Jump to content

Süleyman Hilmi Tunahan


Guest falcata
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Süleyman Hilmi Tunahan

 

İslam’da rüya bağlayıcı değildir. Yani rüyamda şunu gördüm veya şöyle gördüm dolayısıyla bunu böyle yapmalıyım diyerek o görülen rüyaya göre hareket etmek gerekmez. Lakin gören insan için önemli olabilir ve ona göre hareket edebilir. Nitekim geçmişte ve günümüzde böyle çok olmuştur. Hz. Yusuf’un rüyası gibi.

 

İşte sizlere hayatını ve mücadelesini yazacağım Süleyman Hilmi Tunahan da böyle bir rüyanın sonunda ihtimamla yetiştirilen bir insan.

 

Soyunun Fatih Sultan Mehmet Han’ın eniştesi İdris Efendi’ye dayandığı söylenen Süleyman Efendi, Silistre’nin Satırlı Medresesi’nde yıllarca müderrislik yapan Osman Efendi’nin oğlu olarak 1889 yılında dünyaya gelmiştir. Osman Efendi, İstanbul’da tahsil gördüğü sırada bir rüya görür. Rüyada, vücudundan kopan bir parça gökyüzüne çıkar ve etrafa ışıklar saçar. Bu rüyayı, soyundan gelecek bir evladının dünyayı manen aydınlatacağı şeklinde yorumlar. Evlendikten sonra da dünyaya gelen oğlu Süleyman’ı bu anlayışla büyütmeye çalışır.

 

Tahsili boyunca hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz. Hocalık yaptığı Satırlı Medresesi’ne alarak ilk hocası olur. Ona talebesi olmasının dışında farklı bir ilgi gösterir. Hatta her yanına gelişinde ayağa kalkarak “Buyurunuz Süleyman Efendi oğlum.” dermiş.

 

Süleyman Efendi İstanbul’da

 

Satırlı Medresesi’nden sonra, Rüştiye’ye devam eden Süleyman Efendi’yi babası daha iyi tahsil görmesi için İstanbul’a gönderir.

 

Gönderirken de: “Oğlum! Usul-i Fıkıh ilmine iyi çalışırsan, dininde kuvvetli olursun. Mantık ilmine iyi çalışırsan, ilminde kuvvetli olursun.” demiş.

 

O zamanın şartlarına göre Fatih dersiamlarından büyük alim Bafralı Ahmed Hamdi Efendi’den icazetini alır. Daha sonra da aynı medresede hocalık (dersiam) yapmak için açılan imtihana katılır. Onu da başarıyla verdikten sonra, kadıların (hakimlerin) yetiştirildiği Medresetü’l-Kuzat’ın imtihanını da verir.

 

Artık o başarılı bir hoca konumunda bu durumunu sevinçle babasına haber verdiğinde, babası “Hüküm verme durumundaki insanların büyük mesuliyetini ve adaleti gerçekleştiremeyenlerin cehennemlik olduklarını” haber veren hadisi hatırlayarak oğluna: “Ben seni cehenneme gidesin diye İstanbul’a yollamadım.” der.

 

Babasının bu endişesine katılan Süleyman Efendi, kadılığı kazanmış olmasına rağmen, bu vazifeyi yapmaz, hocalığa devam eder. Bu vazifesini Cumhuriyet döneminde İstanbul Müftülüğü’nde sürdürmüş, camilerde vaazlar vermiş, vaazları bazılarını rahatsız ettiğinden, konuşmalarına da çok dikkat etmesine rağmen rahatsız edici tutumlara maruz kalmıştır.

 

Tutuklanma ve hapishane hayatı

 

Bir gün evinden alınarak 1. şubenin meşhur işkence merkezine konarak, dostlarıyla beraber üç gün süreyle işkenceye maruz bırakılır.

 

1939’da bu tutukluluk dönemi belirli periyotlarla devam eder. Nitekim 1957 yılında siyasi mülahazayı da dikkate alarak dönemin İçişleri Bakanı Namık Gedik tarafından düzmece bir mazeretle tekrar tutuklanması için karar verilir. Damadı Kemal Kaçar’ın da siyasetle meşgul olması, hakkında yapılacak suçlamalarda belirleyici olur.

