Jump to content

Uyku ve Bilinçaltı


tolgacelebi

Önerilen Mesajlar

UYKU VE BİLİNÇALTI

Tolga ÇELEBİ

Yirmi dört saatin, sekizini, dolayısıyla hayatımızın üçte birini uykuda geçiriyoruz. Biz uyuyoruz, ama bedenimiz tüm faaliyetlerine devam ediyor. Uyumadan önce yediğimiz yemeğin sindirimi devam ediyor. Saç ve tırnak uzaması biz uyurken de devam ediyor. Derimiz ter salgılıyor ve birçok hayati fonksiyonumuz eksiksiz devam ediyor.

Peki o halde; uyku halindeyken bile, bedenin komplike tüm sistemlerini düzgün çalıştıran güç ne? Bilinçaltı! Bilinçaltı, hiç dinlenme, uyumaz ve yorulmaz. Hatta uyumadan önce düşündüğünüzü son şey, ya rüya olarak, ya da farklı bir biçimde bizi etkilemeye devam ederiz.

Gün içinde, koşuşturmacalar, stres, iş hayatı ve daha birçok değişik etken ile karşılaşırız. Hatta bu kargaşa öyle bir hal alır ki; çoğu zaman ne yaptığımız bilmeyiz ve kendimizden uzaklaşırız. Gece olduğunda ise uyku hali, bizi dinginliğe ve huzura taşır.

Joseph Murphy, uyku ve bilinçaltını ilişkisi konusunda şöyle demiştir: ‘Uyumadan önce, bilinçaltınıza bir sorununuza çözüm geliştirme görevi verin; size çözüm sunacaktır. Bilinçaltınız, hafızanızın deposudur. Çocukluğunuzdan beri bütün deneyimleriniz bilinçaltınıza kaydedilir.’ Burada da görüleceği gibi, biz uyurken bilinçaltı çalışmaya, üretmeye ve problem çözmeye devam ediyor.

Aristo'ya göre yenilen yiyeceklerin buharı sıcak olduğu için yükselerek kafada birikiyordu. Akşama doğru kafanın soğumasıyla su buharı soğuyarak aşağı iniyor ve kalbi soğutuyordu. Bu da uykuya yol açıyordu.

Eski Babil’liler, rüyaların insanüstü dünyadan yollandığı, iyi rüyaların Tanrı’nın, kâbuslarınsa şeytanların mesajları olduğu düşünülürdü.

Tibet Rahipleri, uyku konusunda son derece farklı hareket ediyorlardı. Son derece az uyuyarak, zinde ve mükemmele ulaşmayı hedefleyen bir yöntem benimsemişlerdi (Bkz. Tibet’in Gençlik Pınarı)

Bizim kültürümüzde ise, uyumadan önce ibadet eden kişinin, geceyi ibadetle geçirmiş sayılacağı vurgulanmıştır. Ayrıca uyumadan önce yapılması gereken bazı uygulamalardan ve özellikle Kur’an okunması gerektiğinden çok detaylı bahsedilir. Az uyumak gerektiği de tavsiye edilir.

Rüyada gördüklerimizin hiçbir fiziksel gerçekliği yoktur. Ne üzerinde yürüdüğümüz toprak gerçektir. Ne de baktığımız gökyüzü gerçektir. Ağaçlar, arabalar, evler kısacası gördüğümüz her şey sadece beynimizin içindedir.

Rüyamızda kendi bedenimizi görebiliriz. Dokunduğumuz her şeyi hissederiz. Hatta kendimizi havada uçarken de görebiliriz. Bu kanatlar gayet inandırıcıdır ve uçtuğunuzu hissedersiniz.

