Jump to content

Aşkını Kanla İmzalayanlar


sevban
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Aşkını Kanla İmzalayanlar

 

Sahabelerle tanışmamız sürüyor. Rasül aşkını; O’nun yoluna can vererek, kan dökerek belgeleyenlerden, aşk mektubunu kanıyla imzalayanlardan üç sahabe ile görüşelim şimdi.

 

Gerdek Odasından Cihad Meydanına:

 

Henüz onaltısında bir delikanlı O…Adı Hanzala.Müşrik orduları Uhud yakınlarına gelerek karargah kurduğunda düğün telaşı içindedir.Savaş hazırlıkları sürerken Rasül’den izin alır ve eşinin yanına gider.O gece eşi Cemile ile birlikte kalır.Sabaha yakın Medine sokaklarında bir ses dalgalanır: “Cihad var cihaaaddd….Rasül sizi Uhuda çağırıyor, cihad var cihaaaddd!... “ Alaca karanlıkta duyulan bu ses, sabah namazı sonrası çıkılacak seferi duyurmaktadır.

 

Hanzala yatağından fırlar, silahını kuşanmaya başlar. Henüz birkaç saatlik eşi: “Nereye, dur hele, henüz gusül bile etmedin!” dediğinde şöyle diyecektir: “Rasül çağırıyor, Onu bekletemem!” Ordu mescid önünden tekbirlerle yola çıkar. Medine’ye dört km. mesafede Uhud’a varılır, kızgın çöl güneşi altında müminlerin Bedir’den sonra ikinci büyük sınavı başlar.

 

Rasül, aslında şehir içinde kalıp gerilla savaşı ile sokak aralarında düşmanı perişan etmeyi planlar. Ancak sahabenin yeni yetme delikanlıları ve Bedre katılamayanlar meydan savaşını çok istedikleri için istişareye Rasül de uymuş, bir kere yola çıkılmıştır artık. Müminler çetin bir mücadele verirken ön safta vuruşanlardandır Hanzala.Onu görenler: “Hanzala’ya da bakın hele, ne yiğitçe vuruşuyor?” demekten alamaz kendini.Harp bittiğinde yürekler mahzundur.Rasülün amcası ve onlarca şehid verilmiştir. Rasül ve sahabesi şehidler arasında dolaşırken bir haber gelir: “Ya Rasülallah, ileride bir şehid var…Yara bere, kan içinde biz onu tanıyamadık, nedense elbiseleri yağmur yağmış gibi ıslak!.. “

 

Oysa yağmur yağmamıştır. Rasül ve ashabı o şehidin başına varırlar. Cenaze hazırlığı için sahabe şehide el atınca Rasül ikaz eder: “Dokunmayın Ona!... Onu en sona bırakın…Guslü henüz bitmedi.. Melekler Ona gusül yaptırıyor!... Dokunmayın Hanzala’ya!... “

 

Şehadet haberi eşine ulaştığında onun söyleyecekleri daha da ilginçtir: “Hiç şaşırmadım, beklediğim haberi verdiniz. Onunla evlenmeden önce şehit olacağı haberi bana rüyada bildirildi. Bunu bile bile evlendim, şehit hanımı olmak için evlendim!...

 

Teselliye, üzüntüye gerek yok, Rabbimin bildirdiği müjde gerçekleşti…Ne mutlu bana!.. “

 

Hanzala İslam tarihine iki isimle geçer:

 

HANZALATÜ’Ş-ŞEHİD(Şehit Hanzala) ve ĞASÎL’ÜL-MELAİKE(Meleklerin Yıkadığı Kimse)

 

***

 

Eşi şehit olan genç gelindeki teslimiyete, imana bakar mısınız?.. Ya gerdek odasından cepheye koşacak aşk hangi mümin erkeğe nasip olur?!.. Onlar böyle sevdiler, böyle baş koydular Rasül yoluna.