 

Kütahya Emniyet Müdürlüğü’ndeki bol küfürlü ve işkenceli dramı, bayılmasıyla da sona ermez. Ayıltılıp tekrar aynı küfür ve işkence devam eder.

 

Süleyman Efendi’nin bütün bu çileler içinde en mühim faaliyeti Kur’an okutmak ve kurs açmak olmuştur. Bu halini her tutuklanmasında kendilerine şu şekilde ifade etmiştir. “Bu faaliyetim sadece müslüman çocuklarının dinlerini ve Kur’an’larını öğrenme hedefine yöneliktir. Devletin kanunlarına ve idaresine karşı bir maksadım yoktur.” demesine rağmen ölünceye değin hiç rahat bırakmamışlardır.

 

Dindar insanlara bir şey yapılmadığını söyleyerek gerçeği saklamaya çalışan zihniyet, hangi kaynaktan yararlanarak bunları söylüyor bilemiyoruz. Özellikle İnönü dönemi, bu ve buna benzer baskı ve zulümlerle doludur.

 

Süleyman Efendi, yüksek dereceli şekerden vefat ettiğinde 71 yaşındaydı. 1959 yılında vefat eden Süleyman Efendi için Fatih Camii Haziresine gömülmesi kararlaştırılmış, ama Demokrat Parti’deki dine karşı cephenin engellemesiyle bu karar gerçekleşmez, bunun yerine cenaze namazı Altunizade Camii’nde kılınarak Karacahmet Mezarlığı’na defnedilir.

 

Süleyman Efendi’nin yolu

 

Ortaya birşeyler koymaya çalışan her insanın lehinde ve aleyhinde çok şeylerin söylendiği ve yazıldığı bir gerçek. Süleyman Hilmi Tunahan için de aynı şeyler olmuştur.

 

Olumsuz söyleyenleri bir tarafa bırakırsak, olumlu düşünenler, onun yolundan gittiğini söyleyen kardeşlerim için bir şeyler söylemek istiyorum:

 

Hayatını Kur’an hizmetine vakfeden Süleyman Efendi, bir anne-babadan doğan, etten, kemikten olan, yiyen-içen bizler gibi bir insan. Bu insana olağanüstülükler atfederek uçurup-kaçırmak İslamî bir yaklaşım değildir. Eğer böyle bir nazarla değerlendirilecek olursa “masumiyet” atfetmek gerekir ki, bu da peygamberlerin sıfatıdır. Haliyle bunlar da hata yapabilirler. Öyle görmek, böyle anlamak gerekir.

 

Bu ifadelerim asla Süleyman Efendi’yi ve onun gibi insanları küçük göstermek maksadına yönelik değil. Onlar ki, bizim değil yapmamız, hayal ettiğimiz mücadeleyi gerçekleştirmiştir. Öyle ki, Kur’an okutmasına müsaade edilmeyen Süleyman Efendi, tren vagonlarında, yolcu gibi binerek talebe okutmuştur. Bütün bunlar az fedakarlık değil. Takdirle karşılıyoruz. Bu ifadelerden kasdım, müntesipleri (taraftarları) olan ve kendilerine “Süleymancılar” denen kardeşlerimin yaklaşımlarından dolayı böyle açıklamayı gerekli gördüm.

 

Çünkü aşırı tarafgirlik kişiyi taassuba götürür. Taassub ise gerçeği görmeye mani olur. Kendisinden (kendilerinden) daha doğru, sağlıklı çalışmanın olmadığı kanaatine götürür. Bu ise yanlıştır. En iyisi olmaya çalışmak, en asli vazifemizdir. Fakat bizler gibi çalışma yapan başkalarının varlığını da unutmamak gerekir.

 

Mesela Hoca Efendi’nin döneminde Kur’an için sarfettiği emek, gayret, mücadele, takdire şayan. Fakat daha sonraları durum değişmiş, yeni imkanlar ortaya çıkmış, İmam-Hatip Lisesi açılmış. Bunlara amansız tavır almaktansa biraz mühlet vermek, şayet iyi şeyler oluyorsa onları takdir etmek, onlarla bütünleşmek daha iyi olmaz mıydı? Maalesef bu yapılmadı. Aksi tavırlar alındı. Bu durum şimdilik eski katılığını korumuyorsa da kısmen kırıntıları var.

