Jump to content

Bayrağımızın Derin Mânası


Guest maiadam

Önerilen Mesajlar

turk08gif-1.jpg

 

Türk Bayrağının rengini şehitlerin kanından, ilhamını da kan gölüne yansıyan ay ve yıldızdan aldığını biliyoruz.

 

Fakat bayrak hakkındaki bu bilgi, bayrağın taşıdığı kutsal anlamı, o anlamdaki sembolizmi, ondaki derinliği ve yüceliği anlatmaya yetmez.

 

Bilindiği gibi, genellikle Hıristiyan milletlerin bayraklarında Haç şeklinde semboller yer almaktadır. Müslüman milletlerde ise Hilal görünmektedir.

Haç, Hazreti İsa ( a.s.)'nın çarmıha gerilerek haç şeklinde şehit edildiğine inandıkları için Hıristiyanlar onu sembol olarak alırlar.

 

Peki ya Hilal? Müslümanlarca sembol olarak kabul edildiğini biliyoruz. Ancak bunun sembolik değeri nereden gelmektedir? Dolunay (Bedir) ayın ondördüncü gecesindeki haliyle daha parlak olmasına rağmen niçin ayın en az ışık verdiği yay şeklindeki zayıf şekil sembol almıştır? İşte burada Hilal'in gücü burada çıkmaktadır. Çünkü Hilal, Haç gibi doğrudan şekil olarak alınsaydı Dolunay kullanmak daha uygun olurdu. Halbuki "Hilal" şekli dolayısıyla değil, ismi dolayısıyla sembol olmuştur. Bu anlamı da "Allah (c.c.)" isminden almıştır. Bilindiği gibi Arapça aslında Hilal kelimesinde;

 

1 "He",

 

1 "Lam",

 

1 "Elif",

 

1 "Lam" harfleri bulunmaktadır. Yani 1 "He", 1 "Elif" ve 2 tane "Lam" bulunmaktadır. Bu harflerin ebced hesabıyla rakam değeri de:

 

. "He

. "Lam"

. "Elif"

. "Lam"

 

. Toplam Olarak =99

 

Allah (c.c.) kelimesinde yine bir "Elif", iki "Lam" ve bir "He" ile yazılmaktadır. Bu harflerin de değeri yine ebced hesabıyla toplandığında yine 99 rakamını verir. Her iki kelimede harfler değişmediği için rakam değerleri de değişmiyor. Yani Hilal yazarken Allah ( c.c.) isminin harflerini kullanıyoruz. 99'da Esma-ul Hüsna'yı temsil eder. Öyleyse bu iki kelimeyi bilhassa sembolik olarak birbirinin yerine kullanmak mümkündür. O halde Bayrak üzerine Allah ( c.c.) yazacak yerde, aynı ismin eş değerlisi olan Hilal'i koymak hem anlamlı, hem inançlarımıza daha uygundur.

 

Çünkü inancımıza göre, "Allah ( c.c.)"ı sembol olarak bile ifade etmek mümkün değildir. Aksi halde putperestlerin düştüğü hatayı tekrarlamış oluruz. Bu sakıncadan dolayı "Allah ( c.c.)" ın zatı ve ismi tenzih edilerek, o ismin harf ve ebcedi bakımından eş değerlisi olan "Hilal" sembol yapılmıştır. Mademki sembolik anlam taşıyacaktır o halde Hilal yazmaktansa Hilalin şeklini yapmak arasında hiç fark yoktur. Aksine sembol olarak Hilal şekli daha uygun, daha anlamlıdır. Böylece Hilal'in, sembol olarak seçilmesinde şu mantık silsilesi görülmektedir: Allah (c.c.) à Hilal (isim) à Hilal (şekil) Allah(c.c.)'ın birliği (Tevhid) inancı ve bu inancın La ilahe İllAllah (Allah (c.c.) tan başka Tanrı yoktur) formülüyle ifade edilen manası böylece Hilal şeklinin içinde sembol olarak ifadesini bulmuştur.

 

Bilindiği gibi bazı İslam ülkeleri bayrağında, özellikle Suudi Arabistan doğrudan doğruya Kelime-i Tevhid'i yazarak sembole gidilmeden bayrağına koymuştur. Ancak birtakım manaların sembol ile ifadesi, sözle ifadesinden daha derin ve anlamlıdır. Hilal'in kucağındaki Yıldız, Hilalde olduğunun aksine doğrudan doğruya şeklinden alınmıştır. Ancak bu şekil yine Arapça "Muhammed" yazısının şeklidir.