 

Yeter ki aşkla yönelin sevgiliye. Kirleriniz, günahlarınız olsa da dert etmeyin, koşun gösterilen hedefe, melekler arıtır sizi.. Hiç endişeniz olmasın, yeter ki o yola çıkın…

 

Meleklerin Defnettiği Sahabe:

 

Adı: Amir Bin Füheyre…Mekke müşriklerinden birinin emrinde karın tokluğuna çobanlık yapıyor. İslam’ı ilk kabul edenlerden. Ömrü kölelikle geçmiş..

 

İslam ona türlü işkencelerde bulunur. Kendisi gibi hizmetkar arkadaşları “Ne olacak yani, bu eziyeti çekme, vazgeçiver dininden” dediklerinde; ”Allah yoluna verecek hiçbir şeyim yok. Bari bu bedeni vereyim. Bunu bana çok görmeyin” diyerek karşı duracaktır. Bir süre sonra Hz.Ebu Bekir Bilal’i ve Amir’i satın alarak azad eder.

 

Medine’ye hicret eden Amir, Bedir savaşına katılmış, Bedir Ashabı diye Rasülün kıymet verdiği, namazda en ön safa durmalarını emrettiği seçkin kimseler arasına girmiştir. Uhud’da da yararlılıklar gösterir Amir.. Evi; Ashab-ı Suffe’dir. Burada diğer kimsesiz gençlerle Kur’an ve Hadis ilminin ilk öğretmenlerinden olmak üzere yetişir.

 

Hicretin dördüncü senesi.. İslam Medine civarında hızla yayılıyor.Necid Kabilesi reisi Ebu Bera Rasüle gelir ve kabilesini irşad için bir heyet ister.Allah Rasülü, çoğunluğu hafızlardan oluşan, Ashab-ı Suffenin öncülük ettiği 70 kişilik bir grubu reisin yanına verir.Ebu Bera ekibi, hain planını Medine’den uzaklaştıktan sonra Maune Kuyusu yanında gerçekleştirecek ve İslam’ın ilk bilginleri-öğretmenleri olan bu 70 sahabeyi kılıçtan geçirecektir. diye tarihe geçecek bu olayda ilk şehid edilen kimsedir Amir.

 

Hain müşrik heyetinden biri Amir’e mızrağını öyle bir vurur ki; göğsünden girer sırtından çıkar.Bu esnada Amir şöyle haykırmaktadır: “Vallahi kazandım, vallahi durumu öldürmek üzere gittiği diğer sahabeye sorar: “Bu nasıl iş, arkadaşın ölürken niye böyle dedi?” O hafız sahabe şöyle diyecektir: “Amir kazandım diye yemin etmekle iki şey söyledi: 1-Kendisi cenneti kazandı.2-Sen mümin olacaksın.. Senin müminliğine vesile olduğu için kazandı. “

 

Sahabenin dediği gibi Amir’i şehid eden kişi mümin olur daha sonra.Amir şehadeti esnasında 40 yaşındadır.Amir’le birlikte şehid olan 70 sahabe ölümleri sırasında: “Ya Rabb! Durumumuzu Rasülü’ne bildir…Rasül bizden razı olsun, selam ona olsun!” derler.Cebrail durumu Rasül’e bildirir ve Rasül onların selamını seslice alarak “Ve aleyhesselam, ben ve Rabbim onlardan razıdır” buyurur..

 

etmeyen Rasül; yetişmiş 70 sahabenin hain bir plana kurban gitmesi üzerine mescidde tam kırk gün sabah namazı sonrası o kavme beddua etmiş, Necid kabilesi ne madden, ne de manen felah bulmamış, üzerlerine adeta bela yağmıştır.

 

Amir bin Füheyre ve arkadaşları ecel şerbetini şehadet beratı ile içerken tek endişeleri vardı: Rasül bizden razı mıdır?.. Bizim endişelerimiz neler?!... Hayat, geçim, çocuklar, işimiz, para, makam, mal, servet vs….Yüzlerce endişemiz arasında “Rasül bizden razı mıdır?” kaçıncı sırada, bir düşünelim isterseniz!..

