Jump to content

Bir Hitit Efsanesi..


Önerilen Mesajlar

Prens Zannanza'yı ve arkadaşlarını.

Kral Şuppiluliuma olayı öğrenince boğa gibi köpürdü.

Yaralı bir aslan gibi kükredi.

İntikam yeminleri etti Tanrılara.

İntikamı için yardım etsinler diye kurban sundu Tanrılara.

 

Ama Tanrıların niyeti başkaydı.

Tanrılar Hatti ülkesini cezalandırmaya hazırlanıyorlardı.

Ve bu ceza suyla geldi,toprakla geldi,rüzgarla geldi.

Çocuk,gen,yaşlı demeden Hatti insanlarını kırdı geçirdi.

Salgın aylarca sürdü.

Ölümler aylarca sürdü.

Evlerden yükselen feryatlar aylarca sürdü.

Bu kara lanet,Kral Şuppiluiluma'yı alıncaya kadar sürdü.

 

Kral Şuppiluiluma yatağa düşünce ,

Kral Şuppiluiluma'nın al benzi kuru topraklar gibi sararınca,

Kral Şuppiluiluma'nın kartal bakışı solunca lanet de bitti.

Rüzgarın sürüklediği kara bulutlar gibi dağıldı lanet.

Lanetle birlikte salgın da gitti.

Lanetle birlikte ölüm de gitti.

Ama Mısırlılar'a duyulan nefret hep kaldı.

Kral Şuppiluliuma ölse bile

Kral Şuppiluliuma 'nın MIsır'a duyduğu nefret hiç ölmedi.

Her Hitit Prensi bu nefretle doğdu.

Bu nefretle büyüdü.

Bu nefret yürekte bir yara gibi hep kaldı.

merveotesi89_sysreqramses-1.jpg

Ramses işte bu yarayı yeniden kanatmak istiyordu.

Ramses iki ülkeyi de bu yaranın kanıyla yıkamak istiyordu.

Tehlike sınırdaydı.

Tehlike yakındı.

Muvattalli ilk kez endişelendi.

Muvattalli ilk kez korktu.

Muvattalli bir sabah erkenden kalktı.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hitites8a-1.jpg

Muvattalli çatının üstüne Güneş Tanrısı'nın karşısına

Üzeri örtülü hasırdan iki masa kurdu.

Masalardan birini Arinna Kenti'nin Güneş Tanrıçası için,

Ötekini diğer Tanrılar için kurdu.

Masaların üstüne otuz beş adet kurban ekmeği,

Kızılca buğday kırması,içlerinde iyi kaliteli yağ,

Yağlı börek ile dolu tencere ,

Kızılca kırması ile dolu bardak,

Otuz testi şarap koydu.

Bunlar hazırlanınca ,Muvattalli çatının üstüne çıktı.

Muvattalli Tanrıların huzuruna vardı.

 

Muvattalli ,Arinna Kenti'nin Güneş Tanrıçası'na ,

Göğün Güneş Tanrısı'na,

Şimşeğin Fırtına Tanrısı'na ve diğer Tanrılara şöyle dedi:

Göğün Güneş Tanrısı

Ve Hakimem Arinna'nın Güneş Tanrıçası,

Hakimem kraliçe,Hatti ülkesinin kraliçesi ,

Efendim göğün kralı Fırtına Tanrısı,

Hakimem kraliçe Tanrıça Hepat,

Göğün kralı Hatti'nin Fırtına Tanrısı...

Hatti ülkesinin bütün dağları ve ırmakları,Tanrılar efendilerim

...

Sizler rahibiniz olarak benim için

Hatti ülkesinin hakimiyetini ilan ettiniz.

Şimdi Tanrılarım kulunuzun ,rahibinizin sözünü ,duasını işitin.

Tapınaklarınızın ve heykellerinizn duasını yapacağım.

Size,Tanrılara dua olarak sunduğum bu sözlerimden

İşitmek istemeyecekleriniz olursa,

Onlar,ölümlü bir kişinin ağzından çıktığı için,

Onları işitmeyi bir yana bırakın!

İşte ben Kral Muvattalli,

...

Hangi Tanrıları bugün yakarı için çağırdıysam

Sen,Göğün Güneş Tanrısı,

Onları gökten,yerden,dağlardan ,

Irmaklardan,tapınaklarından,tahtlarından çağır!

