Jump to content

Radyoterapi Nedir?


Misafir

Önerilen Mesajlar

Radyoterapi, radyoaktif ışınlarla tedavi demektir. Kanser olgularında ameliyat ve kemoterapi gibi bir tedavi yöntemidir ve tek başına yapılabileceği gibi, ameliyat öncesi, sonrası ya da kemoterapi beraberliğinde uygulanabilir.

Yaklaşık 100 yıl önce radyoaktif ışınların keşfinden bu yana radyasyon, tıpta teşhis (radyoloji) ve tedavi (radyoterapi) amacıyla, giderek yaygınlaşarak kullanılmaktadır. Radyoterapide daha güçlü ışınlar kullanılmasına rağmen hasta tedavi sırasında, röntgen çekiminde olduğu gibi, işlemi hissetmez. Radyasyonun tehlikeleri hakkındaki yaygın endişelere karşın, tıp bugün radyasyonun kullanılmasında yeterince bilinçli ve deneyimlidir. Radyasyon tedavisi, gereği gibi kullanıldığında riski çok az, yararları ise çok daha fazla olan bir tedavi modelidir.

 

Radyoaktif ışınlar, tedavi edilen bölgedeki kanser hücrelerini yok ederek etkilerini gösterirler. Bu arada tedavi alanı içindeki normal hücreler de bu ışınlardan kötü etkilenseler de, onların kendilerini onarma yetenekleri vardır. Dolayısıyla radyasyona bağlı normal doku hasarı çoğu kez geçicidir. Muhtemel yan etkilerden olabildiğince kaçınmak amacıyla radyoterapide verilmesi planlanan toplam doz, seanslara bölünerek verilir.Genellikle haftanın beş günü, günde bir seans şeklinde uygulanır ve hafta sonu hastanın dinlenmesi öngörülür. Böylece normal hücrelerin iyileşmesine de fırsat tanınmış olur.

 

Radyasyon tedavisi, Co-60 ya da Lineer Akseleratör gibi cihazlar aracılığıyla vücudun dışından (harici radyoterapi) veya vücut boşlukları ya da doku içine radyoaktif maddelerin yerleştirilmesi yoluyla içerden (dahili radyoterapi) gerçekleştirilir. Tedavilerin şekli hastanın yaşı, genel sağlık durumu, teşhis edilen kanserin türü, evresi, yerleşim yeri gibi birçok önemli faktöre bağlıdır. Bu tedavi kararları, birçok farklı tıp branşından uzman hekimlerin hastayı en başından beri birlikte görüp değerlendirmeleri sonucu alınır ve her hasta ayrı değerlendirilir. Bu nedenle aynı tip kanser hastası bile olsalar, her hastanın tedavisi kendi şartlarında planlanır.

 

Harici radyoterapi sizi radyoaktif yapmaz. Tedaviniz süresince ve sonrasında diğer insanlarla (çocuklar dahil) aynı ortamda birlikte olmanızda çevrenizdekiler açışından hiçbir sakınca yoktur. Evde kullandığınız hiçbir eşyanızı ayırmanıza kesinlikle gerek yoktur. Radyasyon, asla bulaşıcı bir özellik taşımaz.

--------------------

RADYOTERAPİ SONRASI KONTROL

 

Tümöral hastalıkların tedavi sonrası kontrolleri ömür boyudur. Tedaviden hemen sonra 2-3 ayda bir olan kontrol aralıkları giderek uzayacak ve sonuçta yılda bir kez de olsa kontroller sürekli olacaktır. Kontroller sırasında öncelikle mutlaka dikkatli bir muayeneniz yapılacak, belli dönemlerde de belli tetkikler istenecektir. Kontroller sırasında, radyoterapiye bağlı olası geç yan etkileri değerlendirme fırsatı doğacaktır. Sizi kontrole çağıran cerrah, medikal onkolog gibi uzmanlık alanlarından hekimlerle radyoterapistiniz sürekli bağlantı halinde olmalıdır. Onların bulgu ve değerlendirmelerinden haberdar olmalı, kendi değerlendirmelerini de onlara iletmelidir.

Kontroller, sizin için asla bir stres sebebi olmamalıdır. Her kontrolde yeni bir şey çıkma korkusunu üzerinizden atmanızda, gerekirse bu konuda doktorunuzdan destek istemenizde fayda vardır. Kontroller, herhangi bir endişe ya da sorununuzu konuşabilmek için çok iyi bir fırsattır.Ayrıca her insanın özellikle belli bir yaştan sonra yaptırması gereken, ama birçok insanın fırsat bulamadığı check-up taramasını ömür boyu yaptırmış olmanızı da sağlayacaktır. Kontrollere gelirken o güne kadar aklınıza takılan herşeyi konuşabilmeniz için not almanız faydalı olabilir.

