Jump to content

Bir Hitit Efsanesi..


Önerilen Mesajlar

toplumvetarih_kadesantlasmasi-1.jpg

 

Mısır Firavunu Sethos,Kadeş'e düzenlediği akınlarda yenildi.

Kargamış ve Halep'teki Hitit savaşçıları,

Onun kanlı ordusunu pişman ettiler.

Firavun Sethos yenilgisini yırtık bir çuval gibi sırtlayıp,

Utanç içinde ülkesine dönmek zorunda kaldı.

Hatti ülkesinde düşmanlar sustu.

Sindi,inlerine çekildiler.

 

Ne ki Muvatali'nin sıkıntısı bitmedi.

Muvatalli'nin sıkıntısı içerideydi.

Muvatalli'nin sıkıntısı,

Kara bir yılan gibi yüreğine çöreklenmiş oturuyordu.

Bu sıkıntının adı Hattuşili'ydi.

Muvatalli'nin öz kardeşi Hattuşili.

Şimdi Tanrı olan büyük Kral Murşili'nin küçük oğlu ,

Muvatalli'nin küçük kardeşi Hattuşili.

Kendi küçük ama hırsı büyük Hattuşili.

 

 

Muvatalli kardeşine Kaşga'nın valiliğini vermişti.

Ama o fazlsını istiyordu.

Kaşga ülkeasinden Hattuşili'nin aşırılık haberleri geliyordu.

Hattuşili gözünü Mutavalli'nin tahtına dikmişti.

Hattuşili kardeşinin yerini istiyordu.

Muvatalli öleceğini bilen bir hasta gibi bunu biliyordu.

Muvatalli bunu Nuvanza'ya anlatıyordu.

Nuvanza bunu bildiği için sıkıntıdaydı.

Ben, Nuvanza sıkıntıda olduğu için sıkıntıdaydım.

 

 

Muvatalli'nin önünde iki yol uzanıyordu

İlki,Tanrı olmuş Büyük kral Telipinu Yasası'nı çiğnemek

Kendi kardeşini ,kendi eliyle öldürmek.

İkincisi ,tahtı Hattuşili ile paylaşmak.

 

Ramses_II_at_Kadesh-1.jpg

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Muvatalli düşündü,günlerce,gecelerce düşündü;

Çare bulamadı.

Nuvanza'ya danıştı;

Nuvanza ,kardeş kanı dökme dedi.

Tanrılara sordu;

Tanrılar,kardeş kanı dökme dediler.

Falcılara gitti;

Falcılar kardeş kanı dökme dediler.

Yaşlılara danıştı;

Yaşlılar kardeş kanı dökme dediler.

Yaşlılar şimdi Tanrı olan Telipinu Fermanı'nı oku dediler.

Muvatalli ,Kral Telipinu Fermanı'nı okudu.

Kral Telipinu Fermanı eskiyi söylüyordu.

Kral Telipinu 'nun eski fermanı şöyle diyordu:

Kral ailesinden kan dökmeler çoğaldı.

 

 

Kraliçe Iştapariya öldü.

Üstelik Prens Ammuna da öldü.

Tanrı'nın insanları şöyle dediler:

Hattuşa'da kan dökmeler çok arttı.

Bunun üzerine ben Telipinu,

Hattuşa'da asiller meclisini toplantıya çağırdım.

Bu andan itibaren Hattuşa'da kral ailesinin bir çocuğuna

Hiç kimse kötülük yapmayacak,ona bıçak çekmeyecek!

Öndeki en büyük erkek çocuk,prens ,kral olsun!

Eğer önde bir prens yok ise ,

Kim ikinci sıradaki oğul ise,ona bir içgüveysi alsınlar,

Kral o olsun!

Gelecekte kim benden sonra kral olursa

Kardeşleri ,oğulları ,hısımları,akrabaları

Ve askeri birlik olsunlar!

Kral ailesinden hiç kimseyi öldürme.

Bu ,iyi değildir.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hit1rj3-1.jpg

Muvatalli Tanrı olmuş Kral Telipinu Fermanı'nı okudu.

Ve Muvatalli kararını verdi;kan dökmeyecekti.

Hattuşili 'nin hatalarını bağışladı.

Telipinu Yasası'nı çiğnemedi.

Tanrılar'a özgü bir cömertlikle elini kardeşine uzattı,

Kardeşine sevgiyle sarıldı.

Tacını,tahtını ve ülkeyi kardeşiyle paylaşmaya karar verdi.

