Jump to content

Uygulamaların Yan Etkileri


atelia

Önerilen Mesajlar

arkadaşlar dua ya sarılmak cok güzel hele duanın kabul olması ne kadar güzel bazan bır dua görürüz hah bu benim içime cok sindi deriz ve okuruz yalnız duayı okuduktan sonra sadaka verin denir sadakada bir cok belayı def eder arkadaşım sadaka verdın mı duaların dan son ra bu hataya belki hepimiz düşüyoruz

Sadaka vermedim ama adak adadım onu yaptım. Belalar başıma gelmeye başlayınca sadaka vermeye başladım.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

bu dediğim yöntemi ben her zaman denemişimdir en olmadık hiç çare yok dediğim zamanlarda bile mutlaka allah bana bir yar ve yardımcı göndermiş sıkıntılarımı gidermiştir ve benim en büyük alışkalığımdan biriside budur yatarken hiç olmazssa üç sefer yasin okumayı hiç ihmal etmem,

 

buradaki havvas bölümündeki birçok yazıyı inceledim vaktim oldukça ve bir çoğundada cin isimleri zikredilmekte ve üye kardeşlerimiz bunun farkına varmamaktadır,cinlerle irtibat kurmak özel bir bilgi ve ilim gerektirmektedir ki özel korunma ve tahassun sarfiye duaları vardır,bunları bilmeden okumadan yapılacak her işin sonunda zarara uğrama riski çok fazladır,üstelik bir bulaştılarmı kurtulmasıda o kadar kolayda değildir en güzeli en iyi çare yine kur'andır..selam ve sevgilerimle..

Allah inşallah bana da sana ettiği gibi yardım eder. Kardeşim öyle bir şey ki bu; engelleyebileceğin olayları engelleyemiyosun. Söyleyebileceklerini söyleyemiyorsun. Her şey gözlerinin önünde oluyor ama sana bildirilmiyor sanki. Yani biliyorsun ama bilmiyorsun da aynı zamanda. Çok tuhaf bir şey anlatamıyorum bile. Yani her şeyi bilip farkında olmamak engel olamamak gibi. Bir güç seni engelliyor, sanki sana diyor ki: Bundan sonrası benim işim sen her şeyi göreceksin ama hiçbir şeye müdahale edemeyeceksin. Her şeyi duyacaksın ama idrak edemeyeceksin. Konuşabileceksin ama sesini yükseltemeyeceksin. Hiçbir şeye dur diyemeyeceksin. Korkunç bir şey bu. Kafanıza saksı düşmüş gibi oluyorsunuz. En yakınlarımın bu olayar silsilesi benim başıma gelirken, "seni tanıyamıyoruz sen böyle biri değilsin, sesini yükselt, kendini hakkıyla savun, kafana saksı mı düştü" dedikleri çoook oldu.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Sadaka vermedim ama adak adadım onu yaptım. Belalar başıma gelmeye başlayınca sadaka vermeye başladım.

 

evet arkadaşım bence duayı okuduktan sonra sadaka vermemiz şart deniyorki duanız bittikten sonra az da olsa sadaka verin bunu her duanın sonun da belrtmezler belki fakat bu bize karşı bır sigortadır hem duanın kabulü hemde belalara karşı koyar hayırlıya cevirir adak başka sadaka başka bir söz var az sadaka cok belayı önler bu hepimiz için iyi bir konu olmuş aslın da ner de yanlış yapıyoruz bilelim sahsen ben de sadaka vermeyi unutuyorum duadan sonra senin konunu görün ce dedim hatamız bu

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
evet arkadaşım bence duayı okuduktan sonra sadaka vermemiz şart deniyorki duanız bittikten sonra az da olsa sadaka verin bunu her duanın sonun da belrtmezler belki fakat bu bize karşı bır sigortadır hem duanın kabulü hemde belalara karşı koyar hayırlıya cevirir adak başka sadaka başka bir söz var az sadaka cok belayı önler bu hepimiz için iyi bir konu olmuş aslın da ner de yanlış yapıyoruz bilelim sahsen ben de sadaka vermeyi unutuyorum duadan sonra senin konunu görün ce dedim hatamız bu

Haklı olabilirsin. İyiki hatırlattın. Benim de artık aklımdan çıkmaz bu.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

olan olmus arkadasım.bencede guzel bır kıtabımız var orda her dua var ordan baska bır yer belırsız bır sıs bulutuna dalmak gıbı.

