Jump to content

Çekim Yasası: Düşünce Gücü mü? Kalp Gücü mü?


Mira
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

“Başımıza gelen iyi veya kötü her şey, düşüncelerimiz, duygularımız, beklentilerimiz, inandığımız ve bildiğimiz şeyler yüzünden gerçekleşiyor”

Ve bunlar bizim birinci derecede kontrolümüzde olan şeyler.

Bunların hayatımıza olan etkileri sadece çekim yasası gereği önümüze iyi veya kötü fırsatlar ve açılan kapıların çıkması değil.

Bunlar ayrıca bizim hareketlerimizi ve attığımız adımları da bire bir etkiliyorlar.

Hareketlerimiz ve attığımız adımlar ise, elde ettiğimiz sonuçları belirliyor.

Bugün, birinci derecede bizim kontrolümüzde olan bu konuları teker teker irdelemek ve hem bu konularda, hem de kendi hayatınız hakkında yeni anlayış ve keşiflere ulaşmanıza yardım etmek istiyorum.

Düşüncelerimiz

Düşüncelerimiz çeşit çeşit. Hepsi de, özellik olarak “olumlu ve olumsuz” diye ikiye ayırılmakla beraber, çeşit olarak şu 4 çeşitten bahsetmek isterim:

1- Hayatın problemlerine karşı, kendi alemimizde, kendi kendimize yaptığımız konuşmalar, iç sohbetler.

Örnek: “Bugün öğle yemeğinde ne yiyeyim? Tost yiyeyim.”

“Şu işi şimdi mi yapayım, yarın mı? Yarın yapayım, acelesi yok.”

“İş başvurusu için hangi kıyafeti giyeyim? Lacivert olanı giyeyim.”

“Şu borcu nasıl ödeyeyim? Şu öbür ödeme biraz beklesin, önce bu ödensin.” vs. vs.

Bu düşünce çeşidi, her ne kadar hayatımızın genel gidişatına ve hayallerimize ulaşmamıza, o kadar etkili değilmiş gibi görünüyorsa da, her bir düşüncemiz ve ondan kaynaklanan hareketimiz aslında, hayallerimize giden bir bebek adımı. Bu sebeple her düşüncemiz bizi hayallerimize bir bebek adımı yaklaştırıyor veya uzaklaştırıyor.

Bu bebek adımlarımızı sürekli yanlış bir yönde atarsak, uzun vadede ulaştığımız yer hayallerimizden uzak oluyor. Ama hayallerini bilen bir insan, yönünü doğru ayarlayacağı için, minik bebek adımlarıyla ilerlese dahi, sonuçta otomatik olarak hayallerine kavuşacaktır. Tabii hep minik adım atmak, işleri biraz yavaşlatıyor ama sonuç yine de hep güzel oluyor. Bu sebeple, bu düşünce çeşidi hayatımızda önemli.

2- Bütün gün etrafta gezdirdiğimiz, alışkanlık haline gelmiş düşüncelerimiz, bakış açılarımız.

Örnek: Bütün gün etrafta, “İşsizim, işsizim, işsizim” diye veya “Kiloluyum, kiloluyum” diye gezmek. Veya sürekli, “Hayat ne berbat” veya “Hayat ne güzel” diye gezmek.

Bunlar biraz cahil bir şekilde, önemini bilmeden saf saf, kendimizi bırakıp, alışkanlık olarak düşündüğümüz şeyler. Tabii ki maalesef genelde negatif olabiliyor. Ama, çevrenize bir bakın, sırf alışkanlık olarak, neşeye, kendini sevmeye ve değer vermeye odaklı, cahil ve bazen insanı sinir eden ama yine de başarılı olmuş insanları eminim siz de göreceksiniz.

Bu da bize gösteriyor ki, bu çeşit düşüncelerimizin de hayatta elde ettiğimiz sonuçlara katkısı çok büyük.

3- Günlük hayatta yaptığımız tespitlerimiz.

Bunu biraz açıklarsak, hayattaki gözlemlerimizi, duygularımızı, algılarımızı düşünceye dökmemizden oluşuyorlar.

Örnek: Bir şeye bakınca, “Bu ne güzel” veya “Ne çirkin” demek. “Bu iyi” veya “Şu kötü” demek.

Başımız ağrıdığı zaman kendi kendimize “başım ağrıyor” dememiz, canımız sıkıldığı zaman, kendi kendimize “Canım sıkıldı” dememiz veya iyi hissettiğimizde “Kendimi iyi hissediyorum” dememiz vs. hep bu sınıfa giriyor.

