Jump to content

Evlilik Aşkı Neden Öldürür


ASİA

Önerilen Mesajlar

Aşk evliliği yapanlar, bir süre sonra aşkın tükenmeye başlamasından sözederler. Evliliğin ilk günleri geçtikten sonra eşlerin birbirlerine duydukları sevginin alışkanlığa dönüşmesi normaldir. Evde yaşam tek düze olmaya başlar. Eşler arasındaki aşkın devamı için fazla zorlanıp büyük sıkıntılara katlanmaya gerek yok. Evlilikleri, balayı havasında sürdürmenin yolu, küçük ayrıntılara önem vermekten geçiyor.

 

Yıllardır evli oldukları halde, balayı günlerindeki gibi birbirlerine sevgiyle bağlı kalan eşlere gıpta edilir. Onların bu mucizeyi nasıl gerçekleştirdikleri merak konusu olur. Eşlerin birbirlerine büyük bir sevgiyle bağlı kalmalarının sırrı anlaşılmaz. Aslında evlilikte aşkı sürdürmek düşünüldüğü kadar zor bir iş değildir.

 

Eğer eşlerin ikisi de aşk ateşinin sürekli yanması için çaba harcarlarsa, sorun kalmaz. Kocanın her akşam eve gelirken karısına çiçek getirmesi körüklemez aşkı, önemli olan erkeğin eve geldiği zaman somurtup köşesine çekilmemesidir. Eşini o gün her zamankinden daha canlı ve neşeli gördüğünü söylemeli. Kadın da kocasını görür görmez günlük sorunlardan yakınmaya başlamamalı. Evet, evlilikte sorumluluklar paylaşılmalı, ama bu beraberliğin sadece sorumluluk paylaşmayı amaçlamadığı da unutulmamalı.

 

Kadınla erkek, akşam sohbetlerinde ikisini de yakından ilgilendiren konulara değinmeli.

 

Eşler birbirlerinin tam zıddı olsalar da mutlaka tartışabilecekleri ortak bir konu vardır. Aşk ateşinin sönmemesi için eşlerin birbirlerini çok iyi tanımaları gerekiyor. Erkeğin, eşinin zevklerini bilmesi akıllıca bir davranış olur. Kadının sevdiği aktörler, beğendiği filmler, okuduğu kitaplar, hoşlandığı müzik türü, bunun içinde yer almalı. Erkek eşiyle sohbet etme zemini ararken bu liste onun çok işine yarayacaktır. Aynı yöntem kadın için de geçerlidir. Eşler böyle bir araştırma yapmaya çalışırlarken, aslında eşlerini hiç de iyi tanımadıklarını farkedecekler. Ve eksiklerini tamamlamak için birbirleriyle daha çok ilgilenecekler.

 

BENCİLLİĞİN YARARI

 

Evlilikte biraz da bencil olmanın yararları var. Kadın kendini yorgun ve isteksiz hissediyorsa, köşesine çekilip sevdiği bir şeyle oyalanarak sıkıntısını geçirmeli. Sıkıntısının huzursuzluğunun acısını eşinden çıkarmaya kalkışmamalı. Böyle zamanlarda eşler birbirlerini rahat bırakmalı. Kadın da erkek de özgürce davranabilmenin tadını çıkarmalı. O sıkıntılı dakikalar geçtikten sonra eşler kendilerini birbirlerine daha yakın hissederler.

 

Kadın da erkek de kendine zaman ayırabilmeli. Evliliğin birinin gölgesi olmadığını kadın da erkek de kabul etmeli. Eşler birbirlerine anlayışlı davranmaya başladıkları zaman birbirlerine açılma eğiliminde olurlar. Ve küllenmeye yüz tutan aşk ateşi birden güçlenir.

 

FİZİKSEL TEMAS

 

Fiziksel temas, her zaman işe yarar. Eşler, ne kadar sık fiziksel temasta bulunurlarsa, kendilerini birbirlerine o kadar yakın hissederler. Eşler, kendilerini evin, ailenin sorunlarına kaptırıp baş başa eğlenmeyi unutmamalılar. Ayda bir kez olsun evin dışında bir yerde buluşup baş başa vakit geçirmek çok yararlıdır. Eşler flört dönemlerindeki davranışlarını tekrarlamaktan zevk alırlar. Günlük yaşamlarına döndükleri zaman ise evlilikleri yenilenmiş olur.

