Jump to content

Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı (Dede Korkut Destanları)


Misafir
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

MEĞER hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde ürktü göçtü. Kaçıp giderken Aruz Koca’nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan bulup götürmüş, beslemiş. Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu.

 

 

Oğuz Han’ın at çobanı gelip haber getirdi, der: Hanım sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor, sallana sallana yürüyüşü adam gibi, at basarak kan sömürüyor. Aruz der: Hanım, ürktüğümüz zaman düşen benim oğlancığımdır belki dedi. Beyler bindiler, aslan yatağı üzerine geldiler. Aslanı kaldırıp oğlanı tuttular. Aruz oğlanı alıp evine getirdi. Şenlik yaptılar, yeme içme oldu. Amma oğlanı ne kadar getirdilerse durmadı, geri aslan yatağına vardı. Tekrar tutup getirdiler.

 

 

Dedem Korkut geldi, der: Oğlanım sen insansın, hayvanla arkadaş olma, gel güzel ata bin, güzel yiğitlerle at sür, at koştur dedi. Büyük kardeşinin adı Kıyan Selçuk’tur, senin adın Başat olsun, adını ben verdim, yaşını Allah versin dedi. Oğuz bir gün yaylaya göçtü. Aruz’un bir çobanı var idi. Adına Konur Koca Sarı Çoban derlerdî. Oğuz’un önünce bundan evvel kimse göçmezdi. Uzun Pınar denmekle meşhur bir pınar var idi. O pınara periler konmuştu. Ansızın koyun ürktü. Çoban erkeçe kızdı, ileri vardı. Gördü ki peri kızları kanat kanada bağlamışlar, uçuyorlar. Çoban, keçesini üzerine attı, peri kızının birini tuttu. Tamah edip derhal temasta bulundu. Koyun ürkmeğe başladı. Çoban koyunun önüne koştu. Peri kızı kanat vurup uçtu, der: Çoban yıl tamam olunca, bende emanetin var, gel al dedi. Amma Oğuz’un başına felaket getirdin dedi.

 

 

Çobanın içine korku düştü. Amma, kızın derdinden, benzi sarardı. Zamanla Oğuz yine yaylaya göçtü. Çoban gene bu pınara geldi. Gene koyun ürktü. Çoban ileri vardı. Gördü ki bir kütle yatıyor, parıl parıl parlıyor. Peri kızı geldi, der: Çoban emanetini gel al, amma Oğuz’un başına felaket getirdin dedi. Çoban bu kütleyi görünce dehşete düştü. Geri döndü, sapan taşına tuttu. Vurdukça büyüdü. Çoban kütleyi bıraktı kaçtı. Koyun ardına düştü. Meğer o sırada Bayındır Han beylerle gezinti için ata binmişlerdi. Bu pınarın üzerine geldiler. Gördüler ki bir alamet şey yatıyor, başı kıçı belirsiz. Etrafına toplandılar. İndi bir yiğit bunu tepti. Teptikçe büyüdü. Bir kaç yiğit daha indiler teptiler. Teptiklerince büyüdü. Aruz Koca da inip tekmeledi. Mahmuzu dokundu, bu kütle yarıldı. İçinden bir oğlan çıktı, gövdesi adam, tepesinde bir gözü var. Aruz aldı bu oğlanı eteğine sardı.

 

 

Der: Hanım bunu bana verin, oğlum Başat ile besleyeyim dedi. Bayındır Han senin olsun dedi. Aruz Tepegözü aldı evine getirdi. Buyurdu, bir dadı geldi. Memesini ağzına verdi. Bîr emdi, olanca sütünü aldı. İki emdi kanını aldı, üç emdi canını aldı. Bir kaç dadı getirdiler, helak etti. Gördüler olmuyor, sütle besleyelim dediler. Günde bir kazan süt yetmiyordu. Beslediler büyüdü, gezer oldu, oğlancıklar ile oynar oldu. Oğlancıkların kiminin burnunu, kiminin kulağını yemeğe başladı. Hasılı, halkın bunun yüzünden çok canı yandı, aciz kaldılar. Aruza şikayet edip ağlaştılar. Aruz Tepegözü dövdü, sövdü, men etti, o dinlemedi. Nihayet evinden kovdu. Tepegözsün peri anası gelip oğlunun parmağına bir yüzük geçirdi, oğul sana ok batmasın, tenini kılıç kesmesin dedi. Bilgicik.Com, Türkçe, Edebiyat, Dede Korkut Destanları, Türkoloji, Dilimiz, Türk Destanları

 

 

