Jump to content

Gecedeki Sır-1


Visall
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Cenâb-ı Hakk’ın geceye verdiği kıymet ve onun içine yerleştirdiği sırlar, sayısızdır. Bu hususta Rabb’imizin: «Geceye ve gecenin içinde olan şeylere andolsun!» (el-İnşikâk, 17); «Sükûna erdiği zaman geceye andolsun ki…» (ed-Duhâ, 2) ve: «Kararmaya yüz tuttuğunda geceye; ağarmaya başladığında sabaha andolsun!» (et-Tekvîr, 17-18) şeklinde kasem buyurmasındaki sır, idrâkimize ve gönlümüze nice hakîkatleri seyrettirmek için açılan ilâhî bir penceredir.

 

Yine âyet-i kerîmede:

 

“Geceyi size bir örtü yaptık.” (en-Nebe, 10) buyurularak gecenin bir libâs oluşundan bahsedilmesi, ayrıca zikre şâyan bir tecellî taşır.

 

Gerçekten geceler, sıhhî, ictimâî, ahlâkî ve bediî bir libâs, yâni örtüdür. Dünya boyuna göre biçilmiş bir kudret, huzur ve nîmet elbisesidir. İzdivaç kanunu bakımından da bir seâdet libâsıdır. Aynı zamanda mahremiyeti koruyan bir sır perdesidir. Maddî ve mânevî gizlenme isteyenler için de bir sığınaktır. Bu bakımdan geceler, bir taraftan Hak âşıkları için bir vuslat demi olurken, diğer taraftan mücrim ve nefsine mağlûb olanlar için de büyük bir aldanıştır.

 

Gündüzler, gecelerin sıhhî istirâhatini vermekten uzaktır. Dolayısıyla insan, gündüz yorgunluğunun maddî ve mânevî sıkletini gecenin sükûnetine bürünmedikçe üzerinden atamaz. Aksi hâlde nice muhteris insanlar uykuyu te’hîr ederek hırslı binicilerin altında çatlayan atlar gibi nefislerini helâke götürürlerdi. İşte şu ilâhî takdîrin netîcesindedir ki günler, gece ve gündüz olarak ikiye taksim edilmiştir.

 

Müsbet veyâ menfî mühim vukûat ve hâdiseler gündüze nisbeten gecenin derûnunda galebe hâlindedir. Nitekim gündüzlerden emin olmamamız kaydıyla, azâb-ı ilâhî’nin ekseriyetle geceleyin vâkî olduğu muhtelif âyet-i kerîmelerde beyân edilmiştir. Bunlardan birinde Cenâb-ı Hakk buyurur:

 

“Yoksa o ülkelerin halkı geceleyin uyurlarken kendilerine azâbımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?” (el-A’râf, 97)

 

Bu bakımdan geceler, azâb-ı ilâhîden kurtuluş için en mühim ilticâ vakitleridir. Nahşebî Hazretleri buyurur:

 

“Hiçbir gece yoktur ki, güneş doğana kadar gökyüzünden:

 

«Duâ eden yok mu, duâsına icâbet edilsin; tevbe eden yok mu, tevbesi kabûl olsun; isteyen yok mu, istediği verilsin!..» nidâsı gelmesin.”

 

Diğer taraftan vahiyler, ekseriyetle gece vakitlerinde gelmiştir. Peygamberliğin ilk müjdeleri olan rü’yâ-yı sâdıkalar, ilham bahşeden gecelerin rûhâniyetinde vukû bulmuştur. Bizlere bir ikrâm sadedindeki “Rahmânî rü’yâ” denilen levh-i mahfuzdan istikbâle akseden parıltılar, feyizli gecelerin sînesinde zuhûr eden hikmetlerdendir. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in dünyâyı teşrifleri Rebîulevvel ayının 12’sinde ve yine bir gecenin seher vaktindedir. Tüm beşerin, yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Habîbullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in ilâhî huzûra kabul edilerek ezelî ve ebedî vuslatın hakîkatine erdiği mîrac hâdisesindeki “isrâ” bir gece yolculuğudur. Semâvâta urûc (yükseliş), Recep ayının 27. gecesindedir. Kur’ân’ın dünyâ semâsına icmâlen nüzûlü “Beraat Gecesi”nde, tafsîlen nüzûlü de “Kadir Gecesi”ndedir.

 

 

..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...