Kontrolleriniz için size belli günlere randevular verilecektir. Ama arada bir gün herhangi bir şikayetiniz, aklınıza takılan herhangi bir belirti olursa randevu tarihinizi beklemeden derhal doktorunuzla bağlantı kurmaktan çekinmeyiniz.

 

RADYOTERAPİ VE CİNSELLİK

 

KADINLAR İÇİN :

 

Pelvis (kalça) bölgesine uygulanan radyoterapi, yumurtalık faaliyetlerini etkiler. Yumurtalıkların faaliyeti çok küçük dozlardan bile etkilenir ve birkaç tedavi ile tamamen durabilir. Hasta genç ve ileride doğum yapmayı düşünen biri ise, küçük bir cerrahi girişimle yumurtalıkların tedavi alanı dışına çekilip, tedavi sonrası tekrar eski yerlerine getirilmesi mümkündür. Ama Meme Kanseri gibi hormon bağımlı tümörlerde yumurtalık faaliyetlerini sonlandırmak için özellikle bu bölgeye tedavi verildiği de olur ve bu, kendi başına bir tedavi yöntemidir.

Yumurtalıklara radyoterapi uygulanması, menapoza neden olur. Bu yavaş yavaş ve birkaç ay içinde belirir. Menapoz, sıcak basmaları, ani bastıran terlemeler, cilt kurulukları, vajinal kuruluk gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bu belirtileri hafifletmek için doktorunuz size yardımcı olacaktır. Bu gibi durumlarda bir jinekolog desteği de faydalı olacaktır, ama jinekoloğun asıl hastalığınızdan ve menapoz sebebinden mutlaka haberi olmalıdır. Çünkü kla*** menapoz belirtilerine yönelik hormonal tedavi, asıl hastalığınız için çok tehlikeli olabilir.

Vajinal bölgeyi içeren radyoterapi uygulamaları sonrası vajinal kuruluk ve nadiren daralma olabilir. Tedavi sonrası vajinayı esnetecek genişletici, yağlayıcı kremler kullanmanız gerekebilir. Bunların ne şekilde kullanılacağı size doktorunuz ve hemşireniz tarafından anlatılacaktır. Başlangıçta cinsel ilişki rahatsızlık verici olabilir. Bu durumda da vajinayı yağlandıran maddeler kullanılabilir. Düzenli cinsel ilişki, vajinanın açılmasına, genişlemesine yardımcı olacaktır. Ama birçok kadın radyoterapinin yan etkileri altında iken düzenli cinsel yaşama dönmeye kendilerini hazır hissedememektedirler. Bu çok doğal bir tepkidir ve tedavinin yan etkileri geçtikçe, hem cinsel ilgi geri gelecek, hem de ilişki sırasındaki rahatsızlık hissi kaybolacaktır.

Bu yan etkiler özellikle menapoza hazır olmayan genç hanımlar için üzücü ve sıkıntı verici olabilir. Korku ve endişelerinizi varsa eşinizle ve doktorunuzla çekinmeden konuştuğunuz oranda bu sorunların azalacaktır.

 

ERKEKLER İÇİN :

 

Erkeklerde testisler bölgesinin ışınlanması da benzer şekilde, düşük dozlarda bile üreme faaliyetlerini etkiler. Genç hastalar için gerektiğinde, testisleri bir elbise gibi saran, özel kurşun koruma kalıpları hazırlanır.

Hastalık hakkındaki endişelere radyoterapi endişeleri ve yan etkilerinin de eklenmesi, yaşadıklarınızın sizi cinsellik düşünemeyecek kadar üzüp, yorması gibi faktörler geçici iktidarsızlık sorunu yaratabilir. Cinsel ilginiz (libido) azalabilir. Bu etkiler tedavinizin bitimini izleyen birkaç hafta içinde de izlenebilir ve sıkıntı verici bir durumdur. Sorunlarınızı varsa eşinizle ve hiç çekinmeden doktorunuzla konuşmanız, herşeyin yoluna girmesi sürecini hızlandıracaktır.

 

DOĞURGANLIK :

 

Radyoterapi uygulamalarının çoğunluğu cinsel isteklerinizi ya da çocuk yapma fonksiyonlarınızı etkilemez. Radyoterapi görmüş anne-babalardan birçok sağlıklı bebek dünyaya gelmiştir ve geçmişte radyoterapi almış olmanın anormal bebek dünyaya getirmeye yol açmadığı kesinlikle ortadadır. Ancak bayanlar için yumurtalıklara, erkekler için testislere isabet eden radyoterapinin geçici ya da kalıcı kısırlık riski vardır. Doktorunuz bu durumu tedavinizden önce sizinle görüşecek ve bu konuda onayınızı almadan tedaviye başlayamayacaktır. Bu durum özellikle çocuk sahibi olmayı isteyen genç insanlar için çok üzücü olabilir. Bu görüşmede varsa eşinizin de bulunması yararlı olacaktır.

