Jump to content

Hristiyanlıkla alakalı sorular


sevban
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Baba biricik günahsız Oglunu dünyanın bütün günahi ile kirlenmis görünce doğrulugu ,safligi,temizl igi nedeniyle tiksinmistir;tiksindigi biricik Kuzusu degil bütün dünyanin günahinin kirliligi idi. Rab İsa Mesih o andaki insan dogasının verdigi aciyla Tanrim,Tanrim beni neden terk ettin diye bagirmistir. Yani bu insan özünden kaynaklaniyor. Tabiki terk etmemistir fakat tiksinmeden dolayi mesafe koymustur.

 

Mesih İsa bütün günahları üzerine alınca kutsallığını yitirmiştir ve Tanrı onu terk etmiştir. Çünkü İsa Mesih'in o zamana kadar hiç günahı yoktu.Günahları üzerine alınca Tanrı onu terk etti,Çünkü Tanrı kutsaldır ve günahı sevmez o yüzden Tanrı İsa'yı terk eder.

 

celiskiye bakarmisiniz biri nediyo biri ne diyo

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

celiskiye bakarmisiniz biri nediyo biri ne diyo

 

iki yorum arasinda farkli bir sey yok. Ben daha acik anlatmisim mrdüsünceye göre. O anlik terkedilis ve tiksinmeden bahsediyor. Tabi bu günahtan dolayi.

 

esenlikler

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Sizce bilgim olmasaydı bana cevab verme gereği duyarmıydınız.Sizin tanıyamıyacağınız kadar misyoner ve pastör tanıyorum.Bu konularla alakalı gayet bılgılıyım ama sız konuya vakıf deyılsınız.Bu yüzden konulara cevap veremiyor saçmalık yada bilgisizlik diyerek geçiştiriyorsunuz.Lütfen konularda ki çelişkileri açıklarmısınız.Cevabınız ınanışınız soru ise görüldüğü üzere farklılıklar.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Kurezya bır katlıam deyıldır.Katlıam adolf hıtlerın yahudılere yaptığıdır.Yada portekız ıspanyol ıngılız ve amerıcalıların kızılderılı ve zencılere yaptığıdır.Sırpların bosnaklara yaptığıdır yada ısraılın fılıstın topraklarına zorla gırıp ulke kurup ulkenın gerçek sahıplerıne yaptıklarıdır.Ayrıca kadınlar ıslamda ıkıncı sınıf vatandaş deyıldır aksıne eşittir.Miras hukukuda bunun en buyuk ıspatıdır.Sizin yorumlarınız sizi ilgilendirir ama bu konularda daha dıkkatlı yorum yapmalısınız...

 

Saygi deger arkadasim; Misyoner taniyor olmaniz yada pastör taniyo olmaniz dogru söylüyorsunuz anlami cikmaz. Bende bir cok imam taniyorum ama birbirinden farkli seyler söylüyorlar. Neyse önemli olan belgelere bakmaktir. hristiyan teolojisinin temeli süryani ortodoks kilisesinden geliyor siz bir davadan bahsediyorsunuz ki dava var ise tüm hristiyanliga acmasi gerekiyor ki bu mümkün degildir. misyonerler ve pastörler genellikle protestan kesimindendir. inan sen onlari taniyorsan sana gerekli cevabida vermislerdir.

 

Vakif degilsiniz cünkü ben hristiyan oldugum halde benden cok biliyorsunuz diyorsunuz. Sayin arkadasim ben genellikle cevap veririm ama sacma sapan seylere degil. Sana hadis versem bunlar gercek degil diyeceksin. Bir soru sordum cevap verdiniz mi ? Hz muhammed fakir miydi? diyeceksin zengindi? Neden bir cok kisi fakir diyor? 4 Kadini zengin oldugu icin aliyor? Yani birde zengin oldugu halde nasil okuma yazma bilmiyor? Gerci buda mechuldür.

 

Sayin arkdasim incillerden bahsediyorsun. kac tane farkli incil var dedim 500 dediniz. Bu 500 tanesini gösterebilirmisiniz yok degil. Kaynak veriyorsunuz bir belgesel kanali. Bu kanalda islamla ilgili bende direkt isim verip kaynaktir desem size sacma gelmez mi? incilin üstüne kral filan yazmaz. Sayin ilayda insanlarin yapmis oldugu yanlis seyler mesihin müjdesiyle bir tutamazsiniz genellikle olaylar hep siyasidir. Diger bir konu mesih eline kilic alip sirf devlet kurmak icin cihad edip insanlari katletmismidir?

 

esenlikler

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Biri diyoki terk etmistir biri de diyo etmemistir.. Bu iki yorumun neresi ayni ? Kendi aranizda bile celisiyorsunuz.

 

Sayin arkadasim bir duygusal yaklasim sergiliyorsunuz. . Diger bir konu iki yorum arasinda bir fark yok. Ben terk etmemis demedim yorumdan öyle mi anlasiliyor. Terk edilis kendisinden bir eksitlme yapmiyor bu terkedilis Günaha olan tepkidir. Cünkü Tanri cok iyi ve kutsaldir ve kutsal olmayan yani günah olan seyi sevmez.

 

esenlikler

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

celiskiye bakarmisiniz biri nediyo biri ne diyo

Size bu iki yorumu anlayabilmeniz için ilkokul masalları okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.Siz sadece kelimelere bakmışsınız.

Tamamını okumuş değilsiniz anlaşılıyor.Siz benim tavsiyeme kulak asın bence.

Sevgiler...

Not:Ben terk etmiştir yazdım ama zaten İsa'nın göğe alınışı var.Sizce ebedi bir terk ediş mi?Yoksa mesafe mi?

Hani yani ben dirilişi bilmesem...Neyse.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

325'te ünlü İznik Konsülü toplandı. Teslis Pavlus Kilisesi'nin resmî inancı olarak ilân edildi ve bu kararın sonuçlarından birini de, o zaman elde bulunan üçyüz kadar İncil'den dördünün Kilise'nin resmî İnciller'i olarak seçilmesi oluşturdu. Bunlar, Matta, Markos, Luka, Yuhannâ'nın yazdıkları İncîllerdir. Özünde Eflâtûnun ortaya attığı trinite fikri, İsa'dan sonra 1'inci ve 2'inci yüzyıllarda kaleme alınan bu İncîllerde yer aldı. İçlerinde Barnabas İncili'nin de bulunduğu diğer înciller'in bütünüyle yok edilmesi emredildi... Geçerliliği tanınmamış Inciller'den birini yanında bulunduranın öldürüleceğine dair emir çıkarıldı...

M.S. 366'da papa olan Damasus'un (304-384), Barnabas İncili'nin okunmaması hakkında buyrultu yayınlandığı kaydedilir. Bu buyrultu M.S. 395'te ölen Sezarya piskoposu Gelasus tarafından desteklenmiştir. Bu piskopos İncil'i Apoler Apokrifa (-apocrypha-) basitçe 'halktan gizlenen' demektir. Böylece, daha bu aşamada İncil kimsenin eline geçmez olmuştur..Hristiyanlığın bir Yahudi Mezhebi olmaktan çıkıp bir Roma Dini’ne dönüşmesine belirleyici katkı’da bulunan kişidir Pavlus. Yeni Ahid’in yaklaşık 1/3 ünü oluşturan mektupları günümüze ulaşmış en eski Hristiyan Metinleri’dir ki bugünkü Hristiyan İlahiyatı’nın temellerini oluşturur. Yeni Ahid’deki Resullerin İşleri Kitabı’nın yarıdan çoğu Pavlus’un etkinlikleri’ni aktarır.

Iznık konulunde yasaklanan ve yok edılen ıncıller neden yok edıldı?(sız yok dıyorsanız ıznık konsulunu oğrenmenızı tavsıye ederım)

Teslıs ınancı neden efletunun (mıtolojıden etkılenmış ve ısaya hercules benzetmesı yapmıştır.) sonradan ortaya attığı bır konudur?

isa sadece tanrının sözlerini müjdeleyen bir peygamberken pavlus döneminde (ısadan bır asır sonra)birden bire nasıl tanrının oğlu olur ve teslıs inancı birden bire ortaya çıkar.?

«Hz. İsa'ya tâbi(uyanlar) olanlar kendisinin yeryüzünde olduğu zaman diliminde ve göğe yükseltilmesinin sonrasında Tevrat’a bağlı Yahudi cemaati ile, Kudüs'teki Mabede gitmeye devam etmişlerdir»(-Resullerin İşleri, 3,1)

«Kutsal kitap gökten inmiş değildir. Eski Ahid (-Tevrat-)'in 39 kitabıyla dört İncil yüzlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş ve son şeklini almıştır.»

Eski ve yeni ahid çevirileri bu şekilde başlar ve değişimi kendi kabul etmiş olur ......

Siz konuya nasıl vakıfsınız anlıyabilmiş deyilim...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aşağıdaki metin Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Alparslan Yalduz'dan alıntıdır;

Alıntı:

Müslüman ilim adamlarının meseleye yaklaşımı öncelikle

Arius merkezli olmuştur. Arius’un Hz. İsa’nın yaratılmış olduğu ve

tanrı olamayacağı düşüncesi müslüman ilim adamlarının dikkatini

konsile çekmiştir. Kutsal kitapların tesbiti ve İncillerin yakılması gibi

konularda müellifler kaynak vermemişlerdir. Ayrıca İncillerin

kanonizasyonu İznik Konsili’inde değil kilisenin gelişimi dahilinde

150’li yıllardan 1546 Trente Konsili’ne kadar süren bir süreç

içerisinde olmuştur.