 

Tabiiki bu konuda o kardeşlerimize karşı da olumsuz tavırlar takınılmıştır. İmam-Hatip Liselerinin kuruluşuyla ilgili “Celal Hoca Kuşağı” isimli kitabı, bazı münakaşalar içinde “Son Devrin Din Mazlumları” isimli kitabı tavsiye ederim.

 

Süleyman Efendi’nin yoluna gelince...

 

1- Hayatını Kur’an eğitimine vakfetmiş, Kur’an’ı bilen ve yaşayan öğrenciler yetiştirmeye gayret etmiştir.

 

2- Ehl-i Sünnet yoluna bağlı olup yeni bir mezhep kurma çabası gütmemiştir.

 

3- Süleymancılık diye bir tarikat yoktur. Kendisi İmam Rabbani’ye bağlı Nakşî bir tarikat mensubuydu.

 

Süleyman Efendi, başlattığı Kur’an eğitimiyle şüphesiz bir çığır açtı. O çığıra sahip çıkacak talebeler yetiştirmek için yoğun çaba sarfetti. Bu yönü itibariyle ülkemizde canlı bir iz bıraktı. Yukarıda zikrettiğim hassasiyetleri de dikkate alaracak şekilde davranılırsa bu ekol, milletimizin gönül dünyasını zenginleştiren izler olacaktır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Guest semihbaba4125

Hayatı:

 

Adı Süleymân Hilmi, soyadı Tunahan'dır Babası zamânın müderrislerinden Hâfız Osman Efendidir Soyu FâtihSultan Mehmed Hanın "Tuna Hanı" olarak tâyin ettiği ve kendi kızkardeşi ile evlendirdiği İdris Beye dayanmaktadır 1888 (H1306)senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde doğdu 1959 (H1379) senesindeİstanbul'da vefât etti Karacaahmed Kabristanındadır

 

Babası Osman Efendi tahsîliniİstanbul'da tamamladıktan sonra Silistre'ye giderek meşhûr Satırlı Medresesindeyıllarca müderrislik yaptı.

 

İlim ehli ve fazîlet sâhibibir âiledendünyâya gelen SüleymânHilmi Tunahan, ilk tahsîlini SilistreRüşdiyesinde ve Silistre Satırlı Medresesinde yaptı Bilâhare tahsîlinitamamlamak için İstanbul'a gelerek Sahn-ı Semân (Fâtih) Medresesinekaydoldu Fâtih dersiâmlarından ve o devrin meşhûr âlimlerinden BafralıAhmed Hamdi Efendi (BüyükHamdi Efendi)nin ders halkasına devâm ettiZamânın usûlüne göre aklî ve naklî ilimleri tahsîl ettikten sonra 1916senesinde Ahmed Hamdi Efendiden birincilikle icâzet, diploma aldı Dahasonra o zamanki tâbiri ile dersiâm (profesör) olarak yetişmek üzereSüleymâniye Câmii medreselerinden Medresetü'l-Mütehassısînin tefsîr vehadîs kısmına devâm etti.

 

Son derece parlak bir zekâya sâhib olanSüleymân Hilmi Tunahan, 1919 senesinde Medresetü'l-Mütehassısîn'denbirincilikle mezûn oldu Aynı yıllarda Medresetü'l-Kuzâtı (HukukFakültesini) da üstün bir derece ile bitirdi Böylece bir taraftan dersiâm diğer taraftan da kâdılık rütbelerine ulaşarak devrinin zâhirîilimlerini tamamladı Mezûniyetini müteâkip İstanbul'da dersiâm olarak vazîfeye başlayan Süleymân Hilmi Tunahan bir müddet sonra medreselerinkapatılması üzerine vâizliğe tâyin edildi Uzun müddet İstanbul'unSultanahmet, Süleymâniye, Yeni Câmi, Şehzâdebaşı ve Piyâle Paşa gibibüyük câmilerinde halka vâz ederek insanlara İslâmiyetin emir veyasaklarını anlattı

Aşağıdakibölümler Evliyalar Ansiklopedisinde yer almamaktadır, farklıkaynaklardan temin edilmiştir

 

