Jump to content

Hristiyanlıkla alakalı sorular


sevban
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

1. Madem Hz İsa Tanrınız ;

Neden ondan 300 yıl sonra bu Kitap yazıldı ?

Neden hala ortada yok Tanrı ölürmü ?

Neden Tanrı bir kadının rahmine girip oaradan Dünyaya gelme gerei duydu ?

Neden hz İsa Kurana ve Efendimize s.a.v karşı Tanrılığını gösteremedi ?

- Öncelikle biz “hz”demeyiz yani hazreti arapcadan gelme saygi anlamindadir. Biz genellikle efendimiz yada mesih isa yada sadece isa vs deriz. Öncelikle bu kitap derken incili kastettiniz. Bu kitap 300 yil sonra yazilmamistir . ilk yüzyila dayanir. Ortada olmadigini söyleyen biz degiliz. Bunu söyleyen müslümanlardir. Ki kuranda daha sonra derlenip toplatildi bir kac defa.

 

Tanri ölür mü ?

 

Filipililer 2

6Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.

7 Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.

Tabikide ölmez. Cünkü yok olmasi mümkün degildir. Düz bir mantikla aslinda Tanrisal isleri anlamak mümkün olamiyor. Tanri insan görünümüne girmistir bunun sebebi günahlarimizdan dolayi demistik yani asli günahimizdan dolayi buna gerek duymustur. Öncelikle mesihin iki tabiati vardi. Bir tanesi kul digeride Tanrisalligi yani onunla beraber yine adem yaratilmistir diyebiliriz cünkü adem yaratildiginda günahi bilmiyordu ve sonra günahli oldu. Simdi bu günahi kaldirmak ve Tanri ile olan ucurumu kaldirmak icin günahsiz birinin tüm günahlari üstüne almasi gerekmekteydi ve dünyada günahsiz kimse yoktur. Simdi nerde yanlis yapiyoruz. Yanlis olan onu insan gibi düsündügünü sanmak ve islerininde insan gibi düzensiz yeri geldimi degisen bir Tanri oldugunu söylemektir. Böyle bir sey mümkün degildir yani onun isleri her zaman dogru ve degismezdir.

 

2. İnci tahrif edilmedi ise ;

Neden 4 adet var ?

- Sayin arkadasim; 4 tane incil yoktur. İncil 27 bölümden olusur.bu 4 bölüm isayi 4 farkli kisi tarafindan anlatildigi yada aciklandigi icindir. Yani isayi daha iyi tanimak icin.

 

Eğer Hz. İsa'nın bütün hayatı ve sözlerinin tamamı vahiy ise, onun çarmıha gerildiği sırada "Allah'ım, Allah'ım niçin beni terkettin? " diyerek isyan edişi de vahiy midir?

 

- Vahiy nedir? Vahiy olacaklarin ve olmuslarin insanlara bildirilmesidir. Simdi burda mesihin iki tabita sahip oldugunu söyledik. Biri insan tabiati digeri ise Tanrisal tabiat ama kesinlikle Tanrindan bir eksilme hasa yoktur. Bu dünyada Tanrinin isteklerini yerine getirmek cok basit ve kolaydir. Siradan tüm insanlar yapabilir bunlari mesela herkes rahatca kötülük yapabilir ama Ruhsal islere gelince cok zordur ve bir coklarida dünyasal islere yönelmistir. Mesih dedik ki; tüm insanlarin irsi olan günahi icin kendini feda etmistir bunu hacta seytani yenerek gerceklestirmistir fakat onu söylerken; Biz degistigine inanmadigimiz yani her zaman güvendigimiz eski antlasma Zebur (mezmurlar)da önceden bildirilen bir olay gerceklesiyor

Mezmurlar 22

1 Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin? Niçin bana yardım etmekten, Haykırışıma kulak vermekten uzak duruyorsun?

16 Köpekler kuşatıyor beni, Kötüler sürüsü çevremi sarıyor, Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar.

17 Bütün kemiklerimi sayar oldum, Gözlerini dikmiş, bana bakıyorlar.

18 Giysilerimi aralarında paylaşıyor, Elbisem için kura çekiyorlar.

Baba biricik günahsız Oglunu dünyanın bütün günahi ile kirlenmis görünce doğrulugu,safligi,temizligi nedeniyle tiksinmistir;tiksindigi biricik Kuzusu degil bütün dünyanin günahinin kirliligi idi. Rab İsa Mesih o andaki insan dogasının verdigi aciyla Tanrim,Tanrim beni neden terk ettin diye bagirmistir. Yani bu insan özünden kaynaklaniyor. Tabiki terk etmemistir fakat tiksinmeden dolayi mesafe koymustur. Dedigim gibi tiksindigi biricik oglu degil günahti.

 

3. Neden üçleme var ;baba oğul ve ruh ?

 

- Neden bir ücleme vardir? Bunun sebebi Tanrinin özünden kaynaklaniyor. Yani örnek vermek gerekirse bir insanin hem ruhu hemde bedeni vardir fakat iki tane insan diyemiyoruz.Bu basit bir örnekti. Baba Tanridir. Kutsal ruhta onun ruhu. Oglu ise Taninin insan bicimindeki sözüdür. Bu yüzden bir üclü birlik kavrami vardir. Fakat kesinlikle bir tane tanri vardir.

Meryem hangi rolde O neden Anne olmuyor ?

- Meryem; aslinda bir aracidir. Yani isanin dogmasina vesile olmustur. Tanri insanlarin kavrayamayacagi bazi konulari bu sekilde gerceklestirmistir. Yani hic bir birlesme olmadan meryemden her hangi bir degisme olmadan sirf insandan dogmasi icin secilmistir. Ama bizim icinde cok degerlidir. İsa dogduktan sonrada kiz olarak kalmistir.

O olmadan İsa nasıl olacaktı Meryem bu üçlemede neden yok?

- o bir aracidir bu üclemede tanrisal bir ögesi yoktur. Yani normal bir insandan pek farki yoktur. Bu ücleme tanrinin kendisidir yani meryemin Tanri olmasi mümkün degildir.

4. Bu 4 İncildeki aşağıdaki çelişkiler nedendir ?

Bu tahrifat değilmidir ?

1. Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa(as)’ın risaleti bir yıl, Yuhanna’ya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür.

Ayetleriyle birlikte verirseniz sevinirim ayrica biraz daha aciklayici olun.

RİSALET: Birisini bir vazife ile bir yere göndermek. * Peygamberlik. Büyük kitapla gelen peygamberlik. * Elçilik.

Simdi isa mesih peygamberlikte bulunmustur fakat kendisi peygamber degildir.

Bu konuda ayet veriseniz sevinirim.

 

2. Hz. Davud’dan (a.s.) Hz. İsa (as)’a kadar geçen kuşakların sayısı Matta’ya göre yirmi altı iken Lukaya göre kırk'tır.

Soruyu yanlis sordunuz.

(a) İbrahim'den Davud'a kadar toplam ondört kuşak, (b) Davut'tan Babil'e sürgünlüğe kadar ondört kuşak ve © Babil'e sürgünlükten Mesih'e kadar da ondört kuşak geçti." (Matta 1:17) yani 26 degil.

Luka: isa hakkinda farkli bir porte ile acikliyor diger 3 bölümde oldugu gibi.

 

 

3. İncillerin bazı yerlerinde Hz. İsa (as)’a uluhiyet isnad edilirken, bazı yerlerde de ona insanoğlu denmektedir. Bu ikisi arasında gözden kaçmayacak açık bir çelişki görülmektedir.

- Bu celiski degildir. Bu iki özü oldugu icindir. Yani tanrisal özelligi vardir ve birde insan özü vardir. Söyle aciklayabiliriz. Nasil ki günahsizken günah bir insan araciligla geldi ayni sekilde günahsizken bir insanin tüm günahi üstlenip kaldirmasi gerekiyordu.

 

4. Hristiyanlığa göre Hz. İsa (as) çarmıha gerileceği sırada “Allah’ım! Allah’ım! Beni neden terk ettin!” diye Allah’a yalvarmıştır. Bu söz Tanrı İsa’nın ise, onun Tanrı olduğu halde kendini koruyamadığı anlaşılıyor. Peygamber İsa’nın sözü ise, onun Tanrı’yı hakkıyla tanımadığı anlaşılıyor. Çünkü bir peygamber “Allah’ım! Beni neden terk ettin?” demez. Bizim inancımıza göre ne Hz. İsa çarmıha gerilmiş, ne de böyle bir yakarışta bulunmuştur.Açıklarmısınız ?

