Jump to content

Balaklava Savaşı...


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Balaklava Savaşı, 25 Ekim 1854'te meydana gelen, Kırım Savaşı sırasında Ruslar ile Kırım'ın Akyar (Sivastopol) şehrini kuşatan Türk-İngiliz-Fransız ittifak kuvvetleri arasındaki savaştır.

 

Müttefiklerin genel karargahı Balıklava’yı geri almak için saldırıya geçen general Liprandi komutasındaki Rus kuvvetleri, ileri mevzilerde bulunan Rüstem Paşa komutasındaki Türk birliklerini geri çekilmek zorunda bıraktılar. Lord Cardian’ın hafif süvari tugayı ve general d’Allonville’in Afrika avcılarının karşı saldırısıyla geri atıldılar.

 

Balıklava Savaşı sırasında bir Rus topçu taburuna karşı gerçekleştirilen ve fiyaskoyla sonuçlanan Hafif Süvari alayının saldırısı "Hafif Süvari Alayının Hücumu - Charge of The Light Brigade" ismiyle Tennyson tarafından şiirleştirilmiştir. 1881'de Rudyard Kipling eleştiri niteliğindeki "The Last of the Light Brigade" şiirini yazmıştır. Tennyson'un şiirinin ilk kıtası şöyledir:

 

Hafif Süvari Alayının Hücumu

 

Yarım fersah, yarım fersah

yarım fersah ötede

Hepsi ölümün vadisinde,

Sürdü atlarını altıyüzü de

"İleri! süvari alayı,

Atılın toplara" dedi,

Ölümün vadisine

Sürdü atlarını altıyüzü de

 

İŞTE GERÇEKLER (Murat Bardakçı'nın kaleminden) Ölenlerin tamamı Türk askeriydi ama İngilizler 'kayıplar bizimdi' dediler

 

İngiltere'nin bundan 150 yıl önce ortaya attığı bir tarih yalanını, yine bir İngiliz TV'si düzeltti. 1850'lerde dünya gündemini senelerce işgal eden Kırım Savaşı sırasında Balaklava'da meydana gelen çarpışmalarda 600 İngiliz askerinin ölmesi, İngiliz tarihinin kahramanlık destanlarından biri sayılıyordu. Ama İngiliz ‘‘Savaş Alanları Detektifleri’’, ölenlerin İngiliz değil Türk askerleri olduğunu ve İngiltere'nin kamuoyunun desteğini sağlamak için konuyu çarpıttığını ortaya çıkardı ve Beşinci Kanal TV'sinde geçtiğimiz günlerde yayınlanan programda ‘‘Soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen Türk askerleri bizi korumak için ümitsiz bir savunma yapmışlardı’’ dendi.

 

İNGİLTERE'nin geçtiğimiz haftalarda Beşinci Kanal TV'sinde yayınlanan dört bölümlük bir belgesel, İngilizler tarafından ortaya atılan ve 150 seneden beri devam eden büyük bir askeri tarih yalanını gözler önüne serdi. Uzun araştırmalardan sonra hazırlanan program, 600 İngiliz askerinin canına malolduğu iddia edilen ve İngiliz tarihine bir efsane şeklinde geçen 'Balaklava Savaşı'nda ölenlerin aslında Türk askerleri olduğunu ve İngiltere'nin kamuoyu desteği sağlamak için savaşla ilgili herşeyi çarpıttığını gösterdi.

 

Bundan 150 sene önce bugünlerde, Türkiye'nin gündeminde yine bir savaş konusu vardı: Kırım Savaşı... 1850'lerin başında, Osmanlı Devleti'nin en zayıf ánını yaşadığını farkeden Rusya, imparatorluktaki bütün Ortodoks nüfusu himayesine almak istemiş, İstanbul reddedince de Eflák ile Boğdan'ı işgal etmişti. Boğazlar'ın Rus tehdidi altına girdiğini gören İngiltere'yle Fransa Türkiye'nin tarafını tutmuşlar, 1853'ün 4 Ekim'inde Rusya'ya harp ilán edilmiş ve Tuna boylarından Kars'a kadar uzanan sahada iki yıl boyunca devam edecek bir savaş başlamıştı. Avusturya ve İtalya'daki küçük Piemonte hükümeti de Osmanlılar'ın yanında savaşa katılmış, 1855 Eylül'ünde Sivastopol müttefiklerin eline geçmiş, hayli zorda kalan Rusya ateşkes istemiş, 30 Mart 1856'da imzalanan Paris Barışı ile savaşa son verilmiş, Türkiye pek birşey kazanamamış ama káğıt üzerinde de olsa 'Avrupalı' sayılmıştı.

