Jump to content

Astral Seyahat Nasıl Yapılır? ( Deneyimler,Tecrübeler,Açıklamalar) Güncel


Guest pyramid

Önerilen Mesajlar

peki şöyle bir soru sorayım....çakralar ve astral birbiriyle ilintilimidir...doğu felsefesindeki çakra açmayı biliyoruz..islam tasavvufunda bu nasıldır????doğu felsefesinde bahsedilen katlarla..islam tasavvufundaki nefs mertebeleri hakkında bilginiz varmıdır??bunlar astralle alakalımıdır.??hiç tasavvufun içinde olmayıp astral yapanlar var...bunlar nerede dolaşır..sadece düşler bölgesindemi??

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Şöyle söyleyeyim, bir hakikate giden yol bir değil belki binlercedir.

Bir bilgi vardır , bu konuda ilim sahibi olanlar öne sürer, o da şudur ki;

eski zamanlarda insanların zaten doğal psişik yetenekleri varmış. Çakralarını açabilmek için, üçüncü gözlerini açabilmek için tonla deneyim yapmalarına gerek yokmuş. Lakin maddiyata gittikçe artan rağbet, ve bu yeteneklerin kötüye kulllanılması neticesinde, bu özellikler zaman içinde yitirilmiştir.

Bununla altını çizmek istediğim nokta şudur ki, astral seyahatin, aura görmenin, çakraları açmanın tasavvufiyetle bire bir alakası yoktur.

Ne şekilde bir alaksı var derseniz, şu şekillde örneklerim;

Hayatı bütün insanlar yaşar ve bütün insanların yaşayış şekli aynı değildir. Kimisi ilimde kat be kat üstün kimisi o üstün olanın gerisindedir. Fakat hepimiz bu dünyada yaşıyoruz.

Bununla bağlarsak, hepimizin bu özellikleri var ve ortaya çıkarmak için imkansız ya da gizemli bir şey yapıyor havasıı vermemiz saçma olur.

Yalnız hayatı bilmeyen insanlar nasıl ki, başkalarının tesiri altında yanlış şeyler yapabiliyor aynı şekilde, artık beş duyuyla sınırlandırılmış hayatta altıncı duyu dediğimiz gayb alemine dair bir şey bilmeyince de hatalar yapabiliriz. Bunun için yapmak için heves etmekten önce ciddi bir araştırma gerekir.

Merak hem en güzel duygudur insana verilen hem de en büyük baş belası..

Onu en güzel şekliyle hayata sokmak lazım..

Astral seyahata çıktığınızda, iki kaşınızın arasında ciddi bir açılım hissedersiniz. Hatta ben illk deneyimimde müthiş bir gökgürültüsü sesiyle çok hızlı bir iniş yapmıştım bedenime. Çakralardan bir de örneğin bu iki kaş arasındaki alında bulunan üçüncü gözdür.

Bu üçüncü gözü biraz çabayla aktif hale getirebilirsiniz lakin dediiğim gibi, öncelikle yaptığınız şey nedir ne değildir? Hangi amaçla yapıyorsunuz? Size hangi noktalarda yardım eder? bu sorulara bir cevap vermeniz lazım..

Tüm ruhsal güçlerinizi açığa çıkartamada korku ve tabularınızı yıktıktan sonra

Ruhunuzu sinir, nefret, kin gibi negatif duygulardan arındırmalısınız. Huzuru kendi kendinize telkin etmelisiniz.

Eğer ki astral seyahatı hayatınıza kazandırırdsanız,

aslında merak ettiğiniz soruları çok rahat bir şekilde bulabilirsiniz.

Bunun için işte bilgili olmanız gerek. Yanlış tesirlerin altında başka yönlere kaymamalısınız.

Diğer boyutun sakinleriyle irtibat yerine kendinizi geliştirmeniz için çok güzel bir fırsattır.