Efendim,Şimşeğin Tanrısı,ben bir insanoğlu idim.

Babam ,Arinna'nın Güneş Tanrıçası2nın

Ve bütün Tanrıların rahibi idi.

Beni babam dünyaya getirdi.

Sen Şimşeğin Fırtına Tanrısı beni annemden aldın.

Beni büyüttün.

Beni Arinna'nın Güneş Tanrıçası'na

Ve bütün Tanrılara rahip yaptın.

Hatti ülkesinde beni kral yaptın!

Tahta oturttun!

Ben Kral Muvattalli,

...

Seni buldum.Beni yaşat!

...

 

Muvattalli böyle seslendi Tanrılara.

Muvattalli böyle yardım istedi Tanrılardan.

Ve Tanrılar ona açık bir şey söylemediler.

Ve Tanrılar ona biz senin yanındayız demediler.

Ve Muvattalli anladı Tanrılardan yardım gelmeyeceğini.

Anladı tek çaresinin insanlarda olduğunu.

Anladı tek çaresinin savaşçılarında olduğunu.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İşte bu yüzden Muvattalli ,Nuvanza'dan vazgeçemezdi.

Çünkü savaş kapıdaydı.

Çünkü Amurru Devleti,yüz çevirmişti ondan.

Amurru kralı gönderdiği tablette şöyle diyordu:

 

Bugüne kadar sadık hizmetkardık size ama artık değiliz.

 

Muvattalli ,Nuvanza'dan vazgeçemezdi.

Çünkü büyük savaş yakındı.

Ve Muvattalli kararını verdi.

Ve Nuvanza yataktan kalkınca

Ve Nuvanza neşesine değil

Ama sağlığına kavuşunca ,onu yanına çağırdı.

Dedi ki:

Bela yırtıcı bir kuş gibi dönüyor başımızda .

Dün gece Göğün Güneş Tanrısı bana göründü.

Savaş yakın ,dedi.

Savaşa hazırlanın,dedi.

Göğün Güneş Tanrısı ,Nuvanza'yı gönder ,dedi.

 

Nuvanza Nahrina'ya,Pidasa'ya,Dardanoi'ye ,Masa'ya

Karkisa'ya,Lykia'ya gitsin.

Bu ülkelerin krallarıyla,beyleriyle konuşsun

Ve onları da savaşa hazırlasın ,dedi.

 

Daha başka ülkelerin kralları ve beyleriyle konuşsun,

Onları da savaşa hazırlasın,dedi.

Savaş zor ve büyük olacak,dedi.

Daha önce böyle bir savaş görülmemiş olacak ,dedi.

Bu savaşta Nuvanza en büyük yardımcınızdır,dedi.

Bu savaşta Nuvanza öz kardeşinden daha yakın olacak,dedi.

O sadece komutan değil,o bir kral gibidir,dedi.

O tıpkı bir kral gibi senin yerine konuşabilir ,dedi.

Göğün Güneş Tanrısı bana böyle dedi.

Ramses_II_at_Kadesh-1.jpg

Nuvanza şaşkındı.

Nuvanza,Tanrılar onu terk etti sanıyordu.

Nuvanza, Tanrılar ona kızgın sanıyordu.

Nuvanza,Muvattalli'nin sözlerini,

Tanrıların kendisini bağışladıklarına yordu.

Böylece Hattuşa'dan da,ben Ninatta'dan da uzak olurdu.

Böylece kendini ve beni korumuş olurdu.

Böylece Nuvanza gitti Hattuşa'dan..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

HititsavaC59FarabasC4B12-1.jpg

 

Böylece Nuvanza başladı,

Kralları,beyler Muvattalli 'nin etrafında toplamaya.

Böylece Nuvanza uzak kaldı Hattuşa'dan ve ben Ninatta'dan .

Ve böylece ben daha çok sevdim onu.

Böylece ben daha çok özledim onu.

Sonra birgün Nuvanza çıkıp geldi.

Karlı,karanlık kış günlerinin ardından

Çıkıp gelen bahar gibi geldi.

Tatlı bir söz gibi çıkıp geldi.

Sıcak bir gülümseyiş gibi çıkıp geldi.

 

Nuvanza iyi haberlerle geldi.