Erkekler için testislerin ışınlanması gerekli olan durumlarda, tedaviye başlamadan önce özel bir yöntemle spermlerin dondurularak eşler çocuk yapmaya hazır olana kadar depolanıp yıllarca bekletilebildiği metodlar vardır. Bu işlem henüz ülkemizde bulunmayan sperm bankaları yoluyla gerçekleştirilir. Testislerin özellikle ışınlanması gerekmiyor da sadece tedavi alanı içinde kaldığı için doz alıyorsa, özel kurşun koruma kalıpları ile testisleri radyasyondan korumak mümkündür.

Bayanlar için ise ileride çocuk sahibi olma planı varsa, radyoterapi öncesi küçük bir cerrahi işlemle yumurtalıkların tedavi alanı dışına alınması, tedavi sonrası da eski yerine getirilmesi mümkündür. Yumurtalıkların da tedavi görmesi gerekli olgularda tedavi sebebiyle kısırlık olasılığı yüksek olsa da, her zaman kesin değildir ve bu nedenle tedavi süresince uygun bir doğum kontrol yönteminin kullanılmasında fayda vardır. Çünkü radyoterapi süresince ya da kısa bir süre sonrasına kadar geçen dönemde hamilelik durumunda bebeğin zarar görmesi ihtimali vardır.

Kısırlık ihtimali ya da benzeri herhangi bir radyoterapi yan etkisini kabullenmeniz kolay olmayabilir. Bu konuda konuşmayı istemeniz de zaman alabilir. Ama kendinizi hazır hissettiğinizde, tüm hislerinizi varsa eşinizle, yakın bir arkadaşınızla ve her zaman için doktorunuzla paylaşmanız, kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Bazı insanlar bu tür konuşmalar için, daha önce tanımadıkları insanları tercih ederler. Sizinle benzer tedavi gören bir başka hasta ile duygularınızı paylaşmanız da rahatlatıcı olabilir.

 

 

RADYOTERAPİ İÇİN GENEL UYARILAR

 

Tedavi boyunca karşılaşabileceğiniz bazı özel durumlar ve bu konuda yapmanız gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz :

 

- Yorgunluk, halsizlik hissi : Tedaviniz süresince kendinizi yorgun, halsiz hissedebilirsiniz. Bu durum ilerleyen haftalarda, verilen doz arttıkça daha belirgindir. Bu yorgunluk, tedavinizden kaynaklanan, beklenen bir durumdur ve kesinlikle hastalığınızın kötüye gittiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Tedavi bittikten sonra da azalarak kaybolacaktır. Bu gibi durumlarda kendinizi fazla yormamanızda, dinlenmek için daha fazla zaman ayırmanızda fayda vardır. Akşam saatlerinde, kafeinli içecekler, geç saatte yemek yeme gibi uyku kaçırıcı alışkanlıklardan uzaklaşmalısınız. Yorgunluk hissi, tedaviye bağlı olarak alyuvarlarınızın azalması sonucu da oluşabilir. Bu durumda doktorunuz demir hapları ya da kan nakli önerebilir. Yorgunluk hissi tedaviden sonra kaybolacaktır, birkaç ay sonra yeniden belirirse, bunun hastalıkla bağlantılı olma olasılığı vardır, doktorunuza haber veriniz.

- Beslenme ve sıvı alımı : Tedavi süresi ve şekli ne olursa olsun, radyoterapiniz boyunca sağlıklı beslenmeye ve bol su içmeye mutlaka özen göstermelisiniz. Bazı hastalarda tedaviye bağlı iştahsızlık belirir, yemek alışkanlığı değişir, ama herşeye rağmen beslenme konusunda hassas ve gayretli olunmalıdır. Bol su içilmesi de özellikle baş-boyun bölgesi ve göğüs kafesi ışınlamalarına bağlı yan etkiler açısından faydalı olacağı gibi, vücudun temel ihtiyacı olarak gereklidir. Gün boyu üç öğün yemek yerine, az ve sık yemek daha uygundur. Radyoterapi sırasında biraz kilo vermeniz doğaldır, ama yemek konusunda belirgin sorunlarınız varsa, mutlaka doktorunuzdan yardım isteyiniz.

 

- Cilt bakımı : Bazı hastalarda tedaviye bağlı cilt reaksiyonları gelişir. Bu, hastanın ve tedavinin özelliklerine göre değişen sıklıktadır. Her tedavi planlamasında hastaya cilt bakımı konusunda önerilerde bulunulur. Bu öneriler, tedavi kurumuna göre değişir. Bazı merkezlerde tedavi boyunca tedavi alanı cildine su teması yasaklanır ve dolayısıyla hastadan banyo yapmaması istenir. Bazı merkezlerde ise tedavi bölgesini ılık su ile yıkayıp, ardından yumuşak bir havlu ve yavaş hareketlerle, tam bir kurulama koşuluyla banyoya izin verilir.

