Jump to content

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık


Guest İDİL
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık

 

(Kürtçe: Ronî Mîna Evîne - Tarî Mîna Mirinê) Mehmed Uzun'un 1998 yılında Avesta Kitap'tan çıkardığı romanıdır.Norveç'in köklü yayınevlerinden Cappelen tarafından Norveç'te de yayımlanan roman Baz ve Kevok adındaki protagonistlerin etrafında şekillenmektedir.

 

Kitabın girişinde Gılgamış Destanı'ndan bir yapılmıştır. Bin yıldan sonra Baz da, aynı fersahlardan geçerek, Dağlar Ülkesi'ne, "karanlık" diyara doğru yola çıkar, ancak amacı Gılgamış'ın amacıyla aynı değildir. Biri ölümsüzlük otunu arar, öteki koynunda ölümü gezdirir.

Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutan; Kevok, üniversiteyi bırakıp sevdiğinin ardı sıra dağları mekan tutan idealist bir genç kızdır. Kevok, Jir diye bir delikanlının ardından uçar, dağlara gider. Kevok'a dağlarda Renas adında biri rehberlik yapar, onun elinden tutar. Böylece bir şahinle bir güvercinin kaderi hiç beklemedikleri bir anda birleşir.

İki çaresiz, yalnız, eksik ve kırgın yürek aynı topraktan olmalarına rağmen yazgılarına yenik düşüp, farklı cephelerde yer alırlar. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ölüme yolcu eder.

Yol bitiyor, sonu geliyor yolun. Birbirine hiç benzemeyen iki ömrün, tesadüflerin bir araya getirdiği iki insanın hayatı artık noktalanmak üzere. Şimdi neredeler büyük kentin nersende?

-----------------------------------------------------------------------

Ve on ikinci fersahın sonunda, güneş ışınları sel gibi aktı.

 

Büyük patlamadan bugüne, aydınlıkla karanlık sürekli yer değiştiriyor. Bir aydınlık karanlığın yerine, bir karanlık aydınlığın yerine geçiyor. insanlığın en kadim destanında Gılgamış, güneşin yolunu, güneşin doğuşu yönünde dağdan geçerek izlemeye koyulur. Bir fersah yol alınca, çevresini saran karanlık yoğunlaşır. Işık yok, önünü ardını göremez. Uzun, tehlikeli ve karanlık bir yolculuktan sonra Gılgamış ışığa kavuşur.

 

Bin yıldan sonra Baz da, aynı fersahlardan geçerek, Dağlar Ülkesi'ne, "karanlık" diyara doğru yola çıkar, ancak amacı Gılgamış'ın amacıyla ayn değildir. Biri ölümsüzlük otunu arar, öteki koynunda ölümü gezdirir.

 

Ve Kevok, Büyük Ülke'den kanatlanır Jir'in ardından, boyunduruk tanımaya aşkına doğru uçar. Baz'ın bakışlaına sinen ölüm karanlığ, Kevok'un gözlerine oturmuş aşkın ışığıyla aydınlanır. Ölüm-kalım savaşındda ölüm, onları sonsuz bir karanlığın içinde bırakır; ikisi de, soğuk toprağa düşer ve buna sadece gökteki yıldızlar şahit olur.

 

"Yiğitler, yol göstericiler de aya benzer, önce büyür, her yeri ışığa boğar, sonra kaybolup giderler."

 

Aşka en çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?

 

iki çaresiz, yalnız, eksik ve kırgın yürek aynı topraktan olmalarına rağmen yazgılarına yenik düşüp, farklı cephelerde yer alır. Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutan, Kevok, üniversiteyi bırakıp sevdiğinin ardı sıra dağları mekan tutan idealist bir genç kız. Ve bununla birlikte akıp giden, bir halkın makus talihi ve gelecek işaretleri. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ölüme yolcu eder.

------------------------------------------------------------------------------------

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...