Jump to content

Diyanetten Yaşar Nuri'ye Tepki


Güzide

Önerilen Mesajlar

Diyanet, Yaşar Nuri Öztürk'ün adını anmadan teravih tartışmalarıyla ilgili 10 maddelik yazılı açıklama yaptı.

 

Diyanet, Prof. Öztürk'ün açıklamalarıyla başlayan teravih tartışmasına son noktayı dün internet sitesinden yaptığı 10 maddelik yazılı açıklamayla koydu.

İşte o açıklama:

''Son günlerde basılı ve görsel medya organlarında Teravih namazı etrafında başlayan tartışmaların ardından halkımızın tepkisini yoğunlukla Başkanlığımıza iletmesi üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına lüzum görülmüştür.

1. Her şeyden önce Ramazanın manevî ikliminin herkesi kuşattığı, ibadet ve hayır duygularının coştuğu, milyonların kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç demeden cami ve mescitlere koştuğu, bütün ülke vatandaşlarının açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan milyonlarca Afrikalı kardeşlerinin imdadına yetişmek için seferber olduğu bir zaman diliminde bu manevî atmosferle hiç bağdaşmayan inanmış gönülleri kuşku ve tereddüde sevk eden tartışmaların milletimizin ilim, irfan ve hikmet dünyasına hiçbir şey katmadığı, her türlü izahtan varestedir.

2. Ramazan gecelerini ihya sadedinde vatan sathının bir mabede dönüşmesine vesile olan Teravih namazını İslâm’ın ciddiyetine ve vakarına yakışmayacak polemiklere malzeme hâline getirmenin herhangi bir dinî hassasiyetle, herhangi bir ilmî ve fikrî mülâhaza ile yahut herhangi bir toplumsal maslahat ile izahı mümkün değildir.

3. Herhangi bir hususun İslâm’da olup olmadığını sadece metinlere indirgeyerek belirlemeye çalışmak, tarih boyunca varlığını arızî bir durum olarak sürdüren bir usul problemidir. İslâm on beş asırlık bir inanç, tarih, kültür ve medeniyete sahiptir. Nelerin İslâm’da olup olmadığına karar verirken bu tarih, kültür ve medeniyet de mutlaka hesaba katılmak zorundadır. İslâm’ın temel bilgi kaynakları, Müslümanların tarihi tecrübesi ve yine Müslümanların geliştirdikleri bilgi metodolojisi her zaman kılavuz olmalıdır.

4. Resûl-i Ekrem (sav)’den bugüne kadar şaz denilebilecek birtakım zorlama yorum ve uygulamalar dışında İslâm tarihinin tüm zamanlarında, bütün müminler tarafından büyük bir coşku ile tüm coğrafyalarda müekked bir sünnet olarak eda edilen Teravih namazının varlığını tartışırken, Kur’an’ın nüzul sürecine katılan Hz. Peygamber’le birlikte vahyi pratik bir hayata dönüştüren sahabe neslinin icma ve ittifakını yok sayarak tarihi rivayetlerin satır aralarında boşluklar aramak ve bunu mübarek Ramazan ikliminde bir polemik konusu haline getirmek ilmî ciddiyetle kabil-i telif değildir.

5. Aynı şekilde fıkıh, kelâm, hadis, tefsir gibi İslâmî ilimlerin metodolojilerini kurarak din-i mübin-i İslâm’a ilim zemininde süreklilik kazandıran İslâm bilginlerinin Hanefisiyle, Şafiisiyle, Malikisiyle, Hanbelisiyle bütün mezheplerin ittifakını yok sayarak, onların her biri pek çok ayet ve hadise dayanan sahih örf, maruf sünnet, istihsan, mesâlih-i mürsele, amel-i ehl-i Medine gibi prensiplere hiçbir değer atfetmeyerek indî mülâhazalarla ibadet alanında değerlendirmelerde bulunmak ciddî bir usul yahut usulsüzlük sorunudur.

6. Aziz milletimiz bilmelidir ki “İslâm’da teravih namazı diye bir namaz vardır.” Bu namaz, Ramazan gecelerinde kılınan bir namazdır. Bu namazı Hz. Peygamber (sav) bizzat kendisi kılmıştır. Onun kıldığını gören sahabîler de Medine Mescidinde bu namazı kılmışlardır. Hatta o kadar çok ilgi göstermişlerdir ki Sevgili Peygamberimiz bu namazın onlara farz kılınmasından yahut onlar tarafından farz telâkki edilmesinden kaygı duyduğu için bilahare bu namazı mescitte değil evinde kılmayı tercih etmiştir. Ramazan orucunu samimiyetle tutan gece ibadetini de içtenlikle yerine getirenlerin bağışlanacağı müjdesini vermiştir. Müslümanların Übey b. Kâ’b’ın arkasında bu namazı kıldıklarını öğrenince de memnuniyetini dile getirmiştir.