Tepegöz Oğuz’dan çıktı, bir yüce dağ vardı. Yol kesti, adam aldı, büyük harami oldu. Üzerine bir kaç adam gönderdiler, ok attılar batmadı, kılıç vurdular kesmedi, mızrak sapladılar işlemedi. Çoban çoluk kalmadı hep yedi. Oğuz’dan dahi adam yemeğe başladı. Oğuz toplanıp üzerine vardı. Tepegöz görüp kızdı, bir ağacı yerinden kopardı, atıp elli altmış adam helak eyledi. Alplar başı Kazan’a darbe vurdu. dünya basma dar oldu. Kazan’ın kardeşi Karo Göne Tepegöz’ün elinde perişan oldu. Düzen oğlu Alp Rüstem şehit oldu. Uşun Koca oğlu gibi pehlivan elinde şehit oldu. Zayıf canından iki kardeşi Tepegöz’ün elinde helak oldu. Demir giyimli Mamak elinde helak oldu. Bıyığı kanlı Bügdüz Emen, elinde perişan oldu. Ak sakallı Aruz Koca’ya kan kusturdu. Oğlu Kıyan Selçuk’un ödü patladı. Oğuz Tepegöz’e kar etmedi, ürktü kaçtı. Tepegöz çevirip önünü kesti. Oğuz’u bırakmadı, geri yerine kondurdu.

 

Velhasıl Oğuz yedi kerre ürktü, Tepegöz önünü kesip yedi kerre yerine getirdi. Oğuz Tepegöz’ün elinde tam perişan oldu. Vardılar Dede Korkut’u çağırdılar, onunla konuştular, gelin kesim keselim dediler. Dedem Korkut’u Tepegöz’e gönderdiler. Geldi selam verdi, der: Oğul Tepegöz, Oğuz elinde perişan oldu, bunaldı, ayağının toprağına beni attılar, sana haraç verelim, derler dedi. Tepegöz der: Günde altmış adam verin yemeğe dedi. Dede Korkut der: Bu şekilde sen adam bırakmaz tüketirsin dedi, amma günde iki adam île beş yüz koyun verelim dedi. Dede Korkut böyle söyleyince Tepegöz der: Pekala öyle olsun, evet hem bana iki adam verin yemeğimi benim pişirsin, ben yiyeyim dedi.

 

 

Dede Korkut döndü, Oğuz’a geldi. Der: Yünlü Koca ile Yapağılı Koca’yı Tepegöz’e verin yemeğini pişirsin dedi ve hem günde iki adam ile beş yüz koyun istedi dedi. Bunlar da razı oldu.

 

 

Dört oğlu olan birini verdi, üçü kaldı Üç olan birini verip ikisi kaldı. Kapak Kan derler bir adam var idi. İki oğlu var idi. Bir oğlunu verip biri kalmıştı. Tekrar sıra dönüp dolaşıp ona gelmişti. Anası feryat edip ağladı, figan etti. Meğer hanım, Aruz oğlu Basat gazaya gitmişti, o sırada geldi. Yaşlı kadıncağız der: Basat şimdi akından geldi, varayım, belki bana bir esir verir, oğlancığımı kurtarırım dedi.

 

 

Basat altınlı gölgeliğini dikip otururken gördüler ki bir hatun kişi geliyor. Geldi içeri Basat‘a girdi selam verdi, ağladı, der:

 

 

Avucuna sığmayan karaçalı oğlu

İri teke boynuzundan katı yaylı

İç Oğuzda Dış Oğuzda adı belli

Aruz oğlu hanım Başat bana medet

 

 

 

dedi. Basat der: Ne istiyorsun? Yaşlı kadıncağız der: Yalancı dünya yüzünde bir er ortaya çıktı, otlağında Oğuz elini kondurmadı, kara çelik öz kılıçlar kesilecek kılını kesmedi, kargı mızrak oynatanlar saplayamadı, kayın oku atanlar kar etmedi, alplar başı Kazan’a bir darbe vurdu, kardeşi Kara Cöne elinde perişan oldu, bıyığı kanlı Bügdüz Emen elinde perişan oldu, ak sakallı baban Aruz’a kan kusturdu, meydan üzerinde kardeşin Kıyan Selçuk ödü patladı can verdi, kudretli Oğuz beylerinin de kimisini perişan edip kimisini şehit eyledi, yedi defa Oğuz’u yerinden sürdü, haraç dedi kesti, günde iki adam beş yüz koyun istedi. Yünlü Koca ile Yapağılı Koca’yı ona hizmetkar verdiler, dört oğlu olan birini verdi, üçü olan birini verdi, ikisi olan birini verdi, iki oğlancığım var idi, birini verdim biri kaldı, döndü sıra tekrar bana geldi, onu da istiyorlar, hanım bana medet dedi. Basanın karanlıklı gözleri yaşla doldu. Kardeşi için söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

 

 

Der:

 

 

Kenar yerde dikilmiş otağlarını

O zalim yıktırdı demek kardeş

Koşucu olan atlarını tavlasından

O zalim seçtirdi demek kardeş

Cins cins develerini katarından

O zalim ayırdı demek kardeş

Şöleninde kestiğin koyununu

O zalim kesti demek kardeş

Güvencimle getirdiğim gelinciğini

O zalim senden ayırdı demek kardeş

Ak sakallı babamı oğul diye ağlattın demek kardeş

Akçe yüzlü anamı sızlattın demek kardeş

Karşı yatan kara dağımın yükseği kardeş

Akıntılı güzel suyumun taşkını kardeş

Güçlü belimin kuvveti kardeş

Karanlıklı gözlerimin aydını kardeş

Kardeşimden ayrıldım

 

 

diye çok ağladı, feryat figan kıldı.