 

İngiliz Beşinci Kanal TV'sinde yayınlanan 'Battlefields Detectives' yani 'Savaş Alanları Detektifleri' programında, bundan 150 yıl önce sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın gündemini işgal etmiş olan Kırım Savaşı ve savaştaki en önemli çarpışmalardan biri olan Balaklava Muharebesi ele alındı.

 

Müttefikler, 26 Eylül 1854 günü, Sivastopol'un 6 kilometre kadar güneyinde bulunan Balaklava limanını herhangi bir direnişle karşılaşmadan işgal etmişlerdi. Balaklava, Sivastopol'e yönelik çevirme harekátının bir parçasıydı ve limana İmgiliz birlikleri yerleştirilmişti. Kırım Savaşı'nın en kanlı çarpışması daha sonra işte burada, Balaklava çevresinde yaşanacaktı.

 

Ruslar, 25 Kasım günü limana karşı beklenmedik ve yoğun bir topçu ateşi açtılar. İngiliz tarihleri, başında Don Kazakları'nın bulunduğu Rus topçusuna karşı İngiliz süvarisinin büyük bir saldırıya geçtiğini, bataryaların susturulduğunu ama 600 İngiliz askerinin saldırı sırasında can verdiğini yazacaktı. Hadise, İngiliz kamuoyunda bomba gibi patlamış ve İngiliz tarihine bir efsane gibi girmesinin yanısıra, İngiliz edebiyatına bile konu olmuştu.

 

İşin ilginç tarafı, Balaklava'da can veren 600 askerin İngiliz değil Türk olmasıydı, askerlerimiz üstelik İngiliz birliklerini Rus topçusundan korumak için şehid olmuşlardı. İngiltere hadiseyi tam tersine çevirmiş, tarih yalan şekilde yazılmış, üstelik 'İngiliz askerleri Türkler'in hatası yüzünden canlarından oldular' suçlamasına muhatap olmuştuk.

 

İngilizler'in bu tarihi yalanını, aradan 150 sene geçtikten sonra yine bir İngiliz TV'si, Beşinci Kanal düzeltti. Ben, 'Savaş Alanları Detektifleri'nin Balaklava Savaşı'nı ele aldıkları programın kasetine halkla ilişkilerin Türkiye'deki 'üstade'si Betül Mardin sayesinde sahip oldum. Programı Londra'da bulunduğu sırada TV'den seyreden Betül Hanım her zamanki profesyonelliğini burada da göstererek mümkün olmayan bir işi halletmiş, programlarının kopyalarını hiçbir zaman vermeyen İngilizler'den 'master' yani yayın öncesi bandı almaya muvaffak olmuştu.

 

İşte, hemen hepimizin bildiği 'Sivastopol önünde yatar gemiler / Atar da nizam topunu yer-gök iniler' gibi şarkılara kadar konu olan Kırım Savaşı'nın ve Balaklava'daki kanlı çarpışmaların bizden 150 sene boyunca gizlenen gerçek öyküsü...

 

Sadece yalan söylemekle kalmamış, yaralılarını bile bize taşıtmışlar

 

İNGİLİZ Beşinci Kanal TV'sine program yapan 'Savaş Alanları Detektifleri', konuyla ilgili değişik meslek gruplarından gelen önemli uzmanlardan oluşuyor. Aralarında savaş tarihi ve siláh uzmanlarının yanısıra arkeologlar, jeologlar, elektronikçiler ve askerler bulunuyor.

 

Balaklava'daki savaş alanı, aradan geçen 150 yıl boyunca büyük değişikliklere uğramıştı. Bölgedeki yoğun heyelán muharebenin meydana geldiği yerlerin üzerini en az bir metre kadar örtmüş, limanın çevresi Kırım Savaşı'ndan 90 küsur sene sonra, İkinci Dünya Savaşı yıllarında da büyük çarpışmalara sahne olmuş ve Sovyet Kızıl Ordusu ile Alman birlikleri burada birbirlerine girmişlerdi.

 

'Savaş Alanları Detektifleri', Balaklava'nın Kırım Savaşı sırasındaki arazi yapısını ortaya çıkartmak için öncelikle bir uydudan faydalandılar. İkonos uydusundan çekilen fotoğraflar, arazinin heyelán öncesi durumunu net şekilde gösteriyordu. Sonra çarpışmaların en yoğun olarak yaşandığı yerler arkeologlar tarafından kazıldı, İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma siperlerin altına inildi ve çok sayıda top mermisi, kurşun ve boş kovanlar bulunması üzerine araştırmanın doğru yerde yapıldığı anlaşıldı.