 

Bir elmanın iki yarısı olmayın

İnsanlar sihirli, sorunlardan arınmış, kusursuz bir ilişki hayal ederler. Oysa bu her zaman mümkün değil. En mükemmel beraberlikler de bile sorunlar yaşanıyor. Bu sorunlar ise ancak beraberce aşılabilir. İnsanbilim Enstitüsü'nden Psikolog Oya Fidanoğlu ile, ilişkilerde karşılaşılan sorunların nedenleri ve çözümleri üzerine konuştuk.

 

Evli ve evliliğe hazırlanan çiftlere yapılan danışmanlığın farkı nedir?

 

Evlilik bir sistemdir. Evlilik içindeki bireyler kadar evliliğe hazırlanan ya da evlilik düşüncesi söz konusu olmasa bile ilişki içindeki bireyler de bir sistem içindedir. Bu nedenle evli olsunlar ya da olmasınlar çiftlerde yapılan danışmanlıkta, o sistem içindeki bireyler arasındaki ilişki ile çalışılır. Her iki durumda da bireylerin zihinlerindeki problemlere takılıp kalınmaz; kişilerarası ilişki ve süreçleri üzerinde yoğunlaşılır.

 

Başvuru nedeni ne oluyor?

 

Evlilik hazırlığındaki çiftlerde ise ilişkide yaşanan sorunlar yüzünden ilişkiden korkma, evlenme kararını bir türlü alamama ya da kararı erteleme gibi sorunlarla karşılaşılıyor. Diğer başvuru sorunları ise şunlar; kişilerin problemlerini çözmede başarsızlık yaşamaları, bazı yaşam döngüsü içinde geçişlere uyum sağlama güçlüğü çekmeleri, çiftler arasında memnun olunmayan bir hiyerarşik yapı olması, birbiriyle ilgili katı, olumsuz geri bildirimlerde bulunmaları, uzun süredir devam eden gerginlikler, duygusal kayıplar olması vs.

 

Evlilik aşkı öldürüyor olabilir mi?

 

Birbirine aşık olan bireyler yaşamlarının yalnızca eşleriyle heyecanlı, anlamlı olacağını düşünürler. Birlikte uyuyup uyanarak, herşeyi beraber yaparak, verdiği kadarını alacağını düşünerek sınırsız ve belki de sonsuz mutluluk beklentisi içindedirler. Atılan adımların aynısı ötekinden de beklenir. Bir ilişkiden pişmanlık, öfke, hayal kırıklığı ve umutsuzluğun ötesinde şeyler istenir. İlişki içinde bunlar ortaya çıktığında bireyler incinmek, reddedilmek, terk edilmek ve sevgisiz kalmaktan korkarlar.

 

Evlilik hazırlığında ve evli olanların yaşadıkları çatışmalar nelerdir?

 

Evli ve evli olmayan bireyler için genellenerek şunlar söylenebilir; kişilerin ilişkide birbirlerine koydukları ve üstlendikleri, aldıkları pozisyonlar ve roller vardır. Bu roller tekrarlana tekrarlana ilişki içinde kalıplar oluşur. Örneğin; bazen çiftlerde biri diğerinden üst konumda olmak ister. Diğeri de aynı biçimde davranırsa bir güç çatışması mücadelesi ortaya çıkar. Bazen de çiftler arasında karşılıklı eksiklerin tamamlandığı 'tamamlayıcı ilişkiler' kurulur. Örneğin; karamsar-neşeli, anne-çocuk, efendi-uşak vs. gibi hiyerarşik bir ilişkidir. Çiftlerden biri verilen ya da aldığı rolü bırakmak ister de öteki bunu onaylamazsa çatışma yaşanır.

 

Çiftler ilişkilerinde nelere dikkat etmeliler? Önerileriniz neler olabilir?