 

 

O hatun kişiye bir esir verdi, var oğlunu kurtar dedi. Hatun aldı, oğlunun yerine verdi. Hem oğlun geldi diye Aruz’a müjdeledi. Aruz sevindi, kudretli Oğuz beyleri ile Basata karşı geldi. Basat babasının elini öptü, ağlaştılar bağrıştılar. Anasının evine geldi. Anası karşı geldi, oğlancığını bağrına bastı. Basat anasının elini öptü, görüştüler ağlaştılar. Oğuz beyleri toplandı. Yemeler içmeler oldu.

 

 

Basat der: Beyler kardeş uğruna Tepegöz île buluşacağım, ne buyurursunuz dedi. Kazan Bey burada söylemiş, görelim hanım nasıl söylemiş:Bilgicik.Com, Türkçe, Edebiyat, Dede Korkut Destanları, Türkoloji, Dilimiz, Türk Destanları

 

 

Kara ejderha oldu Tepegöz

Gök yüzünde çevirdim yenemedim Basat

Kara kaplan oldu Tepegöz

Kara kara dağlarda çevirdim yenemedim Basat

Kükremiş aslan oldu Tepegöz

Kalın sazlarda çevirdim yenemedim Basat

Er olsan bey olsan da bre

Ben Kazan gibi olmayasın Basat

 

 

 

dedi.

 

 

 

Ak sakallı babam ağlatma

Ak bürçekli ananı sızlatma

 

 

Basat der: Elbette varırım. Kazan der: Sen bilirsin. Babası ağladı, der: Oğul ocağımı sahipsiz koyma, kerem eyle, varma dedi. Baaat der: Yok ak sakallı aziz baba varırım dedi, dinlemedi. Okluğundan bir tutam ok çıkardı beline soktu, kılıcını omzundan çaprazlama kuşandı, yayını koluna taktı, eteklerini kıvırdı, babasının anasının elini öptü, helalleşti, hoşça kalın dedi

 

 

Tepegözün bulunduğu Salahana Koyasına geldi. Gördü Tepegöz güneşe karşı yatıyor. Çekti belinden bir oç çıkardı. Tepegöz’ün sırtına bir ok vurdu. Ok geçmedi, parçalandı. Bir daha attı. O da parça parça oldu. Tepegöz ihtiyarlara dedi: Bu yerin sineği bizi usandırdı dedi. Basat bir daha attı. O da parçalandı. Bir parçası Tepegöz’ün önüne düştü. Tepegöz sıçradı baktı. Basat’ı gördü, elini yarıldı, yedi yerden kapı açıldı. Birinden dışarı çıktı. Tepegöz künbede elini soktu, öyle kaçtı ki künbet altüst oldu. Tepegöz der: Oğlan kurtuldun mu? Basat der: Tanrım kurtardı dedi. Tepegöz der: Sana ölüm yokmuş, şu mağarayı gördün mü?

 

 

Basat der: Gördüm. Der: Orda iki kılıç var, biri kınlı biri kınsız, o kınsız keser benim basımı, var getir, benim basımı keş dedi. Basat mağara kapısına vardı. Gördü bir kınsız kılıç durmaz iner çıkar. Basat der: Ben buna hemen tedbirsizce yapışmayayım deyip kendi kılıcını çıkardı tuttu, iki parçaya böldü. Vardı bir ağaç getirdi kılıca tuttu, onu da iki parça eyledi. Sonra yayını eline aldı, ok ile o kılıcın asıldığı zinciri vurdu. Kılıç yere düştü gömüldü. Kendi kılıcını kınına soktu. Sapından o kılıcı sımsıkı tuttu. Geldi, der: Bre Tepegöz nicesin dedi. Tepegöz der: Bre oğlan daha ölmedin mi? Basat der: Tanrım kurtardı. Tepegöz der: Sana ölüm yokmuş dedi. Çağırıp Tepegöz söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

 

 

 

Gözüm gözüm yalnız gözüm

Sen yalnız göz ile

Ben Oğuzu kırıp geçirmiştim

Ela gözden ayırdın yiğit beni

Tatlı candan ayırsın Kadir seni

Öyle ki ben çekerim göz acısını

Hiç bir yiğide vermesin kadir Tanrı göz acısını

 