T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ Cilt: 12, Sayı:2, 2003 s. 257-296

Konsillerin Hıristiyanlık Tarihindeki Yeri ve İznik Konsili Araştırma Görevlisi Alparslan Yalduz

Sayın Mehmet Ali Gökaçtı'nın 11 Ocak 2004 tarihli Radikal İki'de yayımlanan "Kuran'ın

toplanması ve sonrası" başlıklı yazısında yer alan bir cümle dikkatimi çekti. Yazının konusu İncil olmamasına rağmen, İncil ile ilgili olarak şöyle bir cümleye yer verilmiş:

"... Ve böylece belki de, İslam bilginlerinin daha sonra bir zamanlar Hıristiyan din adamlarının yapmak zorunda kaldığı gibi konsül toplayıp yüzlerce İncil metni arasından bazılarını seçmelerine benzer bir durumun önüne de geçilmiş olur..."

Hıristiyanlık konusunda bilen bilmeyen, hemen herkes fikir yürütüyor, yazılar yazıyor. En somut örnek de, elimizde bulunan İncil'in kitaplaştırılması konusunda ileri sürülen görüşler olsa gerek. İncil'in İS 325 yılında toplanan İznik Konsili tarafından "birçok İncil'den seçilerek oluşturulduğu" sık sık ileri sürülüyor. Tarihsel gerçeklere uymayan bu iddiayı ileri sürenler 'rakamlar' konusunda bir türlü anlaşamıyorlar. Sayın Mehmet Ali Gökaçtı her ne kadar 'yüzlerce İncil metni arasından' bir seçim yapıldığını söylüyorsa da, bu konuda çok farklı düşünceler de mevcut:

"Yirmiyi aşkın" diyenler var. (Rüştü Şardağ, 13 Şubat 1994 Milliyet,

"Batı'da Laiklik").

"Otuz altı adet" diyenler var. (Bilim Araştırma Grubu, "Masonluk ve Kapitalizm")

"Elli dört adet" diyenler var. (Harputlu İshak Efendi, "Cevâp Veremedi -Dıyaul - Kulûb")

"Altmıştan fazla" diyenler var. (Emine Ö. Şenlikoğlu, "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar")

"Yüz küsur" diyenler var. (Samiha Ayverdi, "Misyonerlik Karşısında Türkiye")

"Yüzlerce" diyenler var. (Osman Güngör Fevzioğlu, Ahmet Okutan, Turgut Durukan, "Askerin Din Bilgisi"/ Emine Ö. Şenlikoğlu, "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar")

"İki yüz yetmiş adet" diyenler var. (Muhammed Atâurrahîm, "Bir İslam Peygamberi Hz. İsa")

"Üç yüz doksan altı adet" diyenler var. (Bilim Araştırma Grubu, "Yahudilik ve Masonluk")

"Bin civarında" diyenler var. (Ahmed Lütfi Kazancı, "Hz. Adem'den Hâtemü'l - Enbiyâ'ya Kurân'ın Tanıttığı Peygamberler")

"Dört bin adet" diyenler var. (Muhammed Atéurrahîm, "Bir İslam Peygamberi Hz. İsa")

"Dört bin'i aşkın" diyenler var. (Ahmet Deedat, Edip Yüksel, "Kitab-ı Mukaddes Allah Sözü müdür?")

"Dört bin dört yüz adet" diyenler var. (Yeni Çağrı - Aylık İslami dergi, Mayıs 1993, "Barnaba İncili Neden Yokedilmeye Çalışıldı?" başlıklı imzasız yazı.)

Hemen herkesin farklı ve birbirinden çok uzak bir rakam vermesi, bu iddianın doğruluğunu yeterince sarsıyor. Zaten bunların hemen hepsinin en ufak bir tarihsel kaynak ve dayanakları da yok. İznik Konsili konusuna değinen ciddi araştırmaların hiçbirinde bu tür bir iddia bulunmaz.

"Gerçekleri Saptıranlar" adlı kitabımızda geniş bir şekilde ifade ettiğimiz gibi, İS 325 yılında toplanan İznik Konsili'nin toplanma amacı elimizde bulunan İncil'i "yirmiyi aşkın" ya da "dört bin dört yüz adet" eserden seçmek değildi. Zaten İncil İznik Konsili'nden en az 200 sene önce elimizdeki şeklini almıştı. Bu konsilin toplanma amacı, Aryus adlı din adamının İsa Mesih konusunda ileri sürdüğü görüşleriydi. Aryus'a göre İsa Mesih'i Tanrı ile eşit görmek yanlıştı. İznik Konsili Aryus'un görüşlerini dinledi, uzun bir süre tartıştı ve yanlış olduğuna karar verdi. Konsilden çıkan karar da özetle şu şekildedir:

"Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen tüm varlıkların yaratanı olan bir tek Baba Allah'a inanıyoruz. Bir tek Rab İsa Mesih'e de inanıyoruz; Allah'ın Oğlu, Baba'dan doğan, biricik oğul, yani Baba'nın öz varlığından oluşan, Allah'tan Allah, Nurdan Nur, gerçek Allah'tan gelen gerçek Allah, yaratılmış değil, doğrulmuş, Baba'nın aynı öz varlığına sahip olan, kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yaratılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya tekrar gelecek olan O'dur. Ve Kutsal Ruh'a da inanıyoruz."

Konsil'in aldığı bu karar, o tarihten itibaren Hıristiyanlığın

"İman İkrarı" (Amentüsü) haline geldi ve daha sonraki konsillerde geliştirildi. Bu 'İman İkrarı' Hıristiyan olmanın en önemli esaslarından biri olarak kabul ediliyor ve halen hem Katolik hem Ortodoks hem de Protestan kiliseler tarafından kullanılıyor.

Türkiye Protestan Kiliseler Birliği

 

--- Sonraki mesaj ---

 

İznik Konseyinde Ne Oldu?

 

“Sevgili kardeşlerim, ortak kurtuluşumuzla ilgili

olarak size yazmaya çok gayret ettim. Bu arada sizi,

kutsallara ilk ve son kez emanet edilmiş olan iman

uğrunda mücadeleye özendirmek üzere yazma gereğini

duydum. Çünkü Tanrımızın lütfunu sefahate araç eden,

tek Efendimiz ve Rabbimiz İsa Mesih’i inkâr eden bazı

tanrısız kişiler aranıza gizlice sızdılar.”

(Yahuda 1:3-4)

 

Türkiye’de yaygın olan uydurma bir hikâyeye göre, M.S. 325’te toplanan İznik Konseyinde papazlar bir yığın İncîl’den dördünü seçip diğerlerini yok etmişlerdir. Bu aslı astarı olmayan hikayeye inanılması gerçekten son derece şaşırtıcı bir şeydir. İznik Konsülünün, bir yığın İncîl’den dört tane seçip diğerlerini imha etmek için toplandığını ileri sürmek, tarihi gerçekleri saptırmaktan başka bir şey değildir.

 

Tarih ilmini iyi bilenler bilirler ki: Tarihte cereyan ettiği söylenen bir hadiseyi doğrulamanın tek yolu o hadisenin görgü şahitlerinin yazılarını incelemek ve değerlendirmektir. Tarih ilmi bundan ibarettir. İznik konseyi ile ilgili bilinen tarihi kaynaklar sadece o konseye katılan ve orada konuşmaları kaydeden Evstatyus, Atanasyus ve Eusebyus’un eserleridir. Bu belgeler (1) konsey başkanı olan Antakyalı Evstatyus’un bir eseri; (2) Atanasyus’un İznik Konseyinin Kararları adlı eseridir ve M.S. 350 ile 354 yılları arasında yazmıştır ayrıca 369 yılında Kuzey Afrikalı dini liderlere yazdığı bir mektup; ve (3) Sezariyeli Eusebyus’un 325 yılında yazdığı bir mektuptan oluşmaktadır. Bunlardan başka hiçbir kaynak yoktur.1

 

Konsil, İmparator Konstantin tarafından toplanmıştır. Konstantin’in bu davetine 2.048 patrik ve piskopos uyarak konsile katıldı.2 Mevcut eski belgelere göre İznik konseyi M.S. 325 yılında, 20 Mayıs’ta başlayan oturumlar 25 Temmuz’a kadar sürdü.3

 

Esasen Katolik olup, doktorasını İslâmiyet üzerine yapan Prof. Dr. Thomas Michel, İznik Konseyinin esas tarihini çok iyi

____________________

1. Moran, Hakikat ve Dalalet, s. 13.

2. Barraclough, The Mediveal Papacy, s. 10.

3. Karataş, Gerçekleri Saptıranlar, s. 33.

 

 

bilmektedir. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde Dinler Tarihi programı çerçevesinde Hıristiyan Teolojisi ve dinine girişle ilgili dersler veren Michel, sömestr sonunda İlâhiyat Fakültesinden bazı meslektaşlarının derslerini Türkçeye çevirerek bir kitap halinde derlemelerini önermeleri üzerine, “Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş” adlı kitabını yazmıştır. Prof. Dr. Michel bu kitabında İznik Konseyinin neden toplandığını ve neyin tartışıldığını şöyle anlatıyor.

 

“İskenderiyeli iki tanrıbilimci olan Atanasyus ve Aryus arasında başlayan tartışma tüm Hıristiyan Kilisesine yayıldı ve İlk Ökümenik (Evrensel) Konsilin İznik’te toplanmasına neden oldu. Atanasyus (ö. 373) ve Aryus (ö. 336) Tanrı Kelâmının olmakla birlikte, Kelâmın doğasını farklı şekilde algılıyorlardı. Atanasyus’a göre İsâ’da beden alan Kelâm, yani Tanrı Sözü, ezeliydi, yaratılmamıştı ve baştan beri Tanrıyla birlikte idi.