Kaç ülke,kaç kral,kaç beyle konuştuysa onlar demişler ki:

Biz Hatti ülkesinin Büyük Kralı Muvattalli ile birlikteyiz.

Ekinimiz onundur,hayvanımız onundur.

Askerimiz onundur,mızrağımız ve kılıcımız onundur.

 

Muvattalli sevindi buna.

Ama aynı sevinci

Nuvanza'nın güneşten kavrulmuş yüzünde göremeyince

Burkuldu içi.

İyilik yapmak istedi ,bu sadık adama.

Oturup konuştu onunla.

Oturup konuştu ;bir kral gibi değil,hakiki bir dost gibi.

 

Dedi ki:

Ölen kişi artık ölüler ülkesine gitmiştir.

Nasıl ki nehir bir kayayı deler de bir parçasını götürürse,

Ölen kişi de bizden kopmuştur.

Ölen kişi artık sadece Tanrılarla konuşacaktır.

Çünkü Tanrılar onu yanlarına almıştır.

Dedi ki:

Kalan kişi yaşayanlar ülkesindedir.

Kalan kişi yaşayacaktır.

Kalan kişi unutarak yaşayacaktır.

Özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır.

Dedi ki:

Böyle olmaz.

Bir erkek yalnız yaşayamaz.

Sana bir kadın gerek.

Nuvanza inatçı bir keçi gibi geri durdu.

 

Dedi ki:

Kadın bir savaşçının ayak bağıdır.

Ben böyle yalnız daha yararlı olurum kralıma.

 

Muvattalli zeki kral,

Muvattalli zeki erkek.

Muvattalli gülümsedi Nuvanza'nın karşı koyuşuna.

 

Dedi ki:

Sen bilirsin.

Ama ben,Nuvanza olsaydım eğer,

Beni seven bir kız olsaydı eğer,

Hele benim yüzümden dile düşmüş bir kızsa eğer,

Hiç düşünmez alırdım eve.

Şüphe yok Tanrıların da hoşuna giderdi böylesi.

Nuvanza inatçı bir boğa gibi uzak durdu bu tekliften.

 

Dedi ki:

Olmaz.

Dedi ki:

Ben kadın almayacağım evime bir daha.

Dedi ki:

Yalnız yaşamak iyi.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sekizinci Tablet

----------------

Ey üzerimdeki büyük laneti kaldıracak ,

Ey benim sevincim olacak kişi.

Nuvanza'nın beni istemediğini

Nuvanza'nın yalnızlığı seçtiğini ,

Ben babam soylu Maruvaş'tan duydum.

Duydum ve incindim.

Duydum ve üzüldüm.

Duydum ve ümidimi yitirdim.

Ve ben,Manni'yi düşündüm.

Manni'nin ölümünü düşündüm.

Ve ben kendimi Manni'nin yerine koydum.

Dedim ki kendime:

Belki ben de atlamalıyım nehre.

Belki ben de huzuru kızıl sularında aramalıyım nehrin.

Belki ben de elveda deyip yaşayanlar ülkesine,

Ölüler ülkesinin kapısını çalmalıyım.

Ağaca düşen kurt gibi girdi bu düşünce aklıma.

Ve ağaca düşen bir kurt gibi çıkmadı bu düşünce aklımdan.

Ve babam bana baktı.

Bana baktı ve gördü.

Gözlerimin beyazında büyüyen kara ölümü.

Bana baktı.

Ve anladı kızının yaşayanlar ülkesini teretmek istediğini.

Ve babam bana hiçbir söz demedi.

Ve babam çıktı gitti evden.

Ve ben ölmeye hazırlandım.

Ve ben ölmeye hazırladım aklımı,yüreğimi ,bedenimi.

 

Tuthalia4Yazilik-1.jpg

Ve babam Büyücü Iştapariya'yı getirdi evimize.

Ben Iştapariya'yı gördüm.

Iştapariya'nın karanlıkta ışıl ışıl yanan gözlerini gördüm.

Iştapariya geldi ve elini alnıma koydu.

Iştapariya geldi ve elini karnıma koydu.

Iştapariya geldi ve elini ayaklarıma koydu.

Iştapariya beni bıraktı,

Iştapariya Güneş Tanrıçası'na seslendi.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

haber47-1.jpg

 

 

Dedi ki:

Ey büyücülüğün Güneş Tanrıçası.