Çünkü zaman kavramı başka işler astral seyahat yaptığınızda.

Ve hız kavramı tabi kli..

Bir çok ilimi, Çin-Tibet tarafındaki lamalar gibi araştırabilirsiniz.

Kendinizi keşfedebilirsiniz.

 

Ama amaçlarınız ne kadar düşük olursa , o kadar başka tesirlerin altında ama farkında olmayarak kendi hisleriniz gibi enjekte edilen hisleri yaşarsınız..

Gerçekten basit bir mevzu değil yani.

Ama zor da değil..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

islam İslâm Sûfizmi’nin bizlere sunduğu her yönüyle “mükemmel” yol son zamanlarda moda hobi haline gelen “Uzak Doğu” mistik felsefeleriyle örtülmeye çalışılmaktadır. Bu örtmeye karşı ; “İslâm Tasavvufu Hak’dır Uzak Doğu felsefeleri Bâtıl’dır” fetvâsı aklımızı ve kalbimizi tatmin etmeyebiliyor. Tatmin olmamız için bâtılı gerçek gibi göstermeden biraz da olsa tanımlamamız gerekiyor. Bu niyetle fazla detaya inmeden İslâm Sûfizmi’ni ve Uzak Doğu felsefesi’ni birkaç ana hattıyla tanımlamaya çalışacağız.

***

Kur’an’da ismi geçen Rasuller’den başka ismi geçmeyen daha binlerce Rasul olduğu mâlumdur. Hatta çoğula işaret eden “binlerce” kavramını “milyonlarca” olarak da düşünebiliriz. Kur’an her kavme “uyarıcı bir Rasul” gönderildiğini açıkça beyan ediyor.

“Rasul” kavramını en zahir yönüyle düşünelim. Rasul… insanlara hakikatini hatırlatan kişidir. Kendi toplumunun dili ile konuşur. Kendi toplumunun “insan-dünya-evren-ölüm ötesi yaşam” inançlarındaki temel motifleri Allah indindeki “orijinal” formlarına “tedricen/yavaş yavaş” döndürür. Meselâ… evrensel anlamda “Tek Yaratıcı Varlık” inancı Orta Doğu ve Mısır bölgelerinde hâkim bir kültürdür. Orta Doğu toplumuna gelmiş bir Rasul Mûsa öncesi ve Mûsa sonrası “Tek Yaratıcı Varlık” inanç motifini toplumsal bir kültür ögesi olmaktan çıkarıp “orijinal” formu olan “Allah Gerçeği”ne döndürmeye çalışır. Hz.İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ ve “Son Nebî” Hz. Muhammed a.s. bunu yapmışlardır.

***

İnsan bedeninin “enerji merkezleri” anlamındaki Sanskritçe “çakra” kelimesi İslâm tasavvufunda “lâtife” ismi ile bilinir.

***

Uzak Doğu (Hindistan, Çin, Tibet,) toplumlarında “Tek Yaratıcı Varlık/Tanrı” kültürü bizim bildiğimiz anlamda yoktur. “Tek Yaratıcı Varlık/Tanrı” kültürü “Tek Evrensel Öz” olarak algılanmaktadır. Ve Uzak Doğu insanının kültürüne göre “Tek Evrensel Öz”e ermenin yolu bedendeki “çakraları” en ideal enerji düzeyine ayarlamaktan geçer. Bu kültürde insan bedeninin hemen hemen her noktasının “enerji haritası” çıkarılmıştır. Yedi enerji merkezini (çakraları) ve diğer enerji noktalarını tanımak, kullanabilmek ve dengeleyebilmek için tapınaklarda çok uzun yıllar çok çetin açlık-inziva kürleri yapılması gerekmektedir. Fakat bu sistem bireyi toplumdan soyutlamakta ve dünya gerçeğinden kopuk “keşişler sınıfı” oluşturmaktadır. Keşişler “açık çakra”lı egzotik yaşam hallerinden memnundurlar ama çakraların büyülü dünyasından milyarlarca Uzak Doğu insanı da bihaber yaşamaktadır. Bir çakranın tanınması ve “akordunun yapılması” en az üç yıllık bir açlığı (günde bir avuç kavrulmuş arpa-mısır, üç günde bir bardak su) ve üç yıllık bir inzivayı (zifiri karanlıkta tek başına kalmak) gerektirir.