 

Aryus’a göre ise Tanrı Kelâmı ezeli değildi, Tanrı tarafından, evren yaratılmadan önce ama zaman içinde yaratılmıştı. Aryus’a göre İsâ’da ezeli, yaratılmamış Kelâm değil, bir yaratık beden almıştı. (Apolojetik literatürü (Kelâm) inceleyen Müslümanlar, sonradan Müslüman tanrıbilimcileri arasında Tanrı Kelâmı konusunda gelişen tartışma ile bir benzerlik farkedeceklerdir. “Eş’ari” konumu Atanasyus’ınkini anımsatır, “Mu’tezile” görüşü ise Aryus’unkine yakındır.)

 

Tartışma Kilisede uyuşmazlıklara neden olduğundan, hangi ifadenin gerçeğe daha yakın olduğuna karar vermek üzere Konstantin İznik Konsilini topladı. Konsil Atanasyus’ın ileri sürdüğü formülü onayladı ve Aryus’unkini reddetti. Konsilin saptadığı ve imanın kısa özetini içeren Credo (Amentü - İman ikarı)da Tanrı Kelâmının bir yaratıktan değil, Tanrının gerçek doğasından ileri geldiği belirtildi.”4

 

Tarihsel kaynaklara göre İznik Konseyine katılanlar sadece İsâ Mesih’in Tanrılığını tartışmak için toplanmışlardır. Bazılarının yanlış olarak düşündüklerinin aksine, İznik Konseyinde İncîl metni tartışılmadı. Atanasyus ve Aryus, karşıt tezleri savunmak için aynı İncîl metnini kullandılar.5 Konseye katılanlar arasında İncîl metni ya da içeriği konusunda her hangi bir ihtilafın olduğu kesinlikle kaydedilmemiştir.

____________________

4. Michel, Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş, ss. 99-100.

5. Barker, O’nun İzinde, s. 46.

 

 

Uzun tartışmalardan sonra, konsey, İsa Mesih’in Tanrı’yla aynı öze sahip olduğu görüşünü benimsedi. Konseyin sonunda İsâ Mesih’in Tanrı olduğu ortak bir bildirgeyle kabul edilmiştir. M.S. 325’te İznik’teki konseyde hazırlanan ve bugünkü Mesih İnanlıların mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul edilen inanç bildirgesi şöyledir:

 

“Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün

şeylerin Yaradanı olan bir tek Baba Allah’a inanıyoruz;

Bir tek Rab İsâ Mesih’e inanıyoruz: Allah’ın Oğlu,

Baba’dan doğan biricik Oğul, yani Baba’nın öz

varlığından oluşan Allah’tan Allah, Nurdan Nur, gerçek

Allah’tan gelen gerçek Allah, yaratılmış değil,

doğurulmuş, Baba’nın aynı öz varlığına sahip olan,

Kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her sey yapılmış,

biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş,

insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış,

sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe

yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan

O’dur; Ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.”6

 

İşte, gerçekler ortada. İznik Konseyi’nde İncîl tahrif edilmemiş, değiştirilmemiştir. Zaten M.S. 325 yılında İncîl’i tahrif etmek imkânsız bir iş olurdu. O tarihe gelindiğinde Hindistan’dan İrlanda’ya, Etiyopya’dan Kuzey Almanya’ya kadar her yerde İsâ Mesih’e inanan topluluklar vardı. Ayrıca, İsâ’nın Tanrılığı hakkındaki inanç, İznik Konseyinde uydurulmuş değildir, başlangıçtan beri ve her devirde bütün Mesih topluluklarınca benimsenmiştir. Bu inanç bildirisi hemen hemen tüm Mesih inanlılarınca kabul edilmektedir. Örneğin, eğer bir kimse neye inandığımız öğrenmek istiyorsa, Kutsal Kitapta öğretilen doktrin sistemini içerdiğini kabul ettiğimiz bildirge açıklamalara baksın. Westminister İnanç Açıklaması ile Elçilerin İnanç Bildirgesini karşılaştırması yeterli olacaktır.7

 

İkinci Evrensel Konsey M.S. 381 yılında Constantinople’da (yani şimdiki İstanbul’da) toplandı. 186 dinî önderin katıldığı bu konsey, Makedonyus ve Sabelliyus’a karşı gelerek Kutsal Ruh’un Tanrılığını vurguladı. İznik’te hazırlanan ve İstanbul’daki ikinci evrensel konseyde (M.S. 381) biraz daha geliştirilen inanç bildirisi şöyledir:

____________________

6. Yazman, İznik Konseyinde Ne Oldu?, ss. 6-13.

7. Otis, Presbiteryen Kilisesi İnanç ve Uygulama Özellikleri,

ss. 6-8.

“Her şeye gücü yeten, göğün, yerin, görülen ve

görülmeyen büyün şeylerin Yaradanı olan tek bir Baba

Tanrı’ya inanıyoruz. Tek Rab İsa Mesih’e inanıyoruz.

Tanrı’nın biricik Oğlu, ezelden beri Baba’dan doğan, Nur’dan

gelen Nur, gerçek Tanrı’dan gelen gerçek Tanrı, yaratılmış

değil, doğurulmuş, Baba ile aynı öze sahip olan, kendi

aracılığıyla her şey yaratılmış, biz insanlar için

kurtuluşumuz için göklerden inmiş, Kutsal Ruh ve bakire

Meryem aracılığıyla beden alıp insan olmuş, Pontiyus

Pilatus’un emriyle bizim için çarmıha gerilmiş, sıkıntı

çekmiş, gömülmüş, göklere yükselmiş, Baba’nın sağında

oturmuş, dirilerle ölüleri yargılamaya görkemle gelecek

O’dur. O’nun egemenliği hiç son bulmaz.

 

Kutsal Ruh’a da inanıyoruz. Rab olan, yaşam veren,

Baba’dan çıkıp gelen, Baba ve Oğul ile birlikte tapınıp

yüceltilen, peygamberlerin ağzından konuşan O’dur.

 

Havarilerin yolunda olan tek bir evrensel topluluğa

inanıyoruz. Günahların bağışlanması için tek bir

vaftizi tanıyoruz. Ölülerin dirilişini ve gelecek

çağın yaşamını bekliyoruz.”7

 

M.S. 431 yılında Efes’te toplanan üçüncü Evrensel Konsey, İstanbul’daki Mesih topluluğunun gözetmeni Nestur’u (ö. M.S. 451) (Nestorius’u) kınayıp görevinden kovuldu. Nestur, Monofizit’lere karşı koyarak Mesih’in iki tabiatına (yani, Tanrılığına ve insanlığına) o kadar önem vermişti ki, Mesih’in iki ayrı kişi olduğunu öğretmekle suçlanıyordu. Monofizit’ler (Tek tabiatçılar) ise İsa Mesih’in tek tabiatlı olduğunu, insanlığının Tanrılığı içinde özümsenmiş bulunduğunu ileri sürüyorlardı. O zamanki Mesih topluluğunun bekârlığa fazla önem vermesi sonucu, Hz. Meryem’in ömrü boyunca bakire kaldığına inanılıyordu. Halbuki bu inanç, İncîl’e aykırıdır çünkü İsa Mesih’ten sonra başka çocuklar doğurduğu yazılmıştır (Matta 1:25 ve 13:55-56). Hz. Meryem’i yüceltmek için ona “Teotokos” (Tanrı’nın Annesi) unvanı verildi. (Bkz. Mâide 5:116) Nestur, bu korkunç küfre karşı çıktı: İsa Mesih’ın Tanrılığını kabul ettiği halde, Hz. Meryem’in sadece insan İsa Mesih’in annesi olduğunu ileri sürdü. Bugünkü Protestanlar da bu konuda Nestur’la aynı fikirdedirler. Nestur’un can düşmanı olan İskenderiye patriği

____________________

7. Barker, O’nun İzinde, s. 46.

 

 

Kiril’in kışkırtmasıyla Efes Konseyi Nestur’u kınayıp eski hocası Mopsuestiyla’lı Teodor’la beraber sürgün etti. Suriye’de ve İran’da birçok Mesih inanlısı, Nestur’un görüşlerini onayladı. Bunlara “Nesturîler” adı takıldı.

 

Efes Konseyinde Nestur’a şiddetle karşı çıkmış olanlardan Eftihis, bundan 20 yıl sonra sapmış biri olmakla suçlandığında şaşkına döndü. İsa Mesih’in tek tabiatlı, yani yalnız Tanrı olduğunu öğretmişti. M.S. 449 yılında toplanan ve kuralları pervasızca çiğnemesinden ötürü Latrokinyum (Haydut Yuvası) denilen Efes Sinod’unca (Meclisince) aklandığı halde, Eftihis M.S. 451 yılında toplanan Kadıköy Konseyince kınandı. Mesih topluluğunun 500 önderinin katıldığı bu Konsey şu sonuca vardı: “İsa Mesih, birbiriyle karışmayan ve değişmeyen, ama tek bir Kişide birleşen iki tabiata sahiptir.” Eftihis’in savunduğu tek tabiatçılık (monofizitlik) denilen karşıt öğreti Suriye’deki Yakub mezhebinde, Mısır ile Etiyopya’daki Kıptî kilisesinde ve Ermeni Gregoryanlıkta bugüne kadar devam etmektedir. Bu mezheplerin dışında tüm Mesih inanlıları Kadıköy Konseyinin çıkardığı sonucu kabul ederler.8

 

Örneğin, Presbiteryenlerin Kutsal Kitap ile ilgili inanç bildirgesi söyledir: “Kutsal Yazılar, Presbiteryenlerin düşünüş ve davranışlarında merkez noktadır. Kutsal Kitap, yani esinlenmiş Tanrı sözü, iman ve uygulamalarda hatasız otorite olarak görülmektedir (2 Timoteyus 3:16-17; 1 Selanikliler 2:13). Tanrı Kutsal Yazıları nasıl esinledi? Kutsal Ruh, yazarların karakterlerini, mizaçlarını, armağan ve yeteneklerini, eğitim ve kültürlerini, kelime hazinelerini ve stillerini koruyarak onları yönlendirmiştir. Öyle ki, yazdıkları her şey Tanrının insanoğluna söylemek istediklerinin tam olarak aynısıydı (2 Petrus 1:20-21).