 

Cennete Uçarak Giren Yiğit:

 

Ebu Talibin çok çocuğu vardı. Mekke’de kıtlık hüküm sürerken mali durumu biraz daha iyice olan Hz.Abbas ağabeyinin yükünü hafifletmek üzere çocuklarını almak istedi. Ebu Talip Ona Cafer’i verdi. Cafer Hz.Ali’nin kardeşidir.

 

Bir gün babası Ebu Talip’le şehrin dışında gezinirken Rasül ve Ali’yi namaz kılar gördüler. Ebu Talip Cafer’e: “Haydi koş yanlarına dur sen de namaza başla” dedi…Cafer böylelikle çocuk yaşta İslam’ı seçti. Kıldığı bu namaz sonrası Rasül ileride gerçekleşecek bir olayı işaret edercesine Ona şöyle dua etti: “Allah sana iki kanat versin de cennette uç inşeAllah!.. “ Minik Cafer bu duaya pek sevindi. Kaderi saklı idi aslında bu duada.

 

Büyüyüp geliştiğinde o da diğer müminler gibi işkencelere maruz kalır. Bunun üzerine Habeşistan’a hicret etmesine izin verilir. Necaşi huzurunda İslam’ı anlatan heyetin reisidir Cafer. Daha sonra Medine’ye hicret eder…

 

Devrin süper gücü Bizans’a karşı Mute Seferi için hazırlıklar yapılırken Rasül, daha önce hiçbir seferde vermediği bir emri verir: “Zeyd bin Harise’yi size kumandan seçtim.O şehit olursa yerine Cafer geçsin.O da şehid olursa Abdullah b.Revaha geçsin.. O da şehit olursa müminler aralarından birini seçsin!”

 

Bu dikkat çekici sıralı komuta görevlendirmesi; sıra ile komutanların şehit olacağının habercisidir aslında. Rasülün öngördüğü gibi kızışan savaşta önce Zeyd şehit olur. Sancağı Cafer alır. At üstündedir. Sağ kolu kesilir, sancağı sol koluna alır. O da kesilince göğsü ile tutmaya çalışır ve attan düşer. Düşmesine rağmen sancağı göğüslemeye çalışarak vücuduna inen kılıç darbeleri ile şehit olur. Yerine geçen Abdullah.b.Revaha da şehit olunca Mute komutasını Halid b.Velid üstlenir.

 

Cafer kolları kesilerek şehit olmuştur. Haber Medine’ye ulaştığında Rasül: “Rabbim Onun kesilen kolları yerine iki kanat taktı. Şimdi cennete uçmakta” diye haber verir. Çocuklarına, eşine üç gün yemek verilmesini emreder. O günden sonra cenaze evine 3 gün yemek vermek sünnet olur. Daha çocukken Rasülün cennette kanatla uçmayı müjdelediği Cafer; CAFERİ TAYYAR(Uçan Cafer) adı ile anılırken, sahabe ve Rasül, çocuklarını “Uçan Şehidin Çocukları” diye sevip okşamıştır.

 

***

 

Dünya, sağdan-soldan sarmalıyor bizi. Bağlantıları koparanlar kanatlanabiliyor ancak.Vazgeçilmez sanılanı feda edenler kucaklıyor Sevgiliyi. Her şeyini verenler yaşıyor Cenneti. Biri dünyevi zevkin zirvesini gerdek odasında bırakarak yürüdü Hakiki Sevgiliye!.. Diğeri ölürken tek şey düşündü: Rasül benden Razı mıdır? Bir diğeri: Sevgilinin sancağı düşmesin diye kesilen kolunun acısını duymadı bile. Bunun adı ne midir? AŞK derler…Her şeyden geçenlere Rabbin lütfudur. Sadece geçebilenler alır tadını.. Geçebilir miyiz?!...

 

 

Mehmet Doğramacı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...