 

Peygamberimiz Hz. Muhammed ( (S.A.V).) Efendimizin ismi yazıldığı zaman birinci "mim" in başı, "ha" harfinin dirseği, ikinci "mim" in kıvrımı ve "dal" harfinin alt ve üst kanadı beş tane çıkıntı meydana getirir ve tam bir yıldız şeklini alır. Zaten İslam' ın şartları da beş tanedir. Hilal Allah ( c.c.) inancını, yıldız Peygamber'e bağlılığı dile getirir. Allah (c.c.) inancı, amentü ile bildirilen iman şartlarının temeli olduğu için iman esaslarının hepsi bu sembolle ifadesini bulmuş olur. O zaman Hilal iman şartlarını, yıldız da İslam' ın şartlarını remz (sembol) olarak dile getirir ki, bayraktaki bu iki sembolle, ay ile yıldızla İslam dini bütün yönleriyle ifade edilmiş olur.

 

Claude Farrere dilimize "Türklerin Manevi Gücü" adıyla çevrilen eserinde (s.36) Hilal şekli üzerinde durarak bu şeklin Türklerin hayatında nasıl bir önem taşıdığını anlatmaya çalışır: "En mükemmel gemiler, yarım ay şeklinde amiral gemisinin etrafına sıralanmıştı. Evet, yarım ay şeklinde... Ve hilal şekli gerçekten Müslüman, gerçekten Türk olan herkesi heyecandan titretmeye yeter!..." diyerek Türk toplumunun hayatında örf ve geleneklerin ne kadar köklü bir yeri olduğunu anlatır.

 

İstiklâl marşımızda,

 

"Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal."

 

"Kahraman ırkıma bir gül ne bu şiddet bu celâl?"

 

Mısralarında bayrağın ve hilalin şahsına dile gelen hitap, aslında doğrudan doğruya Allah ( c.c.)'a niyazdır. Allah (c.c.)'dan, artık bu millete rahmet ve merhametiyle nazar etmesi istenmektedir. Zaten

 

"Ruhumun senden ilâhî şudur ancak emeli;"

 

mısrasında bu dilek daha açık bir dille ortaya konmaktadır.

 

Hilal sadece bayrağımızda değil, kandil geceleri yapılıp dağıtılan ayçöreğinde de görülür. Camide ve kışladaki ders nizamı da, Mehter Takımının nöbet vurma sırasında aldığı şekil de hep Hilal şeklidir.......

 

Eğil fakat kırılma diyen şarlatanlara güleyim...

Namussuz yaşamaktansa bırak şerefimle öleyim...

Bu Milleti ilelebet yaşatmak tek ülküm...

Vur!.. vur bana dünya.. Çünkü Ben Türk'üm

 

"Ne Mutlu Türk'üm Diyene"

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
  • 2 ay sonra...
  • 3 hafta sonra...
  • 4 ay sonra...

Insan zekası bir takım anlamları daha güçlü anlatmanın yollarını arayıpbulmuş; bunun

için benzetme (teşbih)ler yapmış, mecazlar kullanmıştı. Anlamları yalnız kelimelerle

değil, bir takım işaretlerle, sembollerle de ifade etmiştir. Insanlar çok eski

zamanlardan beri canlı ve cansız varlıklarda gördükleri bazı özellikleri bir takım

anlamlar için sembol (remz) haline getirmişlerdir.

 

Sembollerin ceşitli dillere göre , aynı toplum içinde mesleklere ve konulara göre

değiştiği, başka başka anlamlar için kullanıldığı da görülür. Mesela; Edebiyatımızda

çok kullanılan ve uzun boylu, ince yapılı sevgiliyi sembolize eden

“Selvi” kelimesi, dini (tasavvufi) edebiyatımızda Ahireti temsil eder.

“Elif” harfine benzediği için de ALLAH (c.c.)’ın birliğini yani

Tevhidini remz için kullanılır. Aksine Cam dalları uçta “Haç=salip”

şeklini aldığı için Hristiyanlarca cok makbul tutulur Yılbaşı ve Noel günlerinde

evler tercihan o dallarla süslenir. Haç’ı andırdığı içinde Biz Türkler

mezarlıklarımıza Çam dikmeyiz. Dini Edebiyatta “Gül” Pergamber

Efendimizin sembolüdür. Ay ışığının en parlak olduğu ondördüncü gecesi dolunay

(Bedir) da yine ALLAH (c.c.)’dan aldığı vahiy nuruna aynen yansıtan Peygamber

Efendimizi temsil eder. Osman Gazi’nin rüyasında gördüğü çınar ağacı Osmanlı

Devletinin güç ve otorite sembol

üdür.