- Bir karsilastirma öncelike yapmayiniz. Bir ayet vermek istiyorum. Bu ayette önceden bildiriliyor.

 

Mezmurlar 22

1 Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin? Niçin bana yardım etmekten, Haykırışıma kulak vermekten uzak duruyorsun?

Baba biricik günahsız Oglunu dünyanın bütün günahi ile kirlenmis görünce doğrulugu,safligi,temizligi nedeniyle tiksinmistir;tiksindigi biricik Kuzusu degil bütün dünyanin günahinin kirliligi idi. Rab İsa Mesih o andaki insan dogasının verdigi aciyla Tanrim,Tanrim beni neden terk ettin diye bagirmistir. Yani bu insan özünden kaynaklaniyor. Tabiki terk etmemistir fakat tiksinmeden dolayi mesafe koymustur. Dedigim gibi tiksindigi biricik oglu degil günahti. Peygamber degildir. Peygamberlerde bizim gibi insandir fakat öyle olsaydi isa yerine bir insani secerdi yani normal bir insan. İnancinizda asilmadigini yaziyor yani aslinda asilmasinin gayesi nedir bunu aciklayabilirmisiniz?

5. Matta, Hz. İsa (as)’ın soy kütüğünü Hz. İbrahim (as)’e kadar kırk kişi olarak verirken, Luka bunun elli beş olduğunu söyler.

- matta 40 derde lukanin öyle dediginizi nerden cikardiniz. Yukardaki sorunuzla celisiyorsunuz. “2. Hz. Davud’dan (a.s.) Hz. İsa (as)’a kadar geçen kuşakların sayısı Matta’ya göre yirmi altı iken Lukaya göre kırk'tır.

 

6. İncillerde Hz. İsa için sık sık “Allah’ın oğlu”, “Yusuf’un oğlu”, “Davudoğlu”, "Ademoğlu” gibi ifadeler kullanılır. Bunların arasında açık bir çelişki vardır.Kimin oğludur ?

- Celiski vardir demek yanlis olur.. Birincisi davudun soyundan geldigi icin. İkincisi İnsan soyundan geldigi icin. ücüncüsü yusufun meryemle nisanli olmasindan dolayi ve o zamanki kayitlarda gectigi icindir. İncilde nufüs kaydindan bahseder o zaman kayitta yusuf oglu olarak gecer yani marangozun oglu.

 

7. Markos İncil'inde, İncil Allah’a, Romalılara Mektub kitabında ise, Hz. İsa (as)’a nispet edilir.

- Tam aciklarmisiniz?

 

8. Luka İncilinde bir yerde kurtarıcı Hz. Allah, diğer bir yerde de Hz. İsa (as) olarak verilmektedir.

- Simdi incili okumadiginiz icin bilmiyorsunuz. Kurtaran Tanridir. Kurtulus ise insan bedenine börünerek yapiyor. Kurtulusu yapan mesih isa dir.

 

9. İncillerde Tanrı'nın görülüp görülemeyeceği hususunda çelişkili bilgiler bulunmaktadır.

Tanrı'yı göremeyeceğimizi söyleyen bir sürü ayet vardır (Çıkış 33:20; Yuhanna 1:18). Neden mi? İki nedenden ötürü. Birincisi, Tanrı ruhtur (Yuhanna 4:24). Tanrı'nın özünü göremeyiz çünkü O ruhtur. İkincisi, bir insan Tanrı'nın çıplak görkemine bakıp yaşayamaz. Çok yüce ve (huşu vericidir) korkunçtur. Çok kutsal ve güçlüdür. Saul'un Şam yolunda yolculuk ederken Tanrı'nın yüceliğinin sadece bir kısmını görmesinden sonra, üç gün kör olması bundandır (Elçilerin İşleri 9:3-9). Eski Antlaşma'da Tanrı'nın bir bulut, ateş ya da melekler tarafından simgelenmesinin nedeni buydu. Peki öyleyse, insanların Tanrı'yı gördüklerini söyleyen ayetlere ne demeli?

 

a) Tekvin 32:30 Burada Yakup bir melekle güreşmiştir (bakınız Hoşeya 12:4). Ama bu sıradan bir melek değildi. Bir insanın Tanrı'yla fiziksel olarak güreşemeyeceğini biliyoruz. Ama burada Tanrı, bir meleğin Kendisini simgeleyen şekliyle Yakup'la güreşmiştir. Bu, Yakup'un yaşamında ruhsal bir dönüm noktası olmuştur. Bu yüzden Yakup, Tanrı'yı gerçekten yüz yüze görüp yaşadığını söyleyebilmiştir. Tanrı'yı gerçekten gören birinin öleceğini biliyordu. Ancak Yakup, Tanrı'nın temsilcisiyle güreşmiştir, ve bu anlamda bütün hayret ve huşu vericiliyle gerçekten de Tanrı'yı, bir insanın Tanrı'yı görüp de hâlâ yaşayabilmesinin olası olduğu tek yolla görmüştür.

 

b) Çıkış 24:9-11 Musa, Harun, Nadab, Abihu ve İsrail'in ihtiyarlarından yetmiş kişi, Tanrı'nın antlaşmayı yürürlüğe koyması için kutsal dağa çıktılar. Burada, Tanrı'yı gördüklerini ve yiyip içtiklerini okuyoruz. Bu ayetlerde dikkat edilmesi gereken bazı önemli şeyler vardır. Bunlardan birincisi, "ayağının altında" gibi insanbiçimci bir dilin kullanılmasıdır. Bunun, akıllı bir okuyucuya insan gözüyle görülemeyeni tanımlamaya çalışmak için insanbiçimci dil kullanıldığını bildirmesi gerekir. İkincisi, mecaz kullanımıdır. Burada başka ne görüyoruz? O'nun ayağının altında "kaldırım gibi bir şey" gördüler. Insanbiçimci dilde olduğu gibi, mecaz kullanıldığında da yorum, bunlar göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Üçüncü olarak, 10'cu ayet, gözlerini ancak Tanrı'nın ayaklarını görebilecek kadar yükseğe kaldırabildiklerini apaçık bildirmektedir. Eğer Sayın Yüksel'in söylediği gibi Tanrı'yı gerçek bir şekilde görselerdi neden burada Tanrı'nın Kendisinin bir tarifini bulmuyoruz? Ama tabii ki bulmuyoruz. Tanrı'nın bir görünüşünü gördüler. Ama Tanrı'nın sadece bir görünüşünü gördükleri halde Tanrı'nın kendilerini öldürmediğinin hâlâ farkındaydılar (ayet 11). Böylece Tanrı'nın bir görünüşünü görme anlamında Tanrı'yı gördüler- ve yaşadılar.

 

c) Çıkış 33:11 Bu ayet bize Tanrı'nın Musa'yla yüz yüze konuştuğunu yazıyor. Bir insan nasıl olup da Tanrı'yla bu şekilde konuşup yaşayabilir? Yine burada, insanbiçimci dil kullanıldığına dikkat etmeliyiz: "bir insanın arkadaşıyla konuştuğu gibi." Bu ayet, Tanrı'nın Musa'nın Kendisiyle ayrıcalıklı ve yakın bir ilişki içinde olmasına izin verdiğini tanımlamaktadır. Ama Musa gerçekten Tanrı'nın yüzünü görüp yaşamış mıdır? Eğer Musa Tanrı'yı gerçekten yüz yüze gördüyse o zaman neden aynı bölümde Tanrı'nın yüceliğini görmeyi istemiştir? (ayet 18). Eğer Musa gerçekten Tanrı'nın yüzünü gördüyse neden aynı bölümde Tanrı, "Yüzümü göremezsin, çünkü insan beni görüp de yaşayamaz" demiştir (ayet 20)

 

esenlikler

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

mr.düşünce şimdi senin yazdıklarının diğer şahıslarının yazdıklarıyla ne farkı var.Üstelik sen düz bir şekilde fazla hikaye senaryo yazmadan düz bir şekilde herkesin anlayacağı şekilde aynı şeyleri yazmışsın.Napalım yukarda dediğim gibi devam ediyor herşey.İnanç bu hiçbirşeye benzemez.