 

Kutsal Yazıların hatasız ile Presiteryenlerin kastettiği tüm öğretileriyle Kutsal Kitapta yanlış bulunmadığıdır. Bu, Kutsal Kitabın tarihi, arkeolojik ve bilimsel gerçeklerde olduğu gibi ahlaki ya da dinsel öğretilerin tümünün esinlendiği anlamına gelir. Bu esinleme sadece Kutsal Kitabın bütününü kapsamakla kalmaz ancak kullanılan her kelimeyi içine almaktadır. Buna “sözel esinleme” adı verilir. Kutsal Yazıların her kelimesi Tanrı esinidir. O, hiçbir zaman değişmeyen, tek emin temeldir.”9

___________________

8. İbid, s. 47.

9. Otis, Presbiteryen Kilisesi İnanç ve Uygulama Özellikleri,

ss. 5-6.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Hristiyanlara göre üçlü birlik(teslis) inancı İsa Mesih in önemle vurguladığı bir gerçektir.iznik konsilinde kabul edilmemiştir. zira bu öğreti incil de vurgulanır incil in yazımı ise Ms100 yılına kadar tamamlanmıştır iznik konsili ise ms325 yılında yapılmıştır. iznik konsilinde zaten var olan öğreti "resmileştirilmiştir" teslis in açıklaması kutsal kitap ayetlerini iyice inceleyerek yapılır yoksa kutsal kitap ta "kutsal kitap" kelimesi olmadığı gibi "teslis" kelimesi de yoktur açıklaması şu şekildedir. isa "baba" ile aynı kişi değildir fakat aynı özdendir,isa bedensel olarak insandır fakat Tanrı doğasına sahiptir çünkü Tanrı ile aynı özdendir fakat yine de baba en üstün olandır bunun için baba ya dua eder...(aslında incil isa nın yani "söz"ün insan bedenine yüklendiğini insan da olduğu için kendini "baba" dan hatta "melekler" den küçük gördüğünü kendisini küçülttüğünü açıklar)fakat üzerinde durulması gereken nokta mesih İsa ile Tanrı aynıdır..mesih İsa, Tanrı nın bir "kelimesi"dir(kelam) bu anlamda isa mesih yaşayan vahiydir.bu "yaşayan vahyin" "insan olup aramızda yaşadığına" ve "bilinçli" olduğuna inanılır.İsa mesih %100 Tanrı olmasının yanında %100 insandır

 

"Flp 2:7-8 Ama YÜCELİ?İNDEN SOYUNARAK kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini ALÇALTTI"

 

Hristiyanlara göre tanrılığın içinde birbiriyle aynı olmayan ama tanrı dan da farklı olmayan üç bilinç merkezi vardır:

 

1)Tanrı nın özü(baba)

 

2)Tanrı nın kelamı(isa-oğul)

 

3)Tanrı nın ruhu(kutsal ruh)

 

üçlü birlik öğretisi bazı tanrıbilimcilerin veya konseylerin icadı değildir eski inançlardan da alınmamıştır tektir

öz itibarıyla Tanrı salt enerji sayılırsa(örneğin elektrik)

 

1)baba enerjideki güç olarak,

2)oğul görülen ışık olarak,

3)kutsal ruh ise yayılan ısı olarak örneklenebilir

 

Tanrı birdir fakat aynı enerjinin üç dönüşümü olduğu gibi(güç ışık ve ısı) tanrı da da birbirinin dönüşümü olan üç benlik vardır

üçü aynı tanrı, üçü de aynı öze sahip fakat değişik konumdalar.baba oğul ve kutsal ruh,üç değişik varlık değiller üçü de aynı ve tek varlıktır aynı cevherdir

isa bedene bürünen kelamdır

 

Tanrı nın kendi zatı yani kişiliğinin özü veya kendi karakteri vardır tanrı nın karakteri önce kendi düşüncesinde sonra da sözlerinde yansıyor

sözler düşüncede oluşuyor...denilebilir ki sözler düşüncede doğuyor düşüncenin "sonucu" veya "oğlu"dur.bu açıdan düşünce de sözleri meydana getiren "kaynak" olarak sözlerin "babası" olur.

düşünce ve sözler yerine "baba" ve "oğul" sözcükleri geçebilir."baba" tanrı nın özü,"oğul" ise tanrı nın özünde oluşan söz anlamına gelir

buna göre kutsal ruh da Tanrı nın "etkinliği"dir ,tıpkı bir su pınarında kaynak,su ve akıntı olduğu gibi.. dolayısıyla tanrı nın

 

1)özündeki düşünceye "baba",

2)bu düşüncenin ifadesine "oğul",

3)bu ikisinin etkinliğine "kutsal ruh" denir

tıpkı insan,düşünceleri,ifadeleri ve hareketleriyle var olduğu gibi...düşünceleri içinde gizli kalıyor kendi bilincinin özüdür...insanın kendisi ve düşüncelerinin aynı şey olması gibi. insanın ifadeleri ondan çıkıyor,kişi ve ifadeleri hem birbirinden ayrılıyor hem de farklı şeyler değildir...

 

başka bir örnek, eksik de olsa, "güneş" tir.mesela insanlar "çok sıcak bize güneş geliyor" dediklerinde gelen dünyadan 1000 kat daha büyük olan kütle değil onun "ışığı" dır.aslında ikisi de aynı şeydir.

 

Nasıl ki yumurta "yumurta,yumurtanın akı,sarısı ve kabuğu" olmak üzere üç ayrı "bileşen"den oluşuyorsa da aslında yumurta TEKTİR! zamanın "geçmiş,şimdiki,gelecek" olması maddenin "katı sıvı gaz" olması....gibi örnekler olayın mantığını anlamamızda bize yardım eder. "ruh bilimi" ve alt dallarıyla ilgilenen bazı bilim adamları aslında insanın da bir "üç ayrı bileşen"den oluştuğunu söylemektedir.Şu ayet bize konu hakkında fikir verebilir:

 

"Rom 1:20 Dünyanın yaratılışından beri, TANRI'NIN GÖRÜNMEYEN NİTELİKLERİ, yani sonsuz gücü ve Tanrılığı, O'nun YAPTIKLARIYLA anlaşılarak açıkça görülüyor. Bu nedenle özürleri yoktur. "

 

Tanrı Kutsal Kitap ta defalarca söylendiği gibi "tek"tir.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Barnabas İncîl’i Nedir?

 

“Örneğin, Kıbrıs doğumlu bir Levili olan ve elçilerin

Barnaba, yani “Cesaret Verici” diye adlandırdıkları

Yusuf, sahip olduğu bir tarlayı sattı, parasını getirip

elçilerin buyruğuna verdi. (Elçilerin İşleri 4:36-37)

 

Bu konuya girmeden önce şunu belirtmemiz lazım. Barnaba adlı edebiyat ile ilgili iki tane eski eser vardır. Birincisi M.S. 100 civarına aittir. Bu eser 21 bölümünden oluşan bir mektup (ancak 13 sayfa) ve Roma İmparatorları Trajan (M.S. 97-117) ve Hadriyan (M.S. 117-138) dönemlerinde yazılmıştır.1 Barnaba mektubunun 16. bölümü Kudüs’ün M.S. 70 yılında harap edilmesinden bahsetmektedir. Bu mektuba bakmak isteyen bu kitaba başvurabilir: Coxe, The Ante-Nicene Fathers, 1 Cilt, “The Epistle of Barnabs”, ss. 137-149.

 

Bu Barnaba mektubu Kutsal Kitab’ın ayetleri hemen hemen 110 kez aktarıldı. Eski Ahit’ten hemen hemen 95 aktarma, İncîl’den 15 aktarma bulunmaktadır. Eski Ahit’ten kullanılan aktarmalar şu kısımlara aittir: Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar, Tesniye, Mezmur, Süleyman’ın Meselleri, İşaya, Yeremya, Hezekiel, Daniel, Habakkuk, Tsefanya, Haggay, ve Zekerya. İncîl’den aktarılan kısımlar ise: Matta, Markos, Luka, Yuhanna, Elçilerin İşleri, Romalılar, Efesliler, 2. Korintliler, 1. Timoteyus, İbraniler, Yakub, ve 2. Petrus’dur. Barnaba’nın mektubu içinde bulunan aktarmalarda ilk dönem Hıristiyanlarının doktrinleri ile ilgili birçok terim bulunmaktadır:2

 

Baba (Tanrı olarak): 3 kez

Tanrı’nın Oğlu ifadesi: 10 kez

Tanrı’nın Ruh ve Kutsal Ruh ifadesi: 12 kez

İsa: 15 kez

Mesih: 3 kez

Rab İsa Mesih: 2 kez

İsa Mesih’in çarmıha gerilmesi bir kefaret olarak: 11 kez

İsa Mesih’in ölümden dirilişi: 2 kez

Rab: 67 kez

Tanrı: 31 kez

Rab Tanrı: 7 kez

____________________

1. Coxe, The Ante-Nicene Fathers, 1. Cilt, s. 133.

2. İbid, 1. Cilt, “The Epistle of Barnabs”, ss. 137-149.