Ey kudretli Güneş Tanrıçası,sen bir ziyafet verdin.

Tüm Tanrıları davet ettin.

Tüm insanları da davet ettin.

Ama benim şu hastamı çağırmadın.

Tanrılar yediler,içtiler,

İnsanlar yediler ,içtiler

Ama benim hastam yemedi.

Benim hastam unutuldu.

Sen bu hasta kadını niye çağırmadın?

Bu hasta sen Güneş Tanrıçası'nı Baş Tanrısı yapmıştı.

Lütfen çağır onu.

Lütfen o da bize katılsın.

Bırak onu,yesin içsin.

Bırak onu,sen Baş Tanrıçası'na gelsin.

Bırak hastayı gelsin.

Bırak onu sağlığına tekrar kavuşsun.

Bırak onu Güneş Tanrıçası'na gerçek bir köle olsun.

Bırak onu,sana hep kurbanlar getirsin.

 

Iştapariya böyle dedi.

Iştapariya kuyruk yağı çıkardı.

Iştapariya kuyruk yağını eritti.

Iştapariya dedi:

İşte bu yağ nasıl eriyip gittiyse,

Kötülük de aynı şekilde erisin.

Yok olsun,gitsin.

 

Ve kötülük yok olup gitti.

Ve Arinna'nın Güneş Tanrıçası acıdı halime.

Ve Arinna'nın Güneş Tanrıçası üç gece üst üste göründü bana.

Dedi ki:

Bekle.

Nehrin kızıl suyu çare değil derdine.

Dedi ki:

Bekle.

Beklemeyi bilirsen istediğin gerçekleşecek.

Dedi ki:

Büyük bir lanet var üzerinde.

Çok güçlü bir lanet.

Ölü bir erkek,ölü bir kadın.

Ve terk edilmiş bir çocuk.

Önce o lanetin kalkmasını bekle.

Dedi ki:

Bekle.

Beklemeyi bilirsen mutluluk gelecek.

 

Tanrıçam böyle dedi üç gece üst üste.

Ve ben üçüncü gece uyandım.

Ve ben uyandığımda başucumda oturan babamı gördüm.

Ben,başucumda oturan babamın gözlerinde gözyaşı gördüm.

Utandım ,ölümü istediğim için.

Utandım,bu yaşlı adamı bırakıp gitmeyi istediğim için.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Babam elini alnıma koydu.

Dedi ki:

Annen öldüğünde sen küçücük bir bebektin.

Dedi ki:

Annen öldü ve ben hiçbir kadını sevmedim.

Dedi ki:

Sevmeyi bilirim,acıyı bilirim.

Sevmenin hayatı nasıl acıya çevirdiğini bilirim.

Dedi ki:

Ama hayat daha değerlidir,sevdadan.

Dedi ki:

Hayat daha büyüktür sevdadan.

Dedi ki:

Hayat daha güzeldir sevdadan.

 

Sözleri anlamlıydı.

Sözleri güzeldi.

Sözleri doğruydu.

Ama beni etkilemedi.

Ben kesilmiş bir dal gibi boynumu büktüm.

Babam benim boynumu büktüğümü gördü.

O da boynunu büktü.

O da beni anladı.

Dedi ki:

Umudunu kesme.

Bir ağaç kurumamışsa ,

Bu mevsim değilse öteki mevsim çiçek açar.

Bu mevsim değilse ,öteki mevsim meyve verir.

Yeter ki ağaç kurumasın.

 

Ben üzüldüm,babamı üzdüğüm için.

Dedim ki kendime:

Ben artık babamı üzmeyeceğim

Dedim ki kendime:

Ben artık Tanrıçamın bana söylediği gibi bekleyeceğim.

Dedim ki kendime:

Ben böyle yaşamayı seveceğim.

Ve karar verdim;

Bir daha Nuvanza'yla karşılaşmamaya

Ve karar verdim;

Bir daha Nuvanza'yı düşünmemeye.

Ve karar verdim;

Nuvanza'nın adını anmamaya.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

aktuel4d06604137963jpgwidth715height350-1.jpg

 

Ey ,Göğün Güneş Tanrısı ile

Hakimem Arinna'nın Güneş Tanrıçası tarafından seçilen kişi.

Ey,benim kötü yazgıma tanık olan kişi.