Tedavi bölgesinde ilerleyen haftalarda hafif kaşıntı hissi belirebilir. Bu bölgeyi asla ovalamayınız, asla kaşımayınız, çünkü tedaviye bağlı olarak bu bölgedeki deri giderek incelir, hassaslaşır ve kolay tahriş olabilir. Parfümli sabunlar, parfümlü pudralar, deodorantlar, losyonlar, kremler cildinizi tahriş edici maddelerdir ve tedavi süresince kullanmanız sakıncalıdır. Kimi durumlarda doktorunuz size parfümsüz, bebek pudrası (talk) önerebilir. Tedavi süresince (banyoya izin veriliyorsa) ve tedavi sonrası erken dönemde çok sıcak su ile banyo ve tedavi bölgesine sabun bezi gibi tahriş edebilecek maddelerin teması sakıncalıdır. En iyisi bu süre zarfında ılık su ve parfümsüz sabun kullanmaktır.Tedavi bölgesinin ıslak olması, cilt reaksiyonu riskini artırır. Terleme durumunda temiz ve yumuşak bir havlu ile ve hafif hareketlerle bu bölgeyi derhal kurulamalıdır.

Tedavi bölgesine yapılan işaretlerin çıkmaması gerekir. Eğer işaretler azalır ya da tamamen yok olursa, kendi kendinize bu işaretleri yeniden yapmayı asla denemeyiniz.

Zaten işaretleriniz hergün teknisyeniniz tarafından kontrol edilmektedir ve eğer silinmeye yüz tutarsa sadece doktorunuz tarafından yinelenecektir.

Baş ve boyun bölgesinden radyoterapi alan erkeklerin tedavi süresince traş köpüğü, traş kremi ve jilet kullanarak traş olmalarına izin verilmez. Mümkünse tedavi boyunca traş olmamak en iyisidir. Eğer gerekliyse, traş makinesi ile traşa izin verilebilir.

 

Cilde ait bu kısıtlamalar sadece tedavi bölgesi cildini ilgilendirir. Cildinizin diğer bölümlerine dair herhangi bir önlem almanıza gerek yoktur. Ayrıca söz konusu kısıtlamalar sürekli değil, sadece tedavi süresince ve tedavi sonrası erken dönem için gereklidir.

 

- Güneşten korunma : Tedavi gören bölge cildi incelir ve hassaslaşır. Bu nedenle yazın etkili güneşe, kışın sağuk rüzgara maruz kalmamalıdır. Bu durumlar, cildi tahriş edeceği gibi, reaksiyon riskini de artırır. Tedavi bitimini takiben en az 1 yıl süreyle, tedavi gören bölgenin kuvvetli güneş ışığından korunması gerekir. Bu süreden sonra bile bazen cilt hassasiyeti devam edebilir ve özel bakım gerektirebilir. Bu durumda yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanarak güneşe çıkılabilir.

 

- Giyim : Tedavi edilen bölge cildine temas eden kumaşın dikkatli seçilmesi önemlidir. Doğal liflerden yapılan giysiler daha uygundur, cildi tahriş etmez. Yünlü, naylon giysiler tahriş edici olabilir. Omuz askıları, sütyen askıları tedavi edilen cildi sıkıyorsa sakıncalıdır. Meme bölgesinden tedavi alan hanımların tedavi süresince sütyen kullanmamaları isabetli olacaktır. Boyun bölgesine radyoterapi uygulanıyorsa, dar yakalı giysilerden ve kravattan kaçınmalıdır. Ama tedavi edilen bölgeyi özellikle kuvvetli güneş ve soğuk rüzgardan korumak da gereklidir. Bu amaçla boyun için ipek veya pamuklu fular, saçlı deri için aynı kumaşlardan eşarp uygun seçimlerdir.

--------------------

RADYOTERAPİNİN OLASI YAN ETKİLERİ

 

Radyoterapinin amacı kanserli hücreleri yok etmektir, ama bu arada tedavi alanı içinde kalan sağlıklı hücreler de etkilenecektir. Bu şekilde ortaya çıkabilecek yan etkiler çoğu zaman hafif olmakla beraber, bazı hastalarda önemli sakıncalar yaratabilir. Tedaviye başlamadan önce doktorunuz, tedavi süresince ve sonrasında olabilecek yan etkileri size anlatacaktır. Bu konuda sizin sorularınızla da genişletilecek açıklamalar sizi bilgilendirecek ve daha sonra doğabilecek sorunlara hazırlıklı olmanız sağlanacaktır.

 

Radyoterapinin olası yan etkileri birçok faktöre aynı anda bağlıdır:-

Tedavi alanının genişliği ve lokalizasyonu : Alan genişledikçe komplikasyon riski artar. Ayrıca tedavi alanının içinde yer alan kritik organ sayısı ve hacmi arttıkça, risk artar. Her organın radyasyona direnci değişiktir. Özellikle radyasyona toleransı az olan böbrek, karaciğer gibi dokuların alan içinde bulunduğu durumlarda azami dikkat gerekir.