basına ne geldı bılemem ama sadaka ver,mutlak vermısındır ama daha cok ver,aksam sokak kedılerıne kopeklerıne yemeık uzat,

gıt bır magazaya yenıden kendıne gıysı al eskı gıysılerını at ,hayatını yenıden kur dıs fırcana dek yenılen.

umarım hersey yoluna gırer ama once ınan olurmu arkadasım sımdı bır kıssa yolucam cok baska bır bakıs acısı getırcek sana .sevgı ve huzurla kal.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

atelia seni aslında öyle çok ıyı anlayabiliyorumki.. benim hayatımda bizzat yaşadığım örnekleri düşündükçee düşündükçe biyerde beynin duruyor ya kafayı yersin yada bunu boyle kabul ediceksin. Biz görmeden Allah'a sonsuz guvenen insanlarız oyuzden bi noktadan sonra vardır bundada bi hayır diyerek susuyoruz.. sen yasadıklarını daha ıyı bılensın bu olayda kotuluge degıl yıne ıyılıge sıgın bunu goster.. sen guvenını yıtırme arkadaşım yasadıklarını tecrube dıye saymaya çalış biliyorum zor sonucta emeğin zamanın gitmiş.. Seni öldürmeyen acı güçlendirir hesabı yapıp Allah'a daha çok yakın ol şüphesiz O pek yakında sana verecek ve sende hoşnut olacaksın ;)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tüm şevki kırılmışlara...

Ekleyen: Bir Yudum Hikaye

FAKİR BİR genç adam geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu görür. Gaipten gelen bir ses ona şöyle der: “Bundan böyle Allah için çalışacak ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!”

 

Bunun Allah’tan gelen bir emir olduğuna inanan adam, ertesi sabah kayayı itmeye başlar. Daha ertesi gün ve izleyen haftalar güneşin doğuşundan batışına kadar taşı itip durur. Aylar süren uğraşı sırasında kaya yerinden bile kımıldamaz. Adam gece kulübesine yorgun-argın dönerken, gününün boşa geçtiğini düşünüyordur artık.

 

Onun şevkinin kırıldığını hisseden şeytan kalbine vesveseler vermeye başlar: “Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadı. Kendine bunun için niye yazık ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün değil...”

 

Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkânsız olduğunu, dolayısıyla başarısızlığa uğradığı duygusunu aşılamaya çalışır.

 

Bu tür düşünceler onun şevkini daha da kırar ve ümidini gitgide yitirir. “Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?” diye kendi kendisine söylenir. “Bundan sonra azıcık bir kuvvet harcayacağım. Bu da yeter de artar bile. Koca kaya yerinden kımıldamayacağına göre...”

 

Ve kararını duasında Allah’a bildirir. “Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden Senin dediğin gibi hareket ettim. Bütün gücümle istediğin şeyi yaptım. Her gün yoruluyorum, ama kayayı bir milim bile kımıldatamıyorum. Neden böyle? Neden başaramıyorum?”

 

Gaipten bir ses şefkatle cevap verir: “Ey kulum, uzun zaman önce sana emrime uymanı istediğimde kabul etmiştin. Sana görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim ve sen de yapmıştın. Ben sana hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki! Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, başarısızlığa uğradığını söylüyorsun. Kendine bir bak bakalım. Kolların daha da güçlendi, pazuların büyüdü. Sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi. Bacakların kalınlaştı ve kuvvetlendi. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın. Ama senden istenen emre itaat etmen ve onu sadece itmendi. Kayayı yerinden oynatacak olan Ben’dim.”

 

Hatasını anlayan genç, ertesi gün kendi görevinin kayayı yerinden oynatmak değil, onu var kuvvetiyle itmek olduğunu düşünerek verilen görevi yerine getirir. İkinci gün, üçüncü gün derken, kaya birden yerinden kımıldar. O zaman kayayı yerinden kımıldatanın kendisi değil Allah olduğunu anlar. Biraz daha uğraştığında, kaya biraz daha oynar ve kenara yuvarlanır. Altından da kendisine ömür boyu yetecek kadar büyük bir hazine çıkar.”

 

Yukarıdaki öyküyü daha önce okumuş olmama rağmen, geçenlerde katıldığım bir dost buluşmasında yeniden hatırlayınca, ilk kez duyuyormuşcasına etkilendim. Bilmek ile idrak etmek farklı çünkü. Bilginin inancı beslemek ve doğru biçimlendirmek için vazgeçilmezliği şüphesiz. Ve bazen bilgiyi mucizevî kılan, onun tam da ihtiyacınız olduğu anda karşınıza çıkması ve idrâk edilmesi.