 

 

dedi. Tepegöz gene der:

 

 

 

Memleketten doğum yerinden yiğit yerin neresidir

Karanlık gece içinde yolu kaybetsen ümidin nedir

Büyük sancak tutan hanınız kim

Savaş günü önden at tepen alpınız kim

Ak sakallı babanın adı nedir

Alp erenin erden adını saklaması ayıp olur

Adın nedir yiğit söyle bana

 

 

 

dedi. Basat Tepegözce söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

 

 

 

Memleketten doğum yerinden yerim güney

Karanlık gece içinde yolu kaybetsem ümidim Allah Tek.

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han

Savaş günü önden at tepen alpımız Ulaş oğlu Salur Kazan

Babamın adını sorar olsan koca ağaç

Anamın adını dersen kükremiş aslan

Benim adımı sorarsan Aruz oğlu Basattır

 

 

 

dedi. Tepegöz der: Şimdi kardeşiz, kıyma bana dedi.

 

 

 

Basat der:

 

 

 

Bre kavat ak sakallı babamı ağlatmışsın

İhtiyarcık ak bürçekli anamı sızlatmışsın

Kardeşim Kıyanı öldürmüşsün

Akça yüzlü yengemi dul eylemişsin

Ela gözlü bebeklerini öksüz koymuşsun

Bırakır mıyım seni

Kara çelik öz kılıcımı çekmeyince

Tepeli börklü başını kesmeyince

Alca kanını yer yüzüne dökmeyince

Kardeşim Kayanın kanını almayınca

Bırakmam

 

 

 

dedi. Tepegöz de burada söylemiş, der:

 

 

 

Kalkıp yerimden doğrulayım derdim

Kudretli Oğuz beyleriyle ahdimi bozayım derdim

Yeniden doğanını öldüreyim derdim

Bir defa adam etine doyayım derdim

Kudretli Oğuz beyleri üzerime toplanıp gelsin derdim

Kaçıp Salahana Kayasına gireyim derdim

Ağır mancınığı taşla atayım derdim

İnip taş başıma düşerek öleyim derdim

Ela gözden ayırdın yiğit beni

Tatlı candan ayırsın Kadir seni

 

 

 

dedi. Tepegöz bir daha söylemiş der:

 

 

 

Ak sakallı yaşlıları çok ağlatmışım

Ak sakalının bedduası tutmuş olacak gözüm seni

Ak bürçekli ihtiyarcıkları çok ağlatmışım

Gözünün yaşı tutmuş olacak gözüm seni

Bıyıcığı kararmış yiğitcikleri çok yemişim

Yiğitlikleri tutmuş olacak gözüm seni

Elceğizi kınalı kızcağızları çok yemişim

Bedduaları tutmuş olacak gözüm seni

Öyle ki çekerim ben göz acısını

Hiç bir yiğide vermesin kadir Tanrı göz acısını

Gözüm gözüm ey gözüm yalnız gözüm

 

 

 

dedi. Basat kızıp yerinden kalkıverdi. Erkek deve gibi Tepegöz’ü dizi üzerine çökertti. Tepegöz’ün kendi kılıcı ile boynunu vurdu. Deldi, yay kirişini taktı. Sürüye sürüye mağara kapısına geldi. Yünlü Koca ile Yapağılı Koca’yı Oğuz’a müjdeci gönderdi.

 

 

Ak boz atlara binerek koşturdular. Kudretli Oğuz ellerine haber geldi. At ağızlı Aruz Koca evine dört nala geldi, anasına Basat’ın sevinç haberini verdi,müjde, oğlun Tepegöz’ü tepeledi dedi.

 

 

Kudretli Oğuz beyleri yetiştiler. Salahana Kayasına geldiler. Tepegöz’ün başını ortaya getirdiler. Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı, gazi erenlerin başına ne geldiğini söyleyi verdi Hem Basat’a dua verdi:

 

 

Kara dağa seslendiğinde cevap versin

Kanlı kanlı sulardan geçit versin

 

 

dedi. Erlikle kardeşinin kanını aldın, kudretli Oğuz beylerini yükten kurtardın, kadir Allah yüzünü ak etsin Basat dedi. Ölürn vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın.

 

alıntı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

MEĞER hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi.

Gece içinde ürktü göçtü. Kaçıp giderken Aruz Koca'nın oğlancığı düşmüş. Bir

aslan bulup götürmüş, beslemiş.

 

 

 

Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu. Oğuz Han’ın at çobanı gelip haber

getirdi, der: Hanım sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor, sallana sallana

yürüyüşü adam gibi, at basarak kan sömürüyor. Aruz der: Hanım, ürktüğümüz zaman

düşen benim oğlancığımdır belki dedi.

