Jump to content

Şeyhi-Harname...


Renan

Önerilen Mesajlar

Harnâme ünlü divan edebiyatı şairi Şeyhi tarafından kaleme alınmış bir mesnevidir.

Aynı zamanda bir hekim olan Şeyhi Sultan Çelebi Mehmed'i tedavi edince Çelebi Mehmed ona bir köy (Tokuzlu Köyü) hediye etmiştir. Köye doğru yola koyulan Şeyhi yolda eşkiyalar tarafından soyulmuş ve dövülmüştür. Bunun üzerine Harnâme'yi kaleme alır. Eser toplumun kötü yönlerini hicvetmektedir. Fakat bunu mizahi bir üslub ile yapmıştır.

Eser 126 beyitten oluşmaktadır. Divan edebiyatında hiciv eserlerinin ilk önemli örneklerindendir.Eşekname anlamına gelmektedir.

Harname

 

Zevk içinde cihân velî ŞEYHî.

Yatur uş minnet ü belâda dahi

 

Bahtı zengî yüzü tek agırmaz

İşi başmaklayan başa varmaz

 

Râhat umdukça gördü zahmetler

Devlet isteyü buldu mihnetler

 

Fikr olurken hâletün sıfatı

Geldi bu kıssanun münâsebeti

 

Münasebet-i Hikayet

 

Bir eşek var idi zâif ü nizâr

Yük elinde kat'i şikeste vü zâr

 

Gâh odunda vü gâh suda idi

Dün ü gün kahr ile kısuda idi

 

Ol kadar çeker idi yükler ağır

Ki teninde tü komamışdı yağır

 

Nice tü kalmamışdı et ü deri

Yükler altında kana batdı deri

 

Eydür idi gören bu sûretlu

Tan degül mi yürür sünük çatlu

 

Dudağı sarkmış u düşmiş enek

Yorılur arkasına konsa sinek

 

Toğranur idi arpa arpa teni

Gözi görince bir avuç samanı

 

Kargalar dirneği kulağında

Sinegün seyri gözi yağında

 

Arkasından alınsa pâlanı

Sanki it artuğıydı kalanı

 

Birgün ıssı ider himâyet ana

Ya’ni kim gösterür inayet ana

 

Aldı pâlanını vü saldı ota

Otlayurak biraz yüridi öte

 

Gördi otlakda yürür öküzler

Odlu gözler ü gerlü göğüzler

 

Sömürüp eyle yirler otlağı

Ki çekicek kılın tamar yağı

 

Boynuzı ba’zısınun ay bigi

Kiminün halka halka yay bigi

 

Böğrişüp çün virürler âvâze

Yankulanurdı tağ ü darvâze

 

Har-ı miskîn ider iken seyrân

Kaldı görüp sığırları hayrân

 

Geh yürürler ferâgat ü hoş-dil

Gâh yaylâ vü kışla geh menzil

 

Ne yular derdi ne gâm-ı pâlân

Ne yük altında haste vü nâlân

 

Acebe kalur u tefekkür ider

Kendü ahvâlini tasavvur ider

 

Ki birüz bunlarunla hilkatde

Elde ayakda şekl ü sûretde

 

Bunlarun başlarına tâc neden

Bize fakr ü ihtiyâc neden

 

Bizi ger arpa ok u yây itdi

Bunlarun boynuzun kim ay itdi

 

Didi bu müşkilümi itmez hal

Meger ol bir falân har-i a’kal

 

Var idi bir eşek firâsetlû

Hem ulu yollu hem kiyâsetlû

 

Çok geçürmiş zamâneden çağlar

Yükler altında sızırup yağlar

 

Nûh Peygamber’ün gemisinde ol

Virmiş İblîse kuyruğıyla yol

 

Dir imiş ben döşedimdüm döşeği

Dirilürken ölüp ’Üzeyr eşeği

 

Hoş-nefesdür diyü vü ihl ü fasîh

Hürmet eyler imiş humâr-ı Mesîh

 

Kurd korkar idi kulağından

Arslan ürker idi çomağından

 

Ol ulu katına bu miskîn har

Vardı yüz sürdi didi iy server

 

Sen eşekler içinde kâmilsin

Âkıl ü şeyh ü ehl ü fâzılsın

 

Anda k’ıslâh ide tapun şer ü şûr

Har-î Deccâle diyeler ker ü kûr

 

Menzil-i mü’minîne rehbersin

Merkeb-i sâlihîne mazharsın

 

Nesebündür mesel hatîblere

Nefesün hoş gelür edîblere

 

Sen eşeksin ne şek hakîm-i ecell

Müşkilüm var keremden itgil hall

 

Bugün otlakda gördüm öküzler

Gerüben yürür idi göğüzler

 

Her biri semîz ü kuvvetlü

İçi vü taşı yağlu vü etlü

 

Niçün oldu bulara enzâni

Bize bildür şu tâc-ı sultanî

 

Yok mıdur gökde bizüm ılduzumuz

K’olmadı yir yüzinde boynuzumuz

 

Her sığırdan eşek nite ola kem

Çün meseldür ki dir benî âdem

 

