Jump to content

Allah'tan Uzaklaştıran Ve Şeytana Yaklaştıran Yoldan Dönmek


arşınca
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Kalp şeytana teslim olur. Şeytan da va'dini yerine getirir! Zira şeytan şöyle demiştir:

Eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, onun zürriyetini, pek azı müstesna kandırıp kendime bağlarım.

(îsra/62) .

 

 

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

Hayır! Doğrusu onların kazandıkları günahlar kalplerini kaplamıştır.

(Mutaffifîn/14)

 

Bu bakımdan 'reyn' (pas) biriktiği zaman mühre dönüşür. Aynanın yüzündeki buhar gibi o mühürle kalp mühürlenir. Birikip zaman uzadıkça, demirin içine işler, onu ifsâd eder.

 

Artık ondan sonra işlem kabul edemez hale gelir, pastan mühürlenmiş gibi olur. Şehvetlerin arkasında gitmeyi terk etmek de kâfi gelmez. Kalpte tabiatlaşan o pasların silinmesi lâzımdır.

 

Nitekim eğer aynada tabiîleşen kirler silinmezse, sadece buharları silmenin kâfi gelmediği gibi. Günahlar ve şehvetlerden kalbe zulmet yerleştiği zaman da durum böyledir. Bu bakımdan kalbe ibadetlerden bir nur yükselir. O ibadetlerin nuruyla mâsiyetin zulmeti silinir.

 

Buna Hz. Peygamberin şu hadîsi işaret etmektedir:

 

Günahın ardından sevab işle ki sevab günahı silip yok etsin!

 

Hz. İsa (a.s) bir taşı yastık yaptı. Şeytan ona gelerek şöyle dedi:

- Sen ahiret için dünyayı terketmemiş miydin?

- Evet, ne olmuş?

- Şu taşı yastık yapman, dünyada nimetlenmendir. Sen neden

başını yere koymuyorsun?

Bunun üzerine Hz, İsa (a.s) taşı atarak başını toprağa koydu.

 

Taşı atışının sebebi, o faydalanmadan tevbe etmektir. Hz. İsa'nın umumî fetvalarda başını toprağa koymanın vâcib olmadığını bilmediğini mi sanıyorsun? Nakışlı elbise, namazda Hz. Peygamberi meşgul ettiği zaman onu çıkarıp attığında, yenilediği pabucunun bağı kendisini meşgul ettiği zaman, eski pabucunu giydiğinde, bütün kullar için getirmiş olduğu şeriatta böyle yapmanın vâcib olmadığını bilmediğini mi sanıyorsun? Mâdem ki bunu biliyordu, o halde terketmek suretiyle neden bundan tevbe etti? Onun böyle yapması, o elbise veya pabucun kalbinde kendisine va'dedilen Makâm-ı Mahmûd a varmasını engelleyici bir tesir bıraktığını görmesinden ileri geliyordu.

 

Hz. Ebubekir'in (r.a) sütü içtikten ve bunun uygun olmadığını bildikten sonra parmağını boğazına sokup, zorla içtiği sütü dışarı çıkarmanın fıkhı hükmünü bilmediği için mi boyle yaptığını sanıyorsun? İçtiği sütle günahkâr olmadığını bilmiyor muydu? İçtiği sütü çıkarmasının farz olmadığını bilmiyor muydu? Bunları bildiği halde neden içtiği sütü dışarı çıkararak tevbe etti? Bu tevbe onun göğsünde yerleşen bir sırdan ileri geliyordu. O sır ona avamın fetvasının başka bir husus olduğunu, âhiret yolunun tehlikesini ise, ancak sıddîklarırı bileceği hikmetini anlatmıştır. Bu bakımdan sen, Allah'ın bütün mahlûkundan daha fazla Allah'ı, Allah'ın yolunu, mekrini, Allah'a güvenerek gurura kapılmanın gizli yerlerini bilen bu kimselerin" durumunu düşün! Dünya hayatının seni aldatmasından sakın! Bir milyon defa sakın ki şeytan seni amelsiz Allah'a güvendirip aldatmış olmasın!

Kim bu sırların kokularının başlangıçlarını 'koklarsa bilir ki nasûh tevbe'nin lüzumu Allah yolunda giden kula her nefesinde lâzımdır.

 

İsterse bu kul Nuh gibi uzun yaşamış olsa bile tevbeyi ihmal etmemenin, çok çabuk olarak tevbe etmenin vâcib olduğunu bilir.

 

Hz. Ali'den şöyle rivayet edilmiştir: 'İnsanlar uykudadırlar. Öldükleri zaman uyanırlar. O zaman her müflisin iflâsı, her musibetzedenin musibeti kendisine görünür. Oysa telâfi etmek imkânı da insanlardan kaldırılmıştır'.

 

Kulun Allah'tan istediği yakın zamanın mânâsı; kula perde aralandığı zaman şöyle demesidir:

- ey ölüm meleği! Benim ecelimi bir gün tehir et ki o gündeKaynakwh webhatti.com: smiley-1.gif

rabbimin huzuruna özrümü arz edeyim, tevbe edeyim. Nefsim için sâlih bir ameli azık edineyim.

- Günleri tükettin, artık günün yoktur!

- Öyle ise bir saat beni tehir et!

- Saatleri tükettin artık saatin yok!

 

Bu bakımdan kulun yüzüne artık tevbe kapısı kapatılır. Can boğaza dayanır. Nefesleri boğazının kemikleri arasında yükselip alçalır. Geçmişi telâfi etmekten ümitsiz olmanın acısını duyar. Hayatının zayi olmasından ötürü pişmanlık ateşini tadar durur.

Bu hallerin sadmelerinde imanın esası sarsılır! Canı çıktığı zaman eğer daha önce Allah Teâlâ'dan kendisi hakkında en iyi amel sebat etmiş ise ruhu tevhid üzerine çıkar.

 

İşte güzel son budur. Eğer kaza ve kader onun hakkında şekavetle sebat etmiş ise, ruhu şek ve ızdırap üzerinde çıkar. İşte bu da kötü sondur.

Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet ölüm kendilerine gelip çatınca 'Ben şimdi tevbe ettim?' diyenlere ve kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur,

(Nisa/18)

 

.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...