 

 

 

Beyler bindiler, aslan yatağı üzerine geldiler. Aslanı kaldırıp oğlanı tuttular.

Aruz oğlanı alıp evine getirdi. Şenlik yaptılar, yeme içme oldu.

 

 

 

Amma oğlanı ne kadar getirdilerse durmadı, geri aslan yatağına vardı. Tekrar

tutup getirdiler. Dedem Korkut geldi, der: Oğlanım sen insansın, hayvanla

arkadaş olma, gel güzel ata bin, güzel yiğitlerle at sür, at koştur dedi. Büyük

kardeşinin adı Kıyan Selçuk'tur, senin adın Başat olsun, adını ben verdim,

yaşını Allah versin dedi.

 

 

 

Oğuz bir gün yaylaya göçtü. Aruz'un bir çobanı var idi. Adına Konur Koca Sarı

Çoban derlerdî. Oğuz'un önünce bundan evvel kimse göçmezdi. Uzun Pınar denmekle

meşhur bir pınar var idi. O pınara periler konmuştu. Ansızın koyun ürktü. Çoban

erkeçe kızdı, ileri vardı. Gördü ki peri kızları kanat kanada bağlamışlar,

uçuyorlar. Çoban, keçesini üzerine attı, peri kızının birini tuttu. Tamah edip

derhal temasta bulundu. Koyun ürkmeğe başladı. Çoban koyunun önüne koştu. Peri

kızı kanat vurup uçtu, der: Çoban yıl tamam olunca, bende emanetin var, gel al

dedi. Amma Oğuz'un başına felaket getirdin dedi. Çobanın içine korku düştü.

Amma, kızın derdinden, benzi sarardı.

 

 

 

Zamanla Oğuz yine yaylaya göçtü. Çoban gene bu pınara geldi. Gene koyun ürktü.

Çoban ileri vardı. Gördü ki bir kütle yatıyor, parıl parıl parlıyor. Peri kızı

geldi, der: Çoban emanetini gel al, amma Oğuz'un başına felaket getirdin dedi.

Çoban bu kütleyi görünce dehşete düştü. Geri döndü, sapan taşına tuttu. Vurdukça

büyüdü. Çoban kütleyi bıraktı kaçtı. Koyun ardına düştü.

 

 

 

Meğer o sırada Bayındır Han beylerle gezinti için ata binmişlerdi. Bu pınarın

üzerine geldiler. Gördüler ki bir alamet şey yatıyor, başı kıçı belirsiz.

Etrafına toplandılar. İndi bir yiğit bunu tepti. Teptikçe büyüdü. Bir kaç yiğit

daha indiler teptiler. Teptiklerince büyüdü. Aruz Koca da inip tekmeledi.

Mahmuzu dokundu, bu kütle yarıldı. İçinden bir oğlan çıktı, gövdesi adam,

tepesinde bir gözü var. Aruz aldı bu oğlanı eteğine sardı. Der: Hanım bunu bana

verin, oğlum Başat ile besleyeyim dedi. Bayındır Han senin olsun dedi.

 

 

 

Aruz Tepegözü aldı evine getirdi. Buyurdu, bir dadı geldi. Memesini ağzına

verdi. Bîr emdi, olanca sütünü aldı. İki emdi kanını aldı, üç emdi canını aldı.

Bir kaç dadı getirdiler, helak etti. Gördüler olmuyor, sütle besleyelim dediler.

Günde bir kazan süt yetmiyordu. Beslediler büyüdü, gezer oldu, oğlancıklar ile

oynar oldu. Oğlancıkların kiminin burnunu, kiminin kulağını yemeğe

başladı. Hasılı, halkın bunun yüzünden çok canı yandı, aciz kaldılar.

Aruza şikayet edip ağlaştılar. Aruz Tepegözü dövdü, sövdü, men etti, o

dinlemedi. Nihayet evinden kovdu.

 

 

 

Tepegözsün peri anası gelip oğlunun parmağına bir yüzük geçirdi, oğul sana ok

batmasın, tenini kılıç kesmesin dedi. Tepegöz Oğuz’dan çıktı, bir yüce dağ

vardı. Yol kesti, adam aldı, büyük harami oldu. Üzerine bir kaç adam

gönderdiler, ok attılar batmadı, kılıç vurdular kesmedi, mızrak sapladılar

işlemedi. Çoban çoluk kalmadı hep yedi. Oğuz'dan dahi adam yemeğe başladı.