Uzak Doğu toplumlarına gelen Rasuller o kültürdeki “Evrensel Tek Öz”e ermek inancını ve “çakra açma çılgınlığı”nı onların dilini ve inanç motiflerini kullanarak tedricen/yavaş yavaş Allah Sistemi’nin doğal yaşamına döndürmeye çalışmışlardır. Onları keşişlikten ve mağaralardan ve tapınak yaşamından kurtarmaya çalışmışlardır.

Bazı İslâm Düşünce tarihçileri… meselâ Hocam Prof. Dr. Nihat Keklik… “Budha”nın aslında bir Rasul olduğu tezini ileri sürmektedirler. Mûsâ’nın “evrensel beyanının” “yerel kültürle” zaman içinde örtülmesi gibi Budha’nın “Allah Gerçeği” beyanının da Uzak Doğu yerel kültürleriyle zaman içinde tekrar örtüldüğünü… insanların Budha’nın tebliğini ondan sonra tekrar keşişliğe ve “çakra açma çılgınlığına” döndürdüklerine işaret etmektedirler.

***

Orta Doğu Arap toplumu içinde dünyaya gelen “Zirve Rasul” Ve “Son Nebî” Hz. Muhammed a.s. kendisinden önceki ve kendisinden sonraki tüm “insan-dünya-evren-ahiret” gerçeklerini “ibadet ve ahlâk” prensipleri olarak cem etmiştir.

Salât/namaz, savm/oruç ve hac bedensel ibadetlerdir ve bu ibadetler insanları inzivâ keşişliğine, çakra açma çılgınlığına düşürmeden bedenin enerji merkezlerini/enerji noktalarını akort eder. Bedensel ibadetleri “Muhammedî ahlâk” tamamlar ve gayesine erdirir.

Meselâ “Muhammedî ibadet”ile;

üç yıl toplum içinde hiç gıybet etmeden konuşmak…

mide tam dolmadan sofradan çekilmek/son hadde kadar acıkmadan tekrar sofraya oturmamak… başkalarına “asalak” olmadan helal bir kazanç ile yaşamak prensiplerini uygulayalım.

Bir de Tibet’e gidip üç yıl bir mağaraya çekilip açlık ve yalnızlık çilesine girelim… Sonuçta iki çalışma da bazı çakraları/enerji noktalarını açar.

Tibetli keşiş (lama) inzivadan çıkınca bedenlerimizi çevreleyen enerji alanlarını (manyetik alanları) çeşitli renkler halinde görür. Yalan söyleyeni oluşan “manyetik alan rengi” ile hemen anlar. Buna “üçüncü göz” ile algılama denilir.

Üç yıl toplum içinde Aziz Mahmud Hüdâi gibi ciğer satarak geçinen, gıybet etmeyen, dengeli/az ve öz beslenen, Muhammedî ahlâk prensiplerine uyan bir “sûfî”nin de bazı “lâtifeleri” açılır. İnsanların gizli hallerine vâkıf olabilir. Fakat İslâm Sûfizmi’nde başkalarının gizli hallerini ( mesela… yalan söyleyip söylemediğini) yakalamak için açılan “kalb gözünü” kullanmanın çirkinliği “hastalık kanını sergilemek” mecazıyla eşitlenerek anlatılmıştır. Ve bir menkıbe ile de belirginleştirilmiştir:

Dağ başında “inziva” ile evliya olan bir adam ağustos sıcağında şehire inerken mendiline kar doldurur. Ayakkabı tamircisi “şehir evliyası”nı ziyarete gider. Dostuna erimeyen karı ikram eder. Bu esnada ayakkabısını tamir için gelen bayanın zerafetine gözü takılır ve “keramet bozulur”.. mendildeki kar erimeye başlar. Ayakkabı tamircisi ise her gün şehirde bin bir türlü keramet bozan tehlike içinde olduğu halde “evliyalığını muhafaza” etmektedir.

