Jump to content

Ve Sen Kuş Olup Gidersin


KALDIRIM
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Ve Sen Kuş Olur Gidersin

166829_180031218699861_166916056678044_3-1.jpg

 

Kirpiklerime Kırlangıçlar Konuyor

 

Günün ilk ışıkları yüzüme çarptığında, bütün bir gece boyunca etrafa dağılmış bir kalbi nasıl toparlayacağımı düşünmeye başladım. Yavaşça yatağımdan kalkıp banyoya girdim. Aynaya bakmadan yüzümü yıkadım ve havluyla kuruladıktan sonra aynadaki yüzümle gözgöze geldim. Oldukça değiştiğimi fark ediyordum. Gözlerimde yuva yapan kırlangıçlar uzun zaman önce uçup bir daha da geri dönmemişlerdi. Onların kanat çırpmaları olmayınca, gözlerim ölü evinin sessizliğine bürünüyordu.

 

Kirpiklerime konan kuşlar olmayınca bakışlarımdaki ifade de ortadan kayboluyordu. Böyle zamanlarda konuştuğum insanlar kendilerini dinlediğimden bir türlü emin olamıyorlardı. Haklılık payları vardı. Hatta daha doğrusu dinlemiyordum.

 

Birini can kulağıyla dinlemeyeli çok uzun zaman olmuştu. İnsanlar konuştuğunda ta uzaklarda yaralı bir kırlangıç arkadaşlarının bir çoğunun öldüğünü ve benim kalanlara yardım etmem gerektiğini bağırıp duruyordu. Sonra kanatlarından süzülen kana rağmen, kısa uçuşlarla gözden kayboluyordu. Ben nerede olduklarını soramıyordum bile.

 

Saate baktım, son iki ay olduğu gibi yine işe geç kaldığımı fark ettim. Genel müdürün sabrının ne zaman taşacağını ben de merak ediyordum. Bu durum diğer çalışanları da rahatsız ediyordu. Bana ayrıcalık gösterilmesinin altında yatan nedenleri tartışıyorlardı aralarında. Öğle yemeklerinin son zamanlardaki konusu benim durumumdu. Bu ayrıcalığın tek bir sebebi vardı. Onlardan daha zekiydim ve daha fazla üretiyordum.

 

Dolabımı açıp giyecek birkaç şey seçtim. Sırf giyecek şeylerini aceleye getirmemek için bir saat erken uyanan insanlara oldum olası şaşırmışımdır. Giyinmeyi kutsal bir ritüele çevirmek modern zamanların alışkanlığı olsa gerek. İş yerindeki insanlarda da bunu görüyorum. Kendi giydikleri bir yana sabahın ilk saatleri hep başkalarını dikkatle süzmekle geçiyor. Giysilerin kişinin kimliğiyle ilintisini vurgulayıp duran reklamcılar başarılı oldular. Herkes üzerine giydiği şeylerin, kendisinin anlamlandırılmasında öncelikli unsur olduğuna inanıyor.

 

Otobüs durağına doğru yürümeye başladım. İşin en sevmediğim yanlarından biri de burasıdır. Yürüdükçe kalabalığa karışıyorum ve kalabalığa karıştıkça küçülüyorum. Bir otobüse binmeye çalışırken artık hiçleşiyorum. Oysa gariptir ki otobüse binmem bir zorunluluk değil, tercih. Bundan nefret etmeme rağmen yavaş yavaş hiçleştiğimi görmek garip bir haz veriyor. Sonra aynı baygın yüzler, umutsuz bakışlar, sıkılgan iç çekişler, gazete sayfalarına gömülmüş beklentiler...

 

Şirkete varıp içeriye girdiğim andan itibaren insanların keskin bakışlarından sıyrılarak odama varmaya uğraşıyorum. Lanet herif bakışları, şanslı adam bakışları, torpilli adam bakışları, ukala herif bakışları yüzüme çarpmasın diye gayret ediyorum. Ne yaparsam yapayım epeycesi çarpıyor suratıma.

 

Selamun aleyküm Nil.

Aleykümselam, günaydın

 

İşte sabahın en keyifli diyaloğu buydu benim için. İstanbul barlarının müdavimi Nil'e usturuplu bir selam ve karşılığı bekleyiş. Buna bayılıyorum. İlk zamanlar kekeleyip başka karşılıklar vermesine rağmen sonraları o da içten karşılık vermeye başladı. Bu tip bir selam onun için sadece burada gerçekleşiyordu. İkimiz için de terk edilmemesi gereken bir alışkanlığa dönüşmüştü bu selam.

 

Şirkette çalışan çocuklar ise aynı fabrikanın ürünleri olarak kabul edilebilir. İyi okullardan mezun olmuşlar. Bir çoğu orta sınıfa mensup ve hepsinin büyük idealleri var. Burası çok önemli; büyük idealler!

 

Şirkette çalışacaklar, kendilerini gösterecekler sonra da yükselecekler ve daha da yükselecekler daha da yükselecekler. Lanet olası heriflerin başları gökyüzüne değecek. İyi evlerde oturacaklar, iyi arabalara binecekler, iyi mekanlarda dolaşacaklar, iyi kızlarla birlikte olacaklar. Hepsi de kudurmuş gibi yükselme yolları arıyor. Yedikleri her [haltın] yükselmeye etkisini hesap edip duruyorlar.