 

RAPORLAR DEĞİŞTİRİLMİŞ

 

Ama savaş meydanında bütün bunlarla beraber ortaya çıkan ve Türk askerlerine ait olan düğmeler, 1830 yılında İstanbul'da basılmış Osmanlı paraları ve yine Türkler tarafından kullanılan 'Tophane işi' denilen toprak ağızlık parçaları, Balaklava Savaşı'nın bilinenlerden başka şekilde yaşandığı yolunda kuşkular yarattı. Zira savaş kayıtlarına göre bölgede Türk değil sadece İngiliz askerleri vardı ve resmi raporlarda bu askerlerin Rus topçusu karşısında 'kahramanca can verdikleri' yazılıydı, dolayısıyla çarpışma alanında Türkler'in bulunmaması gerekiyordu.

 

'Savaş Alanları Detektifleri', bunun üzerine arazide elektronik detektörlerle yeni aramalara giriştiler ve yine Türk askerlerine ait çok sayıda kyı ortaya çıkardılar. Çalışma genişletildi, İngiltere'deki 'Kırım Savaşı Araştırma Grubu' isimli bir başka profesyonel kuruluştan da yardım istendi, savaş kayıtları tekrar tekrar gözden geçirildi, İkonos uydusu yeniden devreye sokuldu ve ortaya bambaşka bir gerçek çıktı:

 

150 seneden buyana yazılıp söylenenlerin aksine, 1854'ün 25 Kasım günü Rus topçusunun ateşi altında kalanlar İngiliz değil, Türk birlikleriydi. Rus Ordusu'nun Don Kazakları Bataryası İngilizler'e karşı yoğun bir baskına girişmişlerdi ama hemen önlerinde Türkler vardı ve ilk ateş altında kalanlar bizim askerlerimizdi.

 

Türkler, Rus top ateşine karşı ellerindeki tüfeklerle karşılık verirlerken İngilizler'e haber göndermişlerdi. İngiliz ordusu ise henüz uyanmıştı, mahmurluğunu üzerinden atamamıştı ve herşeyden habersizdi. Süvariler topçuları susturmak için hücuma geçtiler ama yanlış yere gittiler. Hatalarının farkına varıp geri döndükleri sırada Rus bombardımanı daha da yoğunlaşmış, Türk askerleri çaresiz bir vaziyette kalmış, İngiliz süvariler Rus topçusuna saldırıp susturmuşlar ama bu sırada ateş altında kalan 600 askerimizin tamamı şehid olmuş, İngilizler ise sadece 120 kayıp vermişlerdi.

 

ŞAİRLER DE YALANCI ÇIKTI

 

İngiltere, Balaklava'daki savaşı daha sonra tam bir reklam malzemesi olarak kullandı. O günlerde Londra'da savaş karşıtı bir hava esiyordu, Kırım'daki muharebelerin bir türlü bitmek bilmemesi halkı ve muhalefeti ayağa kaldırmıştı ve kahramanlık hislerinin yeniden canlandırılması için askerlere bir 'destan' lázımdı. Balaklava Savaşı, işte bu işe yaradı. Uykudaki İngiliz ordugáhını korumak için can veren askerlerimizden hiç bahsedilmedi ve ölen 600 askerin İngiliz olduğu yalanı ortaya atıldı. Sonra daha da ileri gidildi ve 'Türkler'in beceriksizliği yüzünden 600 askerlerimiz hayatından oldu ama süvarilerimiz bir destan yazıp Rus saldırısını püskürttüler' dendi. Bütün bu propagandanın üzerine İngilizler'in milli şairi Lord Alfred Tennyson'un İngiliz birliklerinin kahramanlıklarını anlatan destanlar yazması ile kamuoyu bir anda değişti ve İngiltere'de savaşın devam edip Ruslar'ın ezilmesi gerektiği düşüncesi hákim oldu.

 

Beşinci Kanal'ın 'Savaş Alanları Detektifleri' de vardıkları sonuçtan oldukça şaşkındılar ve 150 yıl önceki savaşın kayıtlarının bu derece tahrif edilmiş olması üzerine araştırmalarını genişlettiler. Londra'ya dönüşlerinden sonra zayiat kayıtları da tek tek elden geçirildi ve Balaklava'da öldüğü söylenen 600 askerin sadece 120'sinin can verdiği, diğerlerinin ise sağ salim İngiltere'ye dönmüş oldukları ortaya çıktı. Araştırmaların tamamlanmasından sonra, Beşinci Kanal'da geçtiğimiz günlerde dört bölüm olarak yayınlanan programda bütün bu gerçekler tek tek anlatılıyor. 'Soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen Türk askerlerinin ümitsiz bir savunma yaptıkları' söyleniyor, hadiselerin nasıl değiştirildiği anlatılıyor ve 'Yaptıklarımız bu kadarla da kalmadı. Türkler'in kaybını umursamamamız bir yana, yaralılarımızı bile onlara taşıttık ama kayıplarından hiç söz etmedik' deniyor.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...