***

İbadet ve mistik çalışmalarda “çakraların” ve “lâtifelerin” açılması mümkündür. İslâm Sûfizmi’nde toplum dışı kalmadan “kalb gözünü” açmak çok daha kısa ve kolaydır. Namazda, oruçta, hacda bedenimizin enerji merkezleri bin bir hikmetlerle uyarılmaktadır. Fakat hem Rasulullah a.s.’ın yaşamında hem de O’ndan sonra O’nun yaşam sırlarını seyri süluk haline getirmiş sûfizmde bedensel enerji merkezleri ve noktaları üzerinde teferruatlı şekilde durulmamıştır. Daha pratik ve her insanın rahatlıkla yararlanabileceği bedensel Muhammedî ibadetler ve Muhammedî ahlâkın bütünleştirilmesi esas alınmıştır… buna “Muhammedî kısa yol” diyebiliriz.

Muhammedî bedensel ibadetleri dikkatle yapan ve Muhammedî ahlâkı dikkatle yaşayan her müslümanın tüm çakraları açılır, tüm enerji merkezleri/lâtifeleri sağlıklı çalışmaya başlar… fakat fark edilemez. Fark edilmesi gerekmez… fark edilememsi daha hayırlıdır. Bundan dolayı sünnette ve tasavvufta çakra/lâtife açılımlarının izleri kapalı bırakılacak bir yapılanma oluşturulmuştur.

En güzel çakra açılımı… bu tarzdaki “Muhammedî kısa yol” ile açılım yapmaktır. En güzel çalışan çakralar ve lâtifeler ise başkalarının ayıbını, kusurunu, gizli hallerini “kalb gözü ve üçüncü göz” ile “röntgenletmeyen” İslâm Sûfizmi’nin çalıştırdığı çakralar ve lâtifelerdir.

***

“Muhammedî kısa yol”u yaşam felsefesi haline getirmiş her müslümanın tüm çakralarının tüm lâtifelerinin sağlıklı çalıştığına inanıyorum.

***

Doğal beş duyu algılarımız ötesinde “keşif/durugörü” adı altında “metafizik görüntüler/metafizik hisler” oluşursa “çakra/lâtife” ve “ruh/beden” sağlığımız ve dengemiz bozulmuş olur… sağlığımıza dikkat etmeliyiz.

***

Aklımızla bedenimizin özelliklerini, çakra bilgilerini, enerji merkezlerini, ibadetlerin bunlar üzerindeki etkilerini-etkileşimlerini araştırmak, bilgilenmek de bir tür “ibadettir”. “Muhammedî Kısa Yol” ilkesi içinde kalmak şartıyla merakı olanların “metafizik konuları” araştırmasında bir sakınca yoktur. Kendi adıma… bu konularda çok genel hatlarla araştırma ve bilgilenmeyi tercih ediyorum, lâtifeler dünyasının derinliklerine teferruatlı inmeyi veya Uzak Doğu’nun çakra mahzenlerinde gezinmeyi göze alamıyorum. Çünkü buralarda kaybolmak çok kolay geri gelmek ise imkânsızdır. Çünkü gezinti rehberleri (mürşitler/gurular) sadece yol gösteriyor… boynumuza ip takarak asılıp götürmüyor… asılıp geri getirmiyor.