 

Her birey kendini ve diğerini gözlemlemelidir. Bireyler arasında daha açık ve etkili bir iletişim kurulmalıdır. Her ilişki bir alışveriş olduğu için ilişkide sözel olmayan mesajların etkisinin iki insan arasındaki etkisi sorgulanmalı. Bir birey diğerine sözel olarak çok etkileyici, üzücü, kırıcı, incitici, reddedici, onaylamayıcı bir şey söylemiyor gibi görünse de ses tonu, vurgusu, vücut dili, bakışı öteki üstünde sözcüklerden daha önemli etki yaratabilir. Her tartışma sanki gerçekten konuyla ilgiliymiş gibi düşünülür. Tartışma-uzlaşma, biçiminde aynı 'film' defalarca en baştan tekrarlanır. Burada önemli olan içeriğin dışına çıkabilmektedir. Kişiler tartışmayı ve konusunu bir kenara bırakarak ilişkileri ve bu olanlar hakkında konuşmalıdırlar. Bir anlaşmazlık/problem durumunda bile ‘‘karşımdaki de benimle aynı şeyi düşünmeli, o da bunları yaşadı, konu hakkındaki bilgimiz aynı‘‘ diye kabul ederse ve karşıdaki durumu düzeltmezse, öteki buna kırılıp darılabilir. Yine benzer biçimde ‘‘tek doğru, tek gerçek var, oda benim bildiğim. O bunu göremiyorsa ya mantıksızlığın ya da beni sevmemesinin sonucudur‘‘ diye bir kalıp yargıyla olay kısır döngülerle tekrar başlayacaktır. İlişkide her iki taraf birbirini olduğu gibi kabul etmelidir. Asıl önemlisi kişiler öncelikle kendileriyle ilişkilerini sorgulamalılar.

 

İdeal ilişki

 

Açık/etkin iletişim

 

Esnek güç dağılımı

 

Her bireyin kendisi olması hakkında bir seçme özgürlüğü

 

Yapıcı uyarıları değerlendirmek, olumsuzları da rahat karşılamak.

 

Sıkıntılar karşısında stres yaşanmasına tolerans göstermek, bir tek karşıdakini sorumlu görmemek

 

Zaman içinde değişim göstermek, uyumu korumak

 

Evlilik aşkı öldürmez

Selim Soydan ile Hülya Koçyiğit çifti, 38 yıllık evliliklerinde ‘Evlilik aşkı öldürmez’ diyorlar.

DENİZ UÇAĞINDA BANA EVLENME TEKLİF ETTİ

 

Selim Soydan: Evlilik aşkı öldürmüyor, yok öyle bir şey. Olaya, ‘Ölmeyecek bu aşk’ diye bakacaksın. Onu sen her gün sularsan, ölmez. Tam tersi her gün yeni filiz verir.

 

Hülya Koçyiğit: ‘Ben bu heyecanı ömür boyu yaşamak istiyorum’ dediğin ve öyle davrandığın zaman evlilik aşkı öldürmez çocuklar.

 

S.S: İlişkiyi taze, canlı tutmanın formülleri vardır. Bunlardan bir tanesi, erkek bir kere evini özleyecek, evine dönmek isteyecek. Bir erkek sabah evinden güleryüzle, eşi tarafından öpülerek çıkarsa, akşam mutlaka evine döner. Döndüğü zaman bir de karşısında hoş, saçını yaptırmış, şık giyinmiş bir kadın görürse tamamdır. Asla o erkekten korkmayın. Bir de kısa ayrılıklar evliliği, aşkı ayakta tutar.

 

H.K: Ama tek taraflı değil Selim Bey. Erkek de kendine özen göstermeli değil mi? Sonuç olarak karşılıklı emek ve özveri bunları da kapsar.

 

S.S: Tabii ki. Önemli olan başka bir nokta ise sürprizler. Ben eşime sürpriz yapmaya bayılırım. Mesela durup dururken bilet alır, onunla Londra’ya tatile gideriz. Sadece ikimiz. Hülya seyahati çok sever. Ben onun sevdiği şeylere hep ortak olmak isterim. Ya da sevdiğim şeylere onu ortak ederim. Önemli olan bunu isteyerek, içinden gelerek yapmaktır. Zorla değil!

