Jump to content

Dedikleri Aynen Çıktı


arşınca
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Allah Teala kullarına yüzlerce peygamber gönderdi. Resul-i Ekrem’ini en sona bıraktı. Onunla göndereceği buyruklar dünyayı binlerce yıl yöneteceği için onu özel surette yetiştirdi, özel bilgi ve yeteneklerle donattı. İnsanlar burnunun dibini görmekten acizken o Allah’ın lutfu sayesinde pek çok konuda geleceğe yönelik bilgi verdi. Bu maksatla zaman zaman ashabını Mescid-i Nebevi’de topladı, onlara ileride meydana gelecek olaylardan söz etti. Hazreti Ömer, Huzeyfe İbni Yeman, Ebu Said el-Hudri, Ebu Zeyd Amr İbni Ahtab el-Ensari gibi sahabilerin belirttiğine göre sabahtan akşama kadar devam eden bazı sohbetlerde kainatın yaratılışından insanların cennete ve cehenneme girişine kadar olmuş olacak birçok şeyi anlattı. Bu bilgileri kimi sahibiler hıfzetti, kimileri zamanla unuttu(Buhari, Bed’ü’l-halk 1, Kader 4; Müslim, Fiten 23, 25).

 

... Hatta bu sohbetlerden birinde ashabına ileride meydana gelecek bazı garip hadiseleri gördükleri zaman ‘Acaba Peygamberimiz bundan da söz etmiş miydi’ diye birbirlerine soracaklarını söyledi. İşte o zaman bunların kıyamet alametleri olduğunu anlamalarını ve Allah’ı anıp zikretmelerini tavsiye etti (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 16; Heysemi, Mecma’u’z-zevaid, VII, 326). ..

 

Keşifler

 

Bu sohbetimizde, Peygamber’in gül bahçesi demek olan hadis-i şeriflerin arasında gezinerek Resul-i Kibriya’nın ashabına sözünü ettiği geleceğe yönelik bazı olaylar, icat ve gelişmeler hakkında bilgi demeti toplayalım.

 

* Peygamber aleyhisselam kıyamet kopmadan önce deccalin çıkacağını ve onun yeryüzünü kırk günde dolaşacağını haber vermişti. 1500 yıl öncesinin en süratli vasıtası olan at ve deve ile kırk günde yeryüzünün dolaşılmayacağı bilindiği için sahabilerden biri deccalin yeryüzünü nasıl bir süratle dolaşacağını sordu. Resul-i Ekrem de “rüzgarın sürüklediği yağmur hızıyla” buyurdu (Müslim, Fiten 110). Rüzgarın yağmur yüklü bulutları nasıl sürükleyip götürdüğünü bu günkü bilgimizle düşündüğümüz zaman, Resul-i Ekrem’in semada bulutlar gibi kayıp giden uçağı kastettiğini söyleyebiliriz. Deccalin akıllara durgunluk veren gösterileriyle ortaya çıkacağı zamana kadar kim bilir daha ne uçaklar icat edilecektir!

 

* Bazı hadislerde kıyamet yaklaştığında zamanın ve pazarların birbirine yaklaşacağı haber verilmektedir (Buhari, İstiska 27, Edeb 39; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 519). Eski alimlerimiz bu tür ifadeleri bir senenin bir ay kadar kısalması veya kıyametin yaklaşması şeklinde açıklamaya çalışmışlardır. Eskiden hiç bilinmediği halde bu gün yeryüzünü adeta dürüp katlayan, bir yıllık yolu bir saate indiren ve böylece zamanı ve pazarları gerçekten birbirine yaklaştıran uçaklar, hızlı trenler, mesafeleri yalayıp yutan otomobiller, vapurlar, deniz otobüsleri gibi son derece süratli vasıtalarla bugün bu hadislere farklı ve muhtemelen daha isabetli manalar vermek mümkün hale gelmiştir. Meseleyi pazarların yaklaşması açısından ele aldığımızda bugün akıllara durgunluk veren gelişmelerin yaşandığı görülmektedir. Günümüzün en seri vasıtası olan uçakların da ticaret konusunda eskidiği, bilgisayarların ve internetin icadıyla mal pazarlamanın mana değiştirdiği anlaşılmaktadır.

 

* Bir hadis-i şerifte Nebiyy-i Muhterem şöyle buyurmaktadır: “Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir kimseye ayakkabısı veya kamçısı yahut bastonu kendisi evden ayrıldıktan sonra ailesinin ne yaptığını haber vermeden kıyamet kopmayacaktır” (Ahmed b. Hanbel, Müsned,II, 306). Bugün bir ses kayıt cihazının neler yaptığını bilmekteyiz. Bu cihazı evin her hangi bir yerine veya ayakkabının içine yahut elbisenin cebine koyarak bilgi toplamak son derece kolaylaşmıştır. Teybin yeni çıktığı sıralarda, aile fertlerine sürpriz yapmak isteyen birinin işe giderken cihazı çalıştırıp divanın altına koyduğunu, akşam eve dönüpte teybi açtığı zaman aile fertlerini oldukça zor durumda bırakan konuşmaları hep birlikte dinlediklerini duymuştum. Günümüzde iyice küçülen bu ses kayıt cihazlarıyla gizli servis ajanlarının neler yaptığını biliyoruz. Yukarıdaki hadiste sözü edilen cihaz muhtemelen böyle bir ses kayıt cihazıdır. Eğer Allah Teala Resulüne haber vermeseydi bin beş yüz yıl önce böyle bir cihazın icadından nasıl söz edebilirdi.