“Ben hem götürürüm hem geri getiririm ben sağlam ve güvenli bir mürşidim/guruyum” diyenleri ciddiye almamanızı tavsiye ederim. Çünkü Allah’ın sisteminde kimse kimseyi sırtına alarak taşıyamaz… Allah herkese kullanması için ayrı ayaklar, ayrı beyinler ve ayrı kalbler vermiştir.

 

(Alıntı)

--------------------

ve yine başka bir soru sorucam size....

--------------------

yol üzeri giden kimselerin günlük zikir ibadet vs çalışmalarında aldıkları istem dışı görüntüler durugörümüdür...astral illaki ayrışmamıdır..arada fark varmıdır.... vede bu yol üzerinde olunduğunda astralde bir ruhanimi yardım eder...çıkıp gideyim demeden önce bir hazırlık gerekirmi???

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bir hazırlık gerekir mi demişsiniz?

Buna hazırlık demek yerine bir yaşam şekline getirmek desek daha güzel olur. Bu hazırlık da maneviyatı kuvvetllendirmektir.

Biliyorsunuz ki maneviyatı güçlü olan kimseler bu tarz kavramları(astral seyahat vb) bilmeseler dahi, basireti kuvvetli insanlardır..

Bir müslümanın basireti bağlı olmaz zaten. Hiçbir şey yapmadan, hisleri kuvvetli olur. Doğruyu yanlışı bir müddet sonra sezgisel olarak bilir..İçindeki sesin şeytani mi yoksa ulvi mi olduğunu bilir.

Birilerinin yardımı demişsiniz?

Aslında bu şekilde kullanmak da yanlıştır.

Nasıl ki siz belirli virdlere devam ettiğinizde söz gelimi Fettah ismini sürekli zikrederseniz, o ismin açılımı sizde açığa çıkıyor.

Öyle de siz bu yola çıkmadan önce, ruhunuzun azığını alırsanız, size birilerinin yardım etmesiinden ziyade, Allah yardım edecektir.

Bu boyutta Allah'ın inayetiyle diğerlerinin kandırmalarının ayrımına da ancak dediğimiz hazırlıkla varabilirsiniz.

Sizin de yazdığınız gibi, İslamiyet kimi akımlarla, temelinde bir düşünürün olduğu dinlerle, bulandırılmaya çalışılıyor.

Örnek vermek gerekirse, yoga yerine namaz kılın kardeşim.

Arınmak için abdest alın..

Ama eski kuran kursu hocalarının değnekleriyle öğrencilerinin kafalarını kırarak verdiği bilgilerdeki gibi değil..

Araştırarak..Namazın,abdestin, zikirlerin ruha ve bedene faydaları bir araştırılsın..

O zaman bir moda olan diğer adları her neyselere ihtiyaç duyulmayacaktır.

Hacı Bayram Velinin, hiçbir vasıta olmadan, binlerce kilometre ötedeki dostlarıyla kalben görüşmesine, aynı anda bir çok yerde görünen evliyalarımıza bakmak varken, neden gidip de bir lama ya bir yogi ye bakalım ki?

Bunlar bilinçli bir şekilde İslamiyetin sulandırılmaya çalışıllmasıdır.

 

İşte bu sebeplerle, önce ibadetlerine, hayatı yaşayış şekillerine bakmalı insan. Bunlardan yana içi rahatsa, imanı kuvvetli ise, bu tarz deneyimler insana verilmiş güzel nimetlerdir diye düşünüyorum..

 

Ve astral seyahata çıkarken, bana yardım edecek birilerini bulayım arayışı ile çıkarsanız, bu bir acizlik yaratır auranızda ve de sizin enerjinizi düşük gösterir.

Bu durumda da enerjinizin düşüklüğünü fırsat bilecek varlıkları unutmamalısınız.