Ama Hattuşili daha fazlasını isteyecekti.

Ta ki çölde eski bir düşman ,iri bir akrep gibi.

Sıcak kumların içinden çıkıp,

Hatti ülkesine yürümeye başlayıncaya kadar.

 

 

Ey iyiliği,sade bir elbise gibi giyen yüce kişi.

Ey aradıkça arayacakları çoğalan,

Ey buldukça bulacakları çoğalan,

Benim uzaklardan gelen akrabam.

Sana Nuvanza'yı anlattım,

Sana ,Nuvanza bizim eve geldiğinde ,

Babam soylu Maruvaş'la konuşurken duyduklarımı anlattım

Ben ki devlet işlerini sevmem,

Ben ki konuşmaları Nuvanza'nın sesini duymak için dinlerim.

 

 

Ama öğrendim kralların işlerini,

Öğrendim kralların kirli işlerini

Öğrendim kralların kanlı işlerini

Öğrendim kralların Asurlu bir tüccarınkinden daha ucuz ,

Daha acımasız işlerini.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Babamla Nuvanza'nın konuştuklarından başka ,

İnara da anlattı bana,

Soylu babası saray yazmanı Zuvappiş'ten duyduklarını.

Böylece öğrendim ben her şeyi.

Böylece ben,öğrendiğim her şeyi sana anlattım.

Sana taht için neredeyse birbirinin kanını dökecek

İli kardeşi anlattım.

Şimdilik kılıçlarını kınlarına soktuklarını anlattım.

 

 

Ama çölde çıkacak bir fırtınanın ülkemin gökyüzünü

Nasıl kara bulutlarla kaplayacağını daha anlatmadım.

Hatti ülkesi gençlerinin kanlı yağmurlarla yıkanıp

Savaş Tanrısı'na adak olarak sunulacaklarını anlatmadım.

 

 

Sana oğullarını yitiren annelerin acılarını anlatmadım.

Dul kalan gelinlerin yasını.

Öksüz çocukların umutsuzluğunu anlatmadım.

Sana bunları anlatmadım.

Çünkü sana daha kendi aşkımı anlatmadım.

Benim aşkımı bilmeden olanları bilemezsin.

Oysa sen olanları tam olarak bilmelisin .

Gökte gezinen dolunay gibi tam ve gerçek olarak.

 

 

Ne Hattuşili'nin tabletlere yazdırdığı gibi,

Ne Ramses'in tapınakların kapılarına kazıttığı gibi.

Krallar hep yanlış,hep eksik anlatır.

413pxYazilikayaTudhaliyaIV-1.jpg

 

Krallar şöyle düşünür:

Nasıl olur da tahtta daha çok kalırız.

Nasıl olur da daha çok ülkeyi istila ederiz.

En iyisi ,en adili bile böyle düşünür.

Çünkü böyle düşünmezse kral olamaz.

Böyle düşünmek kral olmanın şanındandır.

Muvatalli böyle düşünüyordu.

Hattuşili böyle düşünüyordu.

Ramses böyle düşünüyordu.

Nasıl olur da daha çok toprak ele geçiririz.

Nasıl olur da daha çok köle,daha çok vergi toplarız.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

goktensuzulenisik-1.jpg

 

Onlar böyle düşünürken,

Ben gün be gün imkansız bir sevgiyi büyütüyordum.

Ben imkansız bir sevgiyi büyütüyordum bedenimde.

Nuvanza bir gülümseyişle genç kız yapmıştı .

Çocuk bedenimin içindeki ruhumu.

Şimdi bedenim ,ruhuma ayak uydurmaya çalışıyordu.

Tıpkı güçlü efendisinin hızlı yürüyüşüne

Ayak uydurmaya çalışan ,çırpı bacaklı bir köle gibi.

 

 

 

Biri daha vardı,keşke olmasaydı,

Biri daha vardı ,ben nasıl Nuvanza'yı seviyorsam,

O da beni seven;keşke sevmeseydi.

Ama seviyordu ,en az benim Nuvanza'yı sevdiğim kaadr

Soylu Zuvappiş'in oğlu,benim çocukluk arkadaşım İnara.

Zavallı İnara,talihsiz İnara,

Tek suçu beni sevmek olan İnara.

 

Eğer Nuvanza olmasaydı,

Eğer Nuvanza 'ya duyduğum bu aşka olmasaydı.

İnara'nın sevgisi yeterdi. onunla evlenmem için.

