Jump to content

Mezar Kazıcıları...


orenkayali
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Hep çok yakınında olduğumuz ama her fırsatta ötelediğimiz bir yere düşer bazen yolumuz. 75 santim eninde, 2 metre boyunda, derinliği 130 santim daracık bir alandan çıkar en gerçek kelimeler, cümleler... Zincirlikuyu'da bir mezar kenarındayız. Niyetimiz, mezar kazıcılarla görüşmek. Nasıl geçer günler daracık bir kabrin başında, sürekli kaçtığımız ölüm düşüncesinin tam ortasında?

 

Beyoğlu bölgesinde 25 kişi var bu işi yapan. Günde bir mezar kazıyorlar. Tatil dönemlerinde izne çıkanlar olunca bir kişiye günde üç mezar düşüyor. Ancak birbirlerini pek yalnız bırakmıyorlar. Aralarında destek ve dayanışma tam. Mezarın hazırlanma süresi çalışılan yere göre değişiyor. Yeri geliyor taşlık bir alana dört-beş saatlerini harcıyorlar. Bazen de bir buçuk saatte bitiyor işleri. Yani o gün nasiplerinde ne varsa.

 

Cenazelere kendi yakınımız gibi davranıyoruz

Görüştüğümüz mezar kazıcıların hepsi önceden kısa süreli de olsa inşaat işinde çalışmış. Tevafuk değil. Kazma-kürek deneyimi bulunmayan, gücü kuvveti yerinde olmayan bu işi yapamaz onlara göre. Yaş ortalamaları otuz. Ancak Mezarlıklar Beyoğlu Bölge Müdürlüğü Kazı Gömü Sorumlusu Mehmet Or'un söylediklerine bakılırsa işin yaşla ilgisi yok. Yaşlıların gençlerden daha başarılı olduğu görüşünde. Çünkü kuvvet kadar tecrübe de önemli. Hepsinden önemlisi yapılan işin bilincinde olmak. Maddi bir karşılığı var elbet ama onlar manevi karşılığına talip. Belki de bundan sebep korkunun adını bile ettirmiyorlar. "Bize çok şey kattı." dedikleri rüyalarını anlatmaktan da uzak duruyorlar. Kazma işinden, cenazenin kabre konulduğu son aşamaya kadar kendi cenazeleri gibi sahip çıkıyorlar mevtaya. Biraz daha deneyimli olanların cümleleri psikologlara yakışır türden: "Cenaze sahibi acılıdır, onları incitmemek gerek. Bunun için her zaman kendimizi o ailenin yerine koyuyoruz."

CwbrfWyv-1.jpg

 

Korku da ne, zevkle yapıyorum!

Yalçın Musluoğlu (41) beş yıldır mezar kazıyor. Daha önce inşaat sektöründe çalışmış, işler yolunda gitmeyince mezar kazmaya başlamış. Tek etken işsiz kalması değil. İnsanlara hizmet edebileceği bir işi olsun istemiş, bu mesleği seçmiş. Korkunun adını dahi ettirmiyor, inanan insan neden korksun ki! Hatta daha da şaşırtıp zevkle yaptığını söylüyor ve "Her şey bizim için. İşimle ilgili hiçbir sıkıntım yok." diyor. Yaptığı işin son derece bilincinde. Düşünceleri, konuşmalarına şöyle yansıyor: "Her aşamaya dikkat ediyoruz, sünnete uyarak güzel bir şekilde incitmeden son görevi yerine getiriyoruz." Peki ya aileleri? Onlardan yana herhangi bir sıkıntısı yok. Eşi de, üç kızı da gayet olgun karşılıyor mesleğini. Kazancından da memnun. İşleri haftalara göre değişse de maaşları sabit, aylık bin 300 lira. "Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz." diyor.

 

İlk günler irkilerek uyanıyordum

On yıl belediyenin çeşitli tesislerinde çalıştıktan sonra mezar kazıcılığına başlamış Asım Demirci. Üç buçuk yıldır çapa sallıyor. O da öncesinde inşaatçı olanlardan. İşe kolay adapte olmasını Anadolu'da yetişmesine bağlıyor ve şöyle diyor: "Yakınımızın mezarını kendimiz kazarız. Daha önce anne-babamızı, tüm yakınlarımızı defnettiğimiz için biliyorduk bazı şeyleri. Burada sadece kendimizi geliştirdik." İlk başladığı günler birkaç defa gece irkilerek uyanmış. Sabah eşinin söylemesiyle fark etmiş. İlginç isteklerle karşılaştıkları da oluyor. Sevdiği bir eşyanın yanında gömülmesini isteyenler gibi. Bu durumda eğer hoca uygun görürse eşyayı yanına bıraktıklarını anlatıyor. Eğer hoca müsaade etmezse uygun bir şekilde aileye anlatıyorlar.

 

Annesi ölen küçük kızı unutamıyorum

Rıdvan Aldağ meslekte yeni. İki yıl önce üç çocuğunu ve ailesini köyünden getirip başlamış mezar kazıcılığına. Ölümü unutmamak için güzel bir vesile olduğunu düşünüyor yaptığı işin. Mezar kazmaya başlamadan önce namazlarını aksattığını, şimdi daha dikkatli olduğunu anlatıyor. Çok etkilendiği zamanların olduğunu da söylemeden edemiyor. Bahçeköy'de yaşadığı bir hadise hâlâ hatırında. İlkokula giden bir kız çocuğuna annesinin öldüğünü söyledikleri anı unutamıyor: "Annesi ölmüş, çocuk okulda. Baba profesördü. Psikologlar doktorlar eşliğinde çocuğa gerçeği söylediler. O gün akşama kadar etkisinden kurtulamadım."

 

habername

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...