 

 

 

Oğuz toplanıp üzerine vardı. Tepegöz görüp kızdı, bir ağacı yerinden kopardı,

atıp elli altmış adam helak eyledi. Alplar başı Kazan'a darbe vurdu. dünya basma

dar oldu. Kazan'ın kardeşi Karo Göne Tepegöz'ün elinde perişan oldu. Düzen oğlu

Alp Rüstem şehit oldu. Uşun Koca oğlu gibi pehlivan elinde şehit oldu. Zayıf

canından iki kardeşi Tepegöz'ün elinde helak oldu. Demir giyimli Mamak elinde

helak oldu. Bıyığı kanlı Bügdüz Emen, elinde perişan oldu. Ak sakallı Aruz

Koca'ya kan kusturdu. Oğlu Kıyan Selçuk'un ödü patladı. Oğuz Tepegöz'e kar

etmedi, ürktü kaçtı. Tepegöz çevirip önünü kesti. Oğuz'u bırakmadı, geri yerine

kondurdu. Velhasıl Oğuz yedi kerre ürktü, Tepegöz önünü kesip yedi kerre yerine

getirdi. Oğuz Tepegöz'ün elinde tam perişan oldu.

 

 

 

Vardılar Dede Korkut'u çağırdılar, onunla konuştular, gelin kesim keselim

dediler.

 

 

 

Dedem Korkut'u Tepegöz'e gönderdiler. Geldi selam verdi, der: Oğul Tepegöz, Oğuz

elinde perişan oldu, bunaldı, ayağının toprağına beni attılar, sana haraç

verelim, derler dedi. Tepegöz der: Günde altmış adam verin yemeğe dedi. Dede

Korkut der: Bu şekilde sen adam bırakmaz tüketirsin dedi, amma günde iki adam

île beş yüz koyun verelim dedi. Dede Korkut böyle söyleyince Tepegöz der: Pekala

öyle olsun, evet hem bana iki adam verin yemeğimi benim pişirsin, ben yiyeyim

dedi.

 

 

 

Dede Korkut döndü, Oğuz'a geldi. Der: Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı Tepegöz'e

verin yemeğini pişirsin dedi ve hem günde iki adam ile beş yüz koyun istedi

dedi. Bunlar da razı oldu.

 

 

 

Dört oğlu olan birini verdi, üçü kaldı Üç olan birini verip

 

ikisi kaldı. Kapak Kan derler bir adam var idi. İki oğlu var idi. Bir

 

oğlunu verip biri kalmıştı. Tekrar sıra dönüp dolaşıp ona gelmişti.

 

Anası feryat edip ağladı, figan etti. Meğer hanım, Aruz oğlu Basat

 

gazaya gitmişti, o sırada geldi. Yaşlı kadıncağız der: Basat şimdi

 

akından geldi, varayım, belki bana bir esir verir, oğlancığımı

 

kurtarırım dedi.

 

 

 

Basat altınlı gölgeliğini dikip otururken gördüler ki bir hatun

 

kişi geliyor. Geldi içeri Basat'a girdi selam verdi, ağladı, der:

 

 

 

Avucuna sığmayan karaçalı oğlu

 

İri teke boynuzundan katı yaylı

 

İç Oğuzda Dış Oğuzda adı belli

 

Aruz oğlu hanım Başat bana medet

 

 

 

 

 

dedi. Basat der: Ne istiyorsun? Yaşlı kadıncağız der: Yalancı dünya yüzünde bir

er ortaya çıktı, otlağında Oğuz elini kondurmadı, kara çelik öz kılıçlar

kesilecek kılını kesmedi, kargı mızrak oynatanlar saplayamadı, kayın oku atanlar

kar etmedi, alplar başı Kazan'a bir darbe vurdu, kardeşi Kara Cöne elinde

perişan oldu, bıyığı kanlı Bügdüz Emen elinde perişan oldu, ak sakallı baban

Aruz'a kan kusturdu, meydan üzerinde kardeşin Kıyan Selçuk ödü patladı can

verdi, kudretli Oğuz beylerinin de kimisini perişan edip kimisini şehit eyledi,

yedi defa Oğuz'u yerinden sürdü, haraç dedi kesti, günde iki adam beş yüz koyun

istedi. Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı ona hizmetkar verdiler, dört oğlu olan

birini verdi, üçü olan birini verdi, ikisi olan birini verdi, iki oğlancığım var

idi, birini verdim biri kaldı, döndü sıra tekrar bana geldi, onu da istiyorlar,

hanım bana medet dedi. Basanın karanlıklı gözleri yaşla doldu. Kardeşi için

söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

 

Der:

 

 

 

Kenar yerde dikilmiş otağlarını

 

O zalim yıktırdı demek kardeş

 

Koşucu olan atlarını tavlasından

 

O zalim seçtirdi demek kardeş

 

Cins cins develerini katarından

 

O zalim ayırdı demek kardeş

 

Şöleninde kestiğin koyununu

 

O zalim kesti demek kardeş

 

Güvencimle getirdiğim gelinciğini

 

O zalim senden ayırdı demek kardeş

 

Ak sakallı babamı oğul diye ağlattın demek kardeş

 

Akçe yüzlü anamı sızlattın demek kardeş

 

Karşı yatan kara dağımın yükseği kardeş

 

Akıntılı güzel suyumun taşkını kardeş

 

Güçlü belimin kuvveti kardeş

 

Karanlıklı gözlerimin aydını kardeş

 

Kardeşimden ayrıldım

 

 

 

diye çok ağladı, feryat figan kıldı.