Har eger hâr ü bî-temîz oldı

Çünkü yük tartar ol azîz oldı

 

Bâr-keşlikde çün bizüz fâik

Boynuza niçün olmaduk lâyık

 

Böyle virdi cevâb pîr eşek

K’iy bilâ bendine esîr eşek

 

Bu işün aslına işit illet

Anla aklunda yog ise kıllet

 

Ki öküzi yaradıcak Hallâk

Sebeb-i rızk kıldı ol Rezzâk

 

Dün ü gün arpa buğday işlerler

Anı otlayup anı dişlerler

 

Çün bular oldu ol azîze sebep

Virdi ol izzeti bulara Çalab

 

Tâc-ı devlet konıldı başlarına

Et ü yağ toldı iç ü taşlarına

 

Bizüm ulu işimüz odundur

Od uran içümüze o dûndur

 

Bize çokdur hakîki buyrukda

Nice boynuz kulağ u kuyruk da

 

Döndi yüz derd ile zaîf eşek

Zâr ü dil-haste vü nahîf eşek

 

Didi sehl ola bu işün aslı

Çünki şerh oldı bâbı vü faslı

 

Varayın ben de buğday işleyeyin

Anda yaylayup anda kışlayayın

 

Nice yiyem odun ile letler

Bulayın buğday ile izzetler

 

Gezerek gördi bir gögermiş ekin

Sanki dutardı ol ekin ile kîn

 

Aşk ile değdi girdi işlemeğe

Gâh ayaklayu gâh dişlemeğe

 

Arpa gördi gögermiş aç eşek

Buldı cân derdine ilâç eşek

 

Değme kerret ki şevk ile karvar

Toprağın bile götürür harvar

 

Eyle yidi gök ekini terle

Ki gören dir zihî kara tarla

 

Yiyürek toydı karnı çağnadı

Yuvalandı vü biraz ağnadı

 

Başladı ırlayup çağırmağa

Anup ağır yükin ağırmağa

 

Dimiş ol âdemî ki hoş-demdür

Niam oldukda bî-nagam gamdur

 

Pes idüp cûş içinde eşvâkı

Rast düzdi nevâ-yı uşşâkı

 

Çeker âvâze tîz ider perde

Hoş ser-âğaz ider muhayyerde

 

Nice düzmek ki bozdı âhengi

Perdesin açdı ol cihân nengi

 

Çıkarur har çün enker-ül esvât

Ekin ıssına arz olur arasât

 

Ağaç elinde azm-i râh itdi

Tarlasını göricek âh itdi

 

Dâneden gördi yiri pâk olmış

Gök ekinliği kara hâk olmış

 

Yüreği sovumadı söğmeg ile

Olımadı eşeği dögmeg ile

 

Bıçağın çekdi kodı ayruğını

Kesdi kulağını vü kuyruğını

 

Kaçar eşşek acıyaruk cânı

Dökilüp yaşı yirine kanı

 

Uğrayu geldi pîr eşek nâgâh

Sordı hâlini kıldı derd ile âh

 

Yermürü inleyü didi iy pîr

Har-ı rûbâh bigi pür-tevzîr

 

Bâtıl isteyü haktan ayrıldum

Boynuz umdum kulakdan ayrıldum

 

Benem ol gâm yükinde har-ı leng

Gussalar balçığında vâlih ü deng

 

Ne yüküm bir nefes giderici var

Ne biraz çekmeğine yarıcı var

 

Har gedây-iken arpaya muhtâç

Gözedürem k’urıla başuma tâc

 

İster iken halâldan rûzî

Varım itdüm haramîler rûzî

 

Ger tonuzlara olmaya buyruk

Âh gitdi kulağ ile kuyruk

 

Hükm-i sultâna k’ola pâyende

Çarh çâkerdürür felek bende

 

Kim ola bâri bir iki eclâf

K’ide tevk-i pâdişâha hilâf

 

Şâh kahrı ne’ûzü-billâh eger

Çarh baş çekse ide zîr ü zeber

 

Göklere irdi nâle vü feryâd

Dâd iy pâdişâh-ı âdil dâd

 

Şeyhî uzatma nâle vü âhun

Nüktedândur bilür şehen-şâhun

 

Ger inâyetden istesen tevfîr

Kılma devlet duâsını taksîr

 

Nice kim bu zamâne-i nâ-sâz

Câhile nâz vire ehle niyâz

 

Ne kadar kim cihân-ı bî-ihlâs

Ârifi hâric ide âmiyi hâs

 

Ol şehün işi izz ü nâz olsun

Düşmeninün gam ü niyaz olsun

 

(Vezin: Feilâtün mefâilün feilün)

Harname (Sadeleştirilmiş)

