Jump to content

İnfâkta Edeb


Visall
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Zekât ve sadakada edeb çok mühimdir. Bilhassa veren, alana teşekkür hissiyâtı içinde olmalıdır. Çünkü onu farz olan bir borçtan kurtarıp ecre nâil eylemektedir. Verilen sadakalar aynı zamanda, veren kişiye hastalık ve musîbetlere karşı birer siper-i sâikadır. Âyet-i kerîmede bu ibâdetin ehemmiyeti tebârüz ettirilmek için mecâzen: "Sadakaları Allâh alır!" (et-Tevbe, 104) buyurulmaktadır.

 

Sadaka verirken dikkat edilecek edebi Kur'ân-ı Kerîm şöyle belirliyor:

 

"Ey îmân edenler! Allâh'a ve âhıret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek sûretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın! (Sadakalarınızı imhâ etmeyin!)" (el-Bakara, 264)

 

Bu âyetlerde hayır ve hasenâtta bulunmak teşvîk edilmekle birlikte, hayır işlerken riâyet edilmesi gereken edeb açık bir şekilde anlatılmaktadır. Yâni kalb kırarak, fakîri küçümseyerek, eziyet ederek ve başa kakarak yapılan bir hayrın Allâh indinde hiçbir değeri yoktur. Doğrusu böyle hayırlar, kulu azâba dûçâr eden ağır cürümlerdendir. Çünkü kalbler, nazargâh-ı ilâhîdir. Mevlânâ Hazretleri:

 

"Sen, varlığını, malını, mülkünü güzel bir şekilde infâk et de, bir gönül al! Ki o gönlün duâsı, mezarda, o kapkara gecede sana ışık versin, nûr olsun!.." buyurur.

 

Bu husûsdaki en güzel edeb, sağ elin verdiğini sol eline bile farkettirmemek tarzında milletimizin darb-ı meselleştirdiği bir ölçüdür ki, hadîs-i şerîfdeki ifâdeye nazaran Arş'ın gölgesi altında bulunacak olan kimseler bu şekilde infâk edenlerdir. Ecdâd, bu verişin en güzel nümûnelerini sergilemiştir. Nitekim bu husûsda Fâtih Sultan Mehmed Han'ın şefkat tevzî eden vakfiyelerinden bir kısmı şöyledir:

 

"Ben ki İstanbul fâtihi Allâh'ın âciz kulu Fâtih Sultan Mehmed; alın terimle mâliki bulunduğum 136 dükkânımı aşağıdaki şartlar muvâcehesinde vafkeyledim:

 

Külliyemde binâ ve inşâ eylediğim aşhânede şehîdlerin hanımları, yetîmleri ve İstanbul fukarâsı için yemek yapılsın! Ancak yemek yemeye veya almaya gelemeyen mâzeretlilerin yemekleri, hava karardıktan sonra kapalı kaplar içinde gözlerden ırak olarak evlerine götürülsün!.."

 

Vakfiyede görüldüğü gibi Fâtih Sultan Mehmed Han, toplumun korunmaya muhtaç fertleri için en hassas edeb ölçüleriyle kâideler koymuştur.

 

Pâdişâhı böyle bir edeb sergileyen cemiyetin fertleri de, zekâtlarını bir zarf içinde câmîlerdeki zekât taşlarına bırakırlar, muhtaçlar da oradan vereni görmeksizin ihtiyaçları kadar alırlardı.

 

*

 

Dînin asıl gâyesi, Allâh'ın birliğini tasdîkden sonra, güzel insan, zarîf insan, derin insan yetiştirmek ve bu sûretle huzûrlu bir cemiyet ortamı husûle getirmektir. Bu olgunlaşma da ancak gönülde tezâhür eden şefkat ve merhamet hissi ve onun en güzel bir tezâhürü olan zekât ve infâk ile mümkündür. Bir mü'min yüreğinin, Rabbin bütün mahlûkâtını şefkat ve merhametle kuşatması îcâb eder.

 

Rabbimizin mülkünde yaşıyoruz. Onun nîmetleri ile rızıklanıyoruz. Mâlî ibâdetlerde ihmalkârlık gösterenler düşünmüyorlar mı ki, acabâ kimin malı, kimden esirgeniyor?

 

Sevmenin neticesi fedâkârlıktır. Seven, sevilene karşı sevdiği ölçüde fedâkârlık yapmayı zevk ve vazîfe olarak îfâ eder. Bu, âşığın, mâşûkuna can vermesine kadar dayanır. Allâh'ın mahlûkâtına olan infâk, sevenin sevilene karşı en güzel bir muhabbet tezâhürüdür. Çünkü zekât ve sadakanın Allâh için verilmiş olmasından dolayıdır ki, bunları "Allâh alır" tarzında bir ifâde vârid olmuştur. Nitekim âyet-i kerîmede buyurulur:

 

"Hiç şüphesiz ki Allâh, kullarının tevbesini kabûl eder, (ihlâsla, gönülden verdikleri) sadakaları (zekât ve infâkları) alır (geri çevirmez)!.." (et-Tevbe, 104)

 

Bu nükteyi ifâde için Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- de:

 

"Muhtâca verilen zekât ve sadakaları önce Allâh alır, sonra fukarâya devreder!" buyurmuşlardır.

 

Bir başka hadîs-i şerîfde de Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:

 

"Hisset (hasîslik) in kökü cehennemdedir!"

 

buyurarak, zekât, sadaka, öşür ve infâk gibi mâlî ibâdetleri cimrilik sâikıyla îfâ etmeyenler hakkında ne düşündürücü bir îkâzda bulunmuştur...

 

Yâ Rab, merhametin bütün tezâhürleri gönül hayâtımızın tükenmez hazînesi olsun! Âmîn!

 

 

..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...