- Uygulanacak toplam ve günlük doz miktarı: Gerek toplam ve gerek günlük doz miktarı ne kadar yüksekse, yan etki riski de o kadar yüksek olacaktır.

- Hastanın yaşı ve genel durumu: Yaşlı ve direnci düşük hastalarda, genel durumu bozuk hastalarda radyoterapiye bağlı yan etkiler daha çabuk gelişir ve daha problemli seyreder.

- Tedavinin kalitesi: Doğru cihaz seçimi, doğru planlama ve tedavi süresince dikkatli bir takiple yan etki olasılığını asgariye indirmek mümkünüdür.

 

Radyoterapi, olası yan etkilerinden olabildiğince kaçınabilmek amacıyla, seanslara bölünerek verilir. Özel durumlar dışında haftanın 5 günü uygulanır, haftasonu 2 gün ise sağlıklı hücrelerin kendini toparlamasına izin vermek amacıyla dinlenilir. Ayrıca yan etkileri asgariye indirebilmek için, tedavi alanı içinde kalan ve ışınlanmasına gerek olmayan sağlıklı dokuları radyasyondan korumak amacıyla özel yapılmış kurşun koruma blokları kullanılır. Yan etkiler genellikle ilk günlerde değil, ilerleyen günlerde, doz arttıkça başlar. Vücudunuzdaki en ufak bir değişikliği, hissettiğiniz en ufak bir yakınmayı mutlaka doktorunuza bildiriniz. Birçok hasta tedavi ilerledikçe gelişen yan etkileri, esas hastalığının artmaya başladığı, hatta hastalığın başka yerlere atladığı şeklinde yorumlamaktadır. Bu, onun tedaviye olan inancını ve p***olojik durumunu bozmaktadır. Oysa en baştan itibaren bu yan etkiler hakkında bilinçlenerek ve ortaya çıkacak her yeni durumdan doktoru haberdar ederek, bu olumsuzluktan kurtulmak mümkündür. Yan etkilerin çok büyük bir bölümü tamamen geçicidir. Tedavi sonrası bazıları günler, bazıları haftalar içinde kaybolacaktır. Ayrıca her yan etki için, yakınmaları hafifletecek tıbbi çareler mevcuttur. Bazen birtakım ilaçlar kullanarak, bazen tedaviye bir süre ara vererek bu yan etkileri hafifletmek mümkündür. Yan etkiler, asla tedavinin kötü gittiği ya da bir işe yaramadığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

 

Radyoterapinin yan etkileri, tedavi süresince görülen “erken komplikasyonlar” ve tedaviden bir süre sonra beliren “geç komplikasyonlar” olarak sınıflandırılır. Ayrıca olası yan etkiler, tedavinin uygulandığı bölgeye göre değişir :

 

KANDA GÖRÜLEN YAN ETKİLER:

 

Radyoterapi bazen kan yapıcı sistemin ürettiği hücreleri etkileyebilir. Erişkin bir insanda kan hücrelerinin yapımı özellikle kemik iliği dokusunda gerçekleşir. Dolayısıyla radyoterapi alanı dahilindeki kemik dokusu hacmi arttıkça (omurga, kalça kemiği gibi) kanla ilgili yan etki riski de artar. Ayrıca kemoterapi ile birlikte giden ya da kemoterapiden hemen sonra başlayan radyoterapide kan ile ilgili yan etkilep daha sık görülmektedir. Kandaki olası yan etkileri zamanında saptayabilmek ve gerekli önlemleri zamanında alabilmek için radyoterapiye giren her hastaya haftanın belli bir günü, düzenli olarak kan sayımı yapılır.

 

Radyoterapi, kandaki 3 grup hücreyi etkileyebilir :

 

Eritrositler (Alyuvarlar) :

Bu hücreler tedavi nedeniyle azalabilir. Bu durumda kendinizi yorgun, halsiz, iştahsız hissedersiniz. Eğer eritrosit sayısı çok düşerse (radyoterapide bu çok nadir görülen bir durumdur) tedaviye ara vermek gerekebilir. Bu gibi durumlarda kan nakli ya da kan yapımını hızlandırıcı ilaçları kullanmak gerekebilir.

 

Lökositler (Akyuvarlar) :

Radyoterapi ile azalma riski en fazla olan hücre grubudur. Bu hücrelerin düşüklüğünü hissedemezsiniz. Bunu ancak rutin ve düzenli yapılan kan sayımları ortaya koyabilir. Bu hücrelerin belli bir seviyenin altına düşmesi, sizi enfeksiyonlara karşı daha duyarlı kılar, direncinizi düşürür. Bu nedenle yüksek ateş, yeni başlayan öksürük gibi durumlardan doktorunuzu derhal haberdar ediniz. Lökosit sayısı çok düşükse tedaviye ara vermek, birtakım ilaçlar kullanmak gerekebilir. Hatta enfeksiyon riskine karşı evde ya da hastanede, izole bir odada bir süre istirahat etmeniz, antibiyotik kullanmanız gerekebilir.