Bu çeşit düşünceler, farkındalık ve bilinçlenmeyi hem gerektiriyor hem de getiriyor. Yani tüm anlayış ve keşiflerimiz aslında bu tür düşünce çeşidini içeriyor. Ve yine bunların hem hayattaki gelişimimize, hem de hayallerimizi gerçekleştirmek için atacağımız büyük veya küçük adımlara olan etkileri çok büyük.

Her konuda Allah’a sığınmamız çok önemli ama bu konuda ben özellikle Allah’a sığınmamızı tekrar önemle belirtmek isterim. Çünkü neyin iyi, neyin güzel, neyin doğru olduğu ile ilgili yaptığımız tesbitlerde Allah’ın yol göstermesi olmazsa, kişi kolaylıkla yanlış tespitlere kayabiliyor.

4- Kendi kendimize verdiğimiz kararlarımız ve emirlerimiz.

Örnek: “Bir daha asla buraya gelmeyeceğim.”

“Ben bu işten bıktım.”

“Artık hayatımı bir düzene sokmaya ve kazananlardan olmaya karar verdim.” vs.

Bu çeşit düşünceler ise bizim attığımız “dev adımları” etkiliyor. Dev adımlar, minik adımlarımızın tersi olarak, bizi hayallerimize ya hızla yaklaştırıyorlar veya yanlış atılmış bir dev adım da yine bizi hayallerimizden hızla uzaklaştırabiliyor. Bu sebeple bunların da hayatımızdaki önemi çok büyük.

Düşüncelerimiz konusunu kısaca özetlemek gerekirse, bunlar:

  • minik adımlarımıza sebep olan düşünceler,
  • alışkanlık olarak, farkında bile olmadan düşündüklerimiz,
  • tespitler içeren, doğru ve yanlışa, güzel ve çirkine, iyi ve kötüye karar vermemize sebep olan düşüncelerimiz,
  • dev adım atmamıza sebep olan düşünceler.

Bunların herbirinde Allah’a sığınmak, bizim hem her zaman hem de sonuçta, kazananlardan olmamızı sağlıyor.

Duygularımız:

Duygularımızın da hayatımızdaki önemi çok büyük. Düşüncelerimizi doğrudan etkiliyorlar. Bir başka deyişle ne düşündüğümüz aslında duygularımızın bir sonucu. Bunları da özellik olarak, aynen düşünceler gibi olumlu ve olumsuz olarak ikiye ayırabiliriz. Çeşit olarak da saymaya kalksak, sanırım 50-60 çeşit yazabiliriz. Ama ben bugün özel ve genel olarak ikiye ayırmak istiyorum. Bunlar:

1- Hayatta karşılaştığımız belli bir durum veya şeye bakınca, onun hakkındaki hislerimiz.

Örnek: Bir şeyi merak etmek, ona karşı heves hissetmek, ondan sıkılmak, ona kızmak, ondan nefret etmek, ondan korkmak, onu kaybedince üzüntü hissetmek, ondan utanmak, onun için pişmanlık duymak vs.

2- Belli bir durumdan çok, genel olarak hissettiğimiz duygular. Bir başka deyişle, bütün gün etrafta gezdirdiğimiz, alışkanlık haline gelmiş duygularımız.

Örnek: Neredeyse sabahtan akşama kadar üzgün olmak. Veya, hep neşeli olmak. Veya yıllardır devam eden bir bezginlik hissetmek. Veya, hep bir öfke ile hayatı yaşamak vs.

Bu iki duygu çeşidi de kendi aralarında, birbirini etkiliyor. Hayata genel olarak olumlu hisler besleyen bir kişi, özel bir durumla karşılaştığında da yine olumlu hisler hissedecektir. Bu hisler düşüncelerimiz ve attığımız adımları etkileyeceği için, duygularımızın hayallerimize ulaşmakta veya onlardan uzaklaşmaktaki önemi çok büyük.

Bu demek değil ki, her zaman olumlu hissetmeliyiz. Negatif duyguların da hayatımızda çok önemli yerleri var. Diyelim ki zehirli bir yılanla karşılaştınız ve içiniz korkuyla doldu. Korku hisleri genelde bizim korktuğumuz şeyden kaçmamıza ve uzaklaşmamıza veya ondan kendimizi korumamıza sebep olduğu için son derece faydalı bir duygu. Aynı bu örnek gibi, her bir duygunun lazım olduğu, gerekli olduğu bir durum olabiliyor hayatta. Ama önemli olan, gerektiği yerde gerektiği zamanda hissedilmesi gereken bir negatif duyguda takılı kalıp, sürekli o duygu içerisinde hayatı yaşamayalım.