 

Aysun Kayacı: Emre de sürprizlere bayılır. Eğer Emre işinde tatmin olmayan günler geçiriyorsa, o zaman onu mutlu etmek bana düşüyor. O mutlu olduğu zaman da inanılmaz verici oluyor. Ben de Selim Bey’e katılıyorum. Kısa ayrılıklar ilişkiyi müthiş canlı tutuyor.

 

Emre Aşık: Kısa ayrılıklar derken yanlış anlaşılmasın. Mesela ben kampa gidiyorum ya da Aysun işi için yurt dışına gitmek zorunda kalıyor. İşte o ayrılık döneminde birbirimizi çok özlüyoruz.

 

S.S: Bu ayrılıklar hep olsun. Bundan korkmayın arkadaş.

 

SELİM KAMPA GİDER, BEN ÇEKİME KAVUŞMAK ÇOK TATLI GELİRDİ

 

H.K: Mesela Selim kampa gider, ben de Anadolu’da film çekerdim. Sonrasında kavuşmak o kadar tatlı gelirdi ki. Bazen kızım Gülşah, ‘Hep aynı şeyleri yaşıyorsunuz. Sürekli dudak dudağa, yanak yanağa dolaşıyorsunuz. Sıkılmıyor musunuz ya da alışkanlık yok mu sizin hayatınızda’ der.

 

A.K: Emre de Selim Bey gibi sürpriz yapmaya bayılır. Evlenme teklifini anlatayım sizlere. Bir gün Bodrum’a gidiyoruz. Havaalanına geldim, Emre’nin bir deniz uçağı kiraladığını gördüm. Şaşırdım. Tabii o ana kadar hiç aklımdan böyle bir şey yapacağı geçmiyor. Neyse uçak ile Bodrum’a gitmek üzere havalandıktan birkaç dakika sonra bir anda şampanya patladı, etrafa çiçekler saçıldı. Ben hálá ne olduğunu anlamıyorum. Bir anda yüzüğü çıkardı ve ‘Benimle evlenir misin’ dedi. Delirdim! Akşam da keman eşliğinde yemek yedik. Müthiş bir gündü benim için.

 

S.S: Annelere de dikkat edin çocuklar! En önemli şey bu. Annenizin ya da ailenizin evinize müdahele etmesine sakın izin vermeyin.

 

H.K: Bütün kaynanalar seni boykot edecek!

 

S.S: Hepsine saygı duyuyorum, bir şey söylemiyorum ama bu da gözardı edilemeyecek bir gerçek.

 

E.A: Selim Abi, bütün söylediklerinin altına imzamı atıyorum. (Gülüşmeler) Acemilik dönemini atlattık. Sizin kadar tecrübeli olamasak bile biz de bu ilişki içinde epey bir yol aldık. O yüzden ileride çok büyük problemler olacağına inanmıyorum.

 

S.S: Bak Emre’ciğim bir kadın için çalışma hayatı da önemlidir. Hem kadın için, hem de evlilik için önemlidir eşinin çalışması. Ona her zaman destek ol.

 

E.A: Daha tanıştığımız ilk günden itibaren destek oluyorum, Selim Abi. Hiç karışmam onun işine...

 

A.K: Ben de dikkat ediyorum tabii ki. İş seçiyorum, her işe gitmiyorum. Yani karışmasını gerektirecek bir neden olmasına izin vermiyorum.

 

E.A: Ben Aysun’un yaptığı işe saygı duyuyorum.

 

S.S: Ben Hülya’yı tanıdıktan ve evlendikten sonra mesleğinde hep ona yardımcı, destek oldum. Sakın engelleme hiçbir şeyi. Engellediğin zaman belki o an eşin hiçbir şey söylemeyebilir ama o yara ileride çıkar. Onu, bu anlamda üzme. Hiçbir şekilde eşini üzme. Eğer sen onu üzmezsen, o da seni üzmez zaten.

 

E.A: Ben onu hiçbir şekilde üzmem, kıyamam ki ona.

