Jump to content

Meditasyonun Özü; Tanık Olmak...


Guest Model
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

meditate-1.jpg

 

Meditasyon maceradır, insan aklının üstlenebileceği en büyük macera. Meditasyon yalnızca olmaktır, bir şey yapmak değil – hareket yok, duygular yok, düşünceler yok. Yalnızca kendinizsin ve bu saf mutluluktur. Bu mutluluk sen hiçbir şey yapmazken nereden gelir? Hiçbir yerden yada her yerden gelir. O sebepsizdir, çünkü varoluşun kendisi mutluluk denen şeyden oluşmuştur.

Sen bedensel, düşünsel tüm düzeylerde hiçbir şey yapmadığında, tüm etkinliklerin durduğunda ve sen sadece ve sadece varolduğunda olan şeydir meditasyon. Onu yapamaz, deneyemez ama yalnızca anlayabilirsin.

Her ne zaman sadece varolmaya vakit bulursan tüm yaptığın şeyleri bırak. Düşüncelere dalmak, bir şeye konsantre olmak, bir şey üzerinde düşünmek , hepsi bir şey yapmaktır. Hatta bir an için bile olsa hiç bir şey yapmadan merkezindeysen ve son derece gevşemiş durumdaysan bu bir meditasyondur. Ve bir kez o duruma ulaştığında o durumda istediğin kadar kalabilirsin – sonuçta da o durumda yirmi dört saat kalman mümkün olur.

 

Bir kez benliğinizin rahatsız edilmeden kalabilmesinin yönteminin farkına vardığında, yavaş yavaş benliğinin sarsılmamasına dikkat ederek bir şeyler yapmaya başlayabilirsin. Bu meditasyonun ikinci kısmıdır – önce, nasıl yalnızca var olunur ve sonra da küçük eylemler öğrenmek: yerleri temizlemek, duş almak, fakat kendini merkezde tutarak. Sonra da daha karmaşık şeyler yapabilirsin. Örneğin, ben şu an sizlere konuşma yapıyor olmama rağmen meditasyonum kesintiye uğramıyor. Konuşmayı sürdürebilirim fakat tam merkezimde küçücük bir kıpırtı bile olmaz; orası sessiz, tamamıyla sessizdir.

 

Öyleyse, meditasyon bir şey yapmanın karşısında değildir. O hayattan kaçınmanı gerektirmiyor. Yalnızca sana yeni bir yaşam tarzı öğretir; sen hortumun merkezi haline gelirsin. Hayatın sürer, hem de daha fazla zevk, daha fazla netlik, daha fazla yaratıcılık, daha fazla bilgelikle birlikte çok daha yoğun bir hal alır ama sen tüm bunların ötesinde her şeyle aynı mesafede kalırsın, tepelerdeki gözcü gibi etrafında olup biten şeyleri görerek.

 

Sen yapan değil, gözleyensin.

 

Meditasyonun tüm sırrı senin bir gözcü olabilmendir. Ağaç yontmak, kuyudan su çekmek gibi şeyler yapıp etmekte herhangi bir sorun yoktur ve bunlar kendi düzeyinde olup bitmeye devam eder. Küçük yada büyük şeyler yapabilirsin ama merkezden uzaklaşmamak kaydıyla. Bu farkında olma, bu gözlemleme gücü, kesinlikle perdelenmemeli ve kesintiye uğratılmamalıdır.

 

Musevilikte Hassidizm adı verilen gizemci bir okul vardır. Bu okulun kurucusu Baal Shem eşine az rastlanır birisidir. Her zaman gecenin bir yarısında nehirden geri dönerdi çünkü geceleyin nehir ılık ve sessiz olurdu. Ve orada öylece, hiçbir şey yapmadan, yalnızca kendi benliğini, gözlemciyi gözlemleyerek otururdu. Bir gece zengin bir adamın evinin önünden geçerek geri dönerken evi gözlemekle görevli bekçisi kapıda durmaktaydı.

 

Bekçi bu yaşlı adamın her gece tam da bu saatte geri dönerken görüyor olduğu için biraz kafası karışmıştı. Dışarı çıkıp şöyle dedi: “Rahatsız ettiğim için beni bağışlayın ama merakımı daha fazla gizleyemeyeceğim. Gece-gündüz sizi düşünmeden edemiyorum. Siz ne iş yaparsınız? Neden nehre gidip duruyorsunuz? Bir çok kereler sizi izledim ve hiçbir şey göremedim; orada saatlerce öylece oturup gecenin bir yarısında da geri dönüyordunuz.