Süleyman Hilmi Tunahan (Ks) Hazretleri’nin Kronolojisi (3)

1888/ 1304 - Miladi/ Rumi Süleyman Hilmi (ks)Efendi, Silistre’nin Hezergrad kasabasının Ferhatlar köyünde dünyayageldi

1913 / 1329 -Darü’lHilafeti’l Aliyye MedreseleriKısm-ı Ali (Sahn) Medresesine girdi

1915 / 1331 - 3sınıf 1 şubesini 90 üzerinden 88puanla bitirdi

Eylül 1916 / Eylül 1332 -4 sınıfı 80 üzerinden 76puanla bitirdi

30 Eylül 1916 / 17 Eylül1332 –Medresetü’l-Mütehassisin’in (Süleymaniye Medresesi) Tefsir-Hadisbölümüne girerek Hafız Ahmet Paşa Medresesine kaydoldu

1918 İstanbulMüderrisliği Ruûsuna tayin edildi

27 Mayıs 1919 SüleymaniyeMedresesininTefsir-Hadis şubesinden mezûn oldu

1926 Köyü olanFerhatlar’ı son defa ziyaret ederek40 gün kaldı

1927 BabasıO smanEfendi vefat etti

1936 Mürşid-iKamil olarak vazifeye başladı

1939 İlk defa tevkifedilerek, birinci şubenin tabutluklarında işkence ve hakaretle dolu 3 gün geçirdi

1941 Bulabildiği birkaç talebeye ilim öğretmeyebaşladı

1944 İkincidefatevkif edildi Birinci şubetabutluklarında, 8 gün işkenceye tabi tutuldu

1949 Kur’ân kurslarının açılmasına, sınırlı daolsa müsâade eden kanunun yürürlüğe girmesiyle, Süleyman Efendi Hazretlerinin ilim öğretme faaliyeti bir nebze rahatladı

1950 Vaizlikbelgesiiade edildi

1951 SüleymanEfendi(ks), Şehzadebaşı’ndanKısıklı’ya taşındı ve Avrupa yakasındaki talebelerin tedrisini damadı Kemal Kacar’a bıraktı

1951 Çamlıca’da,Konya Lezzet Lokantası sahibiMustafa Bey’in köşkünün birinci katında ilk düzenli Kur’ân Kursufaaliyeti başladı

1952 Çamlıca’da AzizMahmud Hüdayi Hazretlerinin Çilehanesinin yanında ilk resmi Kur’an Kursu, Üsküdar müftülüğüne bağlı olarak açıldı

1956 CezâyirMüslümanlarının Fransız sömürgeciliğiyle mücadelesi esnasında, vaazlarında "Müslüman kardeşlerimize duâ edelim" dediği için, defalarca karakola çağrıldı veifadesi alındı

1957 Bursa’datertiplenen mehdilik hâdisesi üzerine tutuklandı ve Kütahya Hapishanesi’nde, 69 yaşında olmasına rağmen 59 gün hapsedildi İdam talebiyle yargılandı, berâat etti

16 Eylül 1959 İstanbul Kısıklı’daki Hâne-i Seâdetlerinde, 72 yaşında ahirete intikâl ettiler

 

Tasavvufyolunda Selâhüddîn ibni MevlânâSirâcüddîn Efendinin sohbetlerine devâm ederek yetişti Süleymân HilmiTunahan'ın tasavvufî yönüyle ilgili olarak, dâmâdı ve bağlısı KemâlKaçar tarafından Necip Fâzıl Kısakürek'e verdiği notlardan birbölümüşöyledir:

 

"Süleymân Efendinin bâtın ilmine yâni tasavvuftaki mânevî cephesine gelince, şüphesiz bu husus ehlinemâlumdur Zâhirî akıl ve zekâ ile idraki mümkün olamaz Öyle ki, birinsan müslüman olabilir, tahsilli ve akıllı olabilir Hattâ iç hayâtı münkir olamaz da yine tasavvuf ve irşâda ehil bir zât ile karşılaştığıhalde, o zât ilâhî irâdeyle kendisini ona bildirmezse, dünyâlar biraraya gelse onun feyzlerinden haberdâr olamazlar Bizim ise kendisininmânevî cephesi üzerinde zerrece tereddüdümüz yoktur Biz bu noktayı ilmelyakîn biliyoruz Kendisinin tasarrufunu ve rûh melekeleriüzerindeki tesirini öz rûhumuzda ve vücûdumuzda hissetmiş, enfüsî vekevnî kerâmetlerinin üstün irşâd hârikalarını fiil hâlinde ve hakkıylamüşâhede etmiş bulunuyoruz.