7. Hz. Peygamber (sav)’in bu namazı yasakladığı iddiası ise akla ziyandır. Sadece üç dört gün ashabıyla birlikte mescitte kıldıktan sonra kendisi evinde kılmayı tercih etmiştir. Ve ilk Müslümanlar Hz. Peygamber (sav)’in vefatının ardından Hz. Ebubekir devrinde ve Hz. Ömer devrinin ilk iki senesinde Ramazanlarda bu namazı ya evlerinde yahut Medine mescidinde tek başlarına veya kıraatini beğendikleri bir kimsenin arkasında ayrı ayrı cemaatler halinde kılmaya devam etmişlerdir. Bu devamlılık da göstermektedir ki teravih namazının yasaklanması diye bir şey asla söz konusu değildir.

8. Teravih namazının Hz. Peygamber (sav) zamanında “teravih” ismiyle anılmaması, hadislerde “kıyâmu’l-leyl” olarak geçen bu namaza daha sonraları her dört rekâtta bir oturulup istirahat edildiğinden “terviha/teravih” denilmesi, “teravih” isminin sonradan verilmiş olması böyle bir namazın olmadığı anlamına gelmez.

9. Teravih namazı İslâm tarihi boyunca bütün İslâm diyarlarında hep kılına gelmiştir. Bunun bir tek istisnası vardır. O da bugün bu namaza itiraz edenlerin tarihteki tek benzerleri olan ve konuya mezhepsel, ideolojik bir taassupla yaklaşan Fatımî Sultanlarıdır. Bazı Fatımî Sultanları teravih namazına şiddetle itiraz etmiş, bununla kalmamış ve özellikle Mısır’da camilerde bu namazın kılınmasını onlarca yıl yasaklamışlardır. Hatta tarihçilerin kaydettiklerine göre yasaklamakla da kalmamışlar, teravih namazını kılmakta ısrar edenleri şiddetle cezalandırmışlardır.

10. Sonuç olarak Hz. Peygamber (sav)’in ibadet hayatındaki eşsiz rehberliğini, nebevî uygulamaları yaşayarak aktaran sahabenin ittifakını, fıkıh mezheplerini ve on beş asırlık İslâm âlimlerinin icmaını ve daha da önemlisi asırlardır Ramazanı hayat veren bir medeniyete dönüştürmeyi başarmış Müslümanların ve aziz milletimizin on beş asırlık uygulama ve birikimini, kültür ve geleneğini dikkate almadan yapılan bu yersiz açıklama ve iddialar asla maşeri vicdanlarda yer bulmayacaktır. Başkanlığımız milletimizin dinî hassasiyetini rencide edecek her türlü teşebbüsü yakından izlemekte, dinî konularda en yüksek karar organı olan Din İşleri Yüksek Kurulumuz da halkımızı aydınlatmaya devam etmektedir. Milletimiz teravih namazının İslâm’ın ibadet tarihinin ayrılmaz unsurlarından olduğu konusunda en küçük bir şüpheye düşmemelidir.'

 

İhlas'

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ne demiş ki Yaşar Nuri Hoca? böyle bir açıklama yapıldığına göre teravih namazı kılmak şart değil gibi bir şey söyledi heralde.:) Diyanette belirtmiş zaten tarih, gelenek, sünnet vs diye. farz değilmiş yani. Kuran en sağlam bilgi kaynağı. ben her konuda ona bakarım.:thumbsup:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bu adamın derdi hep ortamı karıştırmak zaten millete vesvese vermek,bırak kılan kılsın kılmayan kılmasın

 

tamam kılan kılsın, kılmayan kılmasın da doğrusu ne ise bunu bilsin herkes. bir şeyi yanlış öğrendiysek öyle devam mı edelim. her konuda farklı seslerin olması faydalıdır.:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ne demiş ki Yaşar Nuri Hoca? böyle bir açıklama yapıldığına göre teravih namazı kılmak şart değil gibi bir şey söyledi heralde.:) Diyanette belirtmiş zaten tarih, gelenek, sünnet vs diye. farz değilmiş yani. Kuran en sağlam bilgi kaynağı. ben her konuda ona bakarım.:thumbsup:

 

katılıyorum,yani diyanet bu olaya sert tepki vermiş...

bir kısım insan Yaşar Nuri Öztürk'ü pek sevmez nedense,elimde "maun suresi böyle buyurdu" isimli bir kitabı var bilinmeyen ya da söylenmek istemeyen pek çok şeyi sağlam kaynaklardan yararlanarak yazmış,hz muhammed vefat ettikten sonra emevilerin İslam dinine olan zararını belirtmiş özellikle...

kişisel görüşüm mutlaka okunması gereken bir eser ve elimden geldiğince takip etmeye çalışıcam bundan sonra...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

'İslamda teravih diye bir namaz yoktur' dedi ve bunu geçtiğimiz senelerde bir başka prof.daha söylemişti.Soruluyor cevaplıyorlar.Doğru bilgilendirilmek neden ortam karıştırma olsun ki? Sonuçta diyanette açıklamış,farz olmadığını.

 

Kuran gibi yol göstericimiz var.Bunu en doğru şekilde öğrenmek hakkımız değil mi?

Ben farzmı değilmi bileyim gerisi bana kalmış,yeter ki doğrusunu söylesinler.Dayatmalarla,korkuyla,sevapla,günahla insanları dinden etmesinler.Diyanetin açıklamasıda 'bugüne kadar millet böyle yapıyor sus ortalığı bulandırma doğruları söyleyip'gibi geldi bana.Kimseye kılmayın denmiyor.İbadet kavramını biraz bilen toplu ibadetin değerini de zaten bilir.

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bazı insanların ne kadar zoruna gidiyor Peygamber Efendimizi(s.a.v) sevindirmek onun sünnetini yapmak ne kadar zoruna gidiyor

o sünnetler o salavatlar sayesinde ümmetine şefaat edicek .....

Ramazanı nasıl eda etmeyi isterdiniz Rahmet kapılarının açıldığı bu ayı çok merak ediyorum Namaz insanın bu dünyada Allah'a (cc) en çok yaklaştırandırandır arada hiç bir bağ olmadan o secde anı ise ömre bedel olmalı

zaten Peygamber sevdalısı olsun insan yeter

o bizim sevgimize mi muhtaç sanki Yüce Allah (cc) ona Habibullah demiş En Sevgili demiş biz kimiz ki

 

teşekkürler lola

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Diyanetin açıklamasıda 'bugüne kadar millet böyle yapıyor sus ortalığı bulandırma doğruları söyleyip'gibi geldi bana.

 

evet aynen o anlam çıkıyor.

 

doğruların konuşulması Peygamber efendimizin s.a.v. sünnetine karşı olmak değildir. bütün sünnetlerini yapamıyoruz ama. bu sünnet kabul başka bir sünnete gelince red. bırakında bari isteyen istediği sünneti tercih edebilsin. bütün sünnetler rahat rahat yaşansın.:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ne alakası var ya benim ailem ve çevremdeki çogu kişi teravih namazının farz olmadıgını biliyor....Ama genede gidiyorlarne için sevap kazanmak Allahın rızasını kazanmak için....Kimse şimdi çamura yatmasın yada birilerinin agzını kapatmaya çalısmasın evet teravih farz değil sünnettir....kılan kılar kılmayanada neden kılmadın denilmez önce 5 vakiti bir kılında sonra teravihi konuşursunuzzz

 

--- Sonraki mesaj ---

 

evet aynen o anlam çıkıyor.

 

doğruların konuşulması Peygamber efendimizin s.a.v. sünnetine karşı olmak değildir. bütün sünnetlerini yapamıyoruz ama. bu sünnet kabul başka bir sünnete gelince red. bırakında bari isteyen istediği sünneti tercih edebilsin. bütün sünnetler rahat rahat yaşansın.:)

 

 

kardeşim herkes istediği sünneti yapar zaten ve yapıyorda sana farz kılınmamışsa sünneti gercekleştrmek sana kalmıştır guslünde sünneti vardır ıster farz olan abdesti alırsın istersen sünnet oldugu sekılde alırsın daha cok sevap alırsın bu sana kalmış..kimse kimsenin yakasına yapışmıyorki kılın kılın diye...Peygamber efendimiz öyle muhterem ınsankı gelecegi görmüş adeta ve ümmetinin ne kadar üşengeç oldugunu bildigi için bir zamandan sonra nafile diye camide kıldığı namazları ( adı sonradan teravıh olmus ) evinde kılmaya devam etmiş...farz kılınmasından korktugu için ...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...