Sürekli aynı sorular!!!Belkide daha önce verilen cevapları anlamadılar dedim.En düz şekilde Hristiyan inanç temellerini koydum!!!

Bunuda anlamazlarsa artık daha fazla saçma sapan konu açmanın alemi yok kaç defa aynı cevapları verdik biz bu insanlara...

İnsanlar anlamak istemiyor yahu sizin kitabınız tahrif olmuş diyorlar diyoruz kanıt gösterin,geliyorlar saçma sapan bir şekilde inanç temellerini yargılıyorlar.

Çok basit anlaşılması kolay şeylere çelişki deniyor.Bir insan anlamak istemezse anlamaz.Mesela Jülide diye bir bayan var bu forumda açtığı konular cevaplanıyor.Hiç cevaplarımızı onaylamadan başka bir konu açıyor yeni iddalar atıyor ortaya.

İşte bütün mesele bu anlamayı istemek veya tam tersi.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Çok güzel bir konu fakat başka dinlere mensup bazı arkadaşlar,Kendi düşünceleri yerine gerçekleri yazıp bizide aydınlatsalar devamlı aynı şeyler konu içinde dönüp durmasa çok iyi olur fakat daha çok kişilerin inançları konulara yazılıyor gerçekler değil..O sebepten dolayı ben Yüce Allah'ın Bozulmamış sözlerinin konuda geçmesi taraftarıyım.

 

Ozaman konu daha güzel bir hal alır..

 

 

 

2. İnci tahrif edilmedi ise ;

 

Neden 4 adet var ?

 

Eğer Hz. İsa'nın bütün hayatı ve sözlerinin tamamı vahiy ise, onun çarmıha gerildiği sırada "Allah'ım, Allah'ım niçin beni terkettin? " diyerek isyan edişi de vahiy midir?

 

 

Üsteki sorunun cevabını bende çok merak ediyorum çünkü 2 tane incil okudum ve sitedede bir konu paylaştım iki kitapta birbirinden farklı ve çelişki doluydu.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu sorduğunuz soruların cevapları daha önceki konularda var.Ama ben yine yine yine yine yine yine tekrarlıyım.

İsa Mesih bir İncille gelmedi o kelamın kendisi olduğu için bir katip gelmedi yanında onun öğrencileri matta markos luka yuhanna tanıklıklarını ve söylediklerini sonradan kitaplaştırılmıştırlar.Ayrıca Allah'ım allahım beni neden terk ettin sorusunun cevabınıda bu konu içerisinde vermiştim lütfen önce verilen cevapları okuyunuz.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Ayrıca biz kendi düşüncelerimizi söylemiyoruz size cevap olarak inanç

temellerimizi gösteriyoruz.Ayrıca sizin gerçekten kastınızında incilin değiştirilmiş olduğu düşüncesi olduğunuda biliyoruz bu sizin düşündüğünüz.Böyle düşündüğünüz için hiç bir cevabımızı onaylanmıyor yeni konular açılıyor sürekli çünkü siz anlamıyorsunuz değil!!!Anlamak istemiyorsunuz!!!

Ayrıca siz iki tane incil okudum dediniz biz sadece kanonik yanü günümzdeki hristiyanlığın kabul ettiği incillleri kabul ederiz!Sonradan yazılan inciller bizi alakadar etmez.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın mira iki incilin yayınevinin ismini ayrı ayrı verirsen okuyup sana cevap verebilirim yok yazarlarından bahsediyorsan takıldıgın kısımları bir daha yaz cevaplıyayım ama niyet kötülemekse aynı şekilde cevap hakkım dogar ben-i kureyza katliamını açarım işler karışır. dört adet incil yok sadece dört yazarın yazdıkları kabul görür ve aynı kitapta bölümler olarak yayınlanır yazarlar burada gördüklerini ,duyduklarını,derliyerek anlatmışlardır.

incil tahrif edilmedi ama Abdullah-i tercüman adında papazlıktan dönme bir soytarının yazdıgı incili söylüyorsan yazdıgım ismi araştır belki gerçegi anlarsın bunlar alenen ortada iken ben senin hangi soruna neden cevap vereyim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın mira iki incilin yayınevinin ismini ayrı ayrı verirsen okuyup sana cevap verebilirim yok yazarlarından bahsediyorsan takıldıgın kısımları bir daha yaz cevaplıyayım ama niyet kötülemekse aynı şekilde cevap hakkım dogar ben-i kureyza katliamını açarım işler karışır. dört adet incil yok sadece dört yazarın yazdıkları kabul görür ve aynı kitapta bölümler olarak yayınlanır yazarlar burada gördüklerini ,duyduklarını,derliyerek anlatmışlardır.

incil tahrif edilmedi ama Abdullah-i tercüman adında papazlıktan dönme bir soytarının yazdıgı incili söylüyorsan yazdıgım ismi araştır belki gerçegi anlarsın bunlar alenen ortada iken ben senin hangi soruna neden cevap vereyim.

 

Sayın şalom Her zamanki tavrınız sizle polemiğe girmek istemiyorum,mrdüşünce nickli üyeye cevap vermek istiyorum

 

Devamlı aynı şeylerin sorulmasının amacı farklı şeylerin söylenmesi bu nedenle sayın mrdüşünce bizlerde aynı şeyleri defalarca anlatmak ve sormak zorunda kalıyoruz.İncilin değişmiş olması benim düşüncem değil sormuş olduğum kişiler ve kaynaklar siz böyle derken başkası tam tersini söylüyor en garibide aynı dine mensup oluşunuz o zamanda şu anlam çıkıyor sizlerde kendi içinizde çelişkiye düşüp kabul ettiğiniz bazı şeylerin olduğu ve olmadığı anlamı..

 

 

matta markos luka yuhanna tanıklıklarını ve söylediklerini sonradan kitaplaştırılmıştırlar.

 

Üsteki renklendirdiğim kısım size ait bende bunlara istinaden bazı bilgiler aktarıcam buraya ve sizdende cevap rica edicem..

Sayın mrdüşünce öncelikle

Dört İncilin dili ve yazarları hakkında ortaya çıkan şüphelerin aynısı, onların yazılış tarihleri için de sözkonusudur.

Hristiyan kaynakların bellirttiği gibi, Hz.İsa'dan çok kısa bir süre sonra mı, yoksa aradan uzun bir zaman geçtikten sonra mı yazıldılar? Veya yazıldıkları iddia edilen tarihlerde mi yazıldılar?

İncillerin yazılış tarihlerinin tesbit edilmesinde karşılaşılan en büyük zorluk, her İncilin üzerinde yazarının adı bulunduğu halde, yazıldığı tarihin bulunmamasıdır.

Eğer yazar adı ile beraber yazılış tarihleri de kitapların üzerinde bulunsa idi, fazlaca problem kalmazdı. Hz.İsa ve İncil yazarı oldukları iddia edilen kişilerle çağdaş olan birçok tarihçi eserlerinde, ne Hz.İsa'dan ve ne de İncillerden söz etmemektedirler. Gould'un eserinde Hz. İsa ile çağdaş oldukları halde ondan hiç bahsetmeyen şu Romalı tarihçilerin isimleri geçmektedir:Seneca (M.S.3-65), Petronius (öl.M.S.66), Büyük Pliny (M.S. 23-97), Juvenal (M.S.60-İ40), Martial(M.S.40-104), Quintilian (M.S. 40-118), Epictetus (M.S. 40-120), Apion (M.Ö. 20-M.S.48) vb. kişiler. Ancak Genç Pliny (M.S.61-105), Tacitus (M.S. 55-120) gibi yazarların, sadece Hristiyan toplumun varlığından bahsettikleri ifade edilmektedir. Bunlarda da İncillerden geniş olarak bahis yoktur. İki meşhur Yahudi yazar İskenderiyeli Philo (M.Ö.20-M.S.60) ile Josephus (M.S. 37-100), eserlerinde Hristiyanlıktan hiç bahsetmemişlerdir.

Ancak bu iki yazarın eserlerine sonradan birtakım ekler yapılmak sureti ile, sanki onlar Hristiyanlıktan bahsediyormuş gibi gösterilmek istenmiştir. Clement'in (M.S.95-140 yılları arası) Korintoslulara yazdığı mektupta, İncillerden hiç bahis yoktur, sadece Pavlos'un mektubuna işaret vardır. Bu mektupta Hz. İsa'nın sözlerinin yorumları vardır, ama onun hayatı hakkında biyografik bilgi yoktur. Görüldüğü üzere çağdaş Roma tarih kaynaklarında incillerin varlığı ve onların yazılış tarihleri hakkında yeterli bilgi yoktur.

