Jump to content

Hazret-i Musa ve Firavun


Visall
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Cenâb-ı Hak, Şems sûresinde yedi yemînle, insanın iç âlemine “fücûr” ve “takvâ”nın ilham edildiğini; içindeki fücûru bertaraf edip takvâya ulaşanların kurtuluşa ereceğini; aksine o nefsânî, süflî arzularına râm olanların ve iç âlemlerini günahlarla karartanların da ziyâna uğrayacaklarını haber vermiştir.

 

Bu zâviyeden bakınca, insan gönlünün iki ciheti keşfedilir. Zîrâ ondaki hayır ve şer gibi iki zıt temâyül, dâimâ bir arada bulunup bunlar, birbirlerini bertaraf etmek üzere mücadele hâlindedirler. Hazret-i Mevlânâ, insanın iç dünyasındaki bu keşmekeşi şu mısrâlarıyla dile getirir:

 

“İnsanın iç dünyası bir ormana benzer. Orada, en vahşî ve yırtıcısından, en mûnis ve sevimlisine kadar bütün hayvanlar sergilenmektedir. “…Rûhumdan ona üfürdüm!..” (el-Hicr, 29) âyetinden haberin varsa, bu ilâhî nefesten feyz alıyorsan, insanın bu karışık ve acâyip iç âlemine nazar et!

 

İnsan varlığında, binlerce kurt, sayısız domuz; temiz, pis, güzel, çirkin, sevimli, sıcak ve soğuk binlerce huy vardır.

 

İnsan varlığında, hangi huy gâlipse, şahsiyet ona göre teşekkül eder. Bir mâden karışımında da altın, bakırdan fazla ise o karışım artık altın sayılır.

 

Senin varlığında hangi huy hâkim ise, o huy sahibi hayvanın şeklinde haşr edilmen gerekmektedir. Zîrâ duyguların, mahlûklarla beraberlik hâlindedir.

 

İnsanda, ân olur kurtluk zuhûr eder. Bir ân gelir melekleşir, sanki ay gibi Yûsuf yüzlü bir güzel olur.

 

Hayırlar da, şerler de gizli bir yoldan, gönüllerden gönüllere sirâyet eder.

 

Azgın serkeş at, rahvan yürümeye başlar. Ayı oyun oynar, keçi selâm verir.

 

İnsanlardan köpeğe bir hissiyat akseder de, bunun netîcesinde, o duygu ve terbiye ile köpek ya av avlar, yâhut çoban olur koyun güder, bekçilik eder. İnsana âmâde olur.

 

«Ashab-ı Kehf»in köpeğine o sâlih gençlerden öyle bir huy geçti ki, sonunda yürüdü gitti, Allâh’ı arar oldu da Kur’ânî bir ifâde kazandı.

 

İnsanın gönlünde zaman zaman değişik temâyüller baş gösterir. Rûhâniyet onu âdeta melekleştirirken, buna mukâbil nefsâniyetin girdâbına dûçâr olan kişi şeytan kesilir, canavarlaşır. Hak tanımaz olur.

 

Mânâ arslanlarının, yani velîlerin, çok iyi bildikleri o hakîkatler ormanından, gönüller tuzağına giden gizli bir yol vardır. Velîler ise, o tuzakları tanır ve bertaraf etmek sûretiyle gönülleri, nefsin şer ve endişelerinden kurtararak onları Hakk’a vâsıl ederler.

 

Ey iç âlemi köpekten de aşağı olan kişi! Durumundan ümitsizliğe kapılma, hakîkatler ormanında sen de mânevî zevkler almak istiyorsan, gönül yoluna gir de âriflerin can mercanından, yâni onların irfân incilerinden bir miktar nasiplen.

 

Mâdemki hayırsızsın, bâri o değerli inciden nasiplen de, taşıyacaksan öyle mübârek bir yükü taşı.”

 

Bu mısralarda da dile getirildiği gibi insan âdeta kâinâtın küçültülmüş bir modeli gibidir. Dış âlemde var olan bütün hakîkatlerden, insanın iç âleminde de bir tecellî dâimâ mevcuttur. Nasıl ki, bir tohumda ondan meydana gelecek ağaçlar ve ormanların bütün husûsiyetleri saklı ise, insanda da kâinâttaki bütün hakîkatlerin öz îtibariyle meknûz olduğu söylenebilir. Kur’ân ise insan ve kâinâtın temel kanun ve kâidelerinin en mükemmel ve en doğru tercümânıdır. Kıymeti, tariflere sığmayacak kadar ulvî ve büyük bir nimettir. Kur’ânlaşan mü’min yürekler ise, kâinâtın Hâlık’ının tecellî mekânıdır.

 

Tarihin sayfalarındaki nice Hak dostlarının veya zıddı durumundaki hakîkat mahrumlarının vasıfları, aslında iç âlemimizde hâlen yaşamakta ve birbiriyle mücâdele etmektedir. Bu mücâdelede galip gelen taraf ise insanın hâl ve davranışlarına hâkim olmaktadır. Hazret-i Mevlânâ bu husûsu, Mûsâ ve Firavun misâliyle gözümüzde şöyle canlandırır:

 

“Ey Hak yolcusu! Gerçeği öğrenmek istiyorsan; Mûsâ da, Firavun da ölmediler; bugün senin içinde yaşıyorlar, senin varlığında gizlenmişler, senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar!”