 

Bunun hikmetten bir cüz olduğuna inanan biri olarak, bildiğimiz, yanıbaşımızda duran pek çok detayın veya okuduğumuz bir öykünün, dinlediğimiz bir sohbetin veyahut hayatımızın kıyısından teğet geçen herhangi birinden duyduğumuz bir cümlenin, bazen ne büyük mânâlar ifade edeceğini bilirim. İnsan olarak, hangi rol ve kimlikler içinde hayatımızı idâme ettiriyor olursak olalım, bazen büyük bir heves ve ümitle başladığımız şeylere olan inancımızın zayıfladığını görüp, sarsılırız. Ne zaman böyle duygulara kapılsak, baktığımız yerden gördüklerimiz canımızı yakar. Aslında, gördüklerimiz yanlış değildir; baktığımız noktadan bundan gayrısını görmek mümkün değildir çünkü. Ancak yanlış taraftan baktığımızı farkettiğimizde, manzara tamamen değişir.

 

Şeytanın “bak” dediği yerden görmek ile, Allah’ın “bak” dediği yerden görmek arasında adına “hakikat” denilen küçük(!) bir fark vardır vesselam.

 

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
olan olmus arkadasım.bencede guzel bır kıtabımız var orda her dua var ordan baska bır yer belırsız bır sıs bulutuna dalmak gıbı.

basına ne geldı bılemem ama sadaka ver,mutlak vermısındır ama daha cok ver,aksam sokak kedılerıne kopeklerıne yemeık uzat,

gıt bır magazaya yenıden kendıne gıysı al eskı gıysılerını at ,hayatını yenıden kur dıs fırcana dek yenılen.

umarım hersey yoluna gırer ama once ınan olurmu arkadasım sımdı sana ozelden bır kıssa yolucam cok baska bır bakıs acısı getırcek sana .sevgı ve huzurla kal.

Teşekkür ederim. İftiraya maruz kalıp huzurla kalmak çok zor. Böyle şeylerin benim başıma geleceğini asla tahmin edemezdim.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Tüm şevki kırılmışlara...

Ekleyen: Bir Yudum Hikaye

FAKİR BİR genç adam geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu görür. Gaipten gelen bir ses ona şöyle der: “Bundan böyle Allah için çalışacak ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!”

 

Bunun Allah’tan gelen bir emir olduğuna inanan adam, ertesi sabah kayayı itmeye başlar. Daha ertesi gün ve izleyen haftalar güneşin doğuşundan batışına kadar taşı itip durur. Aylar süren uğraşı sırasında kaya yerinden bile kımıldamaz. Adam gece kulübesine yorgun-argın dönerken, gününün boşa geçtiğini düşünüyordur artık.

 

Onun şevkinin kırıldığını hisseden şeytan kalbine vesveseler vermeye başlar: “Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadı. Kendine bunun için niye yazık ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün değil...”

 

Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkânsız olduğunu, dolayısıyla başarısızlığa uğradığı duygusunu aşılamaya çalışır.

 

Bu tür düşünceler onun şevkini daha da kırar ve ümidini gitgide yitirir. “Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?” diye kendi kendisine söylenir. “Bundan sonra azıcık bir kuvvet harcayacağım. Bu da yeter de artar bile. Koca kaya yerinden kımıldamayacağına göre...”

 

Ve kararını duasında Allah’a bildirir. “Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden Senin dediğin gibi hareket ettim. Bütün gücümle istediğin şeyi yaptım. Her gün yoruluyorum, ama kayayı bir milim bile kımıldatamıyorum. Neden böyle? Neden başaramıyorum?”

 

Gaipten bir ses şefkatle cevap verir: “Ey kulum, uzun zaman önce sana emrime uymanı istediğimde kabul etmiştin. Sana görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim ve sen de yapmıştın. Ben sana hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki! Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, başarısızlığa uğradığını söylüyorsun. Kendine bir bak bakalım. Kolların daha da güçlendi, pazuların büyüdü. Sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi. Bacakların kalınlaştı ve kuvvetlendi. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın. Ama senden istenen emre itaat etmen ve onu sadece itmendi. Kayayı yerinden oynatacak olan Ben’dim.”