Daha önce Pavlos'un mektuplarının İnciller yazılmadan önce yazılarak kutsallık kazandıklarını belirtmiştik. Bu konu aslında çok önemlidir. Niçin Pavlos'un Mektupları İncillerden önce yazılarak kutsal yazma muamelesi görmüştür? Pavlos mektuplarını 57-62 yılları arasında yazmıştır. O, yazmış olduğu mektupların Hristiyan cemaatler tarafından korunduğunu çok iyi biliyordu. Acaba o, bunları kutsal kitap tesis etmek gayesi ile mi yazmıştı? Bu gaye ile yazmadı ise, bunların korunup saklanmasına niçin engel olmadı?

Dört İncilden hangisinin önce yazıldığı konusunda kesin bir sonuç alınamamıştır. Bazılarına göre ilk yazılan İncil, Matta'dır, diğer bazılarına göre ise Markos'tur. Matta mı önce yazıldı, yoksa Markos mu? Matta, Hz. İsa'nın öğrencilerinden, Markos ise onun öğrencilerinden değildir. Buna rağmen nasıl Markos bazıları tarafından Matta'nın önüne geçirilebiliyor? Yine Yuhanna, Hz.îsa'nın Havarilerinden, fakat İncillerin sıralanmasında onun İncili dördüncü sırada yer alıyor. En azından Havari olmadığı bilinen iki kişinin İncili, nasıl Havari Yuhanna'nın İncilinin önüne konulabiliyor? Bazı Hristiyan ilim adamları Matta'nın, Logiayı M.S. 50 yılında, Markos'un da İlk İncilini 55-75 yılları arasında yazdığını söylüyorlar. Hristiyan müfessir Lowther Clarke'ye göre Markos İncili 65 yılında, Matta ile Luka, 80-90 yılları arasında, Yuhanna ise 1001ü yıllarda yazılmışlardır. Art-hur Headlam, Markos'un 60 yılından önce, Matta'nın, 70 yılı civarında, Luka'nın 64 yılından sonra yazıldığının rivayet edildiğini, ancak bu incillerin belirtilen tarihlerden çok daha geç yazıldıklarını söylüyor. Raymond C.Knox'a göre, Matta 70 yılından az sonra, Luka 80 yılından sonra, Yuhanna ise 80 ile 120 yılları arasında yazılmıştır.

 

İncillerin yazılış tarihleri hakkında ittifak sağlayan iki müellif dahi yok gibidir. Bu kitapların ne zaman kaleme alındıkları konusunda herkes ayrı ayrı rakamlar vermektedir, Hristiyan kaynağı Mürşidü't-Talibinde Markos İncilinin 61 yılında yazıldığı ifade edilirken, Hristiyan araştırmacı Horn'a göre Markos İncili, 56 veya 60, yahut 63 yıllarında yazılmış olabilir. Hristiyan araştırmacı Bost'a göre Luka İncili, 58-60 yılları arasında yazılmıştır. Bu İncil Horn'a göre 53 veya 63, yahut 64 yıllarında yazılmış olabilir. Bost'a göre Yuhanna İncili, 95-97 yılları arasında yazılmıştır. Horn'a göre Yuhanna İncili 68-70 yılları arasında veya 89 yılında, yahut 98 yılında yazılmış olabilir. Diğer bir Hristiyan müellif Cercis Zevin'e göre bu İncil, 96 yılında kaleme alınmıştır. Mürşidü't-Talibin ise bu İncilin 65-98 yılları arasında yazılmış olabileceğini ileri sürüyor. W.Durant'a göre Matta İncili 85-90 yılları arasında, Markos İncili ise 65-70 yılları arasında yazılmıştır.

Sayın mrdüşünce, Batılı araştırmacı Schuyler Brown, Markos ve Luka'da yer alan Kudüs'ün tahribi kehanetinin esasında bir kehanet olmadığını, aslında yazarların Kudüs'ün tahribini gözleri ile gördükten sonra ona bir mucize ve kehanet havası vererek İncillerinde yer verdiklerini, onların bu olayı İncillerinde aktarmalarının, aslında bu incillerin yazılış tarihini ele verdiğini ve bu tarihin hiçbir şekilde Kudüs'ün tahribinden önce olamıyacağını belirtiyor. Ona göre Markos 70 yılında, muhtemelen tahripten hemen sonra, Matta ile Luka, 70 yılından sonra yazılmışlardır.

Biryandanda sayın mrdüşünceBurada kesin olarak bilinen bir nokta vardır. Bu İnciller, Hz, İsa'dan en az 25-30 sene sonra kaleme alınmışlardır. Pavlos'un Risalelerinin, İncillerin önüne geçirilmesi ve bu kitapların Hz. İsa'dan bu kadar sonra yazılmaları İncillere duyulan güveni sarsmaktadır. Ortalama olarak Hz. İsa ile İnciller arasmda 35-40 yıllık bir boşluk vardır. İnsanlar arasında sadece üç sene gibi çok kısa bir süre kalan Hz.İsa'nın yaptıklarının, otuzbeş sene sonra yazılması sırasında unutmalar, değişmeler ve yanılmalar olamaz mı? Bu süre her ne kadar bazı Hristiyan müelliflere göre çok uzun ve unutmak için kâfi bir süre sayılmasa da, aslında durum onların dedikleri gibi değildir.

Başka birşey ise;

Hristiyan inancına göre Hz.İsa, öğrencilerine kendi hayatını ve sözlerini yazmalarını emretmemiş, kimseyi bu tür bir görevle görevlendirmemiş, bu yüzden o sırada kimse böyle bir hazırlık yapmamış, gördüklerini, duyduklarını ileride yazacakmış gibi dikkatlice inceleyip hafızasına kaydetmemiştir. Bazılarına göre durumun böyle olmasına tesir eden esaslı bir sebeb var. Başta Hz.İsa olmak üzere bütün Hristiyanlar, Hz.İsa'nın öldükten kısa bir süre sonra geri gelip "Tanrının Krallığı"nı tesis edeceğine inanmakta idiler. Uzun süre bu beklenti içinde olan ilk dönem Hristiyanları, gelen giden olmadığını görünce 30-35 senelik bir aradan sonra "Hz.İsa geri gelmedi, bari onun sözlerini yazalım" diyerek incilleri yazmaya başladılar. Belki başlangıçta bir hazırlık olsaydı bu 30-35 yıllık arayı telafi mümkün olabilirdi, ama başlangıçta kimsenin beklemediği birşey, uzun bir bekleyiş döneminden sonra gündeme gelince bu boşluğu telafi etmek çok güçleşmiştir.

İncillerin verdiği bilgiye göre Hz.İsa, dünyada olduğu sırada bütün Hristiyanlar, daha kendi nesilleri yok olmadan, dünyanın sonunun geleceğine inanıyorlardı. Onlara göre Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesinden kısa bir süre sonra büyük felaketler olacak, Hz.İsa "Tarı'nın Krallığı"nı kurmak üzere geri gelecek, dünyanın sonu gelecek, herkes cezasını çekecek. Kimsenin bundan başka bir beklentisi yoktu, kimse ilerde Hz.İsa'nın sözlerine ihtiyaç duyulacağını bilmiyordu. Ama o kişinin yakında olacak dediği şeylerin hiçbiri gerçekleşmeyince bazı öğrencileri, birdenbire onun sözlerini, mucizelerini, vaaz ve nasihatlerini, anlattığı meselleri ve hayatını yazmaya koyuluyorlar. Bu şartlar altında sağlıklı bir rivayet ve nakil mümkün olabilir mi? Onlar bu kadar hazırlıksız ve tedbirsiz başladıkları bu işte bazı şeyleri unutmuş olamazlar mı, bazı şeyleri yanlış hatırlayamazlar mı? Bunun mümkün olduğu ve gerçekte bunların meydana geldiği İnciller arasında görülen farklılık ve çelişkiden kolayca anlaşılmaktadır. Bu yorum muharref incillerin yazmış oldukları şeylere dayanılarak yapılan bir yorumdur. Gerçekte Hz. İsa hakkında "Yakında geri geleceğim" dediği halde geri gelmedi, dolayısı ile onun söylediği şeyler vukua gelmedi demek doğru değildir. Yanlışlık onda değil, muharref İncillerdedir.