 

Aynı hususta Muhyiddîn-i Arabî hazretleri de şöyle buyurmaktadır:

 

“–Benim rûhum Mûsâ; aklım ise Hârun’dur. Nefsim Firavun ve nefsimin hevâ ve hevesi, Firavun’un veziri olan Hâmân’dır.”

 

Madem insanın iç âleminde hem Hazret-i Mûsâ ve hem de Firavun bulunmaktadır; o hâlde kendimizi tanımak için tarihte sâbit olmuş hakikatleri ile hayrın ve şerrin bu iki temsilcisini hatırlamak faydalı olacaktır.

 

Mâlum olduğu üzere Firavun, yoğun nefsâniyetinin esîri olarak kendisini ilâh ilan etmiş ve hâkimiyetini zulümle tesis etmişti.

 

Zulüm, insanın bilerek veya isteyerek başkasının ruh ve bedenine ıstırap vermesidir. Zulüm, merhamet mahrûmu kalplerde yerini bulur. Kaynağı ise hırs, hased, kin ve menfaat duygusu gibi süflî hayvânî ihtiraslardır. İnsanlığın tarihi, zâlimlerin binlerce, ürpertici kıyım tablosuyla doludur.

 

İşte bunlardan zulüm ve gaddarlığıyla vicdanını yitirmiş olan bedbaht Firavun, gördüğü bir rüya üzerine, tahtının yıkılmasından korkarak İsrailoğullarının doğan bütün erkek çocuklarının katledilmesini emretmişti. Bu, çok ağır bir zulüm ve kıyıma dönüşmüştür. Muhyiddîn İbn-i Arabî -kuddise sirruh- Fusûsu’l-Hikem isimli eserinde bu durumu şöyle anlatır:

 

“Firavun, zuhûr edecek olan Hazret-i Mûsâ’yı imhâ için 980.000 mâsumu katletmiştir. Bu çocukların hepsi, Hazret-i Mûsâ’ya hayâtında imdâd olmak, onun rûhâniyetini güçlendirmek için öldürülüyorlardı. Çünkü Firavun ve Firavun âilesi, Mûsâ’yı henüz bilmiyorlarsa da Hak Teâlâ biliyordu. Elbette bunların her birinin alınan hayâtı, Mûsâ’ya âit olacaktı. Zîrâ gâye, O idi.”

 

Firavun yeni doğan mâsumları katlederken, yani zulmünün zirvesindeyken Hak Teâlâ, yanı başında, kendi sarayında nazlı bir fidan büyütmekteydi: Hazret-i Mûsâ!..

 

Hazret-i Mûsâ küçüklüğünden îtibâren Firavun’un sarayında, Allâh’ın sıyâneti altında yetişti. Hazret-i Mûsâ büyüyüp gençlik yıllarına geldiğinde, İsrailoğullarından bir sıbtîyi, Firavun’un fırıncısı ve zâlim biri olan bir kıbtînin elinden kurtarmak isterken, yanlışlıkla kıbtînin ölümüne sebep oldu. Bunun üzerine korkarak Mısır’ı terk etti. Bu kaçışı esnasında Medyen’e gelen Hazret-i Mûsâ, Hazret-i Şuayb’la karşılaştı. Mehir olarak sekiz sene Hazret-i Şuayb’a hizmet mukâbilinde onun kızlarından biriyle evlendi. Daha sonra tekrar Mısır’a dönmek için yola çıkan Hazret-i Mûsâ’ya, mukaddes Tûvâ vâdîsinde peygamberlik verildi. Ve burada kendisine Firavun’u îmâna dâvet etmesi emredildi.

 

Kur’ân-ı Kerîm’de, Hazret-i Mûsâ’nın Firavun’u îmâna davet etmesi anlatılırken, takib etmesi gereken teblîğ metodu da Allâh Teâlâ tarafından öğretilmişti:

 

“Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.” (Tâhâ, 44)

 

Böylece muhatab azılı bir kâfir bile olmuş olsa tebliğde “kavl-i leyyin” (yumuşak, tatlı bir ifâde) kullanılması gerektiği ifâde edilmiştir. Ayrıca:

 

“Sen ve kardeşin, birlikte âyetlerimi (mûcizelerimi) götürün. Zikrimden de uzak kalmayın!” (Tâhâ, 42) buyrularak böyle bir tebliğ faaliyetine nasıl hazırlanılması gerektiğine dikkat çekilmiştir.

 

Cenâb-ı Hak, Mûsâ ve Hârûn -aleyhimesselâm-’a peygamber oldukları hâlde, kendisini zikretmelerini emrettiğine göre; bu ilâhî emrin, bizler için ne kadar ehemmiyet arz ettiği âşikârdır. Kalbî eğitim, her mü’min için zarûrîdir. Îman cevherinin merkezi kalb olduğu gibi, zikir cevherinin merkezi de kalbdir. Zikir kalbde mekân bulduğu zaman hakîkî huzur hâline kavuşulur. Âyet-i kerîmede buyrulur:

 

“…İyi bilin ki, gönüller ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (er-Ra’d, 28)

 

Yâ Rabbi!.. Göz açıp kapayıncaya kadar nefsimizin esiri olmaktan Sana sığınırız. Bizi Sen’in zikrinle huzur bulan, kalbine takvayı ikâme edip fücurdan uzak duran kullarından eyle!.. İlâhî, içimizdeki Firavun’u, kudret ve rahmetinle yok ederek, ruhumuzu günah kirlerinden arındır.

 

Âmin!..

.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...