 

* Bazı hadislerde kıyametten önce yırtıcı hayvanların insanlarla konuşacağı haber verilmektedir (Tirmizi, Fiten 19). Acaba bu nasıl bir konuşmadır? Bugün insanların hayvanlara sözlerini dinlettiği görülmektedir. Sirklerde kocaman arslanlar, kaplanlar, filler bir emirle insanların bile yapmakta zorlanacağı işleri kolayca yapmaktadır. Depremlerde köpeklerin bir işaret üzerine ölü veya canlı insanların bulunduğu yeri göstermesi veya kaçakçıların uyuşturucu maddeleri sakladıkları gizli bölmeleri bulup çıkarması onlarla anlaşıp konuşmanın bir sonucu değil midir? Yine bugün bazı bilim adamlarının yunus türü balıklarla konuşmaya ve anlaşmaya çalıştıkları görülmekte, yakın bir gelecekte bunun da gerçekleşeceği söylenmektedir.

 

Filim Gibi

 

Kimilerine göre bu keşif ve icat devrinde yaşamak bahtiyarlıktır. Dünya daha önce görmediği yenilikleri bu devirde görmektedir. Bütün bu yeniliklerin ve keşiflerin temelinde şüphe yatmaktadır. Öyleyse biz de şüpheci olmalıyız. Bize din diye telkin edilen şeyleri hemencecik kabul etmemeliyiz. Bazıları yola böyle çıkıyor, imanı ilgilendiren konuları bile ‘aklım almıyor’ diye kabul etmek istemiyor. Kur’an-ı Kerim’in haber verdiği gerçekleri bu mantıkla reddediyor. Resul-i Ekrem’in geleceğe dair verdiği bilgileri ise kesinlikle doğru bulmuyor.

Bizim de doğru bulmadığımız bir şey var. O da dine, imana, Peygamber’in verdiği bilgilere kuru akıl, mantık ve kişiden kişiye değişen anlayışlar seviyesinde bakmaktır. Böyle bir bakış son derece sığdır; gerçeklere gözünü kapatmaktır. Zira insanın ve diğer varlıkların anlayış ve kavrayış sınırının ötesinde bulunan ve adına gayb denen bilgileri hiç kimseye açmayacağını belirten Allah Teala, yalnız uygun gördüğü zaman bu sırları Peygamber’ine haber verebileceğini söylemektedir [Al-i İmran suresi (3), 179; Cin suresi (72), 26-27].

 

Resulullah Efendimiz sinemanın ne olduğunu insanların bile hayal edemeyeceği bir çağda cenneti bütün güzelliği ve canlılığı ile görmüş, hatta elini uzatsa onun mis kokulu bağından bir salkım üzüm koparacak kadar cennete yaklaşmış, cehennemi bütün dehşetiyle seyretmiş yüce bir peygamberdir (Buhari, Mevakit 11, Buhari, Ezan 91). Yine bir öğle namazından sonra minbere çıkarak kıyamet kopmadan önce meydana gelecek büyük olaylardan ve önemli hadiselerden söz etmiş, “Herkes bana istediğini sorsun. Burada bulunduğum sürece bana yönelteceğiniz her soruya cevap vereceğim” buyurmuş, cennetlik mi, cehennemlik mi olduğunu soranlara, başka birine nisbet edildiği için gerçek babasını öğrenmek istediğini söyleyenlere bile cevap vermiş, hatta ashabını “Haydi sorsanıza!” diye zorlamış, cenneti ve cehennemi mescidin duvarında bütün açıklığı ile gördüğünü, o gün cennette gördüğü kadar hayır ve güzelliği, cehennemde gördüğü kadar kötü ve çirkin şeyi hayatında görmediğini söylemiştir (Buhari, İ’tisam 3; Müslim, Fezail 134-

 

İşte bizim peygamberimiz böyle yüce bir insandır. Onun ileride meydana gelecek bazı keşiflere ve olaylara dair on beş asır önce verdiği haberlerin bugün gerçekleştiğini görmek zat-ı pakinin hak peygamber olduğunu daha açık bir şekilde gösterdiği gibi imanımızı daha da güçlendirmektedir.

 

Prf. M.yaşar KANDEMİR

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kimilerine göre bu keşif ve icat devrinde yaşamak bahtiyarlıktır. Dünya daha önce görmediği yenilikleri bu devirde görmektedir. Bütün bu yeniliklerin ve keşiflerin temelinde şüphe yatmaktadır. Öyleyse biz de şüpheci olmalıyız. Bize din diye telkin edilen şeyleri hemencecik kabul etmemeliyiz. Bazıları yola böyle çıkıyor, imanı ilgilendiren konuları bile ‘aklım almıyor’ diye kabul etmek istemiyor. Kur’an-ı Kerim’in haber verdiği gerçekleri bu mantıkla reddediyor. Resul-i Ekrem’in geleceğe dair verdiği bilgileri ise kesinlikle doğru bulmuyor.

Bizim de doğru bulmadığımız bir şey var. O da dine, imana, Peygamber’in verdiği bilgilere kuru akıl, mantık ve kişiden kişiye değişen anlayışlar seviyesinde bakmaktır. Böyle bir bakış son derece sığdır; gerçeklere gözünü kapatmaktır. Zira insanın ve diğer varlıkların anlayış ve kavrayış sınırının ötesinde bulunan ve adına gayb denen bilgileri hiç kimseye açmayacağını belirten Allah Teala, yalnız uygun gördüğü zaman bu sırları Peygamber’ine haber verebileceğini söylemektedir [Al-i İmran suresi (3), 179; Cin suresi (72), 26-27].

 

 

ALLAH razı olsunn.....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...