İşin tekrar başına dönerek İncil yazarlarının durumuna yeniden bir göz attığımızda, Hristiyan müelliflerin onlar için "görgü tanıkları" dediklerini görürüz. Yani onlar, bizzat gözleri ile gördüklerini, kulakları ile işittiklerini yazmışlardır. Onların bu iddiasına rağmen, en az iki İncil yazarının görgü tanığı olmadığı açıkça biliniyor. Markos ve Luka, direkt olarak Hz.İsa'ya öğrenci olmadıklarından, bunların bizzat görgü tanığı olarak gözleri ile gördüklerini ve kulakları ile işittiklerini yazmaları mümkün değildir. Öyleyse bu iki yazarı Hz. İsa'ya ulaştıran senet silsilesi nedir? Bunlar kimler kanalı ile bu haberleri almışlardır? Bunların ravileri kimlerdir? Ne adı geçen yazarlar ve ne de diğer Hristiyan kaynaklar bu konuda hiçbir bilgi vermemektedir. Diğer iki İncilin yazarları, iddia edildiği gibi Havari değil iseler, bu sorular onlar için de sorulabilir. Onlar kendilerini Hz.İsa'ya ulaştıran bir rivayet silsilesine sahip mi idiler? Eğer sahip idiler ise bu silsile kimlerden oluşmuştu?

Yazar Yuhanna, İncilinde Hz.İsa'nın çarmıha gerilme olayını anlatırken, kendisinin Zebede oğlu Havari Yuhan-na'dan başka bir Yuhanna olduğu intibaını uyandıran bir anlatım tarzı sergiliyor. O, bu konuyu şöyle naklediyor : "İsa Taberiye denizi kenarında yine şakirtlere kendini gösterdi. Simun Petrus, Didimos denilen Tomas, Galilenin Kana şehrinden Natanel, Zebedi'nin oğulları ve onun şakirtlerinden ikisi ile birlikte idiler.". Burada Zebedi oğulları ile kasdedilen Yuhanna ile Yakub'dur. Bu ifadelerin içinde geçtiği İncil, eğer Zebedi oğlu Yuhanna'nın yazdığı İncil olsaydı, herhalde yazar burada "ben ve kardeşim" tabirini kullanırdı. Halbuki sanki yazarın kendisinin, bu Zebedi oğlu Yuhanna ile alakası yokmuş gibi "Zebedi'nin oğulları" diye onlardan gaip (üçüncü tekil şahıs) sığası ile bahsediyor. Bu ifadeler Yazar Yuhanna'nın, Zebedi oğlu Havari Yuhanna olmadığını ele vermektedir

XIX. yüzyıldan itibaren Batıda konu üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde bugünkü Yuhanna İncilinin yazarının, Havari Yuhanna olmadığı ortaya konmuştur. Bu görüşü ilk olarak ileri sürenler "Tübingen Okulu" mensupları olup bunların başında Baur vardı. Baur ve arkadaşlarına göre, ikinci yüzyılın ortalarında sürgünde doğan bir Yahudi Hristiyan (isminin Yuhanna olduğu tahmin ediliyor), kendi yazdıklarına güven ve itimad sağlamak için, kitabının başına Havari Yuhanna'nın ismini yazmıştır. Baur'un bu iddiasına karşılık, diğer bazı araştırmacılara göre bu İncil, bu kadar erken dönemlere (Baur'a göre ikinci yüzyılın ortaları) ait olamaz. Çünkü bu İncilde İskenderiye felsefe okulunun bir takım helenistik fikirleri, özellikle Plotinos'un (M.S. üçüncü asrın sonları) fikirleri yer almaktadır. Dolayısı ile en iyimser bir tahminle bu İncil, üçüncü asrın sonlarına doğru yazılmış olmalıdır. Durum bu şekilde olunca Matta, Markos ve Luka gibi, Yuhanna'nın da görgü şahidi olarak İncilini yazmış olduğu ifadesi askıda kalmaktadır.

Hristiyanlıkta Hz.İsa'nm varlığı bir bütün olarak vahiy kabul edilmekle beraber o, Havarilerine, diğer öğrencilerine ve kitap yazarlarına görme ve duyma olmaksızın vahyeden bir Tanrı durumunda değildir. Hristiyanlıktaki vahiy ve ilhamın ana kaynağı Hz.İsa'nın hayatı ve sözleridir. Kimse İncil ve Risale yazarlarının, Hz. İsa'yı görmeden, sözlerini işitmeden, onun hayatını, vaaz ve nasihatlerini sadece vahiy kanalı ile yazdıklarını iddia etmiyor. Hristiyanlar, yazarların görgü tanıkları olarak hadiselere şahit olduklarını, Hz. İsa'nın yaptıklarını gözleri ile gördüklerini, onun söylediklerini kulakları ile işittiklerini, bundan sonra onlardan akıllarında kalanları yazdıklarını söylemektedirler. Hristiyan ilim adamlarına göre yazarlar, incilleri yazarlarken, kendi insiyatiflerini kullanmışlar ve diğer kaynaklardan da istifade etmişlerdi

Bu yazarların, hem vahiy ürünü olarak yazdıkları iddia edilecek, hem de bunların vahyin ana kaynağı dışındaki diğer kaynaklardan da istifade ettikleri söylenecek, bunu mantığın kabul etmesi mümkün değildir. Eğer bu iddia doğru ise, vahiy ürünü olan İncillere, vahiy dışı diğer kaynaklardan bazı şeylerin ilâve edildiği açıkça itiraf edilmiş, olmaktadır. Hristiyanlar, İncil yazarlarına gelen vahiy ve ilhamı bu ithamdan kurtarmak için bambaşka bir yorum yapmaktadırlar. Onlara göre, yazarlara gelen vahiy veya ilham, dikte ettirici bir vahiy veya ilham değildir, bu vahiy onların gördüklerini, duyduklarını ve başkalarından aldıkları bilgileri yazarken bu yazarları hata etmekten koruyan bir vahiydir. Mademki durum böyledir, öyleyse İnciller arasında neden bu kadar farklılıklar ve çelişkiler vardır? Hata etmekten, yanlış yazmaktan koruyan vahiy, niçin ortaya çıkan bu çelişkilere engel olmamıştır?

İnciller ve Risaleler bütünü ile Hz.İsa'nın hayatına ve sözlerine yöneldiklerine göre bunların esas ana noktası, Hz. İsa'nın yaptıkları ve söylediği şeyler olmalıdır. Bu sözlerin ve hadiselerin hatasız ve eksiksiz aktarılması esas olduğu halde, neden bunlarm yazılması ondan an az 25-30 sene geciktirildi? Niçin Hz.İsa kendisi dünyada iken, daha önce Hz. Musa'nın yaptığı gibi yaparak bunları kaleme almadı? En azından onun dünyadan ayrılışından hemen sonra bu yazma işine başlana-maz mıydı? Onları yazmaya o zamanlarda ihtiyaç yok idi ise, neden daha sonraları bu ihtiyaç hasıl oldu? Bu soruya "Görgü tanıklarının azalmaya başlaması yüzünden bunların yazılmasına ihtiyaç hasıl oldu" şeklinde bir cevap verilebilir.

Ama zaten yazarların bir çoğu görgü tanığı değil, üstelik ruhu'l-kudüs her zaman onlarla beraber olup, Hz. İsa hakkında konuşurken onları sürekli hatadan alıkoyacağına göre, bu bir gerekçe olarak öne sürülemez. Haydi bunu bir mazeret kabul edelim. Hz.İsa ile İnciller arasındaki 25-30 yıllık boşluk ne olacak? Bu zaman zarfında unutulan, yanlış hatırlanan şeyler olamaz mı? Zamanın geçmesi ve görgü tanıklarının yok olması ile bu tehlikeler söz konusu olabiliyorsa ve ilham ve vahiy bu tehlikeleri ortadan kaldıramıyorsa, 25-30 yıllık zaman boşluğunda bu tehlikeyi vahiy veya ilham nasıl engelleyecektir? Kaldı ki bazı Batılı araştırmacıların yaptıkları tesbitlere göre, bugün elde mevcut olan en eski İncil ile Hz. İsa'nın zamanı arasındaki boşluk, 25-30 sene değil, en azından üç asırdır. Bu boşluğu bir rivayet silsilesi ile doldurmak tamamen imkânsızdır. Çünkü böyle bir silsile yoktur.