Aynı şekilde, eğer korkmamız gereken bir durumda bu hissi hissetmeyip o duruma uygun olmayan, mesela neşe veya heves gibi bir duygu hissettiğimizde, başımıza bela almaya davetiye çıkarmış oluyoruz.

Duygular doğru yerde, doğru zamanda, doğru duygu hissedildiği zaman, tüm duygular faydalı, iyi, güzel ve doğru oluyor. Yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış duyguyu hissetmek ise hayatımızı tam bir karmaşaya çeviriyor.

Ve hissettiğimiz olumlu veya olumsuz, doğru veya yanlış zamanda duyulan, tüm duygularda, Allah’a sığınmak, kazananlardan olmak istiyorsak, çok önemli.

Beklentilerimiz:

Bunlar, düşünce ve duygularımızı beraber kullanarak, henüz tam olarak bilmediğimiz bir olay veya durum hakkındaki tahminlerimiz.

Örnek: “Sınav iyi geçti, iyi de hissediyorum, sanıırm başaracağım.” veya “İş görüşmesinden pek umudum yok, sanırım beni aramazlar.” vs.

Burada, hem düşünce hem de kalp gücümüzü ilk kez beraber kulanmaya başlıyoruz. Bazen beklentilerimiz gerçekleşmese de, onları hep hayallerimizin yönünde ve pozitif tutmak son derece önemli.

İnandığımız ve bildiğimiz şeyler:

Bunlar da yine, düşünce ve duygularımızı beraber kullanarak yaptığımız ama içinde bir kesinlik olduğu için tahmin aşamasından çıkmış, hiç bir şüpheye yer vermeden inandığımız ve bildiğimiz şeyler.

Örnek: Maalesef, Türkiyemizde hemen hemen herkesin dilinden ve gönlünden düşmeyen, “Biz adam olmayız.” “Biz ölmüşüz.” gibi inançlar, veya canım anneannem gibi (eminim çoğumuzun anneannesi gibi) “Allah büyük” inancı ile hayatı hep bir şükür ve tokluk hissiyle yaşamak, “Her şeyde bir hayır vardır.” inancı. vs.

Bunlar gerçekten çok güçlü. Bunların gücünün farkına varmak, kişiyi hayatta kat kat, evet kat kat büyütüyor.

*******************************************************************

Şimdi bunları önem ve güç açısından tekrar incelersek,

1- İnandığımız ve bildiğimiz şeyler

2- Beklentilerimiz,

3- Duygularımız,

4- Düşüncelerimiz

şeklinde bir sıralama ortaya çıkıyor.

Ama “inandığımız ve bildiğimiz şeylerin-beklentilerimizin” oluşmasında duygu ve düşüncelerimizin önemi çok büyük.

Bu sebeple, eğer çekim yasası ile arzu ettiğimiz iyi-güzel-doğru tüm hayallerimizi gerçekleştirmek istiyorsak, önce,

  • hayallerimize karar verip,
  • sonra da, düşünce-duygu-beklenti-inandığımız ve bildiğimiz şeylerin, ve bunların sonucu olan attığımız her adımın, bu hayallerle UYUM içinde olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.

Şu bir gerçek ki, kalp gücü, yani duygularımızın ve ruhumuzun gücü, Allah’ın bize olan lütfu sayesinde çok büyük.

Şu da bir gerçek ki, düşünce gücü de (yani aklımızın gücü) Allah’ın bize olan lütfu sayesinde büyük.

Neden birinden birini seçmek zorunda olalım?

Neden hem düşünce hem de kalp gücümüzü birlikte kullanmayalım?

Neden Allah’ın bize olan bu lütuflarını hakkını vererek, layıkıyla, doyasıya kullanmayalım?

Haydi, hep beraber aklımızı ve kalbimizi uyum içinde tutmaya odaklanalım ve sürekli ince ayar yaparak, hayatı Allah yolunda dosdoğru yaşayalım.

************************************************

“Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.”

Yunus Suresi 100

“Allah’a şükret.” Şükreden kendisi lehine şükreder.

Lukman Suresi 12

Dosdoğru giden yola ilet bizi…

Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna…

Fatiha Suresi 6-7

 

dır..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

afedersınız mira hanım lakın yunus suresi 100. ayet i kerime de şoyle buyuruluyor :

100. Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akıllarını kullanmayanları murdar (inkârcı) kılar.

hakkınızı helal edın ınsaALLAH..

yazılarınızı heycanla takıpteyim :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...