 

Hatasını anlayan genç, ertesi gün kendi görevinin kayayı yerinden oynatmak değil, onu var kuvvetiyle itmek olduğunu düşünerek verilen görevi yerine getirir. İkinci gün, üçüncü gün derken, kaya birden yerinden kımıldar. O zaman kayayı yerinden kımıldatanın kendisi değil Allah olduğunu anlar. Biraz daha uğraştığında, kaya biraz daha oynar ve kenara yuvarlanır. Altından da kendisine ömür boyu yetecek kadar büyük bir hazine çıkar.”

 

Yukarıdaki öyküyü daha önce okumuş olmama rağmen, geçenlerde katıldığım bir dost buluşmasında yeniden hatırlayınca, ilk kez duyuyormuşcasına etkilendim. Bilmek ile idrak etmek farklı çünkü. Bilginin inancı beslemek ve doğru biçimlendirmek için vazgeçilmezliği şüphesiz. Ve bazen bilgiyi mucizevî kılan, onun tam da ihtiyacınız olduğu anda karşınıza çıkması ve idrâk edilmesi.

 

Bunun hikmetten bir cüz olduğuna inanan biri olarak, bildiğimiz, yanıbaşımızda duran pek çok detayın veya okuduğumuz bir öykünün, dinlediğimiz bir sohbetin veyahut hayatımızın kıyısından teğet geçen herhangi birinden duyduğumuz bir cümlenin, bazen ne büyük mânâlar ifade edeceğini bilirim. İnsan olarak, hangi rol ve kimlikler içinde hayatımızı idâme ettiriyor olursak olalım, bazen büyük bir heves ve ümitle başladığımız şeylere olan inancımızın zayıfladığını görüp, sarsılırız. Ne zaman böyle duygulara kapılsak, baktığımız yerden gördüklerimiz canımızı yakar. Aslında, gördüklerimiz yanlış değildir; baktığımız noktadan bundan gayrısını görmek mümkün değildir çünkü. Ancak yanlış taraftan baktığımızı farkettiğimizde, manzara tamamen değişir.

 

Şeytanın “bak” dediği yerden görmek ile, Allah’ın “bak” dediği yerden görmek arasında adına “hakikat” denilen küçük(!) bir fark vardır vesselam.

 

Çok teşekkürler, çok iyi oldu bu. Benim şevkim ise kırık değil, tabiri caiz ise tuz-buz.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bır dua yoluyorum sana ve brde yasadıgımı yazıyorum

yasadıgım şu :bende ıs yerımde ıftıraya maruz kaldım,oyle ıyı bır ısım vardıkı her bakımdan mukemmeldı ama orda yenıydım ve sef olarak calıstıgım ıcın bazılarının duzenıne comak sokmusum,sonra arkadamdan bır kumpas yapmıslar ve ısten ayrıldım yılarca ruyamda oraya gerı dondugumu gordum ne zaman onunden gecsem canım acıdı,

ıftıraya bır ıkı yerde ugradım ve malesef bunu temızlemek ımkansız elınde kanıt yoksa. dıcek cok sey kalmıyor bu yuzden ama gecenlerde bır arkadasım bana bır dua yoladı

dua şu :rabbi inni meseniyedduru ve ente erhamurrahimin .turkcesı su:

Allahım bu dert bana cok dokundu sen ıse merhametlılerın en merhametlısısın. bu duayı cok oku olurmu bende dun cok can sıkıcı bır duruma dustum bır akrabam tarafınfan ve okudum ama daha cok okucam

allah yardımcımız olsun arkadasım

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
bır dua yoluyorum sana ve brde yasadıgımı yazıyorum

yasadıgım şu :bende ıs yerımde ıftıraya maruz kaldım,oyle ıyı bır ısım vardıkı her bakımdan mukemmeldı ama orda yenıydım ve sef olarak calıstıgım ıcın bazılarının duzenıne comak sokmusum,sonra arkadamdan bır kumpas yapmıslar ve ısten ayrıldım yılarca ruyamda oraya gerı dondugumu gordum ne zaman onunden gecsem canım acıdı,

ıftıraya bır ıkı yerde ugradım ve malesef bunu temızlemek ımkansız elınde kanıt yoksa. dıcek cok sey kalmıyor bu yuzden ama gecenlerde bır arkadasım bana bır dua yoladı

dua şu :rabbi inni meseniyedduru ve ente erhamurrahimin .turkcesı su:

Allahım bu dert bana cok dokundu sen ıse merhametlılerın en merhametlısısın. bu duayı cok oku olurmu bende dun cok can sıkıcı bır duruma dustum bır akrabam tarafınfan ve okudum ama daha cok okucam

allah yardımcımız olsun arkadasım

Sağol arkadaşım.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...