Ey,benim içi boşalmış bir ağaca benzeyen zayıf irademe tanık olan kişi.

Ey,aşkın beni nehre düşmüş bir dal gibi

Bir o kıyıya, bir bu kıyıya çarptığına tanık olan kişi .

Nuvanza'yla karşılaşmamaya karar vermiştim.

Nuvanza'yı düşünmemeye karar vermiştim.

Nuvanza'nın adını anmamaya karar vermiştim.

Tutamadım sözümü.

Babamı üzmek istemesem de ,

Kendimi üzmek istemesem de,

Dilden dile dolaşan adımı temizlemek istesem de,

Tutamadım sözümü.

 

Bir sabah

Çıktım evimden.

Bir sabah geçtim Hattuşa'nın taş sokaklarından.

Bir sabah

Vardım Nuvanza'nın evinin önüne.

Saklandım bir ağacın arkasına.

Saklandım Nuvanza çıkana kadar.

Saklandım,Nuvanza gölgesini salıncaya kadar sokağa.

O çıkınca kapıdan,ben de çıktım ağacın arkasından.

Beni gördü ve gülümsedi.

Beni gördü ve durdu.

Nasılsın Ninatta?

 

Dedim ki:

Aylardır en güzel günüm bu,çünkü seni gördüm.

Dedim ki:

Aylardır en güzel günüm bu,çünkü bana gülümsedin.

Dedim ki:

Aylardır en güzel günüm bu,çünkü benimle konuştun.

Dedim ki:

Teşekkür ederim.

 

Nuvanza'nın gülümseyişi yüzüne yayıldı.

Dedi ki:

Neden öyle söyledin?

Ben seni her zaman görürüm.

Ben sana her zaman gülümserim.

Ben seninle her zaman konuşurum.

 

Dedim ki:

Beni görmezsin sandım.

Bana gülümsemezsin sandım.

Benimle konuşmazsın sandım.

Bana kızgınsın sandım.

 

Nuvanza'nın bakışları buğulandı.

Dedi ki:

Ben sana kızgın değilim.

Kızacaksam kendime kızarım.

Ben seni suçlamadım.

Suçlayacaksam kendimi suçlarım.

 

Dedim ki:

Kendine kızma,

Kızacaksan bana kız.

Kendini suçlama,

Suçlayacaksan beni suçla.

Çünkü ben açtım bu belaları başına.

 

Nuvanza başını salladı.

Dedi ki:

Yok,sen açmadın bu belayı başıma.

Ben kendim istedim.

Yok,sen değilsin başımızdaki lanetin sorumlusu;

Çünkü ben de seni sevdim.

İstemesydim,yaklaştırmazdım seni yanıma.

İstemeseydim dokunmazdım sana.

Sen bir heves değilsin benim için.

Sen mutluluksun,

Sen sevinçsin,

Sen kedersin,

Sen acısın,

Sen kıvançsın,

Sen yarasın,

Sen umutsun,

Sen benim değiştiremediğim yazgımsın.

 

O zaman ben sevinçle titredim.

O zaman ben sevinçle ağladım.

O zaman ben dedim ki:

Neden götürmüyorsun beni evine?

Dedim ki:

Neden yalnız yaşıyorsun küskün Tanrılar gibi?

Tanrıların küstüğü bir zavallı gibi?

Neden boynu bükük koyuyorsun beni?

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

inandikvazosumj5-1.jpg

 

Nuvanza sildi savaşçı elleriyle gözümün yaşını

Dedi ki:

Senden uzak yaşamak hoşuma mı gidiyor benim?

Dedi ki:

Ben de isterim ,Ninatta'yı hep yanımda görmek.

Ben de isterim gecemi,gündüzümü Ninatta'yla paylaşmak.

Ama yapamam.

Sen de yapamazsın.

Dedi ki:

İki ölü var aramızda.

İki ölü bakıyor bize ölüler ülkesinden.

İki ölü var,rüyalarıma giriyorlar.

Tanrılar yüz çevirdi bizden.

Tanrılar öfkelendi bize.

İki ölü var aramızda.

Onlara ödememiz gereken bir bedel var.

Göğün Güneş Tanrısı kötü günlerden bahsediyor bana.

Falcıya gittim.

İki kara yılan attı suya.

Yılanlar karanlığa yüzdüler.

