Jump to content

Gezgin...


turksoy23
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Yüce Allah’ın ezel sofrasında yaratan ile yaratılan’dan, o iki ezeli dost’tan insan suretinde olanı ebed yolculuğuna çıktığında, elinde Tevhid meşalesi ile, O meşalenin hatırlattığı yüce Allah sunularını yaymak, anlatmak ve anlatarak yaşamak için hizmetlenmiş.

O zamandan beri, yani Kaalü Beli’den beri insan; yüce Allah Meclisi’nin bilgilerini ve duygularını taşıyan bir sembol olarak tam meşale olabilmenin özlem yolculuğunu sürüp gider olmuş...

Gezgin’in anlattığına göre, günün birinde yolu; güzel mi güzel bir bahçeye varmış. O bahçede yalnız Gül yetişiyormuş; birbirinden güzel kokulu, rengarenk, birbirinden narin ve zarif, güller, güller, güller...

O güller kadar güzel, o güller kadar narin ve latif bir hanım, kapı önünde duruyormuş. Gezgin dostumuz, o güzel hatuna hayranlık ve saygı ile yaklaşıp, kendisini takdim etmiş ve hatunun adını bağışlamasını dilemiş.

Hanımın cevabı, “Bana Sevgi derler,” olmuş.

Gezgin: “Sevgi hanım, burada yalnız mı oturuyorsunuz?”

Sevgi: “Hayır, eşimle beraber oturuyoruz. Ona İlim derler. Şu anda o bahçenin ilerisinde çalışıyor. Bıkmaz, yorulmaz bir kişidir.”

Gezgin: “Bahçeyi dolaşmama izin var mı?”

Sevgi: “Hay hay.... Ayakkabılarınızı lütfen çıkarın da Saygı dediğimiz şu meshleri giyiverin, olur mu?”

Onlar böyle konuşup dururken, hanımın beyi çıkagelmiş. Tanışma ve selamlaşmadan sonra, bahçeyi beraberce dolaşmaya başlamışlar. Sevgi önde, İlim ve Gezgin arkada yürüyorlarmış. Bahçedeki herbir gülün ayrı ismi varmış:

Mutluluk, hoşgörü, sabır, kanaat, teslimiyet, adalet, irade, şefkat, merhamet, akıl, hikmet, kudret, samimiyet, tevazu v.b. gibi...

Bu kadar çok çeşitte ve bu kadar yoğunlukta güzellik, bu kadar bakım ve özen, böylesine bir düzen karşısında heyecandan heyecana, hayretten hayrete düşen Gezgin dostumuz, bahçıvan İlim efendiye sormuş:

“Siz hangi gülün hangi isimde olduğunu bazen karıştırmıyor musunuz?”

“Bazen şaşırdığım oluyorsa da, eşim Sevgi hemen yardımıma koşuyor ve bana doğru olan ismi hatırlatıyor, sağ olsun.”

Gezginimiz bir şey daha sormuş, demiş ki: “Güllerin erip yetiştiği şu toprak, bana bambaşka göründü. Bu toprağın gerçekten de bir özelliği var mı?”

İlim cevaben: “Özelliği olup olmadığını bilemiyorum. Zira biz, ezelden beri bu toprak için çalışıyoruz. Bu toprağı bize Vefa isimli dostumuz bulup getirir. Vefa dostumuzun dediğine göre, örneğin merhametli bir insan göçünce ondan oluşan toprağı alır, bize getirir. Biz de o toprağı Merhamet Gülü’nün altına serpiveririz. Veya şefkatli bir insan göçünce, ondan oluşan toprağı alıp, bize getirir. Biz de o toprağı Şefkat Gülü’nün altına serpiveririz. Ve bu böylece sürer, gider.”

Yüce Allah’ım, öylesine toprak olabilenlerden razı olsun.

Bir aralık Gezgin; Adalet Gülü’nün ihtişamı karşısında öyle bir vecde girmiş ki, gülü tutmak istemiş. Derhal, ama nezaketle mani olmuşlar ve demişler ki:

“Kokusu koklanabilir, manzarası, teni, yaprağı seyredilebilir. Ama, elle dokunmak yasaktır. Zira koku; manzara, doku, gülün sıfatlarıdır. Sıfatlar ise sanadır, senin içindir. Lakin gülün kendisi, Zat’tır. Zat ise, O’dur.”

Gezginimiz pek anlamamış ama, itiraz da etmemiş.

Gezginimizin aklına, birdenbire bir soru daha gelmiş ve demiş ki: “Bu güller arasında aşı yapılıyor mu?”