Diğer bir konu ise Hristiyanlık inancında Arş da sonradan yaratıldı,Bazı hristiyanlar farklı görüşlere sahip, Hz Muhammed s.a.v. asla kabul etmezler,

Hıristiyan taraftarı görünen Yahudiler, Hz. İsa’nın, göğe çıkıp, Allah’ın sağına oturduğu ve Allahü teâlânın gökte olduğu inancını Hıristiyanlığa sokmuşlardır. Hıristiyan İngilizler tarafından uydurulan selefi inanışına göre de tanrı gökte, Hz. Muhammed de sağ tarafında oturmaktadır.(hristiyanlar Hz Muhammed s.a.v. kabul bile etmezler ve sıradan bir insan gibi görürler) Kitabül-Arş isimli kitapta, “Allah Arşa oturur, yanında Resulullaha da yer bırakır” deniyor. Hıristiyanlarla selefilerin böyle konularda birbirine benzemesi tesadüf değildir. Yahudiler Hıristiyanlığı bozdukları gibi, Hıristiyanlar da Müslümanlığı bozmaya uğraşıyorlar. İstisnasız Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi “Allah mekandan münezzeh” buyuruyor.

 

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allah’ın, Arşı istiva etmesi, Arşı hükmü altına alması demektir. (İlcam-ül-avam)

Diğer bir konu ise Hristiyanlar Hz isa'nın Tanrı olduğunu söylüyor,İlk yazılan üç İncilin [Matta, Markos, Luka] hiçbirinde (Teslis)e dair tek bir harf bile yoktu. 4. olarak ortaya çıkan Yunanca Yuhanna incilinde, Yunan filozofu Eflatunun teslis fikri görüldü. Barnabas incilinde Allah’ın bir olduğu bildiriliyor. Kostantin, Eflatunun teslis [Trinite] fikrini yeni İncil’e koydurunca, Papaz Aryüs, (Teslis yanlıştır, Allah birdir, İsa Onun oğlu değil, kuludur) deyince, Hıristiyanlar, onu aforoz ettiler. Aryüs Mısır’a kaçtı ise de, yine kurtulamadı, orada öldürdüler.

Teslis, Hıristiyan dininin esasıdır. Allah hem üç, hem bir derler. Bunlardan bir kısmı, Baba, Oğul ve Ruhulkudüs olarak kabul ederler. Bir kısmı da, Allah, Meryem, İsa derler. Hz. İsa için (Oğul tanrı, beşer [insan] cesedine girerek Hz. Meryem'den doğmuştur) diyorlar. Yani onun hem doğduğuna inanıyorlar, hem de ilah olduğuna. Doğmuşsa mahluktur [yaratıktır], buna Halık [yaratıcı] denir mi hiç?

Hı­ristiyanlar, Ruhulkudüs'ün Baba tanrıdan çıkıp İsa'nın cesedi ile birleşmiş bulunduğuna inanırlar. Müslümanlıkta Ruhülkudüs, Dört büyük melekten Hz. Cebrailin adıdır. Bütün insanlara ruh üflediği gibi Peygamberlere de vahyi bildirir. Bütün ruhlar gibi Ruhülkudüs de yaratılmıştır.

Hı­ristiyanlar, Ruhulkudüs'ün Baba tanrıdan çıkıp İsa'nın cesedi ile birleşmiş bulunduğuna inanırlar. Müslümanlıkta Ruhülkudüs, Dört büyük melekten Hz. Cebrailin adıdır. Bütün insanlara ruh üflediği gibi Peygamberlere de vahyi bildirir. Bütün ruhlar gibi Ruhülkudüs de yaratılmıştır.

 

Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın çok ibadet ettiğine, daha sonra Yahudiler tarafından öldürüldüğüne, öldürülmek istenildiği zaman kaçıp gizlenecek bir yer aradığına, gizlendiği yerde tutularak asılırken şiddetli acılar çektiğine, (Ya rabbi, beni niçin terk ettin?) diye Allah’a, halinden şikayet ettiğine, öldürüldükten sonra da Cehenneme gidip Hz. Adem ile onun neslinden olan bütün peygamberleri oradan çıkardığına, üç gün sonra ölülerin arasından kalkıp göklere çıktığına ve Baba tanrının sağ tarafında oturduğuna inanırlar. Yani Hz. İsa, sonradan yaratılmıştır. Hz. Meryem'den doğmuş, süt emmiş, yiyip içmiş, insanlar arasında çocukluk ve gençlik çağını geçirmiştir. Şu halde sonradan olmuştur. Sonradan olan ve yiyip içmeye muhtaç olan birisi tanrı olamaz. Bu nasıl tanrı ki, Yahudilerin elinde aciz kalıp kurtulmak için bir sığınacak yer aramak gereğini duymakta, nihayet onların elinde çarmıhta öldürülmektedir? Hem tanrıdır hem de çok ibadet ederdi denmektedir. Tanrı kendisine ibadet eder mi? Baba’nın sağına oturdu dendiğine göre, bu da kendisinin baba tanrıdan ayrı bir varlık olduğunu kabul etmek ve ona bir mekan isnat etmek olur. Tanrının ayrı bir tanrıya ve mekana ihtiyaç duyması acizliktir. Başka bir tanrıya veya mekana yahut başka bir şeye ihtiyacı olan tanrı olamaz.

 

İncillerde oğul tabiri, herkes için geçmektedir. Mesela Matta’nın yazdığı incilde deniyor ki:

 

(Ne mübarektir barışçılar, çünkü onlar Allah’ın evladı diye anılacaklardır.) [5/9]

 

(Göklerde olan babanın evladı olasınız.) [5/45]

 

Eğer baba ve oğul olmak Hz. İsa hakkında gerçek anlamda ise, insanlar hakkında da, gerçek anlamda olur. Sadece Hz. İsa değil, bütün insanlar Allah’ın oğlu olur. Eğer baba tabiri insanlar için mecaz ise, Hz. İsa için de mecaz demektir.

 

Matta incilinde Hz. İsa’ya peygamber deniyor:

 

(Orşelim'e girdiğinde, bu kim diye şehir galeyana geldi. Halk da bu Nasıralı İsa peygamber, dediler.) [21/10-11]

 

(Haça gerildikten sonra o Peygamber, Elbisemi aralarında taksim edip kaftanım üzerine kur'a attılar demiştir.) [27/35]

 

(İsa, bir peygamber kendi vatanından başka yerde de itibarsız değildir, dedi.) [13/ 53- 54]

 

Hıristiyanlar, kendi yazdıkları kitaba da inanmıyor, İsa peygamber değil, ilah diyorlar.

 

Şimdi iyice herşey karıştı Bazı hristiyanlar Hz isa çarmıah gerilmedi diyor bazıları ise yukarıda bahsettiğim şekilde bir inanca sahip ne oluyor peki bu çelişkiyi benmi uydurmuş oluyorum yoksa ciddi anlamda insanlar için dede inanç bakımından farklı şekilde inançlara sahip olup kendi dininden olana karşı çekişkisi olmuyormu?

 

Şimdi diyeceksiniz ki sizin bahsettiğiniz hz İsa ile bizim tanrı olarak iman ettiğimiz isa mesih farklı kişiler bir değil ozaman şöyle bir şey geliyor aklıma

Tanrı doğarmı? Ölürmü?,Büyürmü?Sonradan var olurmu?Tanrı olduğu halde ibadet edermi? Yoksa insanlardanmı ibadet etmelerini ister.

Diğer bir çelişki ise Çarmığa gerilmediyse neden İsa mesih kaçıp Allah'tan yardım istiyor halinden şikayet ediyor.Çünkü isa mesih tanrı ne yardıma ihtiyacı var nede yardım istemesine gerek var.

 

Açıkca ortada herşey çekişki değilde bunlar ne benim gibi düşünen insanlarmı uydurdu bunları

bunları zaten herkes biliyor öyleyse bizim uydurmadığımız şeyleri uydurmuşuz gibi çelişkiyi sanki müslümanlar uydurmuş gibi lütfen ifadelerde bulunmayın.