 

 

 

O hatun kişiye bir esir verdi, var oğlunu kurtar dedi. Hatun aldı, oğlunun

yerine verdi. Hem oğlun geldi diye Aruz'a müjdeledi. Aruz sevindi, kudretli Oğuz

beyleri ile Basata karşı geldi. Basat babasının elini öptü, ağlaştılar

bağrıştılar. Anasının evine geldi. Anası karşı geldi, oğlancığını bağrına bastı.

Basat anasının elini öptü, görüştüler ağlaştılar. Oğuz beyleri toplandı. Yemeler

içmeler oldu.

 

 

 

Basat der: Beyler kardeş uğruna Tepegöz île buluşacağım, ne buyurursunuz dedi.

Kazan Bey burada söylemiş, görelim hanım nasıl söylemiş:

 

 

 

Kara ejderha oldu Tepegöz

 

Gök yüzünde çevirdim yenemedim Basat

 

Kara kaplan oldu Tepegöz

 

Kara kara dağlarda çevirdim yenemedim Basat

 

Kükremiş aslan oldu Tepegöz

 

Kalın sazlarda çevirdim yenemedim Basat

 

Er olsan bey olsan da bre

 

Ben Kazan gibi olmayasın Basat

 

 

 

 

 

dedi.

 

 

 

Ak sakallı babam ağlatma

 

Ak bürçekli ananı sızlatma

 

 

 

 

 

Basat der: Elbette varırım. Kazan der: Sen bilirsin. Babası ağladı, der: Oğul

ocağımı sahipsiz koyma, kerem eyle, varma dedi. Baaat der: Yok ak sakallı aziz

baba varırım dedi, dinlemedi. Okluğundan bir tutam ok çıkardı beline soktu,

kılıcını omzundan çaprazlama kuşandı, yayını koluna taktı, eteklerini kıvırdı,

babasının anasının elini öptü, helalleşti, hoşça kalın dedi.

 

 

 

Tepegözün bulunduğu Salahana Koyasına geldi. Gördü Tepegöz güneşe karşı yatıyor.

Çekti belinden bir oç çıkardı. Tepegöz'ün sırtına bir ok vurdu. Ok geçmedi,

parçalandı. Bir daha attı. O da parça parça oldu. Tepegöz ihtiyarlara dedi: Bu

yerin sineği bizi usandırdı dedi. Basat bir daha attı. O da parçalandı. Bir

parçası Tepegöz'ün önüne düştü. Tepegöz sıçradı baktı. Basat'ı gördü, elini

yarıldı, yedi yerden kapı açıldı. Birinden dışarı çıktı. Tepegöz künbede elini

soktu, öyle kaçtı ki künbet altüst oldu. Tepegöz der: Oğlan kurtuldun mu? Basat

der: Tanrım kurtardı dedi. Tepegöz der: Sana ölüm yokmuş, şu mağarayı gördün mü?

Basat der: Gördüm. Der: Orda iki kılıç var, biri kınlı biri kınsız, o kınsız

keser benim basımı, var getir, benim basımı keş dedi.

 

 

 

Basat mağara kapısına vardı. Gördü bir kınsız kılıç durmaz iner çıkar.

Basat der: Ben buna hemen tedbirsizce yapışmayayım deyip kendi kılıcını çıkardı

tuttu, iki parçaya böldü. Vardı bir ağaç getirdi kılıca tuttu, onu da iki parça

eyledi. Sonra yayını eline aldı, ok ile o kılıcın asıldığı zinciri vurdu. Kılıç

yere düştü gömüldü. Kendi kılıcını kınına soktu. Sapından o kılıcı sımsıkı

tuttu. Geldi, der: Bre Tepegöz nicesin dedi. Tepegöz der: Bre oğlan daha ölmedin

mi? Basat der: Tanrım kurtardı. Tepegöz der: Sana ölüm yokmuş dedi. Çağırıp

Tepegöz söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

 

 

 

Gözüm gözüm yalnız gözüm

 

Sen yalnız göz ile

 

Ben Oğuzu kırıp geçirmiştim

 

Ela gözden ayırdın yiğit beni

 

Tatlı candan ayırsın Kadir seni

 

Öyle ki ben çekerim göz acısını

 

Hiç bir yiğide vermesin kadir Tanrı göz acısını

 

 

 

 

 

dedi. Tepegöz gene der:

 

 

 

Memleketten doğum yerinden yiğit yerin neresidir

 

Karanlık gece içinde yolu kaybetsen ümidin nedir

 

Büyük sancak tutan hanınız kim

 

Savaş günü önden at tepen alpınız kim

 

Ak sakallı babanın adı nedir

 

Alp erenin erden adını saklaması ayıp olur

 

Adın nedir yiğit söyle bana

 

 

 

dedi. Basat Tepegözce söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

 

 

 

Memleketten doğum yerinden yerim güney

 

Karanlık gece içinde yolu kaybetsem ümidim Allah Tek.