Lakin bu varlıklar diye nitelendirdiklerim, korkunç olarak da canlanmasın hayalinizde. Belki çok güzel de gözükebilir. Gelin görün ki, elinizden çok şey de gidebilir. İmanınız gibi..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

evlenmeden once yaklasık parapsıkolojı ıle ılgılendım ama astral seyahatın hıc bır karasınde kuran okumakla ılgılı bır sey yazmıyordu zaten okudugum kıtaplarda yabancı yazarların kıtaplarıydı. eger astral seyahatı basardınmı dıye sorarsan cok kısa surdu. uyurken bırden sankı suyun ustune cıktıgımı farkettım saga sola donmeye calıstım ama havada asılı oldugumu farkettım fazlaca korkunca hemen uyandım.daha sonrada hıc bırgun hıc bır zaman buna hıc yaklasamadım cok ıstedım seyahat etmeyı halada cok ısterım ama su varkı gezıntı halınde yasanabılecek korkuların olma durumu var. gercı ıyıler hep yukarıda oluyor ama onlarada yetısmek ayrı mesele belkı astral seyaha cıkmıs bu konuda cok derın bılgısı olan bır arkadasımız varsa bana yardımcı olur cok samımıyım nerelerde hata yaptıgımı bılmek ısterım.

sevgıler.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

neden ben bu işi beceremiorum senelrdir bu konuyla ilgilenmeme ragmen bende bis orunmu avr ben niye yapamiorum bu astral seyahati...:( astral syehat yapanalr bana yaridmci olsunlar o karincalanmalardans orna hicbisi hatirlamiove uykuya daliorum :S hersey o ana akdar tam oluo ondan sorna yalan oluo s: :( konstrasyon sorunum ar sanirim ayrdim bekliorums izlerden en cok yapmayi stedigim sey bu :(

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

pyramid arkadaşımben senin dediğin şekilde konsantre oluyorum hatta bilincimde yerinde oluyor yarı uyanık gibiyim yani ama sorun var sorun aynen karıncalanıyorum karabasanlar basıyor beni yani etrafımda bir varlık oluşuyor ben göremiyorum ama hissediyorum yani 3 harfliler bu seferde kendime gelmek için çok çaba harcıyorum bu ne peki resmen beni basıyorlar.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

meraba merve ben, astral seyahati bir kaç yıl önce denemiştim başaramadım. ama lucid rüya bir ara uyanmaya yakın sürekli görüyordum. başlıkları okurken aklıma yaşadığım bir olay geldi. acaba astralmi die düşündüm bilenlere sorayım dedim.3 yıla yakın bi zaman önce uyumaya hazırlanıyordum. yatağım duvara bitişikti yüzümü duvara dönüp yattım. tam dalmaya yakın uyumak üzereyken acayip bir ses duydum. fısıltı gibi sanki arapçamı öle bir dilde birşeyler dio. gözlerimi actım duvarda kendimi gördüm yatıorum öle. sonra yine gözlerimi kapadım cok korktum bir iki dua okudum geçti. arkadaslarım rüyadır diyo ama ben uyanık olduğumu düşünüyorum. çokta inançlı bir insan değilimdir. hatta hiç değilimdir. ama insan korkunca tabi odama Kuran koydum bir daha olmadı. ama son iki yıldır odamda Kuran yok yinede olmuyor. bir dönem erkek arkadasımla evde cok cin çağırırdık ondanmıdır acaba?

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bende denemelere başlıycam şunu çok merak ediyorum diyelim oldu ve yükseldikhani korkmayın diyorsunuz ya diyer varlıkları görünce ne oluyor bir arkadaş saldırabilr yazmış bize maddi zarar veremezler herhalde birde o varlıkları görünce ne yapmamız gerekiyor eğer astral seyahat yapmış olan varsa bize açıklayabilr mi ? göreceğimiz varlıklar ne kadar korkunç nasıllar ki ilk görünce fazla korkmayalım çok mu korkuyoruz bi açıklarmısınız birde kusra bakmayın çok oldu istedeğimiz an hemen dönebiliyormuyuz kontrol bizde mi ?

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...