 

Diğer bir konu ise şehadet konusu

 

Hz. İsa'nın kendi nefsi hakkındaki şehadeti konusunda Yuhanna İncilinde açık çelişki vardır. Yuhanna İncilinin beşinci babında Hz. İsa'nın şöyle söylediği nakledilmektedir: "Ben kendiliğimden bir şey yapamam... Eğer ben kendim için şehadet edersem bu şehadetim sahih olmaz". Aynı Yuhanna İncilinin bu defa yedinci babında Hz. İsa'nın, "Ben kendim için şehadet ediyorsam da şehadetim doğrudur " dediği ifade edilmektedir. Bir şehadet aynı anda nasıl hem makbul, hem de gayri makbul oluyor, hem hak, hem de batıl olabiliyor? Hristiyanlar bu çelişkiyi nasıl edebilirler, merak etmemek mümkün değildir.

 

İsa Mesih bir İncille gelmedi o kelamın kendisi olduğu için bir katip gelmedi

 

Sayın mrdüşünce üsteki renkli alıntıladığım yazı size ait ona istinaden bazı şeyler yazıcam..

 

Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa’ya Tanrı tarafından vahiy yoluyla bildirilen öğretilerinin toplandığı bir kitap yoktur. Yani Hıristiyan inancına göre, İslam dinindeki Hz. Muhammed’e Kur’an’ın indirildiği gibi bir İncil indirilmemiştir.Yani benim ve okuduklarım ve bana anlatılanlar böyle

Türkiye’deki Bağımsız Protestan Kiliseleri basın danışmanı İsa Karataş “ Gerçekleri Saptıranlar” isimli eserinde şunları yazmaktadır;

“ Bu durumda, şu gerçeği kabul etmek zorundayız: İncil İsa’ya indirilmemiştir. Çünkü hem İncil’e göre (Yuhanna, 1-4), hem de Kuran’nın bir başka ayetine (Nisa-4) göre İsa Mesih, “ Allah’ın Canlı Sözü” değil mi Öyle ise Allah’ın O’na ayrıca İncil indirmesine ne gerek var?”6

 

Yeni Yaşam Yayınları’nın yayınladığı İncil’de bu konuda şu ifadeler bulunmaktadır.

 

“İncil’e göre, İsa Mesih’in kendisi ne bir kitap yazdı, ne de gökten kendisine bir kitap indirildi. Buna karşılık İncil’de İsa’nın, Tanrıyı bize açıklamak için dünyaya gelmiş olan “Tanrı Sözü” olduğu belirtilir (Yuhanna 1:1-18).” 9

Bunlar böyle diyor ama bu iddialar acaba doğru mu? Bu konuda en önemli kanıt sanırım yine İncil’den ve Hz. İsa’dan olmalıdır. Hep beraber okuyalım;

 

“18-19Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjdeyi İletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için Beni Gönderdi.” (Luka-4)

 

“38 İsa onlara, “Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim” dedi. “Oralarda da Tanrı Sözünü duyurayım. Bunun için çıkıp geldim.” (Markos-1)

 

14Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, Tanrının Müjdesini duyura duyura Celile’ye gitti.15 “Zaman doldu” diyordu, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!” (Markos-1)

 

Yukarıda ki bizzat İncil’de Hz. İsa’nın kendi ağzından söylediği sözlere bakılırsa O’na verilmiş bir İncil var. Peki bu İncil’i İsa’ya kim vermiş bir de bunu bizzat yine incillde ki İsa’nın kendi ağzından öğrenelim;

 

“49 Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.50 O’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baba’nın bana söylediği gibi söylüyorum.“ (Yuhanna-12)

 

“16 İsa onlara, “Benim öğretim benim değil, beni gönderenindir” diye karşılık verdi.17 “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.“ (Yuhanna-7)

 

“25 O’na, “Sen kimsin?” diye sordular. İsa, “Başlangıçtan beri size ne söyledimse, O’yum” dedi.

26 “Sizinle ilgili söyleyecek ve sizleri yargılayacak çok şeyim var.

 

Beni gönderen gerçektir. Ben O’ndan İşittiklerimi Dünyaya Bildiriyorum. “ (Yuhanna-8)

 

“28 Bu nedenle İsa şöyle dedi: “İnsanoğlu’nu yukarı kaldırdığınız zaman benim O olduğumu, Kendiliğimden Hiçbirşey Yapmadığımı, ama tıpkı Baba’nın bana öğrettiği gibi konuştuğumu anlayacaksınız.“ (Yuhanna-8)

 

“24 Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İşittiğiniz Söz Benim Değil, beni gönderen Baba’nındır.25 “Ben daha aranızdayken size bunları söyledim.” (Yuhanna-14)

 

Özellikle Yuhanna İncilinde bu kadar açık ifadeler varken, nasıl olurda Hz. İsa’nın, Tanrıdan aldığı vahiy ile değil de, kendiliğinden konuştuğu iddia ediliyor anlaşılır gibi değil. İşte İncillerde ki en çok dikkatimizi çeken nokta bu. Birbirine tamamen ters ifadelerle dolu olması. Zaten İşte bu da, anlamak isteyen için, ilk başta var olan asıl gerçekler üzerine acemice yeni ve zıt ilavelerin yapılmış olduğunun en açık kanıtı olmaktadır. Yukarıdaki ifadelerden anlaşılıyor ki, Hz.İsa kendiliğinden konuşmuyor. Tanrının sözünü ve Tanrının Müjdesini (İncil’ini), insanlara iletmek için “ Tanrı Beni gönderdi, ben kendiliğimden konuşmuyorum, beni gönderen ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana bildirdi” diyor. Bütün İncil’lerde bu kadar açık ifadeler varken, bunları görmezden gelip Yuhanna İncil’inin başındaki kapalı bir ifadeden zorlama yorumlar yapmak, aynen Kur’an’ın ifadesiyle bile bile gerçeği gizlemek, kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamaktır.10 Eğer Hz. İsa teslise göre Tanrı’nın üç kimliğinden biri ve Tanrı’ya eşit ise, kendinden üstün bir otoriteden direktif alan bir emir kulu gibi, “O beni gönderdi, Tanrı sözünü duyurayım. Tıpkı bana öğrettiği gibi konuşuyorum” demezdi. Ayrıca Yuhanna’nın başında ki ifadelerden yapılan yorumlamalara göre, yaşayan Tanrı Sözü olsaydı, aynı incildeki gün gibi açık bu ifadeleri söylemezdi. Her ikisi de doğru olamayacağına göre, ifadelerin biri yanlış veya yapılan zorlama yorum yanlış. Aynı İncilde ve diğer üç İncilde gerçeğin ne olduğunu açıkça anlatan bir sürü ifade ortada iken, dileyen hala zorlama yorumunda ısrar edebilir. Eğer O’nu, sözlerini insanlara duyurmak için gönderen bir Tanrı varsa ve kendiliğinden konuşmuyorsa, duyurduğu bu Tanrı Söz’leri de apaçık vahiy (Tanrı’dan alınan sözler) olur. Bu konuda İ.Karataş gibi, Kuran’ı da kaynak olarak kabul edeceksek, Kuran’da Hz.İsa; ‘Allah’ın kendisine kitap verdiğini ve peygamber olarak gönderdiğini’ açıkça söylemektedir.11 İ.Karataş yine kitabında yukarıdaki İncil ayetleri için şunları yazmaktadır;

 

“Hz.İsa’ya gönderilmiş yazılı bir kitaptan ziyade, Allah’ın iyi haberlerinin açıklanması ve yayılması olarak anlaşılmalıdır” 12

 