 

Trombositler :

Bu hücreler kanın pıhtılaşma fonksiyonundan sorumlu hücrelerdir ve radyoterapiye bağlı olarak pek nadiren azalabilirler. Çeşitli yerlerden küçük kanamalar, cildinizde noktacıklar ya da çürüme tarzında görünümler bu hücrelerin düştüğünün göstergesi olabilir. Bu durum için de gerekli önlemleri doktorunuz alacaktır.

 

CİLTTE GÖRÜLEN YAN ETKİLER:

 

Radyasyon tedavisinin uygulandığı her bölgede cilde ait birtakım yan etkiler gelişebilir. Bu yan etki riski, uygulanması planlanan toplam doz yükseldikçe artar. Yani daha çok 5-6 hafta süren uzun süreli tedavilerde ve tedavinin ileri dönemlerinde görülür. Koltuk altı, boyun gibi cilt dokusunun ince olduğu bölgelerde, anüs bölgesi, ağız içi gibi mukoza dokularında bu tip yan etki riski daha fazladır. Cilde ait yan etkiler, üzerine basmakla solan hafif kızarıklıklarla başlar (güneş yanığı gibi) ve sulu, açık yaralara kadar gidebilir. Doktorunuz ve tedavi teknisyeniniz cilt değişikliklerini sürekli kontrol edecek ve cilt reaksiyonlarına ait ilk belirtileri gördüklerinde gerekli önlemleri alarak, sizi de bilgilendireceklerdir. Bu gibi durumlarda tedavinize bir süre ara verilmesi gerekebilir. Birtakım ilaçlar kullanmanız önerilebilir. Ama doktorunuz önermeden krem, pansuman türü uygulamalardan mutlaka kaçınınız. Cildiniz için alacağınız önlemler size mutlaka anlatılacaktır. (Bir sonraki konuda söz edilecek) Cilt reaksiyonlarının büyük bölümü tedavi bitiminden 2-4 hafta sonra kaybolur. Bazen tedavi sonrası uzun dönemde radyoterapi alanına dahil olan cildinizde noktasal tarzda koyu lekeler (telenjiektazi) kalıcı olabilir ve zararsızdır. O bölge cildiniz, diğer bölgelere göre daha koyu renkli ve daha sert olarak değişikliğe uğrayabilir ve bu durum çoğu kez zamanla normale yaklaşır.

 

BÖLGESEL YAN ETKİLER :

 

Baş ve Boyun Bölgesi Radyoterapisindeki Olası Yan Etkiler :

 

- Dişlerle ilgili yan etkiler : Ağız boşluğuna radyoterapi uygulanması, dişlerinizin çürüme eğilimini artırabilir. Bu durumda düzenli bir diş hekimi kontrolüne ihtiyacınız olacaktır. Florid tedavisi, dişlerinizin radyoterapinin yan etkilerinden korunmasında faydalı olabilir. Doktorunuz tedaviye başlamadan önce özel bir diş kontrolü isteyebilir. Ayrıca tedavi sırasında ya da tedavi sonrası erken dönemde herhangi bir sebeple diş hekimine gittiğinizde, ağız bölgesinden radyoterapi aldığınızı ya da almakta olduğunuzu mutlaka söyleyiniz.

- Ağız boşluğu ve boyuna ait yan etkiler : Ağız içi hücreler radyasyona duyarlı olduğundan, tedavi süresince ağız içinde yaralar olabilir. Bu nedenle tedavi süresince ağız bakımınız son derece önemlidir. Bu konuda ilgili personel size yardımcı olacaktır. Bazen tedavi boyunca düzenli antiseptik gargara ve gerekirse başka ilaçlar kullanmanız gerekebilir.

Bu bölgede tükrük üreten çok sayıda salgı bezi vardır ve bunlar radyoterapiden etkilenerek tükrük üretimini oldukça azaltabilir, hatta tamamen sonlandırabilirler. Bu durum sıkıntılı bir tablo yaratabilir. Yutma güçlüğü, ağız kuruluğu, çiğneme zorluğu sıkça görülür. Ayrıca tükrük salgısının azaldığı bu ortam fırsatçı enfeksiyonlar için çok uygun bir ortamdır. Bir fırsatçı mantar enfeksiyonu tablosu olan Pamukçuk Hastalığı bu hastalarda sık görülür. Doktorunuz bu durumda gerekli ilaç ve önlemleri size bildirecektir.

Bu tedavi dilinizi de etkileyeceği için bu bölgede bulunan tat almadan sorumlu hücrelerin fonksiyonu azalabilir. Bu durum, tat alma duyunuzu aksatabilir. Bazı hastalar, hiçbir gıdanın tadını alamadıklarını, her gıdanın tadının aynı olduğunu söylerler. Bazıları ağızlarında sürekli metalik bir tat hissederler.