“Elbette... örneğin: Hayal Gülü’ne gerçeği aşıladık da Ümit Gülü oluştu. İman Gülü’ne Hizmet’i aşıladık da Teslimiyet Gülü oluştu. Yine İman Gülü’ne Tevekkül’ü aşıladık, Sabır Gülü oluştu. İman Gülü’ne Akıl’ı aşıladık, İrade Gülü oluştu. Kaldı ki bazı aşıları sürekli yapmak mecburiyetinde bulunuyoruz. Örneğin, o muhteşem Adalet Gülü’ne Kudret Gülü’nü aşılamazsak, Adalet; hemen sararıp soluyor, halsiz ve aciz kalıyor. Kudret gülüne Adalet’i aşılamaz isek, kudretin toprağında Zulüm Böcekleri hemen üreyiveriyor.”

“Bu aşıları siz mi yapıyorsunuz İlim Efendi?”

“Çileleri ben hazırlıyorum ama, aşıyı koyup kavuşturan eşim Sevgi dir. O İlham kalemini eline alır, aşılanacak varlığın Akıl perdesini yumuşak yumuşak aralar. Böylece, o varlığın Gönül’üne ulaşır, oraya aşı çeliğini bir güzel yerleştirir. Sonra da oluşan bütünü Kader Sicimi ile tatlı tatlı sarar.

Bütün bu işleri, bu aşamaları, her seferinde aynı dolgun zevk, aynı doğuş heyecanı içinde seyrederim. Sanki o anda Allah’ım yanımızda imiş gibi... Sanki o anda Allah’ım yanımızda, razı ve memnun, gülümsüyormuş gibi.”

 

Gezgin: “O kadar konukseversiniz ki, bıktırma korkusuna düşmeden habire soruyorum. Mesela, tercih ettiğiniz Güller var mı?”

İlim: “Aslında yok. Lakin eşim Sevgi, Hoşgörü için, “O benim Beş Duyum’dur,” der. Samimiyet için, “O benim Ahlakım’dır, der. Tevazu için, “O benim Edebim’dir,” der.

Ama, Ümid’e fazlaca düşkün galiba.... Zira, Ümid benim Kanım’dır, der durur.”

Birkaç gün sonra gezginimiz bir kasabaya varmış. Bir kahvehaneye girmiş. Burası, günün o saatinde tenha imiş. Kuytu bir köşede bir kişi, oturmuş çay içiyormuş. Önündeki sehpanın üzerinde ise, bir kırık kadeh varmış.

Gezginimiz, yarenlik için bu zata yaklaşmış. Yanına oturmuş ve kendisini takdim etmiş. Daha sonra karşısındakinden adını bağışlamasını rica etmiş. Masanın başında oturan, “Bana Adem derler,” diye cevap vermiş. Daha sonra masanın üzerindekini işaretle: “Her halde soracaksın, ben önceden deyivereyim. Bu kırık Kadeh bana Ezel Hatırası’dır.”

Gezginimiz Adem’e başından geçenleri, gül bahçesini, iki soylu bahçıvanı, konuşmaları anlatmış, anlatmış... Adem, dinlemiş, dinlemiş... Bu sefer o konuşmaya başlayarak, “O bahçeye İnsanlığın Kemal Bahçesi derler. Ve o bahçenin o iki hizmetlisinden başka, bir de bekçisi vardır,” diye ilave etmiş. “O seni görmüştür ama, sana görünmek istememiş olsa gerek. O bahçenin bekçisine Tefekkür derler. Elinden hiç eksik etmediği bir de Asası vardır. O asaya Oluşum diyorlar. Ayıklayıp ayıklayıp, ayıkladıktan sonra da toplayıp, düzenleme anlamına.

Anlattıklarına göre, kendisi de, ismi de, asası da bir hoş olan bu bekçi, hiç kızmaz, hiç kınamaz, hiç suçlamaz, hiç yargıya varmazmış. Sevmekten ve öğrenmekten usanmaz, hep dikkatli, an’a ve hale daima açık dururmuş. İnsanların Tez-Antitez dedikleri, O gürültülü-patırtılı, o hırçın ve sabırsız, iddialı ve iddiacı arayış ve yönelişleri, bu Cennet Bahçesi’ne yaklaştı mı, Bekçi asasını sevecen bir vakar ile, hayli mahcup bir alçakgönüllülükle sallar, sallar ve bütün o mücadele yavaş yavaş duruluverirmiş... Tefekkür de yeni bir olgunluk, yeni bir güzellik ve yorgun bir huzura erişirmiş.”