 

 

Son yıllarda birçok Müslümanın iddia ettiği şey şudur: “Kur’ân’da bugünkü Hıristiyanlarca kullanılan İncîl’den değil Barnabas İncîl’inden söz ediliyor”. Halbuki, Müslümanların iddia ettiği Barnabas İncîl’i, kendisinin Tanrı’nın Sözü olduğunu iddia etmiyor; tam tersine bir ayrım yapıyor. Sahte Barnabas ise 366 sayfa ve 222 Bölüm’den oluşan bir kitaptır.3 Bu ikinci ortaya atılan Barnabas İncîli orta çağa ait tamamen sahte bir üründür.4 Barnabas İncîli adı ile basılmış olan bu kitap incelenirse, yazarının İsâ Mesih’in havarisi değil, İsrail’i hiç görmemiş birisi olduğu ortaya çıkar. Büyük bir olasılıkla keşiş Fra Marino olarak yetiştirilmişti.5 Barnabas İncîl’ini yazan kişi, kendini “Mesih denilen Nasıralı İsâ’nın havarisi Barnabas” olarak tanıtıyor.6 Ancak İsâ Mesih’in 12 havarisi arasında “Barnabas” adında biri yoktur. (Bkz: Matta 10:2-4; Markos 3:16-19; Luka 6:14-16; Elçilerin İşleri 1:12-13 & 26)

 

“Barnaba İncîl’i”, İncîl’deki bahsedilen Barnaba tarafından değil, orta çağda Hıristiyanlığı bırakıp Müslüman olan ve Müslümanlığın doğruluğunu kanıtlamaya çalışan biri tarafından yazılmıştır. “Barnaba İncîl’i”nde kullanılan sözcükler ve terimleri incelemiş olan dil uzmanları, bu eserin M.S. 15 yüzyıla ait olduğunu kanıtlamışlardır. İsâ Mesih’ten 15. yüzyıl sonra yazılan “Barnabas İncîl’i”nin tamamen sahte ve tarihsel açıdan değersiz olduğu anlaşılmıştır.

 

Barnabas İncîli’nin elimizde bulunan en eski nüshası İtalyanca’dır. 1709 yılında Hollanda’nın Amsterdam şehrinde bulunan bu nüsha, J.F. Cramer adında bir bilginin eline geçti. 1550-1590 yıllarını gösteren yalnız bir tek İtalyanca el yazması olup, 1713’den beri Viyana, Avusturya “Hofbibliothek” Kütüphanesinde muhafaza edilmektedir. Bu İncîl’in İspanyolca yazılmış bir nüsha daha var. Bu nüshanın ilk sayfasında İtalyanca’dan çevrildiği belirtiliyor. İtalyanca el yazma, Bay Lonsdale ve Bayan Ragg tarafından İngilizce’ye çevirilerek, 1907 Oxford Üniversitesi Basımevi tarafından basılıp yayınlandı. Daha sonra Mehmet Yıldız tarafından İngilizceden Türkçe’ye çevirildi.7

____________________

3. Yıldız, Barnabas İncîli, ss. 366.

4. Bkz: Gilchrist, Origins and Sources of the Gospel of

Barnabas, 1980.

5. Benson, İncîl-i Barnaba: Bilimsel Bir Araştırma, s. 64.

6. Yıldız, Barnabas İncîli, s. 55.

7. İbid, ss. 53-54.

 

 

Bu kitap aslında 15. yüzyılda İtalya’da yazılmıştır ve yazarının İslâmiyete geçmiş birisi olduğu bilinmektedir. Barnabas İncîli, Hıristiyanlığı kötülemek ve Müslümanlığı yüceltmek için M.S. 15. yüzyılda yazılan sahte bir eserdir. 17. yüzyıla kadar, Hıristiyan olsun Müslüman olsun, hiçbir yazar bu eserden aktarma yapmamış, adından bile söz etmemiştir! Bu eserin sahteliği inkâr edilmeyecek şekilde ispatlanmıştır.

 

Barnabas İncîli’nin

Tarih ve Coğrafya ile ilgili Çelişkileri:

 

İncîl’deki gerçek Barnaba aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf’tu ve Yahudilerin çok eğitimli kavmi olan Levililerdendi. İsâ’nın havarileri onu Barnaba “Yureklendirme oğlu” diye adlandırmışlardı. (Elçilerin İşleri 4:36-37) Barnaba, ait olduğu milletin ülkesini ve yaşadığı 1. yüzyılı çok iyi biliyordu. Barnabas İncîl’inin yazarı da bunları bildiği iddiasındadır. Ama, buna karşın eser, 1. yüzyıl Filistininde yaşayan Barnaba gibi tahsilli bir Yahudinin yapamayacağı tarih ve coğrafya hataları ile doludur. Bu eserin 1. yüzyıl Filistin’inin değil, Ortaçağ Avrupa’sının toplumunu anlattığını anlamak çok kolaydır. Bir kaç örnek vermek gerekirse:

 

1.

Barnabas’ın bizi hayrete düşüren ilk hatası, Nasıra ve Kudüs şehirlerinin bir göl ya da deniz kıyısında bulunduğunu sanmasıdır. Bilindiği gibi Hz. İsâ’nın büyüdüğü Nasıra kenti, en yakın göl olan Celile gölünden 25 kilometre kadar uzaklıkta ve 600 metre kadar yükseklikte bulunmaktadır. Kudüs ise, en yakın göle (Ölü Denizinden) 23 kilometre kadar uzaklıkta, ve 811 metre yükseklikte bulunmaktadır. Ama Barnabas’ın 20. bölümüne göre, “İsâ Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra’ya doğru yola çıktı... Nasıra kentine gelince denizciler, İsâ ne yaptıysa hepsini yaydılar.”8 Dahası var. 151. bölüme göre Hz. İsâ’nın bindiği gemi Nasıra “limanından” (!) çıkıp uzaklaşıyormuş. Bu gemi yolculuğu nerede son buluyormuş? Kudüs’te!! Bölüm 152’de şunları okuyoruz, “İsâ Kudüs’e gelip de...”9 Anlaşılan, Barnabas’a göre Nasıra’dan Kudüs’e gemiyle gidilebilir! Bir gemiye binip Ankara’dan Adana’ya gittim” demesi gibi... Barnabas kitabında bu aynı problem mevcuttur.

____________________

8. İbid, 20. bölüm, s. 79.

9. İbid, s. 275.

 

 

2.

Barnabas İncil’in 119. bölümünde İsâ’nın şekerden söz ettiği yazılıdır.10 Ama Encyclopedia Britannica’ya göre şeker Akdeniz yöresine ancak M.S. 7. yüzyılda, Müslüman Araplar sayesinde girmeye başladı. Şeker sanayiini Araplar İranlılardan, İranlılar ise M.S. 6. yüzyılda Hintlilerden öğrenmişlerdi. Avrupalılar şeker sanayiini Müslüman Araplardan öğrendiler. Şeker 1. Yüzyıl da Filistin’de bilinmeyen bir maddeydi. Okuyucu şunu anlamalıdır ki, Hz. İsâ’nın şekerden söz etmesi, otomobilden söz etmesi kadar gülünç olur. Barnabas İncîl’inde şekerden söz edilmesi yazarın son derece bilgisiz olduğunu açığa vurmaktadır.

 

3.

Barnabas İncil’in 54. bölümünde “60 minuti”ye bölünen bir altın dinardan söz ediliyor.11 Hz. İsâ’nın zamanında ise, Roma İmparatorluğunda dinar altından değil, gümüşten yapılırdı. Her Roma dinarı 16 as’a, her as da 4 quadrans’a eşitti. “Minuti” diye bir para birimi yoktu. “Minuti” denilen para birimi yüzlerce yıl sonra ortaya çıkmış ve Roma İmparatorluğunda değil, İspanya’nın Vizigot döneminde (M.S. 575) kullanılmıştır. Barnabas İncîl’inin yazarı hiç bilinmeyen bir parayı kullanmakta ve uydurma kitabında para birimi olarak bunu göstermektedir. Herhangi bir sahte eser, alınan tüm tedbirlere rağmen kendini ele verir. Barnabas İncîl’i de bu konuda bir istisna değildir.

 

4.

Barnabas İncîl’inin 121. bölümünde anlatılan mahkeme işlemi ancak yüzyıllar sonra orta çağda kullanılan usuldedir.12 Sanık yargıç tarafından sorguya çekilirken noter onun tanıklığını özetleyip kaydeder. Hz. İsâ’nın yaşadığı 1. yüzyılda böyle bir usul yoktu.

 

5.

Barnabas İncîl’inin 152. bölümünde “tahta fıçılar”dan söz ediliyor, ancak 1 yüzyılda şarabı korumak için tahta fıçıları kullanmak hiç bilinmeyen bir teknikti.13 O dönemdeki insanlar deriden tulumlar kullanırlardı. (Bkz. Matta 9:17)

____________________

10. İbid, s. 227.

11. İbid, s. 137.

12. İbid, s. 228.

13. İbid, s. 278.

 

 

6.

Barnabas İncîl’inin anlatım tarzı bile dikkate değer. 222 bölümden oluşan bu eserin İtalyan’ca metni, Toskanya’lı ve Venedik’li Diatessaron’ları örnek almıştır.14 M.S. 13. ve 14. yüzyıllarda hazırlanan bu Diatessaron’lar (yani, İncîl’in dört anlatımını özetleyip tek cilt haline getiren eserler) İtalya’da çok rağbet görmüştü. Bu ebatta Diatessaron’lar ilk olarak 13. yüzyılda yazıldığına göre Barnabas İncîl’i de ortaçağda yazılmış olsa gerek. Sahte Barnabas sık sık büyük Hıristiyan bilgini Jerom’un M.S. 385 yılında yaptığı Tevrât, Zebûr ve İncîl’in Latince Vulgata çevirisinden aktarmalar yapıyor.15

 

Ayrıca, Barnabas İncîl’inde Dante’nin (M.S. 1265 - 1321) şiirlerinden bir sürü aktarmanın bulunması, bu eserin ortaçağda yazıldığına ilişkin başka bir kanıt oluşturur.16 Barnabas 78. bölümünün sözleri, Dante’nın, Inferno adlı kitabından (1.23) aktarmadır.

