Jump to content

İş Hayatı Sana Ne Öğretti ( Söyleşi )


ASİA
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

İş hayatı sana ne öğretti? diye soracak olursanız.

Cevabım, beklentisiz çalışmak olur.

Beklentisiz, umut etmeden yaşamak bende felsefe haline geldi. İlk bakıldığı zaman çok karamsar bir açıklama gibi gözükse de, mantıklı aslında.

Nedenine gelince.

Çoğu zaman takkemi önüme alıp düşünüyorum, hayatımda beni mutsuz eden sebepler neler diye.

Sıraladığım maddelerin başında, hep beklentilerim, ilk sıraları alıyor.

Çok iyi bir çalışanım terfi bekliyorum, çok çeşitli sebeplerden terfi alamıyorum mutsuz oluyorum.

Çok verimli bir çalışanım, maaşıma zam gelmesini bekliyorum gelmiyor, mutsuz oluyorum.

İstikrarlı planlı bir çalışanım, çalıştığım şirketin prim vermesini bekliyorum, vermiyor mutsuz oluyorum.

Sonra mutsuzluklar bir araya geliyor, üstüme üstüme yürüyor ve ben altında kalıyorum.

Eziliyorum, kayboluyorum.

Büyük şirketlerin en büyük taktiği, çalışanlarına bilet aldırmak.

Tüm personeli motive edebilmek amacı ile vaatler de bulunmak, hayali kariyer planları oluşturmak.

Oluşturulan planları, kafalarda yer etsin diye sık sık gündeme getirmek. Çalışanı beklenti içine sokmak, beklentiler gerçekleşmediği zaman da çalışanın faturayı kendisine kesmesini sağlayıp tereyağından kıl çeker gibi işin içerisinden sıyrılmak.

Terfi edemedin çünkü: Öğrenimin yetersiz.

Terfi edemedin çünkü: Yabancı dilin yok.

Terfi edemedin çünkü: Performans değerlendirmelerinde, sana verilen kişisel hedefleri gerçekleştirmedin.

Terfi edemedin çünkü: Ekip çalışmasına uygun değilsin.

Terfi edemedin çünkü: Bekârsın, zamanın birinde iş güz ar bir yönetici bozuntusu bana aynen böyle söylemişti. Şirket hayatı düzenli bir adam istiyormuş.

Sonra; sana söylenenlerin hepsinin, palavra olduğunu anlıyorsun.

Bu anlama zaman istiyor tabii.

İş işten geçiyor, yetersizliklerinin bataklığına düşmüşken günün birinde istifa ediyorsun. Kendince kurtuluyorsun.

 

Bu arada iyi polis kötü polisi oynayan şirket yönetimi, seni alıyor eğitimcilerin kucağına atıyor.

Sahneye güler yüzle çıkıp, bir iki açık saçık fıkra anlatan eğitimci, ortamı rahatlattığını düşündüğü andan itibaren.

Vücut hareketleri ile desteklediği ahkâm kesişini, kaybeden insan topluluklarını, rahatlatma adına masal anlatmaya başlıyor.

— Voleybol oyandınız mı hiç?

Topluluktan birkaç el kalkıyor.

‘Güzel’ diye devam ediyor.

Şimdi size bir sorum var?

Voleybol da kim kaptan olur?

En iyi oynayan

Yaşı en büyük olan

Sözü en fazla dinlenen

En iri kıyım olan

En akıllı olan

Sürekli hayır diyor eğitimci, bu arada konuşmasını yabancı kelimelerle süslemekten de geri kalmıyor.

İçinizden ‘ne adam be’ diye geçiriyorsunuz. İşte bu bende bunun gibi olmak istiyorum diyorsunuz.

O an için adamın o işten para kazandığı ve bu parayı alabilme adına şirketin verdiği direktifleri harfiyen uyguladığı aklınıza bile gelmiyor.

 

Sonra, kollarını birbirine kavuşturuyor.

Salonda bir sessizlik oluyor.

Cevabı öğrenebilmek için deliriyorsunuz.

Kısık bir sesle konuşmasını sürdürüyor.

Voleybolda, en kötü oyuncu kaptan olur .

Salonda bir kez daha sessizlik

Neden peki?

Hemen cevaplıyor; takım oyununu bozmasın diye.

 

Yerseniz, hikâyenin ardından mutlu oluyorsunuz demek ki diyorsunuz ‘Ben iyi oyuncuyum o yüzden terfi alamıyorum.’ Terfi alan, sizden daha çok para kazanmaya başlayan, imkânları daha genişleyen arkadaşlarınızı KÜÇÜMSÜYORSUNUZ

 

Ali GÜLCÜ

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...