Jump to content

Nasıh-Mensuh


Güzide
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Kuranda nasih mensuh varmidir?

 

Evet Kuran'da nasih(nesheden) ve mensuh(neshedilmis) ayetler vardir. Kuran temelde kendinden önce inmis olan Incil ve Tevrat'in hükümlerini neshetmistir. Yahudiler, Allah nesih yapamaz ve su halde böyle yeni yeni hükümler getiren bir vahiy indiremez diyorlardi. Bunun üzerine

"Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayirlisini yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her seye kâdirdir." BAKARA 106 ayeti nazil oldu.

Allah bunu yapabilir ve bunu yapmakta kendisine eksiklik gelmeyecegi gibi bunda hayir ve hikmet bulunur. Çünkü biz insanlara göre degistirilme görünen durum Allah-ü teala tarafindan nihai hükmü beyan etmedir. Ancak bize ilk hükmün sona erecegi vakit bildirilmediginden sinirli ilmimiz bu isi yürürlükten kaldirma sanmaktadir. Allah mahlukati yaratmadan önce nasihi de mensuhu da bilir. Fakat hikmetiyle mensuh olan ilk hükmün belirli bir vakitte sona erecek bir hikmet ve maslahat (islev) ile sinirli oldugunu da bilmektedir.

Ebediyet kaydiyle mukayyed (bagli) hükümlerde nesih cereyan etmez. Nesih ancak emirler ve yasaklar gibi hükümlerde cereyan eder. Cenab-i Allah, varlik âleminde bu gün yarattigini yarin yok ederek, diger bir seye dönüstürmekle ilmine, kudretine, iradesine hiçbir noksanlik âriz olmayacagi gibi, seriate ait âlemde de baska baska zamanlarda baska baska ser'î hükümler insa etmekle, mesela; geçmis zamandaki bir emrin yerine, simdiki zamanda yasak koyan bir emir inzal buyurmakla ilminde ve iradesinde hasa bir noksan degil, belki her birinde bir hikmetinin tecellisini ve kemalini göstermis olur. Ve bunda caymak mânâsini düsünmek kabil degildir. Allah katinda kararlasmis bulunan hersey ve her hüküm yerli yerinde gelmistir. Ve hakikatte hiçbir kelimesi degismis degildir. Hasili iman hakikatleri, itikat esaslari gibi, ihbarî olan ilmî ilkelerde nesih mümkün degildir. Bunlarin bir anlik zamana bagli olanlari bile ezelî gerçekler hükmündedir. "Su söyledir, filan vakit, filan sey oldu veya olacak." denildi mi bu haberler, bu hükümler artik ezelden ebede dogrudurlar.

O vakitte o sey olmadi veya olmayacak denilemez. Lakin "su iç, sarap içme," gibi insâî olan ser'î hükümler, açikça ebediyet kaydiyla kayitlanmadikça nesihleri mümkündür. Bunlar bir an için mesru, baska bir an için gayr-i mesru olabilirler. Bunlarin ebediyetleri zorunlu degildir, nesihleri de müddetlerinin açiklanmasina baglidir. Iman ve itikad (inanç) meseleleri gibi dinin esaslarinda ve verdigi haberlerinde nesih olmaz. Bu noktada Islâm ve Kur'ân, kendinden öncesini neshedici degil, tasdik edici, te'yit edici ve düzelticidir. Evet, nesih de bir gerçek, bir kanundur.

Neshi inkâr etmek, yaratilisdaki degisimleri inkâr etmek veya âlemde degisimlerin kanunsuzlugunu iddia etmek gibi bir bilgisizlikten baska bir sey degildir. Neshi inkâr etmek isteyenler sunu düsünmelidir ki, eger Allah Teâlâ'nin yaratma ve emrinde bir nesih kanunu olmasaydi âlemde ne bir degisme olur, ne de akidlerde, anlasmalarda ve konmus kanunlarda insanlar arasi feshetme ve ilka (kaldirma) muamelelerine imkan bulunurdu. Fakat sunu da bilmeli ki neshin konusu, ilgilendigi sey, ancak zaman ve mekanin degismesi, durumlarin ve menfaatlerin farkliligi ile ilgili olan fer'î hükümler olabilir. Geçmis dinlerde ve Islâm'in baslangicinda mensuh oldugu açiklanan hükümler de hep bu cümleden olanlardir. Ameli degil fakat ezeli hakikatlarda nesih olamaz Her zaman hak ve sabit olan din ve iman esaslari, bütün Allah'dan gönderilmis dinlerde ayni olmak üzere saklanir, muhafaza edilir. Gerek bilgisizlikten ve gerek seytanliktan dogmus olarak tahrif sûretiyle girmis olan batil inançlar ve fâsid fikirler ise, esasta olsun, füru'da olsun daima red ve iptal edilir."Kim Allah'a ve ahiret gününe inanir ve güzel amel islerse, iste bunlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar." düsturu, bir ezelî gerçektir. Ve bunu kabül ve tatbik etmeyen hiçbir din, hak din degildir. Muhammed Aleyhisselâm'in teblig ettigi bu gerçek, Musa'nin da, Isa'nin da ve bütün peygamberlerin de teblig ettikleri bir hakikattir. Gerek geçmis ümmetlerde ve gerek simdiki ümmetlerde hakikî müminler bu esasa uymus olanlardir. Gerçekten müslüman ve sonunda da mesud olacak olanlar bunlardir.

Elmalili tefsirinden faydalanilmistir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...