 

”Baal Shem de ona: “Gece öylesine sessiz ki ortalık senin ayak seslerini kolayca duyabiliyordum ve senin beni takip ettiğini biliyordum. Ve senin her gece kapının ardında gizlendiğini de biliyordum. Sanma ki, sadece sen beni merak ediyorsun, ben de senin kim olduğunu merak ediyorum. Ya senin işin nedir?” dedi.

 

“Benim işim mi? Ben basit bir bekçiyim, evi gözlerim.” Dedi adam. Baal Shem de ona: “Aman Tanrım, sen bana anahtar sözcüğü verdin. Benim de işim bu!” dedi.

 

“Fakat ben bir şey anlamadım. Eğer siz bekçilik yapıyor olsaydınız, bir evi ya da bir sarayı falan gözlemliyor olurdunuz. Orada kumların üzerinde oturarak neyi gözlüyor olabilirsiniz ki? Diye sordu.

 

Baal Shem: “Küçük bir fark var elbette: sen saraya dışardan girmek isteyebilecek birilerini gözlüyorsun; bense sadece bu gözcünün kendisini gözlüyorum. Bu gözcülük yapan kimdir? İşte hayatımın tüm çabası kendimi gözlemekten ibarettir.”

 

Adam: “Ama bu oldukça garip bir iş. Bunun için size kim para verir ki? Diye sordu.

 

“O öylesine keyifli, huzur ve mutluluk verici bir şey ki, bu deneyimin kendisi bir ödüldür zaten. Sadece bir anı bile tüm hazinelerle bile kıyas bile edilemez” dedi Baal Shem.

 

Bekçi de: “Bu çok garip. Tüm hayatım boyunca gözcülük yaptım. Hiç bir zaman böylesine güzel bir şey yaşamadım. Yarın gece ben de sizinle geleyim. Bana da öğretin. Çünkü nasıl gözcülük yapılır biliyorum – anlaşılıyor ki, sadece farklı bir yöne ihtiyaç var; siz farklı bir yönde gözcülük yapıyorsunuz.” dedi.

 

Yalnızca bir adım vardır, o da yöne, boyuta ilişkindir. Ya dış dünyaya odaklanabilir, ya da gözlerimizi kapatıp tüm bilincimizin içimize doğru merkezlenmesine izin verebiliriz. Ve bileceksin çünkü sen bilensin, sen farkındalığın kendisisin. Onu hiçbir zaman yitirmedin. Yalnızca farkındalığın bin bir tane şeyin ağına düşüp yakalandı. Farkındalığını takılı olduğu her şeyden kurtar ve kendi içinde huzura ermesine izin ver ve yuvandasın.

 

Meditasyonun özü, ruha nasıl tanık olunacağını öğrenmekten ibarettir. Bir karga ötmekte… sen dinliyorsun. İki şey var – özne ve nesne. Ancak her ikisini de görebilen bir tanık olduğunu göremiyor musun? Karga, dinleyen ama hala her ikisini de gözleyen birisi daha vardır. Aslında bu kadar basit bir olgudur bu.

 

Bir ağaç görüyorsun; sen oradasın, ağaç orada. Ama bir şey daha bulamıyor musun; ağacı görüyor olduğunu, ağacı görmekte olduğuna tanık olanın varlığını?

 

İzlemek meditasyondur. Neyi izlediğin önemsizdir. Ağaçları, nehirleri, bulutları, çocukların etrafta oynaşmalarını izleyebilirsin. İzlemek meditasyondur. Ne izlediğin değildir önemli olan; nesnenin bir önemi yoktur.

 

Gözlemin niteliği, farkında olmanın, dikkatin niteliğidir meditasyonun kendisi.

 

Yalnızca şunu anımsa: farkında olmak meditasyondur. Farkında olarak yaptığın her şey meditasyondur. Eylemin önemi yoktur, önemli olan senin eylemine kattığın niteliktir. Tüm dikkatinle yürürsen yürümek bir meditasyon olabilir. Tam dikkat vererek oturursan, oturma olabilir. Kuşların şakımalarını dinlemek bir meditasyona dönüşür şayet farkında olarak dinlersen. Sadece zihninin içsel sesini dinlemek te bir meditasyondur, dikkatli ve gözlemci kalabilirsen. En önemli şey aslında uyur-gezer halde hareket etmemende. O zaman yaptığın her şey meditasyondur.