Boyun tedavisine bağlı cilt yaraları, yutma güçlüğü gelişebilir.Hastalar tedavinin ilerleyen dönemlerinde, yutma sırasında boğazlarında bir yumru hissettiklerini ifade ederler.

 

Alkol ve sigara ağzınızın içini tahriş edebileceğinden, tedaviniz süresince bunları hiç kullanmamanız en doğrusu olacaktır.

 

Bu yan etkilerin büyük çoğunluğu geçicidir. Ama bazı yan etkilerin düzelmesi gecikebilir. Örneğin ağız kuruluğu aylarca sürebilir. Nadiren kuruluk kalıcı da olabilir. Önceleri bu durum size zor gelecektir, ama size yardımcı olabilecek çareler vardır. Doktorunuz ağzınızı nemlendirecek yapay tükrük spreyleri, antiseptik ilaçlar önerebilir. Tat alma bozukluğunun düzelmesi bazen tedavi sonrası 1 yıla kadar gecikebilir. Ama çoğu kez yan etkiler tedavi sonrası yavaş yavaş ortadan kalkacak ve herşey normale dönecektir.

 

- İştah azalması ve ona bağlı etkiler : Ağzınızda olan bu yan etkiler iştah azalmasına ve dolayısıyla kilo kaybına yol açabilir. İştahınız azalsa bile, doktorunuzun önereceği tarz besinleri almaya azami gayret sarfetmelisiniz. Hızlı kilo kaybı vücudunuzun direncini düşürür, bu da tedavinizi etkileyebilir. Yağlı, baharatlı, kızartma türü yiyeceklerden, çok sıcak ve çok soğuk ya da asitli içeceklerden tedavi süresince uzak durmanız faydalı olacaktır. Sağlıklı bir beslenmeye devam etmek, tedaviniz için çok önemlidir. Gerekirse, ağız içi sorunlarınız geçene kadar yüksek kalorili solüsyonlarla takviye yapılabilir. Yemek yeme zorluğunuzu doktorunuza mutlaka bildirmeniz gerekir. Boğazınız çok tahriş olmuş, yeme-içmeniz sancılı bir hal almışsa, tedaviye bir süre ara vermek de gerekebilir. Bu tür yan etkiler tedavi tamamlandıktan sonra birkaç hafta kadar daha devam edebilir.

 

- Ses değişiklikleri : Ses tellerinizin bulunduğu bölgeye (boyun) radyoterapi uygulanıyorsa, sesinizin boğuklaşıp kısıldığını, bazen tamamen kesildiğini fark edebilirsiniz. Bu durumu hastalığın ilerlediği yönünde yorumlayan hastalar çoktur. Oysa bu bir yan etkidir ve bu değişiklikler geçicidir. Tedavi bitiminden en geç birkaç hafta sonra sesiniz eski haline dönecektir.

 

- Saç ve kıl dökülmesi : Sadece radyoterapi uygulanan bölgede olmak üzere, saç ve vücut kılları dökülebilir. Genellikle tedavinin ikinci haftasından sonra başlar. Bu durum geçicidir, tedavi bitiminden 2-3 ay sonra normal haline döner. Kimi zaman yeni çıkan saçların daha değişik renk ve tipte olduğu, hatta biraz daha gür çıktığı izlenir.

 

Göğüs Kafesi Bölgesi Radyoterapisindeki Olası Yan Etkiler :

 

- Yutma zorluğu : Radyoterapi esnasında ve sonrasında bir süre için göğüs kafesinizde bir daralma hissi olabilir. Bu nedenle katı yiyeceklerin alınması zorlaşabilir. Daha ileri aşamada sıvı gıdaların alınması bile zor olabilir. Bunlar tedavinin getirdiği durumlardır, hastalığın kendisi ile ilgili değildir. Böyle bir durumdan doktorunuzu olabildiğince erken haberdar etmeniz gerekir. Çünkü bazı özel ağrı kesici ve gargara türü ilaçlarla, yemek sırasında hissedilen bu ağrıyı hafifletmek mümkündür. Takviye edici, yüksek kalorili hazır solüsyonlar kullanmanız gerekebilir. Ayrıca zamanla, deneyerek kolay yutulan yiyecekleri bulacak ve daha rahat edeceksiniz. Bu tip ağrılar ve yutma zorlukları tedaviden sonra giderek azalır ve genellikle 5-8 haftada tamamen geçer.

- Bulantı-kusma : Bazı hastalar tedavi süresince, hatta ilk günlerden başlayarak bulantı ve bazen kusmadan yakınırlar. Tedavi alanı mideye ne kadar yakınsa, bu yakınma o kadar yaygındır. Bazen bulantı hissi nedeniyle yemek yeme problemi olan hastalarda hızlı kilo kaybı başlar. Bu durum da sizin kendinizi halsiz, yorgun hissetmenize ve vücut direncinizin düşmesine yol açr. Bunu önlemek için doktorunuz mide bulantısı ve kusmayı önleyici ilaçlar verecektir. Günümüzde bu konuda çok etkili yeni ilaçlar mevcuttur. Radyoterapi biter bitmez bulantı ve kusma yakınmalarınız da kalmayacaktır.