 

Allah'ın bu husustaki inâyet ve lütfunamazhar olduğumuza, kendilerinin kâmil ve mükemmel mürşid olduğuna Silsile-i sâdâd=Büyükler zinciri kolundan otuz ikinci ferdi Selâhüddînibni Mevlânâ Sirâcüddîn hazretlerinin cismânî nisbet, İmâm-ı Rabbânîhazretlerinin de rûhânî nisbetle vârisleri bulunduğuna îmânımız tamdır Kendisinin bu cephesini anlamayanların, hiç olmazsa aksini iddiâetmemelerini ve kendisinde bir mürşid hâli görmediklerini söylemekten çekinmelerini, dünyâ ve âhiret yıkımına uğramamaları bakımından tavsiyeederiz"

 

Zâhirî ve bâtınî yönden yüksekderecesâhibi olan SüleymânHilmi Tunahan, îtikâdda Ehl-i sünnet, amelde Hanefî mezhebine, tasavvufta Nakşibendiyye yoluna mensûb idi Ehl-i sünnetvel-cemâate son derece bağlıydı Kendisinden feyz alan talebeleri ilevâz ve sohbetlerine devâm eden kimselere en büyük tavsiyesi; "Ehl-isünnet vel-cemâat" akîdesine ihlâs ve samîmiyetle bağlı olmalarıydı

 

Yetmiş iki senelik ömrü boyunca İslâmiyetin emir ve yasaklarını öğrenmek, öğretmek ve insanlaraanlatarak onların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmalarına vesîle olanSüleymân Hilmi Tunahan 16 Eylül 1959 senesinde İstanbul'da Kısıklı'daki evinde vefât etti Karacaahmet Kabristanlığına defnedildi (1,2)

 

Sözleri:

 

Oğlum! İlimsiz ibadetin tadı olmaz Tek kanatlı kuş uçmaz İnsanların dünyaya dalıp, istikbal sevdasına düştükleri şu günde, Mevla'nın ilmini okuyacağız O, insana iki cihanda izzet ve şeref veren âli (yüksek) bir iştir

 

* Allah yolunda ol, dosdoğru ol, verdiğin sözün eri ol

 

* Evladım, ağzın laf ediyorsa dil ile doğru ol, sözünle doğru ol Sana inanan kişilere karşı sözünden cayma Eğer sözünü tutarsan "söz" olur ve seni cennete götürür; tutmazsan "köz" olur

 

* Elinle doğru ol Kolunu muzırda (zararlı şeyde) değil, yardım işinde kullan

 

* Tartıyla iş yapıyorsan terazinde, ölçüyle iş yapıyorsan metrende ve litrende doğru ol

 

* Doğrunun doğruluğu, bütün sülalesine akseder, hepsini hayra götürür

 

* İhlas ve samimiyet Allah ve Resûlüne yönelen kimse, gölge gibi dönen dünyayı ve her hayrı kendine tabi kılar Ahirete çalışan dünyayı elde eder Dünyaya çalışan ise ahireti kazanamaz Zira ahiret, hakikat, dünya haleftir Ağacı kökünden götürürsen, gölge de beraber gider Ahirette ne varsa, dünyada onun misali vardır Eğer olmazsa dünya yalan olur Teyemmüm abdestin halefidir, dünya da ahiretin

 

* İnsanları sev ve kimseyi kendinden alçak görme Tevazu sahibi ol, zira en halis niyyet alçak gönüllülüktür Mütevazi olan kimse en güzel zineti takınmıştır Kimseyi kendinden aşağı görme

 

* Hayatta haset etmeden say, kıskanmadan sev Bazı insanlar başkasındakini istemez Öyle olma Gıpta et, fakat haset etme Zira Allah'ın huzuruna fesatle çıkılmaz

 