 

Buraya kadar sembollerin manaya yükselişini fazla çoğaltmadan bir kaç örnekle

anlatmaya çalıştık. Bayrağı ve Bayraktaki sembolik manayı iyice anlayabilmek için

buna ihtiyaç vardı.

 

Türk Bayrağı rengini şehitlerin kanından, ilhamını da kan gölüne yansıyan ay ve

yıldızdan aldığını biliyoruz. Fakat bayrak hakkındaki bu bilgi, bayrağın taşıdığı

kutsal anlamı, o anlamdaki sembolizmi, ondaki derinliği ve yüceliği anlatmaya

yetermi?

 

İnsan düşüncesi manevi anlamdaki yücelik kavramı ile maddi anlamdaki yükseklik

kavramı arasında bir ilişki bir paralellik kurar. Kutsal saydığı ve saygı

duyduğumanevi değeri yüce olanın mekan bakımından da yerinin yüksekte olmasını arzu

eder. Onun içindir ki, işlemeli Mushaf (Kur’an-i Kerim) çantasını yükseğe

asarız veya kütüphanemizin en üst rafına koyarız. Ezanı yüksek bir yerden yani

Minareden okuruz. Ve Bayrağı yüksek bir direğe çekeriz. Çünkü Bayrak, başta

milletimizin istiklâl ve hakimiyeti olmak üzere, inandığı ve uğrunda can verdiği ne

kadar kutsal değerleri varsa hepsini sembolize eder. Bu anlamda her Bayrak kendi

milletine göre kutsaldır.

 

Bilindiğ gibi, genellikle Hristiyan milletler bayraklarına Haç şeklinde semboller

yer almaktadır. Müslüman milletlerde ise Hilal görünmektedir. Haç’ın anlamı

Hazreti İsa (a.s.)’nın çarmıha gerilerek haç şeklinde şehit edildiğine

inandıkları için Hristiyanlar onu sembol olarak alırlar. Peki ya Hilal?

Müslümanlarca sembol olarak kabul edildiğini biliyoruz. Ancak bunun sembolik değeri

nereden gelmektedir? Dolunay (Bedir) ayın ondördüncü gecesindeki haliyle daha parlak

olmasına rağmen niçin ayın en az ışık verdiği yay şeklindeki zayıf şekil sembol

almıştır?

 

İşte burda Hilal’in gücü burda çıkmaktadır. Çünkü Hilal, Haç gibi doğrudan

şekil olarak alınsaydı Dolunay kullanmak daha uygun olurdu. Halbuki

“Hilal” şekli dolayısıyla değil, ismi dolayısıyla sembol olmuştur. Bu

anlamı da “ALLAH (c.c.)” isminden almıştır.

 

Bilindiği gibi arapça aslında Hilal kelimesinde; 1 “He”, 1

“Lam”, 1 “Elif”, ve yine 1 “Lam” harfleri

bulumaktadır. Yani 1 “He”, 1 “Elif” ve 2 tane

“Lam” bulunmaktadır. Bu harflerin ebced hesabıyla rakam değeride:

 

• “He

 

• “Lam”

 

• “Elif”

 

• “Lam”

 

• Toplam Olarak =99

ALLAH (c.c.) kelimeside yine bir “Elif”, iki “Lam” ve bir

“He” ile yazılmaktadır. Bu harflerin de değeri yine ebced hesabıyla

toplandığında yine 99 rakamını verir. Her iki kelimede harfler değişmediği için

rakam değerleri de değişmiyor. Yani Hilal yazarken ALLAH (c.c.) isminin harflerni

kullanıyoruz.

 

99’da Esmaul Hüsna’yı temsil eder

 

Öyleyse bu iki kelimeyi bilhassa sembolik olarak birbirinin yerine kullanmak

mümkündür. O halde Bayrak üzerine ALLAH (c.c.) yazacak yerde, aynı ismin eş

değerlisi olan Hilal’i koymak hem anlamlı, hem inançlarımıza daha uygundur.