Rüya görmek, diğer tüm zihinsel işlemler gibi, beynin ve aktivitelerinin bir ürünüdür. Bir insan ister uyanık isterse uykuda olsun, beyin daimi olarak elektriksel dalgalar verir. Bilim adamları bu dalgaları "elektroensephalograf" adı verilen bir cihazla ölçerler. Uykunun büyük bölümünde, beyin dalgaları geniş ve yavaştır. Ama bazı belirli zamanlarda, daha küçük ve hızlı hale gelirler, gözler sanki rüya gören kişi bir seri olayı seyrediyormuş gibi oldukça hızlı hareket etmeye başlar. Uykunun REM (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) denen bu kısmı, rüyaların çoğunun oluştuğu bölümdür. Eğer kişi REM sırasında uyandırılırsa, gördüğü rüyanın detaylarını büyük olasılıkla hatırlayacaktır… REM uykusu sırasında, beyinden kaslara sinyal gönderen sinir yolları bloke olur. Dolayısıyla rüyalar sırasında beden hareket etmez. Ayrıca serebral korteks (beynin yüksek zihinsel işlevlerle ilgili kısmı) REM sırasında, rüya görülmeyen uyku bölümlerine göre çok daha aktiftir. Korteks, beynin "beyin sistemi" adı verilen bölümünden gelen nöronların (sinir hücrelerinin) taşıdığı impulslar (uyarılar) tarafından harekete geçirilir. (World Book Multimedia Encyclopedia, "Dream", World Book Inc., 1998)

Gerçek hayatta algıladığımız her şey tamamen elektrik sinyallerinden oluşur. Örneğin gördüğümüz bir nesne, beynin görme merkezinde meydana gelen elektrik sinyalleridir. Cildimizle hissettiğimiz bir sıcaklık algısı, tamamen sinir ağı aracılığıyla iletilen bir elektrik sinyalidir.

Peki, o halde rüya ile gerçek hayatı ne ayırıyor. Her şeyi gerçek gibi algılıyor ve hissediyorsam ve algılarım elektrik sinyallerinden oluşuyorsa; şu an rüya da olabilir miyim?

Rüya gören birine şöyle soralım: "Gördüğün algıların gerçek kaynağı nedir?" Bu soruya büyük olasılıkla "dış dünyadaki cisimler ve bunları algılayan bedenim" diyecektir. Ama ortada ne bir dış dünya, ne de bu dünyayı algılayan bir beden vardır. Gördüğü her şey, beynindeki ilgili merkezler tarafından algılanan sinyallerden ibarettir.

Bizim de gördüğümüz, işittiğimiz, dokunduğumuz, tadını ve kokusunu aldığımız her şey, beynimizdeki ilgili merkezler tarafından algılanan sinyallerden ibaret olduğuna göre, o zaman dış dünyanın aslıyla muhatap olduğumuzdan nasıl emin olabiliriz?

Eski çağlardan beri uyku ve rüyaların kökenini, mekanizmasını anlayabilmek için insanoğlu yoğun çaba harcadı.

Bilinçaltımızda, insanlık ailesinin binlerce yıllık bilgi ve deneyimi depolanıyor. Bu gün; uyumadan önce düşündüğümüz bir sorunun cevabını, bilinçaltı uyku sırasında bulunabilir. Biz uyurken çalışmaya devam eden bilinçaltı, zihnimizi kurcalayan bir problemi uyku sırasında çözebilir.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bilinçaltımızda, insanlık ailesinin binlerce yıllık bilgi ve deneyimi depolanıyor. Bu gün; uyumadan önce düşündüğümüz bir sorunun cevabını, bilinçaltı uyku sırasında bulunabilir. Biz uyurken çalışmaya devam eden bilinçaltı, zihnimizi kurcalayan bir problemi uyku sırasında çözebilir.

bunun kişinin kendisinin analiz etmesi çok zor gibi

teşekkürler...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Bilinçaltımızda, insanlık ailesinin binlerce yıllık bilgi ve deneyimi depolanıyor. Bu gün; uyumadan önce düşündüğümüz bir sorunun cevabını, bilinçaltı uyku sırasında bulunabilir. Biz uyurken çalışmaya devam eden bilinçaltı, zihnimizi kurcalayan bir problemi uyku sırasında çözebilir.

bunun kişinin kendisinin analiz etmesi çok zor gibi

teşekkürler...

 

Aslında çok zor değil. Büyük keşifler her zaman ufak biz sezginin hissedilmesiyle başlamış ve fikire dönüşmüştür. Bu bizim doğamızda var. Ufku halinde beden, uyannıkken kullandığı enerjiden çok çok daha azını kullanıyor. Buda sezgilerin daha güçlü olmasına sebep oluyor. Alemlerden alemlere akıp gidiyoruz, yatağımızın içinde.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

teşekkürler emeğine sağlık.:)

Beyin ve bilinçaltı..İçine girdikçe karmaşık bir hal alıyor..bu belki bizim basit düşüncelerimizden kaynaklanıyor olabilir..

 

Rica ederim.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...