İnara'nın sevgisi öyle büyüktü ki,

Onu bir kardeş gibi sevmeme rağmen,

Yine de evlenirdim onunla hiç düşünmeden.

Onun bana duyduğu sevgi,

Sadece benim Nuvanza'ya duyduğum sevgiyle kıyaslanabilirdi.

O kadar sahici,o kadar içten,o kadar çaresiz.

 

O kadar kederli,o kadar umut dolu.

İnara bana bakarken yıldızlar basardı gözlerini.

İnara bana bakarken,yüzü incelirdi.

Yüzü bir kızın yüzü gibi alımlı olurdu,çekici olurdu.

O kadar çok kız vardı ki Hattuşa'da

İnara kendisine baksın diye kıvranan.

Ama İnara'nın gözleri onları görmezdi.

İnara gözlerini benden alamazdı.

 

 

Bunu benim babam soylu Maruvaş bilirdi.

Bunu İnara'nın babası Zuvappiş de bilirdi.

Bilirler ama birbirlerine söylemezlerdi.

İkisi de emindi söz zamanının yakında geleceğinden.

Soylu Zuvappiş hediyeler göndermek için

Hazırlıklara başlamıştı bile.

Onlara göre,bu evlilik Fırtına Tepuş'un hükmü gibiydi.

Kaçınılmazdı.

Vakti gelince olacaktı.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Denizfırtınası...Senin de paylaşan yüreğine sağlık olsun..Çok doğru bir tespitin var..Yüzyıllar geçer ama insan aynıdır..

 

Hemen geliyor:))

*

 

Ama hepsi de yanılıyordu.

Çünkü benim açlığı büyüyen ruhum Nuvanza'ya aitti.

Ama Nuvanza'nın haberi yoktu bundan.

Nuvanza sadece bakışlarımız karşılaştığında

Kızaran yüzümü bilirdi,

Rüzgarda yaprak gibi titreyen halimi,

Nuvanza belki halimi anlıyordu.

Anlıyordu ama anlamazlıktan geliyordu.

Belki de anlamıyordu.

Benim deli bir kız olmama veriyordu bu hallerimi.

Ya da bilmemek işine geliyordu.

 

 

Ama bilmezden gelmek koruyamayacaktı onu.

Ve o gün uzak değildi.

Ve ben Hasat bayramında yaptım yapacağımı.

O sabah erkenden kalktık,

O sabah en güzel giysilerimizi giydik.

O sabah Hattuşa'nın sıcak havasını ciğerlerimize çektik.

O sabah sarayın önüne gittik.

Kral ve Kraliçe sarayın kapısına çıkınca

Tören alayı yola koyuldu.

Kral Muvatalli ve kraliçe yürüdü.

Halkı selamladı.

Biz soylular ,kral ve kraliçenin ardından yürüdük.

Ama ben kralla kraliçeye bakmıyordum.

Ben Muvatalli 'nin bir sıra arkasında yürüyen

Nuvanza'ya bakıyordum.

Gözlerim ona kenetlenmişti,

Oysa tören yeri rengarenkti.

Oysa ülkenin en yetenekli müzisyenleri,

Şarkılarını söylüyorlardı.

Halk toplanmış onları izliyordu.

Benim umrumda değildi.

Ben sadece Nuvanza'yı izledim.

 

Nuvanza yüzüme baktı,

Gözleri nemlendi.

Nuvanza'nın gözlerinde iki çiy tanesi belirdi.

Ama Nuvanza tek söz söylemedi.

Ben de söylemedim.

Öylece durduk nehir kenarında.

Öylece durduk ağaçların altında.

Öylece durduk birbirimizin yakınında.

Öylece durduk,Hattuşa'da bayram vardı.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hemen bir daha:))

*

Ey uzak günlerin kokusunu,

Renklerini,soluğunu bana getiren kişi.

Ey, beni tanımdan,bilmeden ,benim için yollara düşen kişi.

Ey,yazdıklarımın sadık okuru.

Umarım aşka nedir bilenlerdensin,

Umarıp yaptıklarıma bakıp ,

Beni aklın acımasız yasalarıyla mahkum etmezsin.

Umarım yaptıklarımı değerlendirirken

Kalbin de katılır yargılamaya.

Umarım beni suçlamazsın.

Çünkü ben kendimi suçladım.

Çünkü sen,beni benim kadar suçlayamazsın.

Çünkü kimse beni,benim kadar suçlayamaz.