Çünkü inancımıza göre, “ALLAH (c.c.)”ı sembol olarak bile ifade etmek

mümkün değildir. Aksi halde putperestlerin düştüğü hatayı tekrarlamış oluruz. Bu

sakıncadan dolayı “ALLAH (c.c.)” ın zatı ve ismi tenzih edilerek, o

ismin harf ve ebcedi bakımından eş değerlisi olan “Hilal” sembol

yapılmıştır. Madem ki sembolik anlam taşıyacaktır o halde Hilal yazmaktansa Hilalin

şeklini yapmak arasında hiç fark yoktur. Aksine sembol olarak Hilal şekli daha

uygun, daha anlamlıdır. Böylece Hilal’in sembol olarak seçilmesinde şu mantık

silsilesi görülmektedir:

 

ALLAH (c.c.) à Hilal (isim) à Hilal (şekil)

 

ALLAH(c.c.)’ın birliği (Tevhid) inancı ve bu inancın La ilahe İllallah (ALLAH

(c.c.) tan başka Tanrı yoktur) formulüyle ifade edilen manası böylece Hilal şeklinin

içinde sembol olarak ifadesini bulmuştur.

 

Bilindiği gibi bazı İslam ülkeleri bayrağında, öellikle Suudi Arabistan doğrudan

doğruya Kelime-i Tevhid’i yazarak sembole gidilmeden bayrağına koymuştur.

Ancak birtakım manaların sembol ile ifadesi, sözle ifadesinden daha derin ve

anlamlıdır.

 

Hilal’in kucağındaki Yıldız, Hilalde olduğunun aksine doğrudan doğruya

şeklinden alınmıştır. Ancak bu şekil yine Arapçe “Muhammed” yazısının

şeklidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin ismi yazıldığı zaman

Birinci “mim” in başı, “ha” harfinin dirseği, ikinci

“mim” in kıvrımı ve “dal” harfinin alt ve üst kanadı beş

tane çıkıntı meydana getirir. Ve tam bir yıldız şeklini alır. Zaten İslam’ın

şartları da beş tanedir.

 

Hilal ALLAH (c.c.) inancını, Yıldız Peygamber’e bağlılığı dile getirir.

 

ALLAH (c.c.) inancı, amentü ile bildirilen iman şartlarının temeli olduğu için iman

esaslarının hepsi bu sembolle ifadesini bulmuş olur. O zaman Hilal iman şartlarını,

yıldız da İslam’ın şartlarını remz (sembol) olarak dile getirir ki, bayraktaki

bu iki sembolle, ay ile yıldızla İslam dini bütün yönleriyle ifade edilmiş olur.

 

Claude Farrere dilimize “Türklerin Manevi Gücü” adıyla çevrilen eserinde

(s.36) Hilal şekli üzerinde durarak bu şeklin Türklerin hayatında nasıl bir önem

taşıdığını anlatmaya çalışır:

 

“En mükemmel gemiler, yarım ay şeklinde amiral gemisinin etrafına

sıralanmıştı. Evet yarım ay şeklinde... Ve hilal şekli gerçekten müslğman, gerçekten

Türk olan herkesi heyecandan titretmeye yeter!...”

 

diyerek Türk toplumunun hayatında örf ve geleneklerin ne kadar köklü bir yeri

olduğunu anlatır.

 

İstiklâl marşımızda,

 

“Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal.”

 

“Kahraman ırkıma bir gül ne bu şiddet bu celâl?”

 

mısralarında bayrağın ve hilalin şahsına dile gelen hitap, aslında doğrudan doğruya

ALLAH (c.c.)’a niyazdır. ALLAH (c.c.)’dan, artık bu millete rahmet ve

merhametşyle nazar etmesi istenmektedir. Zaten

 

“Ruhumun senden ilâhî şudur ancak emeli;”

mısrasında bu dilek daha açık bir dille ortaya konmaktadır.

 

Hilal sadece bayrağımızda değil, kandil geceleri yapılıp dağıtılan ay çöreğindede

görülür. Camide ve kışladaki ders nizamı da, Mehter Takımının nöbet vurma sırasında

aldığı şekil de hep Hilal şeklidir.

 

 

 

 

ALINTIDIR.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Dinle bağdaştıracağız diye Ay yıldızımızı nerelere çekmişler ilginç doğrusu.

 

 

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:

Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

 

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.

Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;

Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Derin Basitlik / John Gribbin

      Etrafımızdaki dünya bize oldukça karmaşık ve sürprizlerle dolu görünür; depremler olur, borsada inişler çıkışlar yaşanır, hava durumu çoğu zaman doğru çıkmaz. Bütün bunların bir kuralı var mıdır? Aslında Gribbin bize rastgele gözüken evrenin basit bir neden-sonuç ilişkisinden oluştuğunu açıklamakta. Örneğin neden fren yapan bir sürücü bütün trafiği kitler, neden atmosferdeki çok küçük bir değişimden büyük fırtınalar çıkar ve hatta nasıl olur da bizler cansız maddeden ortaya çıkıp evrimleştik. İş

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

×
×
  • Yeni Oluştur...