“Adem kardeş, bu bekçi hiç yorulmaz, hiç uyumaz mı imiş? Bu mümkün mü, Allah aşkına?”

Haklısın, dostum, haklısın... Bazı zamanlarda, seher vakti, insanlığın bir yeni günü ışırken, Derviş denilen bir fakir çıkagelir, bekçiye bir şeyler verirmiş. Denildiğine göre Derviş; sevaptan Nimet, hatadan İbret devşirmesini pek bilirmiş. Kaldı ki bahçenin o iki mübarek hizmetlisi bu sadık ve cesur bekçiyi hiç mi hiç boş bırakmazlarmış.”

Gezgin: “Adem kardeş, bu kadehi kim kırdı?”

Adem: “Ben kırmadım. O kırdı. Bu kadeh onundur. Benimki de O’nda...”

“Kadehleri nerede kırdınız?”

“Ezel’de, Muhabbet Meclisi’nde.”

“Adem kardeş, uğurun nereye?”

“Kendime... Kendimde Ebed’e, kendi Özümde, kadehin diğer yarısında vuslata, tamlığa, Vahdet’e...”

“Yolun açık, himmetin başarılı olsun kardeşim.”

“Ey Gezgin, sen de benimle beraber gelsene.....”

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • İnanılmaz Gezgin İbn Batuta...

      İnanılmaz Gezgin İbn Batuta   Öyle birini düsünün ki, 21 yasinda yollara düserek, 29 yil boyunca durup dinlenmeden iki kitayi dolassin, yaklasik 125.000 km. yol yapsin. Batuta, Marko Polo'nun üç kati daha fazla dolasti ve günümüzdeki cografya ile 44 ülkeyi gezerek, bugün Paris'te Bibliotheque Nationale'da saklanan 640 yillik el yazmasi ünlü kitabini yazdi. Batuta, 13 Haziran 1325 yilinda dogum yeri olan Tanca'yi terk ettiginde, Mekke'ye haci olmaya gidiyordu. Gerçek adi, seyh Abdullah Muhammed

      , Yer: Kim Kimdir? Biyografi Arşivi

    • Evrenin Gezgin Ruhları

      Astral seyahat… Kulağa çok gizemli hatta biraz eğlenceli gelse de hakkında kesin bilgi olmayan bu yöntemin dünyada çok az sayıda insana doğuştan verilen bir yetenek olduğuna inanılıyor. Uyku anında ruhun bedenden ayrılıp istediği yerlere gidebilmesini ifade eden astral seyahat kavramı kulağa bir bilim kurgu filmi sahnesi gibi geliyor değil mi? Evet, bir film kadar inanılmaz ama filmlerde anlatılanlar kadar da kolay olmayan bir çalışmadan bahsediyoruz. Böyle bir çalışmanın mümkün olup olmadığını

      , Yer: Astral Seyahat

    • Gezgin Hamilelere Öneriler

      Güneşin kendini iyice hissettirmeye hatta bunaltmaya başladığı şu günlerde, anne adaylarının işi biraz daha zorlaşıyor. Korkmayın, hamilesiniz ama bu tatile gitmenize engel değil! Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu, yaz aylarında hamileliğin zorluklarını ve güzelliklerini anlattı.   Hamilelik seyahat etmeye engel bir durum değildir. Herhangi bir komplikasyon yoksa ve doktorunuz aksini belirtmedikçe her türlü ulaşım aracıyla seyahat edebilirsiniz. Endişenizi a

      , Yer: Anne ve Bebek Sağlığı

    • İlhan İrem - Gezgin

      Bir çift kanat üzerimde Senle dolu yüreğimde Nerde akşam orda sabah Yolcusuyum sevginin   Nerde akşam orda sabah, Nerde akşam orda sabah Bir gün yetişeceğim   Gerçek sanıp sevdiklerim Gerçeklerin gölgesi Sığındığım her liman   Yalancılar bölgesi   Yoruldun mu desede Gönlümün kırlangıcı Her bitiş getiriyor Yeni bir başlangıcı   Bir çift kanat üzerimde Senle dolu yüreğimde Nerde akşam orda sabah Yolcusuyum sevginin   Nerde akşam orda sabah, Nerde akşam

      , Yer: Şarkı Sözleri

    • Rüyada Gezgin Görmek

      Olup bitene ilgi duyan, duyduğu ile yetinmeyen ve her çeşit ilme ilgi duyan, yöneticilerin dün ve bugün yaptıklarına alaka gösteren kimseye delalet eder.

      , Yer: Rüya Tabirleri Sözlüğü

×
×
  • Yeni Oluştur...