 

Farkındalığın ilk adımı bedenine elden geldiğince dikkat kesilmektir. Yavaş yavaş kişi her yüz ifadesi, her hareket hakkında hassas ve uyanık hale gelir. Ve sen (bunların) farkına vardıkça, bir mucize gerçekleşmeye başlar: eskiden yaptığın bir çok şey kayboluverir, bedenin daha çok rahatlar, dengeye gelir. Bedenini bile derin bir huzur kaplamaya başlar, içten içe bir müzik bedeninde çalınır.

 

Sonraysa düşüncelerinin farkına varmaya başla: aynı şey düşüncelerle de yapılmak durumundadır. Onları ayırdetmek bedenininden daha zordur ve elbette ki, daha tehlikelidir. Ve düşüncelerinin farkına varabildiğinde içinde neler olmakta olduğuna şaşıracaksın. Herhangi bir anda aklından geçmekte olan şeyleri kağıda dökecek olursan büyük bir sürprizle karşılaşırsın. İçinden geçmekte olan şeylerin bunlar olduğuna inanamayacaksın.

 

Ve on dakika sonra yazdıklarını oku – göreceğin şey içinde çılgın bir zihne sahip olduğundur! Çünkü, bu koskoca çılgınlığın bir yeraltı nehri gibi akmakta olduğunun farkında değilizdir. O, her ne yapıyor yada yapmıyor olursan ol tüm şeyleri, her şeyini etkiler. Ve bunların (çılgıncasına akan düşünce nehrinin!) toplamı senin hayatın olmuş olacak! Öyleyse artık bu çıldırmış adam değişmelidir. Ve farkındalığın mucizevi tarafı şudur ki, farkına varmak dışında hiçbirşey yapman gerekmiyor.

 

Onları (düşüncelerini) izliyor olmak demek onları değiştirmektir. Yavaş yavaş şu çıldırmış adam kaybolur ve düşünceler belli bir örüntü içine girer: onların kaosu kaybolur ve bir kozmosa dönüşür. Ve artık yeniden derin bir huzur kaplar içini. Bedenin ve zihnin huzura kavuştuğunda göreceksin ki, onlar birbirleriyle uyum içersindeler, aralarında bir köprü var. Artık farklı yönlerde çalışmıyorlar, farklı atlara binmiyorlar. İlk olarak aralarında gerçek bir uyum var ve bu durum, duyguların, ruh hallerinin ve hissiyatın farkına varmak demek olan üçüncü adıma büyük katkı sağlıyor.

 

Bu ayırt edilmesi en zor olan katmandır ama şayet düşüncelerinin farkında olabiliyorsan onun sadece bir adım ötesidir. Biraz daha yoğun farkındalığa ihtiyaç vardır ve duyguların, ruh hallerin, hissiyatın hakkında düşünmeye başlarsın. Bir kez bu üçünün (beden, düşünceler ve duygular) farkına vardığında hepsi tek bir olguda birleşir. Ve üçü de artık tek bir şeydir – mükemmel bir biçimde birlikte işlevlerini yerine getirirler, beraberce mırıldanırlar, sen üçünün melodisini duyumsayabilirsin: onlar bir orkestra haline geldiler artık. Sonra da senin hiçbir şey yapamayacağın dördüncü durum gerçekleşir. O kendiliğinden olur. O bütünün bir armağanıdır. O bu üçünü yapmış olanlar için bir ödüldür.

 

Ve dördüncüsü, kişiyi uyandıran (aydınlanmak, ermek) nihai farkındalıktır. Kişi kendi farkındalığının farkına varır – bu dördüncüdür. Bu kişiyi bir Buda, aydınlanmış kişi yapar. Ancak ve ancak bu uyanış bir kimsenin saadetin (sürekli ve derin mutluluk hali – huşu içinde olmak) ne olduğunu anlamasını sağlar.

 

Beden zevki, zihin mutluluğu, kalp hoşnutluğu tanır, dördüncü ise saadeti. Saadete ermek asıl hedeftir ve farkındalık ta ona ulaşan yoldur.Önemli olan şey gözlemci olabilmen, yani gözlüyor olduğunu gözlemeyi unutmaman. Gözlüyorsun… gözlüyorsun… gözlüyorsun. Yavaş yavaş, gözlemci gitgide daha da fazla katılaştıkça, sabitleştikçe, hareketsizleştikçe bir dönüşüm başlar. Gözlediğin şeyler kaybolur.

 

İlk kez olarak, gözlemcinin kendisi gözlemlenen, bakan kişi bakılan olur. Evine vardın.....

osho

Oshoturk | Anasayfa

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...