Yılanlar kana yüzdüler.

Yılanlar kötülüğe yüzdüler.

Sonra yılanlar karanlığın,kanın,kötülüğün içinden çıktılar.

Yılanlar ak sulara yüzdüler.

Yılanlar ak sularda birbirinin kara gövdesine dolandılar.

Bedenlerinin ışıltısı gözlerimi aldı.

 

Falcı dedi ki bana:

Zor günler var önünde,

Geçecek.

Uzun ayrılıklar var önünde,

Geçecek.

Acı günler var önünde,

Geçecek.

Yeter ki,

Biri seni beklesin.

Yeter ki ,

Biri sana inansın.

Yeter ki,

Biri seni sevsin.

Yeter ki,

Sen de onu bekle.

Yeter ki,

Sen de ona inan.

Yeter ki,

Sen de onu sev.

Beklemek tek çare senin için.

İnanmak tek çare.

Sevmek tek çare.

Sabır tek çare senin için.

 

Ben falcıya sordum:

Ne kadar sürecek bu bekleyiş?

Falcı dedi ki:

Çok uzun sürecek.

Çünkü Tanrılar çok kızmış sana.

Falcı dedi ki:

Çok uzun sürecek.

Önce güneyde bir savaş olacak.

Öyle bir savaş ki yeryüzü böylesini görmemiş olacak.

O savaşta çok insan ölecek.

Çok kan dökülecek.

Çok kadın ağlayacak.

Tanrıların öfkesi yine de geçmeyecek.

Falcı dedi ki:

Çok uzun sürecek.

Savaş bitecek ,barış gelecek.

Bilinmezlik ,kutsal dağı saran bir sis gibi her yanı kaplayacak.

 

Ben falcıya sordum:

Nasıl anlayacağım lanetin kalktığını?

Falcı dedi ki:

Tanrılar bir işaret yollayacak sana.

Tanrılar bir yabancı gönderecek sana.

O yabancı kaldıracak laneti.

Ben falcıya sordum:

Kim bu yabancı?

Nasıl kaldıracak laneti?

Falcı dedi ki:

Onu bilmem.

Ben havuzda yılanların gösterdiğini söyledim sana.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Evrim Bilimi Ve Yaratılış Efsanesi / Ardea Skybrek

      Evrim teorisi hakkında merak edilen her şey! Günümüz dünyasında evrim bilimi olmaksızın bilimden söz edilemezdi. Hem bilimsel bakış açısına sahip hem de bilimle hiç tanışık olmayan okurlara hitap eden anlaşılır ve akıcı bu kitap, evrim bilimi ile ilgili gerçekleri detaylı olarak ele alıyor. Gezegen üzerindeki yaşamın farklılaşmasını ve karmaşıklığını ve insanlar da dâhil olmak üzere bütün yaşam formlarının nasıl evrimleştiğini inceliyor. Pek çok farklı alanda karşılıklı olarak birbirini güçle

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Taş Bebek Efsanesi (Sivas)

      Yöre: Sivas     Vaktiyle, bir köyde yaşayan güzel bir kız vardır. Köyün eşrafından birisi, bu kızı oğluna alır. Ne var ki aradan beş-altı sene geçtiği halde bu gelinin çocuğu olmaz.     Şiddetli derecede torun arzulayan aile, oğullarına ikinci bir gelin getirmeyi düşünür. Aramalar sonucunda bir kız bulurlar ve kısa zamanda düğün yaparlar. Düğün gecesi, bahtsızlığına ağlayan kadın, bundan çok müteessir olur. Dışarı çıkar, harman taşı üzerinde ağlamaya başlar. Bu sırada yanında bir ihtiyar d

      , Yer: Antik Medeniyetler, Mitoloji ve Efsaneler

    • Ahmet Gazi Camii Efsanesi – Aydın

      “Eskiçine köyündeki Ahmet gazi Camiinin dış duvarları tamamlanmış, sıra kubbenin yapımına gelmiştir. Halk caminin bitimini sabırsızlıkla beklemektedir. Kubbe bir gece bir bütün olarak caminin üzerine konuvermiş. Halk kubbenin Allah tarafından kondurulduğuna inanmaktadır.”

      , Yer: Antik Medeniyetler, Mitoloji ve Efsaneler

×
×
  • Yeni Oluştur...