Gayet tabi her peygamber, Allah’ın iyi haberlerini yaymakla görevlendirilmiştir. Ama sıradan bir insanda bilir ki, peygamberler kendiliğinden konuşmaz ve Allah’ın kendilerine bildirdiklerini (vahiyleri) insanlara iletirler. Yine herkesin bildiği gibi Allah, peygamberlerin duyurulmasını istediği vahiyleri topluca yazılı bir kitap olarak gökten indirmez. Ne Kuran’dan, nede İncil’den böyle bir anlam çıkmaz. Allah buyruklarını vahiy yoluyla zamana yayarak bildirir. Kutsal kitaplar da, bunların derlenip toplanmasıdır. Yukarıdaki İncil metinlerini nasıl yorumlarsak yorumlayalım, Hz. İsa, kendisini gönderen Tanrı’nın Buyruklarını-Müjdesini insanlara duyurmuştur. Önemli olan bunların ne olduğudur. Ama ne yazık ki bunların yazılıp toplandığı orijinal bir metin günümüze ulaşamamıştır. O’nun irşat faaliyetlerini anlatan mevcut İncillerden ilki, vefatından ancak 30 yıl sonra derlenerek yazılabilmiştir ve ne yazık ki elimize ulaşan en eski elyazması da MS. 130 yılları civarına aittir. Maalesef bunların çoğu iyi korunamamış ve eksik metinler içermektedir. Mesele olan bu yazılanların ne miktarda, ne kadar doğru ve hangisi gerçektir. Tabi şimdi birileri; Hz. İsa’nın kendi ağzıyla yukarıda söylemiş olduğu sözleri delil olarak sunmamıza karşı savunma olarak, “-Bu sözler İsa’nın insan yönüyle söylediği sözlerdir” dediklerini duyar gibiyiz. Bu onların kendi kuruntuları. Bakın İncil’de ki son bölüm olan Yuhanna’nın Vahyi yazarı bu konuda neler söylüyor, hala ikna olmayanlar ve sayın İ.Karataş için son bir kanıt daha sunalım;

 

“1-İsa Mesih’in vahyidir. Tanrı yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O’na bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna’ya iletti.” (Vahiy;1)

üsteki yazı araştırılmıştır ve araştırmalarından çıkan sonucu yazan kişi İlhan AKKURT'tur.

 

Arşivimde araştırmalara dayalı daha fazla bilgilerde vardır

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tarihlere neden bu kadar çok taktığınızı anlamış değilim.Bir kere Tarih konusunda bir kesinlik olmayabilir.Yazınızdada belirttiğiniz gibi tarih olayı kaynaklara göre değişiyor fakat burada önemli olan Tarih değil içeriktir.İçerik Tarihe göre farklılık gösterir mi?Hayır çünkü içerik geçmişi anlatıyor yani Mesih İsa zamanını.Birçok tarihçi farklı görüşlerde bulunmuşlardır.Sizde sıkı bir tarihçi,araştırmacı olabilir ve farklı bir görüş ortaya atabilirsiniz...Bu İncil içeriğiyle alakası olan bir durum değildir.Çünkü zaten İncil,İsa zamanını anlatır.Yazılan mektuplarda İncil'in bahsi olmamasının sebebi şudur.Matta,Markos,Luka ve Yuhanna İsa ile yaşadıklarını verdiği vahiyleri belli metinler şeklinde hazırlıyorlar.Tabii ki,Matta,Markos,Luka ve Yuhanna gibi kişiler hep bir arada dolaşan can ciğer arkadaşlar değiller.Onlar dünyanın dört bir yanına Hristiyanlığı yaymak için yaılmış kişiler.Ayrıca bu konuya değinmişken şunuda belirtiyim ki İsa Mesih Öğrencilerinin dünyaya yayılmamasını emretmemiştir diye birşey yok!Bilmiyorum bu yazıyı nerden aldınız ama bu konuda bir hata var ortada.İsa Mesih öğrencilerini dünyaya yayılarak insanları baba-oğul-kutsal ruh adına vaftiz etmelerini istemiştir.

Evet,İsa mesih İncille inmemiştir bu doğru ama insanların kutsal sözleri unutmaması adına İncil yazılmıştır.Bu açıklama basit bir açıklamaydı.Bunu sizde sormak yerine bulabilirdiniz.

Ayrıca şu İsa Mesih öldükten kısa süre sonra dünyanın sonu gelecek diye söylediğiniz ayetin numarısınıda verirseniz size yardımcı olabilirim.

Batılı araştırmacılar onu diyor şu görüşü ortaya atıyor gibi şeyler kesin değildir.Çünkü kesin olması için bu bir görüş olmaktan çıkmalı bilimsel bir şekilde kanıtlanmalı ki böyle birşeyde ortada yok.Ayrıca Renksiz kısımda ki ayetleri neden koyduğunuzu anlamadım.Açık olarak şu var.İsa her ne kadar kelam olarak inmişse bile bu bir kutsal kitap yazılmaması gerektiği anlamına gelmiyor.Şimdilik bu kadar yazdım geri kalanını vakit buldukça yazarım.

Esenlikler...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Guest misafir arkadaş

pardon mrdüşünce beni yanlış anladınız herhalde ben hristiyan yada musevi değilim müslümanım.Benim söylemek istediğim şey forumdaki hristiyan zatlardan farklı bir şey yazmadığınızı söylemek istedim.Sizden sadece farklı yazan devamlı bide ispatlarım diyebilen ama sadece burda merkürvari laflarla milletin kafasını karıştırmaktan öteye gitmeyen konular cıkaran şalom adlı şahısdır.Şalom cevap hakkını ben veriyorum sana elinden geleni ardına koyma ne biliyorsan yaz işler karışsın bakalım.Çok merak ediyorum şimdiye kadar neyi ispatladınki ne yazıcan şimdi.Kapasiteni görelim bakalım.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Benimde anlıyamadığım yukarıda sayın Mira'nın yazdığı ayetlere neden cevap vermediğiniz örneğin şunlara

 

“İncil’e göre, İsa Mesih’in kendisi ne bir kitap yazdı, ne de gökten kendisine bir kitap indirildi. Buna karşılık İncil’de İsa’nın, Tanrıyı bize açıklamak için dünyaya gelmiş olan “Tanrı Sözü” olduğu belirtilir (Yuhanna 1:1-18).” 9

Bunlar böyle diyor ama bu iddialar acaba doğru mu? Bu konuda en önemli kanıt sanırım yine İncil’den ve Hz. İsa’dan olmalıdır. Hep beraber okuyalım;

 

“18-19Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjdeyi İletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için Beni Gönderdi.” (Luka-4)

 

“38 İsa onlara, “Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim” dedi. “Oralarda da Tanrı Sözünü duyurayım. Bunun için çıkıp geldim.” (Markos-1)

 

14Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, Tanrının Müjdesini duyura duyura Celile’ye gitti.15 “Zaman doldu” diyordu, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!” (Markos-1)

 

Yukarıda ki bizzat İncil’de Hz. İsa’nın kendi ağzından söylediği sözlere bakılırsa O’na verilmiş bir İncil var. Peki bu İncil’i İsa’ya kim vermiş bir de bunu bizzat yine incillde ki İsa’nın kendi ağzından öğrenelim;

 

“49 Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.50 O’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baba’nın bana söylediği gibi söylüyorum.“ (Yuhanna-12)

 

“16 İsa onlara, “Benim öğretim benim değil, beni gönderenindir” diye karşılık verdi.17 “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.“ (Yuhanna-7)

 

“25 O’na, “Sen kimsin?” diye sordular. İsa, “Başlangıçtan beri size ne söyledimse, O’yum” dedi.

26 “Sizinle ilgili söyleyecek ve sizleri yargılayacak çok şeyim var.

 

Beni gönderen gerçektir. Ben O’ndan İşittiklerimi Dünyaya Bildiriyorum. “ (Yuhanna-8)

 

“28 Bu nedenle İsa şöyle dedi: “İnsanoğlu’nu yukarı kaldırdığınız zaman benim O olduğumu, Kendiliğimden Hiçbirşey Yapmadığımı, ama tıpkı Baba’nın bana öğrettiği gibi konuştuğumu anlayacaksınız.“ (Yuhanna-8)

 

“24 Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İşittiğiniz Söz Benim Değil, beni gönderen Baba’nındır.25 “Ben daha aranızdayken size bunları söyledim.” (Yuhanna-14)

 

sayın mrdüşünce neden hep laflar dolanıyor herşeyin direk cevabı verdır evet veya hayır yok ordan bu böle olduda şey etti ordan şeyi şey yaptıda şey oldu felan filan uzaar gider bence yazılanlar gayet açık.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

incil müjde demektir müjde tanrının sözleridir isa mesih tanrının sözüdür yeterlimi sordum tekrar soruyorum islam dini katliam emredermi emretmezse insana saygısı varsa BEN-İ KUREYZA katliamı veya savaşı savaşın sonunda yaşananlar ne anlama geliyor insanların eşitligi varsa ki var diyor kadın neden erkekten sonra gelen ikinci sınıf vatandaş olutor bir zat ki bu gün yönetimin içinde o bile kadın erkek eşit degildir diye beyanat vermiştir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...