 

“dei falsi e lugiardi” Latince

“sahte ve yalancı tanrılara” Türkçe

“false and lying Gods” İngilizce

 

Barnabas İncîl’inin

Kutsal Kitap ile Çelişkileri:

 

7.

Sahte Barnabas’a göre Pontiyus Pilatus, Hz. İsâ’nın hem doğumunda hem de ölümünde Yahudiye (Filistin) ilinin Romalı valisiydi.17 Oysa İncîl’e (Luka 3:1), M.S. 1 Yüzyılda yaşayan Yahudi tarihçisi Yosefus’a ve diğer 1. yüzyıl Roma tarih kayıtlarına göre Pilatus, M.S. 26 yılında, Roma İmparatoru Tiberyus’un döneminde vali atandı.

____________________

14. İbid, 222. Bölüm, s. 366.

15. Bkz. 74. Bölüm ve Mezmur 84:6; 12. Bölüm ve Mezmur 110:3;

118. Bölüm ve Yeremya’nın Mersiyeleri 3:51;

4. Bölüm ve Luka 2:15

16. Bölümler 60, 78, 106, 135, ve 217; Bkz. Dante, Inferno, 1:23,

72, 78, & 217. Ayrıca Bkz. Gilchrist, Origins and Sources of

the Gospel of Barnabas, s. 18. Dante’dan daha çok

aktarma görmek isterseniz, Bkz. Gairdner, The Gospel of

Barnabas - An Essay and Enquiry, ss. 19-21; ve Ragg, The

Gospel of Barnabas, ss. 40-41.

17. Yıldız, Barnabas İncîli, Bölüm 3 ve 217, s. 58 ve 355-360.

 

 

8.

Sahte Barnabas 93. bölümde diyor ki, Yahudi başkahini (en yüksek din görevlisi), kral Hirodes ve vali Pilatus’la birlikte “İsâ’nın önünde rükuya varıp tapınmak istiyordu”!18 Ama başkahin ile diğer Yahudi din adamları Hz. İsâ’nın can düşmanlarıydı. İkiyüzlülüklerini açığa vurduğu için O’nu yakalayıp ölüme mahkum etmek istiyorlardı. Doğal olarak, kesinlikle O’na tapınmak istemezlerdi!19

 

9.

İncîl’e göre Hz. İsâ, “Mesih” (Tanrı’nın atadığı kral ve Kurtarıcı) olduğunu defalarca belirtiyor.20 Ama sahte Barnabas’a göre bunu inkâr ediyor.21 Kur’ân dahi en azından 7 kez Hz. İsâ’nın “Mesih” olduğunu açıkca belirtiyor.22 Barnabas’ın orijinal mektubunda söyle yazmaktadır: “Günahlarımızın affedilmesi ve kanı ile arınmak suretiyle kutsallaşabilmemiz için Rab, bedenini ölüme teslim etmeyi kabul etti. Nitekim O’nun için şunlar yazıldı: “Günahlarımızdan ötürü yaralandı; fesatlarımızdan ötürü zedelendi; yaraları ile biz sağlığa kavuştuk; kuzu gibi boğazlanmaya götürüldü; kırkıcılar önünde dilsiz kuzu gibi durdu.”23 (bkz. İşaya 53:5-7)

 

İncîl

 

“İsa onlara, “Ya siz” dedi, “ben kimim dersiniz?” Simun

Petrus, “Sen yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” cevabını

verdi. İsa ona, “Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!” dedi.

“Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babamdır.”

(Matta 16:15-17)

____________________

18. İbid, s. 190.

19. Luka 22:47-54 & 66-71, Luka 23:1-23.

20. Daniel 9:24-26, Matta 16:13-17, Yuhanna 1:41, Yuhanna

4:25-26.

21. Yıldız, Barnabas İncîli, Bölümler: 42, 70, 82, 93 & 96,

ss. 115 & 194.

22. Al-i İmrân 3:45, Nisâ 4:157 & 172, Mâide 5:17 & 72, ve Tevbe

9:30 & 31. “Kur’an’da, İsa için Kitab-ı Mukaddes’in

kullandığı “Mesih” unvanı kabul edilir ve kullanılır, ancak

bunun asıl öneminin yeterince anlaşılmadığı görülmektedir.

Kur’an, İsa’nın kefaretinden veya kurtarıcılık görevinden hiç

sözetmez.” Watt, Kur’an’a Giriş, s. 180.

23. İannitto, Kilise Babalarından ve Yazarlarından Alıntılar,

s. 57; Barnaba’nın Mektubu, 5, 2.

 

 

“Kadın İsa’ya, “Mesih denilen meshedilmiş Olan’ın geleceğini

biliyorum” dedi, “O gelince bize her şeyi bildirecektir.”

İsa, “Seninle konuşan ben, O’yum” dedi.” (Yuhanna 4:25-26)

 

“Başkâhin ise O’na, “Yaşayan Tanrı hakkı için sana yemin

ettiriyorum, söyle bize, Tanrı’nın Oğlu Mesih sen misin?

dedi. İsa, “Söylediğin gibidir” karşılığını verdi.”

(Matta 26:63-64)

 

Kur’ân-ı Kerîm

 

“Ey Meryem, Allah seni, kendisinden bir kelime ile

müjdeliyor: Adı Meryem oğlu İsâ Mesih’dir; dünyâda da,

âhirette de yüzde (şerefli) ve (Allâh’a) yakın

olanlardandır.” (Al-i İmrân 3:45)

 

Barnabas İncîl’i

 

İsa itirafta bulunup, gerçeği söyledi: ‘Ben Mesih

değilim.’” (Barnabas 42)

 

İsa...ben yeryüzünün tüm kabilelerinin beklediği Mesih

değilim.” (Barnabas 96)

 

Görüldüğü gibi eğer bir Müslüman Barnabas İncîl’inin Tanrı’nın gerçek sözü olduğunu düşünüyorsa o zaman Kur’ân-ı Kerîmi yalancı çıkarmış ve reddetmiş olur. Hem Kutsal Kitab’a göre hem de Kur’ân-ı Kerîme göre İsa “Mesih”tir. Bu konuda Barnabas İncîl’i bu kitapları tamamen inkâr etmektedir.

 

10.

İncîl’in Elçilerin İşleri bölümü, gerçek Barnaba’nın bir elçi (aziz) olduğunu kabul etmektedir. O kendisini Hıristiyanlık davasına adamış, her şeyini bu uğurda harcamış, varını yoğunu elçilerin önüne dökerek Müjde’yi yaymak için diledikleri gibi harcamalarını istemiştir.24 Keza İncîl’e göre Barnaba Pavlus’un imanına şehadet etti ve kilise Barnaba’yla Saul’u (Pavlus’u) Müjde’yi yaymak üzere birlikte yolcu ettiler.

____________________

24. Bkz. Elçilerin İşleri 4:36, 9:27, 11:22-25 & 30, 12:25,

13:1-4, 13:42-43, 13:46 & 13:50-51, 14:1, 3, 6, 12, 14,

20-21; 15:2, 12, 22, 25, 35-37 & 39. Ayrıca Bkz. 1

Korintliler 9:6, Galatyalılar 2:1, 9 & 13, Koloseliler 4:10.

 

 

“Antakya’daki inanlılar topluluğu içinde bazı peygamberler

ve öğreticiler vardı. Barnaba, Niger denilen Simon,

Kireneli Lukyus, bölge kralı Hirodes’le birlikte büyümüş

olan Menahem ve Saul. Bunlar Rab’be tapınıp oruç tutarken

Kutsal Ruh kendilerine şöyle dedi: “Barnaba’yla Saul’u,

kendilerini çağırmış olduğum görev için bana ayırın.”

Böylece oruç tutup dua ettikten sonra, Barnaba’yla Saul’un

üzerine ellerini koyup onları yolcu ettiler.”

(Elçilerin İşleri 13:1-3)

 

Pavlus’la Barnaba havradan çıkarken halk onları, bir

sonraki Sept günü aynı konular üzerinde konuşmaya çağırdı.”

(Elçilerin İşleri 13:42)

 

Barnaba, ittifakla kabul edilmektedir ki, Hıristiyanlarca sayılan bir elçidir. İlk Hıristiyan propagandasının dayandığı esaslardan birisidir.25 Yani, Barnaba ve Pavlus Müjdeyi yaymak için ortak olarak çalıştılar. Onlar aynı cemattan olarak Mesih İnanlılara birlikte bu inancın yayılmasına çalışıyorlardı.

 

Pavlus İncîl’de, büyük yer tutan mektupların yazarıdır. (Bkz. Romalılar, 1. & 2. Korintliler, Galatyalılar, Efesliler, Filipililer, Koloseliler, 1. ve 2. Selanikliler, 1 ve 2. Timoteyus, Titus, ve Filimun) Oysa sahte Barnabas, Pavlus’un aldatılmış biri olduğunu söylemektedir.26 Bunun gibi sözler, sahte Barnabas’ın bu kitabı tamamen Hıristiyanlık karşıtı propaganda maksatlı olarak yazdığını gösterir. Orijinal Barnaba ve Pavlus tam olarak aynı Hıristiyan doktrinlerini savunuyorlardı. Hep beraber bu aynı Müjde’yi vaaz ediyorlardı.

 

“Kardeşler, size bildirdiğim, sizin de kabul edip bağlı

kaldığınız müjdeyi hatırlatmak istiyorum. Size müjdelediğim

söze sımsıkı sarılırsanız, bunu aracılığıyla da

kurtulursunuz. Aksi, halde boşuna iman etmiş olursunuz.

Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim. Şöyle ki, Kutsal

Yazılar uyarınca Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü

ve Kutsal Yazılar uyarınca ücüncü gün ölümden dirildi.”

(1 Korintliler 15:1-4)

 

Barnabas İncîl’inin

Kur’ân ile Çelişkileri:

____________________

25. Zehre, Hristiyanlık Üzerine Konferanslar, s. 99.

26. Yıldız, Barnabas İncîli, 222. Bölüm, s. 366.

 

 

11.

Kur’ân’a göre (Bakara 2:29) yedi gök vardır. Oysa sahte Barnabas’a göre göklerin sayısı dokuzdur. Burada, tekrar Dante’nin eserlerinden birini aktardığı belli oluyor.27

 

12.

Kur’ân’a göre (Meryem 19:23) doğum sancısı Meryemi, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi: “Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!” Ama sahte Barnabas’a göre “Bakire (Hz. Meryem) sancısız çocuğunu doğurdu.”28

 

13.

Sahte Barnabas, kitabının 44. bölümünde Yahudi din bilginlerini Tevrât metnini tahrif etmekle şuçluyor.29 Bu suçlama herhalde Hz. İsâ’nın zamanında veya daha önce yaşayan din bilginlerine yöneliyor. Ama o zamanki din bilginlerinin Tevrât metnini değiştirdiklerini iddia eden hiçbir tarihsel kayıt yoktur. Kur’ân da bu iddiada bulunmuyor. Gerçeği Yahudileri Tevrât’ı kasıtlı olarak yanlış yorumlamak ve yanlış aktarmakla suçluyor, ama bu kitapçıkta daha önce gördüğümüz gibi, İslâm peygamberi kendi zamanında okunan Tevrât’la İncîl’in gerçek olduğunu biliyordu.30

 

Bu tür hatalar o kadar çoktur ki, tarafsız Müslümanlar Barnabas İncîl’inin 16. yüzyıla ait sahte bir eser olduğunu açıkça itiraf etmişlerdir. Örneğin, Pakistanlı Dr. Gulam Cilani Bark, Ağustos 1975’te Lucknow şehrinde basılan “Al-Furkan” dergisinin 48. sayfasında şunları yazmıştır: “Hıristiyanlar eldeki İncîl-i Barnaba’nın hakiki olma iddiasını çürütmüşlerdir. Buna göre eserin hakiki olma iddiası ancak Hz. Muhammed’in zamanından önce yazılmış bir kopyası ortaya çıkınca doğrulanabilir. Bu ise şimdiye kadar mümkün olmamıştır.”31 Barnabas İncîl’inin sahte olduğunu kabul eden başka Müslüman bilginler de vardır.32

____________________

27. İbid, 178. Bölüm, s. 309; Bkz. Dante, Empyean, bölüm 178.

28. Yıldız, Barnabas İncîli, 3. Bölüm, s. 58.

29. İbid, ss. 121-122.

30. Bakara 2:113, Bakara 2:136, Al-i İmrân 3:3-4, Al-i İmrân

3:23, Al-i İmrân 3:84, ve Mâide 5:44. Bkz. 12. bölümü.

31. Bark, “Al-Furkan”, Ağustos, 1975, s. 48.

32. Abbas Mahmud el-Akkad, “News Bulletin of the Near Christian

Council” Easter 1961, sayfa 9-11; Süleyman Şahid, İslâm

dergisi “İmpact”, Londra, 1 Ocak 1974. Prof. E.R. Hambye

“İslâm and the Modern Age”, New Delhi, Hindistan, Mayıs 1975;

Prof. Muhammed Yahya el-Haşimi “Etudes Arabes” no. 48; vs.

 

 

Bazı eski Müslüman yazarlar, Kur’ân ile Tevrât, Zebûr ve İncîl arasında bir sürü çelişki bulduklarını ileri sürdüler. Ama işin en tuhafı şudur ki, bu eski Müslüman yazarların hiç biri “İncîl-i’ Barnabas”dan söz etmiyorlar! Oysa Hıristiyanların kullandığı İncîl’i acımasızca eleştiren İbn Hazm Fisal fil-milal vel-nihal gibi eski Müslüman yazarlar nasıl oluyor da bu eleştirileri her şeyden çok doğrulayacak bir eserden hiç söz etmiyorlar? Ebü’l-Fadl es-Suudi ile Ebü’l-Beka Salih el-Caferi de eserlerinde İncîl’in dört anlatımını (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’yı) konu ediyorlar. Bu iki Müslüman yazar, Hıristiyanların kullandığı İncîl’i hakiki sayıyor, ancak Hıristiyanlarca yanlış yorumlandığını ileri sürüyorlar. Ama eserlerinde “İncîl-i Barnabas”dan hiç söz etmiyorlar.

 

“Şurası muhakkakki Barnabas İncîl’i eskiden de, şimdi de,

Müslümanlar tarafından bilinmiş değildir. Müslümanlarla

Hıristiyanlar arasında eskidenberi bir çekişme var. Buna

rağmen hiçbir Müslüman Hıristiyan’a karşı Hz. Peygamberin

geleceğine dair çok açık ve kesin hükümler taşımasına rağmen

bu İncîli delil ve dayanak olarak almamıştır.”33

 

Kara haber tez duyulur. Kuşkusuz “İncîl-i Barnabas”ın varlığından haberleri olsaydı, ellerinde Hıristiyanlığa karşı mükemmel bir silah olurdu. Günümüzde bu eser bazı Müslüman çevrelerinde ne kadar sevinçle karşılanmıştır! Halbuki Müslümanların elindeki Barnabas İncîl’i ortaçağa ait bir eserdir.34

 

Kitabımızın bu bölümündeki bilgiler R. Benson’un İncîl-i Barnaba, Bilimsel Bir Araştırma adlı kitabından özetlenmiştir. Eğer Barnabas İncîl’i hakkında daha geniş bilgi edinmek isterseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederiz. Ayrıca bazı İslâmcı yazarların Barnabas İncîl’i konusundaki yanılgılarını görmek isterseniz, İsa Karataş’ın Gerçekleri Saptıranlar: Hıristiyanlık ile ilgili Gerçek Dışı İddialara Yanıt adlı kitabının “Barnabas İncîli ve Gerçekler” adlı bölümünü (Sayfalar 143-167) okumanızı tavsiye ederiz.

____________________

33. Zehre, Hristiyanlık Üzerine Konferanslar, s. 104.

34. Benson, İncîl-i Barnaba, Bilimsel Bir Araştırma, ss. 48-49

 

Yazar: Daniel Wickwire

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Apokrifa Kitapları Nedir?

“Bu tür adamlar sahte elçiler, aldatıcı işçiler, kendilerine

Mesih’in elçisi süsü verenlerdir.” (2 Korintliler 11:13)

Bazı Müslüman araştırmacıların (bilginlerin) iddialarına göre “Hıristiyanların kitaplarının hepsi bir değildir; çünkü Hıristiyanlar kitaplarını değiştirdiler.”

“Musevîliğin kutsal kitabı, İbranice olan Kitab-ı

Mukaddestir ve Hıristiyanların Eski Ahid’inden farklıdır.

Hıristiyanlar, İbranice olan Kitab-ı Mukaddes’e bir takım

kitaplar ilâve etmişlerdir ki, bunlar onda mevcut

değildir.”1

Bu iddianın bir kısmı doğru, bir kısmı da yanlıştır. Tüm Hıristiyan mezhepler arasında, Kutsal Kitap ile ilgili, ancak bir tek farklılık vardır. Bu da Apokrifa kitaplar konusundadır. Bir avuç mezhep bu kitapları Tanrı’nın Sözü olarak kabul ediyor, Hıristiyanların çoğu ise kabul etmiyor. İddianın doğru olan kısmı ise, Hıristiyanlar arasında Apokrifa ayrılığıdan. Ama yanlış olan kısmı ise, bu konunun “tahrif” ile ilgili iddiasıdır, çünkü bu konuda her hangi bir problem yoktur. Bu tür yanlış iddialar, Müslümanların Apokrifa kitaplar ile ilgili bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır.

Apokrifa denilen kitaplar, Eski ve Yeni Ahit’in arasındaki 400-450 yıl içinde yazılmış olan 14 tane tarihi kitaplardır. Bu kitaplar İbranice olarak yazılmıştır. Bazıları tarih, bazıları da hayali tarih veya efsane niteliğini taşıyor. Bu kitap grubuna, Tevrât ve Zebûr’un evrensel olarak kabul edilmiş otuz dokuz kısımıyla İncîl’in yirmiyedi kısmı arasındaki zaman dilimini kapsar; M.Ö. 400 -- M.S. 35. Apokrifa kısımlar sadece Katolik Kilisesi tarafından kabul edilirler, diğer Hıristiyanların çoğu bunları otorite olarak kabul etmez ama bazıları eğitsel değeri olduğunu söylerler. Bunların sayısı ise, 14 tane kitap; 173 bölüm;2 ve 155.875 kelimedir.3

____________________

1. Sönmez, Tevrât İncîller ve Kur’ân, s. 8.

2. Metzger, The Oxford Annotated Apocrypha, ss. 340;

Kitab-ı Mukaddesin Deuterokanonik (Apokrif) Kitapları, s. IV.

3. A Concorance to the Apocrypha - Deuterocanonical Books of the

Revised Standard Version, Giriş.