 

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han

 

Savaş günü önden at tepen alpımız Ulaş oğlu Salur Kazan

 

Babamın adını sorar olsan koca ağaç

 

Anamın adını dersen kükremiş aslan

 

Benim adımı sorarsan Aruz oğlu Basattır

 

 

 

dedi. Tepegöz der: Şimdi kardeşiz, kıyma bana dedi.

 

 

 

Basat der:

 

 

 

Bre kavat ak sakallı babamı ağlatmışsın

 

İhtiyarcık ak bürçekli anamı sızlatmışsın

 

Kardeşim Kıyanı öldürmüşsün

 

Akça yüzlü yengemi dul eylemişsin

 

Ela gözlü bebeklerini öksüz koymuşsun

 

Bırakır mıyım seni

 

Kara çelik öz kılıcımı çekmeyince

 

Tepeli börklü başını kesmeyince

 

Alca kanını yer yüzüne dökmeyince

 

Kardeşim Kayanın kanını almayınca

 

Bırakmam

 

 

 

 

 

dedi. Tepegöz de burada söylemiş, der:

 

 

 

Kalkıp yerimden doğrulayım derdim

 

Kudretli Oğuz beyleriyle ahdimi bozayım derdim

 

Yeniden doğanını öldüreyim derdim

 

Bir defa adam etine doyayım derdim

 

Kudretli Oğuz beyleri üzerime toplanıp gelsin derdim

 

Kaçıp Salahana Kayasına gireyim derdim

 

Ağır mancınığı taşla atayım derdim

 

İnip taş başıma düşerek öleyim derdim

 

Ela gözden ayırdın yiğit beni

 

Tatlı candan ayırsın Kadir seni

 

 

 

dedi. Tepegöz bir daha söylemiş der:

 

 

 

Ak sakallı yaşlıları çok ağlatmışım

 

Ak sakalının bedduası tutmuş olacak gözüm seni

 

Ak bürçekli ihtiyarcıkları çok ağlatmışım

 

Gözünün yaşı tutmuş olacak gözüm seni

 

Bıyıcığı kararmış yiğitcikleri çok yemişim

 

Yiğitlikleri tutmuş olacak gözüm seni

 

Elceğizi kınalı kızcağızları çok yemişim

 

Bedduaları tutmuş olacak gözüm seni

 

Öyle ki çekerim ben göz acısını

 

Hiç bir yiğide vermesin kadir Tanrı göz acısını

 

Gözüm gözüm ey gözüm yalnız gözüm

 

 

 

 

 

dedi. Basat kızıp yerinden kalkıverdi. Erkek deve gibi Tepegöz'ü dizi üzerine

çökertti. Tepegöz'ün kendi kılıcı ile boynunu vurdu. Deldi, yay kirişini taktı.

Sürüye sürüye mağara kapısına geldi. Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı Oğuz'a

müjdeci gönderdi.

 

 

 

Ak boz atlara binerek koşturdular. Kudretli Oğuz ellerine haber geldi. At ağızlı

Aruz Koca evine dört nala geldi, anasına Basat'ın sevinç haberini verdi,müjde,

oğlun Tepegöz'ü tepeledi dedi.

 

 

 

Kudretli Oğuz beyleri yetiştiler. Salahana Kayasına geldiler. Tepegöz'ün başını

ortaya getirdiler. Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı, gazi erenlerin

başına ne geldiğini söyleyi verdi Hem Basat'a dua verdi:

 

 

 

Kara dağa seslendiğinde cevap versin

 

Kanlı kanlı sulardan geçit versin

 

 

 

 

 

dedi. Erlikle kardeşinin kanını aldın, kudretli Oğuz beylerini yükten kurtardın,

kadir Allah yüzünü ak etsin Basat dedi.

 

 

 

Ölürn vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın. Günahınızı adı güzel Muhammed

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Teşekkürler Göktürk özümüzü unutmayalım. Bak bi tek hikayeden kaç tane hikaye geldi aklıma bamsıbeyreki bile hatırladım yeniden .

Kim anlatacak lucky, kendimiz de tv deki saçmasapan programlardan kurtulup çocuklarımıza biz anlatıcaz :)))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...