- Nefes darlığı, öksürük : Göğüs bölgesine radyoterapi uygulanması sonucu kuru öksürük, nefes darlığı gelişebilir. Bu konudaki sıkıntılarınızı hafifletecek bazı ilaçlar vardır, doktorunuz bunları size önerecektir. Ancak tedavi bitiminden birkaç ay sonra gelişebilecek öksürük, nefes darlığı yakınması, mutlaka üzerinde durulması gereken bir husustur. Akciğer radyoterapisi sonrası bir geç komplkiasyon olarak özel bir enfeksiyon gelişebilir (Radyasyon Pnömonisi) Bunun asıl hastalıkla ilgisi yoktur, ama sıkıntılı bir durumdur. Bu enfeksiyonun akciğerde bıraktığı hasar kalıcı olabilir. Doktorunuz bu konuda gerekli tedavi ve önlemleri size bildirecektir.

 

Mide ve Karın Bölgesi Radyoterapisindeki Olası Yan Etkiler :

 

- İshal : Bu bölge ışınlamalarında ishal, çok defa beraberinde mide krampları ve şişkinlik yakınması ile birlikte yaygın bir şekilde görülür. İshal yakınmanızı başlangıç aşamasında doktorunuza bildirmeniz gerekir. Tedavi öncesi size bu konu hassasiyetle anlatılacak ve ishal olduğunuzda mutlaka haber vermeniz istenecektir. Zira ishal devam ederken tedaviye devam edilmesi, ishali artırır, önlenmesini geciktirir ve bu durum özellikle düşkün hastalarda sıvı kaybına yol açarak ciddi sorunlar yaratabilir. İshal durumunda çoğu kez ishal sona erene kadar tedaviye ara verilir ve bu arada ishal kesici ilaç başlanır. Az lifli gıdalar almak, bol miktarda su içmek faydalı olacaktır. İshal, tedaviden sonra tamamen geçecektir, kimi zaman birkaç hafta devam edebilir. Daha fazla süre devam ederse doktorunuza bildiriniz.

- Bulantı-kusma : Bu bölge ışnlamalrında bulantı hissi ve kusma daha sıktır. Ama bu durumu önleyebilecek güçlü ilaçlar mevcuttur. Bazı hastalarda gün boyu bulantı olabilirken bazılarında sadece tedaviden hemen sonra olur. Bu durumda her tedaviden 30 dakika önce alınacak bir bulantı kesici ilaç çok etkili olacaktır. Tedavi bitiminde genellikle bulantı da kesilir.

- İştah azalması ve kilo kaybı : Bulantı sonrası iştahsızlık da, ishal de kilo kaybına yol açabilir. Bazen yemek yeme düşüncesi ve hatta yemek hazırlama fikri bile midenizi bulandırabilir. Aslında hiç de yoğun olmayan yemek kokularını çok rahatsız edici olarak algılayabilirsiniz. Bu tür durumlarda yemeğinizi bir başkasının hazırlaması en iyisidir. Düzenli, rutin öğünler yerine az ve sık öğünler yapmak daha doğru olacaktır. İştahsızlığınız ileri derecede ise takviye edici, yüksek kalorili solüsyonlar kullanmanız gerekebilir. Hatta hızlı kilo kaybı durumunda hastanede yatırılıp, besleyici serumlar, özel yollarla beslenme (burun ya da ağızdan mideye ulaşan tüpler) tedavileri ile yeniden yemek yiyebilecek duruma gelene kadar hastanede kalabilirsiniz. Bu durumlar radyoterapi pratiğinde çok nadiren karşılaşılan durumlardır.

- İdrar yaparken ağrı : Aşağı karın bölgesi ışınlamalarında idrar kesesinin radyasyona maruz kalması sonucu gelişen ve sistit adı verilen iltihabi durum, sık sık idarara çıkma, idrar yaparken yanma tarzında ağrı yakınmalarına yol açabilir. Bol su içmek bu belirtileri hafifletir, ama bu gibi zamanlarda çay, kahve, alkol türü içeceklerden olabildiğince kaçınmakta fayda vardır. Doktorunuzun önerisi ile antiseptik ve antibiyotik türü ilaçlar kullanmanız gerekebilir. Bu yakınmalar tedaviden sonra kısa sürede kaybolacaktır

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Emegine saglik hayal perest, cok güzel ve bilgilendirici bir konuyu özet etmissin.

 

Seyyar Diyare de cok cok cok gecmis olsun. Insalah Allah u taala dünyadaki hic kimseyi bu terapiye muhtac etmesin.

Herkese sihatli , hayirli ve uzun ömürler dilerim.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...