Ama kendini suçlamak aşkı öldürmez.

 

İşte o gün,Nuvanza benden ayrılınca,

Ben Hattuşa'nın içine yürüdüm.

Yürüdüm ama Hattuşa artık aynı Hattuşa değildi.

Evler aynı ev değildi.

Duvarlar aynı duvar değildi.

Taşlar aynı taş değildi.

Ağaçlar aynı ağaç değildi.

Kuşlar aynı kuş değildi.

Nehir aynı nehir değildi.

Ve insanlar aynı insan değildi.

Sanki göğün Güneş Tanrısı asasını

İyilikle dokundurmuş gibi

Her şey güzelleşivermişti.

Hani Şarap Tanrısı,çanağından size içirir de,

Dünyanın kötülüklerini görmez olursunuz ya,

Ben de öyle olmuştum işte.

Oysa bir tek yudum şarap koymamıştım ağzıma.

 

 

Bir tarla kuşu olmuştum dauçuyordum.

Hattuşa sokaklarında.

Bir kelebek olmuştum da savruluyordum

Hattuşa rüzgarının önü sıra.

Beni bağlayan ne varsa kurtulmuştum.

Ama hatırlattılar.

Babamın sevgisinden kurtulmuştum.

Soyluluğumdan kurtulmuştum.

Hattuşa'nın yasalarından kurtulmuştum.

Ama hatırlattılar.

Beni gökyüzünden alıp ,

Yeniden toprağın üzerine bıraktılar.

 

Bunu yapan İnara'ydı.

Benim oyun arkadaşım,benim biricik dostum,

Hep benim mutluluğumu istediğini söyleyen İnara.

Mutluluğu sadece benim yanımda bulan İnara.

Onun sesini duyduğumda ,

Anladım ki ben,

Güneş Tanrıçası'nın gökyüzündeki evinde değil,

Hattuşa'nın içindeyim.

 

 

İnara yüzüme baktı,

İnara yüzüme bakınca anladı mutluluğumu.

İnara yüzüme bakınca ,

Anladı mutluluğu bir başkasında bulduğumu.

Soldu İnara'nın genç yüzü .

Soldu İnara'nın iki iri yıldız gibi parlayan ışıltılı gözleri.

Anladı artık,ondan sonsuza kadar koptuğumu.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Evrim Bilimi Ve Yaratılış Efsanesi / Ardea Skybrek

      Evrim teorisi hakkında merak edilen her şey! Günümüz dünyasında evrim bilimi olmaksızın bilimden söz edilemezdi. Hem bilimsel bakış açısına sahip hem de bilimle hiç tanışık olmayan okurlara hitap eden anlaşılır ve akıcı bu kitap, evrim bilimi ile ilgili gerçekleri detaylı olarak ele alıyor. Gezegen üzerindeki yaşamın farklılaşmasını ve karmaşıklığını ve insanlar da dâhil olmak üzere bütün yaşam formlarının nasıl evrimleştiğini inceliyor. Pek çok farklı alanda karşılıklı olarak birbirini güçle

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Taş Bebek Efsanesi (Sivas)

      Yöre: Sivas     Vaktiyle, bir köyde yaşayan güzel bir kız vardır. Köyün eşrafından birisi, bu kızı oğluna alır. Ne var ki aradan beş-altı sene geçtiği halde bu gelinin çocuğu olmaz.     Şiddetli derecede torun arzulayan aile, oğullarına ikinci bir gelin getirmeyi düşünür. Aramalar sonucunda bir kız bulurlar ve kısa zamanda düğün yaparlar. Düğün gecesi, bahtsızlığına ağlayan kadın, bundan çok müteessir olur. Dışarı çıkar, harman taşı üzerinde ağlamaya başlar. Bu sırada yanında bir ihtiyar d

      , Yer: Antik Medeniyetler, Mitoloji ve Efsaneler

    • Ahmet Gazi Camii Efsanesi – Aydın

      “Eskiçine köyündeki Ahmet gazi Camiinin dış duvarları tamamlanmış, sıra kubbenin yapımına gelmiştir. Halk caminin bitimini sabırsızlıkla beklemektedir. Kubbe bir gece bir bütün olarak caminin üzerine konuvermiş. Halk kubbenin Allah tarafından kondurulduğuna inanmaktadır.”

      , Yer: Antik Medeniyetler, Mitoloji ve Efsaneler

×
×
  • Yeni Oluştur...