* Şöyle düşünmeli; Ya Rabbi, aciz kulunu ümmet-i Muhammed'e hizmet etmeye muktedir kıl Eğer "Yâ Rabbi, bana ilim ihsan et" denirse, şahsi menfaate taalluk edeceğinden (şahsi istek olacağından) rıza-yı ilahiye muvafık (uygun) olmaz Zira her ilim sahibi; bu ümmete hizmet etmiş değildir, edemez Bu itibarla da rıza-yı Bâri'yi bulamaz, ilim ve cennet istemek menfaat-ı şahsiyedir Gaye ise rıza-yı Bârî'dir (Allah'ın rızasıdır)

 

* Memur olduğun zaman, sana gelen vatandaşlara sakın yüksekten bakma Yanına geleni ayakta bekletme, yanında daima bir sandalye bulundur ve oturtuver Biraz dinlendirdikten sonra halini sor, işini hallet Sakın ha, "Bugün git, yarın gel" deme İşini o gün bitir Eğer öyle yapmazsan, on parmağım yakanda olacaktır

 

* Senden daha iyi hizmet edecek olan varsa, makamını ona ver İşte vatanperverlik budur Başında müdürün varsa, haset etmeden say, kıskanmadan sev

 

* Hak'tan korkan, halktan korkmamalı İşini düzgün yapanın içi de düzgün olur

 

* İnsanlar muhteliftir Bazısı daha kabiliyetli, bazısı daha yakışıklıdır "Ben niye onun yerinde olmayayım" deme, elindekinden olursun

 

* "Allah bana bir verirse arkadaşıma, komşuma iki versin" diye düşünürsen, seninki üç olur Eğer arkadaşın veya komşun böyle düşünmüyorsa, onunki ikide kalır

 

* Vasiyetim olsun, tefrikaya düşmeyiniz, kavmiyet gütmeyiniz Ehl-i sünnetin gayri olan yanlış yollara sapmayınız Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır Çünkü Allah'ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler

 

* Çalışkan ol, üretici ol Zira Peygamber Efendimiz, "Çalışmak ibadettir" buyuruyor Evladım, alın teri olmadan hiç bir şeyin kıymati bilinmez Tarlanı ek, mahsulünü al Komşuna ver, ağaç dik

 

* "Her koyun kendi bacağından asılır" sözü yanlıştır Dinimizde "neme lazım" demek yok "Bana lazım" demek vardır

 

* Macaristan vaktiyle Müslümandı Fakat bir gün geldi, orada yalnız zahiri ulema kaldı Zahiri ulema, maneviyattan mahrum olduğu için dengeyi tartamadı Ve işte gördüğünüz gibi Hristiyan olup gittiler Bu din maneviyatsız muhafaza edilemez

 

* Bizim; para pul, mevki, makam, siyaset, politika, kavga ve gürültüyle işimiz yok İsnatsız her Müslümanın çocuğunu da okuturuz Bir tek fert geri dönmüşse haber versinler

 

* Temizlik ibadettir ve imanın yarısıdır Eğer sokakta birisi hata yapmışsa, (pisletmişse) sen onu ayağının ucuyla örtüver

 

* Din asıl, dünya ve siyaset feri'dir (ayrıntıdır) Dünya ve siyaset dinin inkişafına alet olabilir Fakat din, dünya ve menfaat ve siyasetine alet olamaz Alet edenlere lanet vardır

 

* Evden çıktığında veya eve dönerken karşından gelen ilk kişiye selam ver Onun vermesini beklersen olmaz; evvela sen ver İşte o zaman o da sana karşılığını verecektir Veren el alan elden, sunan gönül alan gönülden azizdir

 

* Ya Rabbi! Dünyayı kalbime koyma, elimden de alma

 

* İlim, nûr-i ilahidir; insan ise kovan Kirli bir kovanda arının durmadığı gibi, isyan ve zulmetle kirlenmiş vücut ve kalpte de ilim durmaz

 

* İnsan gibi, ilmin de anâsır-ı erbaası (dört unsuru) vardır Ağızdan öğrenmek ve anlatmak, gözüyle görmek, kulağıyla işitmek, eliyle yazmak Bununla beraber, kalbiyle de feyz-i ilahiyi çekecek

 