 

bir eşek var idi zaif u nizâr yük elinden katı şikeste vü zâr (zayıf çelimsiz bir bedbin eşek vardı alemin yükünü çekmekten bitkindi gayrı)

gâh odunda vü gâh suda idi dün ü gün kahr ile kısuda idi (bazen odun bazen su taşıyordu lakin sıkıntıdan çatlıyor her daim kahrediyordu kaderine)

dudağı sarkmış u düşmüş enek yorulur arkasına düşse sinek (dudakları sarkmış çenesi düşmüştü eşeğin kıçına sinek konsa yara zannediyordu yani o derece)

arkasından alınsa palanı sanki it artığıydı kalanı (yükünü çıkarınca darası sıfıra tekabül edecekti handiyse he)

bir gün ıssı eder himâyet ana yâni kim gösterir inâyet ana (bir gün sahabı iyilik etti ona ve serbest bırakıp saldı çayırlara kocaman bayırlara) çayırlara

aldı palanını vü saldı ota otlayarak biraz yürüdü öte (yürüyor eşeğimiz)

gördü otlakda yürür öküzler odlu gözler ü gerlü göğüzler (ah bir de baktı ki eşek semiz öküz dolu ortalık göğüslerini gere gere dolanıyorlar üstelik)

har-ı miskin eder iken seyrân kaldı görüp sığırları hayrân (takıldı eşek baktı durdu sığırlara mel mel)

ne yular derdi ne gâm-ı palan ne yük altında hasta vü nâlân (öküzlere hasta olan eşek amanin dedi: ne yük ne de yular dertleri var bu deyyusların)

acebe kalır ü tekeffür eder kendi ahvâlini tasavvur eder (şaşırıp kendi halini düşündü eşek tabii allahın öküzüne bak ulan dedi içinden)

ki biriz bunlarunla hilkatde elde ayakda şekl ü suretde (hem bende de aynı kol-bacaktan var ne yani vay öküzoğlu öküzler diye sitem etti)

var idi bir eşek ferâsetli hem ulu yollu hem kiyâsetli (hadiseye muhteşem bir eşek duhul oldu bu esnada)

ol ulu katına bu miskîn har vardı yüz sürdü dedi ey server (bizim eşeğin de aklına geldi bu bilge eşek hemen davrandı akıl almak için süründü bilgeye)

sen eşeksin ne şek hakîm-i ecell müşkülüm var keremden itgil hall (

bugün otlakda gördüm öküzler gerüben yürür idi göğüzler

yok mudur gökde bizim ıldızımız k'olmadı yer yüzünde boynuzumuz (Gökyüzünde bizim yıldızımız yok mudur ki Yeryüzünde boynuzumuz olmadı.)

 

böyle verdi cevab pîr eşek k'iy belâ bendine esir eşek

 

dün ü gün arpa buğday işlerler anı otlayıp anı dişlerler (Öküzler gece gündüz buğday işlerler Buğday otlarlarbuğday dişlerler)

bizim ulu işimiz odundur od uran içimize o dûndur (Bizim ise büyük işimiz odundur içimize ateş vuran(koyan)o dundur(o değersiz bayağı nesnedir))

döndü yüz derd ile zaîf eşek zâr ü dil-hasta vü nahif eşek

 

varayın ben de buğday işleyeyin anda yayılıp anda kışlayayın (bizim eşeğin aklı hala buğdayda arpada konuşup durdu kendi kendine)

gezerek gördü bir göğermiş ekin sanki dutardı ol ekin ile kîn (bu arada gezerken serpilmiş güzel ekinleri gördü gördükçe dellendi

 

eyle yedi gök ekini terle ki gören der zihî kara tarla (ekinlere öyle bir daldı ki bizim haset eşek hepsini anında hacamat ederek yedi

 

başladı urlayıp çağırmağa anub ağır yükün anırmağa (taşıdığı yükleri hatırlayarak ilendi geçmişine bas bas bağırdı olduğu yerde)

çıkarır har çün enkerü'l-esvât ekin ıssına arz olur ârasât (en bet sesiyle çığırırken eşek mal sahabı da hadiseyi çakozladı elbet)

ağaç elinde azm-i râh etdi tarlasın göricek bir âh etdi (elinde sopa yola çıktı sahip tarumar olmuş tarlasını görür görmez çok pis bedbaht oldu tabii; ilençle veryansın etti

 

daneden gördü yeri pâk olmuş gök ekinliği kara hâk olmuş

yüreği soğumadı söğmeğ ile olımadı eşeği döğmeğ ile (sahip eşeğe önce ana-avrat dümdüz gitti lakin kesmedi tabii bu kadarı sahibi odununan da bir güzel benzetti bizim akılsız eşeği eşek sudan gelinceye değin dövdü bir güzel eh dövülen eşek olduğu içün de eşek suya hiç gidemedi e gidemeyince dönemedi de bittabii ah ah) 0000

bıçağını çekdi kodi ayruğunu kesdi kulağını vü kuyruğunu (yine hıncını alamadı elbet sahip

kesti eşeğin kuyruğunu kulağını)

kaçar eşek acıyarak cânı dökülüp yaşı yerine kanı

 

uğrayu geldi pîr eşek nâ-gâh sordı hâlini kıldı derd ile âh

 

bâtıl isteyü hakdan ayrıldım boynuz umdum kulaktan ayrıldım (bizim eşek zırladı vor vor; ve: istedim hakkım olmayan bir muz kulaktan oldum takacakken bir çift boynuz diyerek anırdı uzun uzun.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...