 

İşlerine yaramayan ve kariyerlerine olumlu etki sağlamayacak bir şeyi yapmaları mümkün değil. Çünkü nevzuhur yalancı peygamberleri onlara böyle söylüyor. Hayatta kazanmak için her şeyi yapabilecek durumdalar. Bu yüzden onlara katil muamelesi yapıyordum. Onları aşağılıyordum, odamdan kovar gibi gönderiyordum, birbirlerinin önünde aptallıklarını yüzlerine vuruyordum. Bunun doğal bir sonucu olarak da, hepsi benden öldüresiye nefret ediyordu. Bunu hepimiz biliyorduk. Onlar için bir kahve fincanı kadar bile değerim yoktu. Unutmadan söyleyeyim kahve fincanlarına da kendilerini başarı yolunda motive edecek sloganlar yazdırıyorlardı. Bu fikri bir seminerde NLP uzmanından almışlardı.

 

Şirket bünyesinde elemanların verimliliğini arttırmak ve motivasyonu güçlendirmek için çeşitli zamanlarda seminlerler düzenliyorlardı. İyi giyimli adamlar konferans salonunda toplanan ve hayranlıktan dudakları yere düşmüş genç insanlara ateşli konuşmalar yapıyorlardı. Sanki Luther King meydana doluşan kalabalıklara I have a dream türünden söylevler veriyordu. Böylesine dinsel bir havaya bürünüyordu ortam. Adam ellerini kollarını sallayıp havarilerine öğütler veriyordu ve hep bir ağızdan tekrar ettiriyordu. Allah'ım bu bir büyü olmalıydı! Onlarca genç insan hırsla dişlerini sıkıp, gırtlakları patlarcasına bağırıyordu. Kazanacağım, yapacağım, başaracağım, yükseleceğim ve daha neler neler. Bense kusmamak için ortamı terk ediyordum bir süre sonra. Bunlardan birinde dışarı çıkınca patronlardan biriyle karşılaştım.

 

Neden dışarı çıktın?

Bu saçmalığa tahammül etmemi beklemiyorsunuz değil mi?

 

Gülmeye başladı.

 

Evet beklemiyorum. Ama kabul et ki içeridekiler her seminer sonrasında hırsla işlerine sarılıyorlar ve bu da beni mutlu ediyor. Aptalca ama kârlı bir iş benim için.

 

Yine bu seminerlerden birinde adam heyecanla anlatıyordu ve söz istedim. Adam katılımcı olmanın nimetlerinden faydalanmak için hemen söz verdi.

 

Bize biraz da ölümden söz eder misin?

Nasıl? Ne ölümü?...

 

Ortalık buz kesmişti. Sadece gözlerimden kaçan kırlangıçların kanat sesleri duyuluyordu. Lanet herif, bir ayinin ortasında çıkmış ve insanların huzurunu bozmaya çalışıyordu. Biraz cesaret edebilseler, ilkel dinlerin kurban törenlerinden biri gerçekleşebilirdi. Ortalığı daha fazla germemek için çıkıp gitmiştim. Islığımla ölüm marşını çalmayı da ihmal etmedim.

 

Herkesin masasında NLP'cilerin kişisel gelişim kitaplarından ikişer üçer bulunurdu mutlaka. Son zamanlarda benim de masamda Kur'an duruyordu. Soranlara, kişisel gelişim kitabım diyordum.

 

Oldukça sıkıntı verici bir gündü. Akrep ve yelkovan uyuşturucu almışlar da saat kadranının ortasında kendinden geçmiş gibiydiler. Şirket elemanlarının her hareketi daha da çok gözüme batıyordu. O gün şirketin tarihinde köklü bir değişikliğe gerek duyulduğuna karar verdim.

 

Çalışanlar öğle yemeği için dışarı çıkmaya başladılar. Ortalıkta kimse kalmamıştı. Masaları dolaşmaya ve modern zamanların, kapitalizmin ilmihâl kitapları olan kişisel gelişim kitaplarını toplamaya başladım. Bir masanın üstüne yığdım topladıklarımı. Çeşit çeşit, renk renk, arkalarında pislik tiplerin fotoğrafları olan süslü kitaplar. Bir masanın üstüne ne kadar kitap bulabildiysem yığdım. Aralarına ekonomi dergilerini de kattım. Masanın üzerinde dağ gibi yığılmıştı kitaplar, dergiler. Nil'in masasının çekmecesinde hiç eksik olmayan asetonu aldım. İyice boşalttım kitapların üstüne. Sonra bir kibrit ve ateş...

 

Alev alev yanıyordu kitaplar. Ateş tavana kadar yükselmişti. Alarmlar çalıyordu. Kapitalizmin kutsal kitapları ateşin buyurucu gücüne boyun eğiyordu. Kişisel gelişim yaygaraları birer birer son buluyordu.

 

Alevler yüzümü ısıtıyordu.

 

Cervantes olsaydı, yeni bir hikayeye başlayabilirdi.

 

Kirpiklerime kırlangıçların konduğunu fark ettim.

 

Gülümsüyordum.

 

Dışarı çıktım.

 

Tarık TUFAN

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

emeğine sağlık güzel paylaşım olmuş

 

Okuyup yorumda bulunduğunuz için ben teşekkür ederim Seher ;

Tarık Tufanın keyifle okuduğum kitaplarından biriydi...

 

Aynı yazarı takip ettiğimiz için sevindim Ecrin ; Tarık abiyi radyo programlarından da takip ediyordum bi dönem..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...