Jump to content

Yasin Suresi 82.Ayet...


hülya bozkul
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

yasın suresı 82.ayet.hayatıma yon verdıgını dusundugum bır ayet.derkı;

İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu).

O (Allah), bir şey irade ettiği (dilediği) zaman O'nun emri, sadece ona: "Ol!" demektir. O, hemen olur.

 

hersey bu kadar acık ve net arkadaslar.ALLAH ın ıstemesı lagzım once.yoksa kenıdnızde paralasanız olmayınca olmaz.......

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

dedigini dogru hulya hanim allah istemesse ol demesse hic bir sey olmaz ama ben birde su yonunden bakiyorum: Allahin birseyi istemesi ve ol demesi icin onun rizasini almaya calismak da guzel birsey.. oyuzden bence parala ve parcala kendini onun rizasini alacagimda duami isitip istegimi isitip hayirlisini verecek diye..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

99'a 3 ekle ondan 5 çıkar ona 100 daha ekle kalan rakam kadar namaz kıl duan kesin kabul olur gibi kendi kafalarındaki ibadet şekillerini anlatarak umut tacirliği yapan insanlar var burada. Ve tabiki bir umut onların peşinden giden bir sürü insan. Bu paralamak değil direk namazı pazarlık unsuru haline getirmektir. Ayrıca bu tür şeylerle ilgilenen birinin kalbini Allah'a açması ve samimi bir şekilde yönelmesi imkansızdır. Düşünsenize bu tür ibadetleri yapanlar sayıyı tamamlamak için yanlarında defter kalem tutmaları lazımdır. Çünkü bu tür inançlara sahip insanlar sayıda bir eksik bir fazla yaparlarsa duaların kabul olmayacağına inanırlar. Her namazında deftere sayı atarken nasıl insan Allah'a odaklanabilir ki ?

 

Halbu ki, Allah duaların kabulünde samimiyet, iman ve salih amel aradığını şu ayette belirtmektedir:

 

Allah iman edip salih amel işleyenlerin dualarını kabul eder ve kendi kereminden onlara istediklerinden de fazlasını verir.” (Şura: 26)

 

Buharî ile Müslim'in bir hadis olarak naklettikleri olay şöyledir:“Üç yolcu geceyi geçirmek üzere bir mağaraya sığınırlar. Sabahleyin uyanınca mağaranın kapısını kocaman bir kayanın tıkadığını görürler. Aralarında çare ararken herkesin o güne kadar yapmış olduğu en faziletli ameli öne sürerek Allah'a dua etmesini kararlaştırırlar. Bu karar üzerine içlerinden biri şöyle dua eder:

“Ya Rabbi, bildiğin gibi benim bir amca kızım vardı. Onu çok sevmiştim. Öyle ki, hiçbir erkek bir kadını bundan daha çok sevemezdi. Bir gün benden yüz dinar para istedi. Parayı yanıma alıp evine gittim. Maksadımı anlayınca bana “Ey Allah'ın kulu, Allah'dan kork ve hakketmediğin biçimde bekâret mührümü bozma” diye yalvardı. Bunun üzerine parayı verdim ve kendisine hiç ilişmeden evden çıkıp gittim. Ya Rabbi, eğer ben o hareketi sırf senin rızanı kazanmak içip yaptı isem bu mağaranın kapısının açılmasını sağla.”

Adamın bu duası üzerine mağara kapısını tıkayan taş birazcık aralanıverdi ve adamlar gün ışığını iyice görebildiler.

Arkasından bir başkası da şöyle dua etti:

“Ya Rabbi, bildiğin gibi, benim hayli yaşlanmış bir anam ile bir babam vardı. Her akşam önce onlara süt içirir, sonra çoluk-çocuğumla hayvanlarıma yemek ve yem verirdim. Bir gün ormandan geç dönmüştüm. Eve döndüğümde her günkü gibi sütlerini içirmek istediğimde uyuduklarını gördüm. Onların sütünü vermeden çocuklarıma yemek ve hayvanlara yem vermek istemediğim için bardak elimde yanıbaşlarında sabahladım. Sabah olup uyanınca da hemen sütlerini içirdim.

Ya Rabbi, eğer ben o hareketi sırf senin rızanı kazanayım diye yaptı isem bu mağaranın kapısının açılmasını sağla.”

İkinci adamın bu duası üzerine mağara kapısı biraz daha aralandı. Fakat açılan delik dışarıya çıkmalarına imkân verecek kadar geniş değildi.

Arkasından arkadaşların üçüncüsü dua etmeye başladı ve şunları söyledi:

“Ya Rabbi, senin de bildiğin gibi, ben vaktiyle bir kaç işçi çalıştırmış ve iş bitince ücretlerini vermiştim. Yalnız işlerden biri biraz önce çekip gittiği için ücretini verememiştim. Bunun üzerine adamın ücretini ayırarak çalıştırmaya başladım. Para çoğaldıkça çoğaldı ve gün geldi, büyük bir servet haline geldi. Derken günün birinde adam çıkagelerek -Ey Allah'ın kulu, bana olan ücret borcunu ver- dedi. Kendisine “Şu gördüğün bütün develer, koyunlar, sığırlar ve köleler senin o ücretinden arttı. Bu yüzden hepsi senin” diye cevap verdim. Adam şaşkınlık içinde “Ey Allah'ın kulu, benimle alay etme” deyince kendisine “Ne münasebet, alay falan etmiyorum” diye karşılık verdim. Bunun üzerine adam yanımda birikmiş olan bütün servetini alıp gitti.

Ya Rabbi, eğer bu hareketi sırf senin rızanı kazanmak için yaptı isem şu mağara kapısının açılmasını sağla.”

Bu sonuncu dua üzerine iri kaya kapıdan çekildi ve adamlar dışarı çıktılar. (Buharî, Sahih, kitab, icare, bab, kim bir emekçiyi çalıştırırsa, emeğinin karşılığını versin, H. No: 2272; Ahmed, Müsned, c. 1, s. 116; c. 3, s. 142.)

Görüldüğü gibi bu üç arkadaş en salih amellerini öne sürerek Allah'a dua ettiler. Çünkü kulun Allah'a “Tevessül”, “Teveccüh” ederken, Ondan bir şey dilerken öne sürebileceği en geçerli gerekçe işlemiş olduğu salih amellerdir.

 

 

İşte kul kendini kafasında uydurduğu ibadetlerle kendini paralamak yerine salih amel yaparak kendini paralarsa bir isteği olursa Allah'ında sözünü tutmasını bekleyebilir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...