Apokrifa Kitaplar Bölüm Ayet

1. Tobit: (M.Ö. 250-175) 14 244

2. Yudit: (M.Ö. 175-110) 16 339

3. Ester’in Ekleri: (M.Ö. 180-145) 7 108

4. Birinci Makabeler: (M.Ö. 103-63) 16 924

5. İkinci Makabeler: (M.Ö. c. 100) 15 555

6. Süleyman’ın Hikmeti: (M.Ö. 150-M.S. 40) 19 435

7. Sirak’ın Sözleri: (M.Ö. 190) 51 1.391

8. Birinci Ezra: (M.Ö. c. 150) 9 447

9. İkinci Ezra: (M.S. 70-135 16 874

10. Baruk’un Mektubu: (M.Ö. 200) 6 213

11. Şadrak’in Duası: (M.Ö. 150-50) 1 15

12. Üç Delikanlının Ezgisi: (M.Ö. 167-163) 1 68

13. Suzanna: (M.Ö. c. 100) 1 64

14 Bel ve Ejderha: (M.Ö. 150-100) 1 42

------ ------

173 5.719

Kutsal Kitapların geniş yelpazesinde Apokrifa denen 14 kitap günümüz “Kanon”‘u tarafından reddetmiştir. Bunun da birçok nedeni vardır:

1.

Apokrifa kelimesinin basit anlamı “saklı veya gizli”dir; fakat ikinci yüzyıl sonunda, kelime anlamı “sahte” olarak bilindi. İç ve dış ispatlardan anlaşılmaktadır ki yazarlar takma isim kullanmıştır.

2.

Apokrifa kitapları ilk kilisenin ve Eski Ahit’in bir bölümü değildi. Eski Ahit’te Yahudiler tarafından hâlâ kullanılan üç bölüm vardır: Tevrât (Tora), Peygamberler (Nebi’îm), ve Zebûr (Ketubîm), ama bunlar Apokrifa kitaplarında hiç yer almamıştır. Apokrifa denilen kitaplar Hıristiyanların Yeni Ahit, yani İncîl’e ait kitaplar değil, Yahudilerin edebiyatına ait, eski ahit dönemine ait kitaplardır. Apokrifa kitaplarını Yahudi din büyükleri hiç bir zaman Tanrısal esin olarak kabul etmemişler, tapınaklarına sokmamışlar ve dinsel hizmet için kullanmamışlardır.

3. İncîl’de, İsa ve elçileri tam 2.559 kez Tevrât, Zebûr ve Peygamberler’den alınma vardır.4 Bunlardan hiçbiri Apokrafik bir kısımdan alınmış değildir. Mesih ve elçileri Apokrifa hakkında

bilgi sahibiydiler, fakat İsa ve elçileri Apokrifa yazılarından bir kez bile alıntı ya da aktarma yapmamışlardır.

4.

Bu yazılarla ilişkisi olan bir peygamber bile yoktur, ve bu kitaplar Tanrı esini olarak asla kabul edilemez. Ruhsal yetkiye sahip olduklarını iddia eden bu kitaplar aynı zamanda Tanrı esini olmadıklarını da ifade ederler. (2 Makabeler 2:23 & 15:38)

5.

İsa’dan sonra ilk dört yüzyılda Apokrifa’dan bahsedilmez. “Kanon” kitaplarının kataloğunda bu 14 kitap yer almaz. Jerom’un, (M.S. 345-420) ölümünden sonra, onun Latince Vulgat’ından yararlanan bazı din adamları bu Apokrif kitapları onun eserine eklemişlerdir. Ama Jerom’un Apokrif ile ilgili görüşü şöyledir; “Bu kitaplar Kutsal Kitab’ın esas bir parçası değildir; ama eğitim için yararlı olabilir.” Ayrıca, Üç Delikanlının Ezgisi ve Bel ve Ejderha adlı kitapların ancak hikayeler olduğunu açıkça söylemişti.5 Kudüs’lü Kiril ve İskenderiye’li Atanasyus Apokrif kitapları açıkça reddetmişler.6 İbranice Eski Ahit’in “Kanon”‘u M.Ö. 425’te tamamlandı, fakat Apokrifa kitapları daha sonra M.Ö. 250 civarında yazıldı. Ancak daha sonra, dördüncü oturum M.S. 8 Nisan 1546 yılında, Trent Konseyi zamanında Roma Katolik Kilisesi Apokrifa Kitapları günümüz Katolik Kutsal Kitap’larına ilave etmiştir. Trent Konsilinin kararıyla bu kitaplara “Deutero Kanonik” yani “İkinci Derecede Esin Kitaplar” denilmiştir.7 Hiç Tanrısal esinin ikinci derecesi olur mu?!

6.

Hem Filo (M.Ö. 30 - M.S. 40) hem de Yosefus (M.S. 37-95), Apokrifa hakkında bilgi sahibiydiler, fakat onu Kutsal Kitap olarak asla aktarmadılar. Özellikle, Flavius Yosefus onu Kutsal

____________________

4. Hill, Baker’s Handbook of Bible List’s, ss. 103-104.

5. Pache, The Inspiration and Authority of Scripture, ss. 172-173

6. Geisler ve Nix, A General Introduction to the Bible, s. 173.

7. Günay, Gerçeklere Dönüş, s. 129; Jacob, Hıristiyan İnancı:

Kutsal Kitaplara, Kilise Babaları ve Belgelerine Göre

Açıklanan Hıristiyan Gerçekleri, s. 393; Konutgan, “Apokrif

Kitaplar”, Gerçeğe Doğru, Sayı 2, s. 20.

Kitap listesinden hariç tuttu çünkü bu kitaplar sahteydi.8 İbranice “Kanon”‘u bilen ilk Hıristiyan Pederler açıkca “Kanon” kitapları ve Apokrifa kitapları arasında bir ayrım yapmışlar. Sardis’teki (bugünkü Sart köyü) Mesih inanlıların önderi Melito (ö. M.S. 170), Kudüs’ün Kiril’i (M.S. 313-386), ve Jerom (M.S. 345-420) Apokrifa ile Tanrı esini Kutsal Kitap arasındaki farklılıkları gösterdiler.9

7.

Apokrifa kitaplar; birçok tarihi, coğrafi, ve kronolojik hataları içerir, ve “Kanon” yazılarındaki gibi peygamberlik niteliği taşımaz. Apokrifa Kutsal Kitab’a bazı karşıt öğretileri öğretir. Örneğin:10

A) Ölüm için dualar: 2 Makabeler 12:40-46 bkz. İbraniler 9:27.

B) İntihar hakkı: 2 Makabeler 14:41-46 bkz. 1 Korintliler 3:16-17

C) Zekat vererek kefaretini ödemek ve kurtuluş:

Tobit 4:11, Bkz. Efesliler 2:8-9 ve Titus 3:5-6.

Bu Apokrafik kısımlar iman bakımdan ancak birkaç doktrinden etkileniyor. Bunlar ilginç bir tarih oluşturmakla beraber temel Hıristiyan öğretilerini değiştirmez. Ancak Katolik ve Protestan mezhepleri arasında bir ayrım sebebi oluyor.

Burada bahsedilen 14 Apokrafik kitaptan başka birçok eski kitap daha yazıldı. Bunlar vahiy kitapları değildir, ama tarihsel bakımdan, eski dönemdeki insanların inanç ve akidelerini daha iyi görebilmek için değerlidir.Apokrifa’nın diğer 29 kitap vePseudepigrapha’nın 95 kitabını araştırmak isteyen aşağıdaki kitaplara başvurabilir.

Hennecke, Edgar, New Testament Apocrypha, 2 Cilt, İngilizce

terçümesi R. McL. Wilson, Philadelphia, The Westminster

Press, 1963.

Charlesworth, James H. Editor, The Old Testament Pseudepigrapha,

2 Cilt, Garden City, New York, Doubleday & Company, 1983

____________________

8. Yosefus, Contra Apionem, 1:38-41.

9. Unger, Unger’s Bible Handbook, s. 70.

10. Wickwire, İlâhiyata Ait Bir Kaynak Kitap, s. 16.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sizin bu yazdıklarınız cevap teşkil etmiyor sadece konsulden deyıl pavlustan da bahsetmiştim.Ayrıca şeker sadece şeker pancarından elde edılmıyor.Şeker elde etmenın başka yöntemlerıde var.Şarap elde edebılen roma şeker elde edemıyecek mı sızce?Sayfalarca yapmış olduğunuz alıntıdan zıyade sizin bilginizi ölçmek isterim.Alıntılarla neyı açıkladınız hiç bir şeyi?Eflatun yada platon yunan mıtolojısınden esınlenerek zeusun oğlu hercules ıle ısayı bırleştırmıştır.Zeus tanrı hercules yarı olumlu tanrının oğlu dunyaya gönderiliyor ve sonradan tanrı zeusun oğlu olduğunu öğreniyor......

Pavlus ıse dönemin dındar bır yahudısı ,yahudı olmayanları tek çatı altında bırleştirmek istiyor ve yahudılığı tehdıt eden faktörleri ortadan kaldırmak istiyor.Kıng Jamesten se hiç bahsetmiyeceğim....

Alıntılar tabıkı onemlı ama hemen cevap verebılecek bılgıye sahıp deyılsınız sanırım.Bana sorularınızı sorun derhal cevaplarım alıntısız çunkü konuya gayet hakimim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

Kurezya bır katlıam deyıldır.Katlıam adolf hıtlerın yahudılere yaptığıdır.Yada portekız ıspanyol ıngılız ve amerıcalıların kızılderılı ve zencılere yaptığıdır.Sırpların bosnaklara yaptığıdır yada ısraılın fılıstın topraklarına zorla gırıp ulke kurup ulkenın gerçek sahıplerıne yaptıklarıdır.Ayrıca kadınlar ıslamda ıkıncı sınıf vatandaş deyıldır aksıne eşittir.Miras hukukuda bunun en buyuk ıspatıdır.Sizin yorumlarınız sizi ilgilendirir ama bu konularda daha dıkkatlı yorum yapmalısınız...

 

 

Katliam kelimesinin anlamını bilmiyo dedim ve konuyu zaten açtım acaba okudumu merak ettim :) bu güzel yorum içinde teşekkür ederim size

vesselam

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...