* Günde en az iki kişiye iyilik et, gönlünü al Çünkü cennetin yolu gönül almaktan geçer Gönül almak cennetin Firdevs kapısını açmaktır

 

* Ben sabahları kalkarken, "Ey Allahım, bana bugün bir kişiye iyilik yapmak nasip eyle" diye dua ederim

 

* Sırf batınla meşgul olanlar mülhiddir Sırf zahirle meşgul olanlar gafildir Kemalat, her ikisinin birleşmesindedir

 

* Yemek yerken, su içerken "İbadet için kuvvet olsun yâ Rabbi" diye, Mevla'nın huzurunda olduğunu düşünmek lazım

 

* Bildiğini öğret Temiz ol ve temizliğinle örnek ol Münevver kişi, münevvir (nurlandırıcı) kişi demektir Öyleleri var ki, üç fakülte bitirir de, hasedinden, kıskançlığından, hiç bir şey öğretmez Gerçek münevver, bildiğini yapan ve öğreten kişidir

 

* Emir vermeye alışmayın Ben, validenizden su dahi istemem Emir vermekle sözün ruhu ölür İhbar, emirden daha müessirdir (tesirlidir) Misal, (Sigara içme! demek yerine) "Benim oğlum sigara içmez değil mi?" demek gibi....

 

Allah bizi şefaatine nayil eylesin... amin cümlemizi...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ben uzunca bir süre bu zatı muhteremi izleyenlerin yurdunda kaldım,birçok bilgiyide öğrenme fırsatı buldum.Rabıtaları,özel duaları vs.

Konuyu açan arkadaşa teşekkür ederim.[/quote

 

bende kaldım siz nerde kaldınız

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Okumadan Namaz Kılmayın Ebu-l Faruk Süleyman Hilmi Tunahan k.s. Hazretlerinden MÜKEMM

      Ebu-l Faruk Süleyman Hilmi Tunahan k.s. Hazretlerinden   Ey Cemaatı müslimin !   Allahımızın şu üç aylarında , şu üç mihrablı camide, sizlere üç hediyem olsun :   1- Cemaatle namaz kılarken, İFTİTAH TEKBİRinden sonra, SÜBHANEKE yi müteakiben, EUUZUBİLLAHI MINEŞŞEYTANİRRACİİM ide okuyup, BESMELE´yi imam efendiye bırakınız. EUZU sebebiyle şeytanın vesvesesinden emin olursunuz.   2- Namazda , Kade-i ahirede, TAHİYYAT ,SALLİ BARİK ve RABBENA lardan sonra TEŞRİK TEKBİRİ getirip öyle s

      , Yer: İslamiyet

    • SÜleyman Hİlmİ Tunahan'in Talebelerİne Tavsİyelerİ

      SÜleyman Hİlmİ Tunahan'in Talebelerİne Tavsİyelerİ   Oğlum! ilimsiz ibâdetin tadı olmaz. Tek kanatlı kuş uçmaz. İnsanların dünyaya dalıp, istikbâl sevdasına düştükleri şu günde, Mevlâ’nın ilmini okuyacağız. O, insana iki cihanda izzet ve şeref veren âli bir iştir. İhlâs ve samimiyetle ALLAH (ZT.C.C.) ve Rasûlu(S.A.V.)'e yönelen kimse, gölge gibi dönen dünyayı ve her hayrı kendine tabi kılar. Âhirete çalışan, dünyayı elde eder. Dünyaya çalışan ise Âhireti kazanamaz. Zira âhir

      , Yer: İslamiyet

    • Süleyman Hilmi Tunahan (Ks) Hz'Lerinin Bir Üniversite Talebesine Nasihatlari

      Süleyman Hilmi Tunahan (Ks) Hz'Lerinin Bir Üniversite Talebesine Nasihatlari Adapazarlı bir zat olan Osman Eslek, Ziraat Fakültesine devam ettigi yıllarda, Süleyman Efendi (k.s.) Hazretleri'nin yanında ve himayesinde bulunuyordu. Süleyman Efendinin akrabalarından olan bu genç talebeye, beş maddelik bir nasihati vardır ki, bütün üniversite talebelerinin dikkatle ögrenmesi ve uyması gereken düstürları ihtiva etmektedir.  

      , Yer: İslamiyet

×
×
  • Yeni Oluştur...