalar dokunmalar vs… Bir kibrit çöpü koca ormanı yakar, bir mikrop dev gibi bir insanı yıkar. Böyle de bir bakış bir dokunuşla oluşan o kalpteki boşluk büyüyebilir, insanı israrla oluşan bir günahlar zincirinin fasit dairenin içine alabilir. Bu da pek çok olumsuzluklara ve psikolojik rahatsızlıklara davetiye çıkarmak demektir.

Bu yüzden büyüklerimiz israrla sürdürülen günahların zamanla bir tür küfür yolu oluşturabileceğine dikkat çekmiş, ”Hazer et! Bir bakışta bir dokunuşta bir öpüşte batma!” demişlerdir.

d-Zorlukların aslında ruhunda bulunan kolaylıklar öyle kolay elde edilmez; “Kalk çalış! zorluklarla mücadele etmeyi öğren!” mesajı veriliyor.

……………………………………………………….

Bazı ayetler bir arama motoru gibi insanın ruh dökümünü yapar tahlil eder; zalim, cahil, nankör, hırslı, aceleci vb. yönlerine dikkat çeker. Sık sık ahiretteki tablolar insanın ruhuna işrab edilir.

Böyle olumsuzluklara açık bir ruha bu tarz ciddi ve uyarıcı bir tedbir ve ikaz tam yerinde olmaktadır.

Özellikle günahlar birer duvar gibidir ve insan ruhunu duvarlaştırır, nasırlaştırır. Ve ruh sahibinden gelecek inşirah meltemlerinin ve mesajlarının önüne geçer engel olurlar. Bunları aşmak için ciddi ve sürekli irade kavgası verilmeli nefisle yaka paça olunmalıdır.

e-Süreklilik: “Boş kalınca HEMEN çalış!” ifadesinde “fa” harfi bir işin diğer bir işi takip etmesi, biter bitmez bir diğerine geçilmesi manasını veriyor. ………………………………………………………………

Böylece boşlukların birbirini takip etemsine, olumsuzluk fasit dairesinin oluşmasına meydan verilmemesi sağlanıyor.

Günahlarda ve psikolojik rahatsızlıklar verecek olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarda süreklilik, ruh dünyasındaki küçük boşlukları büyütmekte, ağırlıkları ve zorlukları çoğaltmakta ve yoğunlaştırmaktadır.

Bunun başlıca tedbiri, bu olumsuzlukların terapi ve tedavisi de aynı tarzda mukabele etmekle, süreklilik alışkanlığını olumlu yöne kanalize etmekle, salih bir daire oluşturarak bir ömür boyu mücadele etmekle gerçekleşebilir. Yoksa Ruhu kemiren psikolojik rahatsızlıklarla başa çıkma zorlaşabilir.

f-Sistemlilik. Yukardaki ayette iki kez tekrarda: “Her zorlukla bir kolaylığın” oluşu ama “Her zorlukla (o zorluğu giderecek en uygun) bir kolaylığın” olduğu uyarısı fark edilebilir.

………………………………………………………………………………………….

İlk okuyuşta fark edilememiş bir takım hususiyetlerin fark edilmesine bir uyarı yapılıyor adeta.

Psikoloji ilminin yeni çalışmaları, farklı terapi yöntemlerinin geliştirilmesi bu çerçevede değerlendirilebilir. Sözgelimi günümüzde gelişmiş ülkelerde pastoral psikoloji adına rahipler psikolojik takviye çalışması yapmakta, müzikle, renklerle ve alternatif terapi yöntemleriyle insanlık ruh boşluklarını gidermeye, zorlukları kolaylığa çevirmeye çalışmaktadır.

Kimi zaman dolaşma, bir bahçe işiyle uğraşma, evdeki tamiratlarla meşgul olma, müzik dinleme, tiyatroya gitme, bazen kitap okuma ya da bir şeyler yazma ile kapanabilecek bir kısım ruh boşlukları ve giderilebilecek bazı psikolojik rahatsızlıklar olabileceği gibi, özellikle insan ruhunun bütün fakültelerini işlettirebilecek, her birindeki arızaları giderebilecek inanç ve bilim yolundaki insanlara hizmet çalışmalarına girişmek, sosyal etkinliklerde bulunmak, sağlıklı ruhi hayata sahip güzel gören ve düşünen insanlarla haftada bir iki üç bir araya gelip insibağda bulunmak, aynalaşmak, birbirinin ruh güzellikleriyle boyanmak, ruhsat tedavi ve terapi adına farklı ama bir altın yöntem ve sistem olarak tavsiye edilebilir.

g-Çeşitlilik: Ayette geçen “Sadr” kavramı, insanın bütün duygu düşünce ve davranışlarıyla, ruhu, kalbi ve aklıyla insanın iç dış bütün yönlerini ifade etmektedir.

Her bir ruh fakültesinde zorluğu aşmak için, o yapıya uygun sistem, yöntem ve taktik geliştirmek, terapi ve tedavi uygulamak gerekir.

Her insanın hastalığına göre farklı yöntemler uygulanabileceği gibi bir insanın değişik ruh hallerine göre de çeşitli çalışma uygulamaları gerçekleştirilebilir.

Bu noktada Psikiyatrist Hocamız Hasan Bey’in açıklamasını iktibas etmek yerinde olacaktır:

“Çalısırken beynin farklı kompartmanları yorulduğundan başka işe geçince başka kompartman çalışıyor. Yorulan kompartman bu arada dinleniyor”.

Ruhlarında inşirah duymak isteyenler, zorluklarla mücadele edenler, boş kalmak istemeyenler, boş kaldıklarında bir şey yapamıyorlarsa, bu boşluklarını, inşirah süresini okuyarak ve manasını düşünerek de doldurabilir, içlerini aydınlatabilir ve bir huzur duyabilirler…

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

1- Biz, senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi?

2- Ve yükünü indirip-atmadık mı?

3- Ki o, senin belini bükmüştü;

4- Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?

5- Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.

6- Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.

7- Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.

8- Ve yalnızca Rabbine rağbet et.

gerçek bir terapi,doktora falan gerek yok,teşekkürler

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Rabbe rağbet!..

O’na intisap!..

O’na aşk!..

O’nunla, O’nun namına, kainata, kainattaki bütün zorluklara meydan okuyabilecek güç ve zenginliğe, dur durak bilmeden hizmetler ve başarılara koşabilecek enerjiye ulaşma, şevke kavuşma!..

 

Sevgili abicim,sık okuduğum bir suredir.Çok faydalarını görmüşümdür.Allah Razı Olsun...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...