 

EVLENMEDEN ÖNCE ÇAPKINLIK YAPMASI EVLİLİĞİMİZE YARADI

 

S.S: İyi ki evlenmeden önce çapkınlık yapmışım. Nedenini söyleyeyim, Hülya Hanım’ı aldıktan sonra hiçbir şey yapmadık. (Gülüşmeler)

 

H.K: Selim’in evlenmeden önce çapkın olmasının çok büyük avantajını yaşadık. Gözü doymuş, tok bir insan olarak karşıma çıktı. Sonradan şöhreti, parayı bulup, gelsin kadınlar dönemini geçmişti. Kadının da çapkını var, olmaz olur mu? Ama erkeği tarafından doyurulan, tatmin edilen bir kadın bir başka arayışa girmez. Sonuç olarak çapkınlık, erkeklerimizde olan bir eksiklik ya da alışkanlık.

 

S.S: Aynı şey Emre için de geçerli. İster istemez top oynadığın sürece hanımların yoğun ilgisiyle karşılaşacaksın. Ancak öyle bir noktaya geliyorsun ki bu bende de oldu, ‘Ben hiçbir şey istemiyorum, evlenmek, yuva kurmak istiyorum’ diyorsun. Bunlar olmasa, anne-baba zoruyla evlendiriliyorsun ya da treni kaçırıyorsun. İşte bunlar büyük felaketlere yol açıyor.

 

A.K: Ben Hülya Hanım’a katılıyorum. Kadınlar erkeği tarafından maddi ve manevi anlamda tatmin edildiği sürece mutluluğu asla dışarıda aramazlar. Eğer bir erkek evinde mutluysa ve zamanında doyuma ulaşmışsa, o erkeğin asla gözü dışarıda olmaz. Emre için de çok çapkın, çok geziyor denildi. Ama biz birlikte olmaya başladıktan sonra hiçbir hatasını görmedim. Şimdi ‘İyi ki zamanında çok gezmiş, çapkınlık yapmış’ diyorum.

 

Aman annelere dikkat çocuklar

 

S.S: Beni iyi dinleyin çocuklar! Hülya hamileydi. Anneme, ‘Sakın Hülya’nın haberi olmadan bizim evden hiçbir şey isteme ve Hülya’yı öyle sürekli evine çağırma’ dedim. Aynı şeyleri Hülya’nın annesine de söyledim.

 

H.K: Bu konuşma, ‘Bizim evimize, evliliğimize bir müdahale etmeyin’in Selimcesi... Size başka bir şey anlatayım, bir gün, kayınvalidem ciddi rahatsızlandı. Öyle ki artık ölümü bekleniyordu. O sırada sekiz aylık hamileyim. Bir gün, ‘Artık annenizin son zamanları, onu gelip görün’ diye haber geldi. Selim o sırada kampta olduğu için ona haber vermedik. Ben koşup kayınvalidemin yanına gittim. Sonra Selim’i aradık. Selim kamptan çıkar çıkmaz annesinin yanına gideceğine direkt benim yanıma geldi ve ‘Neden oraya gittin! Ya sana, çocuğa bir şey olsaydı’ diye bağırmaya başladı. Annesi ölüyordu ve onun yerine beni düşünüyordu. Bu da hayatın gerçeğiydi.

 

S.S: Ben doğru olanı yaptım. Bakın çocuklar, sakın annenizi, ailenizi hiçbir şeye ortak etmeyin. Onları dinleyin ama sakın hayatınıza müdahale etmesine izin vermeyin. İşte huzurlu bir evliliğin bir başka püf noktası da budur. Çünkü anneler mutlaka sizleri sahiplenmek isterler. Mesela gün yaparlar, gelinlerinin hizmet etmesini beklerler. Ne hizmeti? Böyle bir şey olmaz.

 

H.K: Ama arkadaşlarının yanında gelinini yani Hülya Koçyiğit’i görmek istemesi de çok doğal.

 

S.S: Değil! Annesine de söyledim. ‘Bana çok kızacaksanız ama bu iş ancak böyle yürür’ dedim. Hiçbir yerde Gülşah’ın kalmasına izin vermedim. Bunda da problem olur. Çocuk evini, büyüyeceği yeri bilmeli. Herkes benim diyor, sahipleniyor. Benim diye bir şey yok ki. O çocuk bizim, biz yetiştirmeliyiz.

 

A.K: Türk erkeklerinin hamilelik psikolojisinden haberleri yok. Sizin bunu fark etmeniz müthiş bir şey. Ayrıca bizim ailelerimiz de hayatımıza müdahale etmiyor. Tabii ki akıl alıyoruz ama kararları ikimiz veriyoruz.

 

S.S: Erkek anneleri biraz daha kıskançtır. Onun dediği olsun, o evi ben yöneteyim ister. Olmaz böyle bir şey.

 

H.K: Semra Hanım diye bir kaynana modeli var mesela. Genel olarak anlayış bu. Böyle olmasa bu hanım bu kadar desteklenmez, ilgi görmezdi.

 

E.A: Annem başından itibaren bizim ilişkimizi destekliyor. Bir an önce evlenmemizi isteyen de annem zaten. Tek erkek çocuk olduğum için üzerime düşüyor ama o kadar karışan bir anne değil.

 

Çok kıskanılacaksın Emreciğim

 

S.S: Size bir hakikati daha söylemek istiyorum. Hoş, güzel ve ünlü bir kadını taşımak, onunla bir hayatı paylaşmak çok zor bir şeydir. Bu paylaşımda kadının mutlaka yardımı gerek. Eğer kadın, bu anlamda erkeğine yardım etmezse, o ilişki içinde çok zorluklar yaşanır.

 

H.K: Bu iki genç de çok popüler. Bizim hayatımızda da böyleydi. Ama Selim kendine çok güveniyordu ve herhangi bir kompleksi yoktu. Sokağa çıktığı zaman onu da herkes tanıyordu.

 

S.S: Bu kompleks meselesi değil sevgili Hülya Koçyiğit. Ben de ünlüydüm ama şöhretli ve güzel bir kadının adı her ortamda istekle, kıskançlık ve arzuyla anılır. Bir erkek olarak bunları taşımak kolay değildir. Ancak senin ailene ve bana olan tavrın, sana ‘seksi kadın’ gözüyle bakılmasını engelledi. Her zaman saygın bir gözle bakıldı sana. Senin bu saygınlığın sayesinde ben her yere rahatça girebildim, başımı dik tutabildim. Bunlar çok önemli ve zor şeylerdir. O yüzden Emreciğim sen de çok kıskanılacaksın. Bunu sakın unutma. Çünkü alacağın kadın hoş ve saygın bir kadın.

 

H.K: Yani sadece güzel bir kadın olduğum için mi bu kadar ilgilendin benimle. (Gülüşmeler)

 

S.S: Bak şimdi hemen nerelere çekiyor! Ben başka bir şey anlattım biraz önce. Senin saygınlığın, temizliğin sayesinde, benim başım hep dik oldu sevgili Hülya Koçyiğit.

 

H.K: Anladım birtanem. Bu iki genç de birbirlerini mükemmel taşıyor. Huzurlu, mutlu olmasalar yedi yıl sürer miydi? İnşallah nikah şahitlerinizden biri ben olurum. Benim şahitliğim de uğurlu gelir. Bir de işin peşini bırakmam. Evlendikten sonra ‘Nasıl gidiyor’ diye mutlaka sorarım. Size söyleyecek bir şeyim yok. Hiç birbirinizin elinizi bırakmayın. Hep sıkı sıkı tutunun birbirinize, olur mu çocuklar?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Evlilik aşkı ölddürmez bence kişilere bağlı nasılsa elimin altında diye, nasılsa benim oldu diye ,boşvermişlik başlarsa aşk ölür ..bana kalırsa evlendikten sonra aşk bitiyorsa önceden de aşk yaşanmamıştır .yaşadıkları elde etme veya pek çok şekilde adlandırılabilinir aşkı genelde bitiren gözlemlerim sonucu erkek evllenmeden önce karşısındakini etkilemek için yapmadığı kalmıyo ama evlendikten sonra nasılsa benim diye boşvermişlik başlıyor heycen bitiyor monoton bir hayat yerine geçiyor kadınsa garibimmm..:rolleyes:ne oldu bize böyle ama beni seviyodu aşıktı karışıyo ...:wallbash:Sahte duygular yaşanmadıysa aşk ebediydir o heycanı kaybetmemek kişilere bağlı :polling:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...