Jump to content

Sevgi Emek İster...


Teodora
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

[h=2][/h]Hayvanlar ve insanlar alemindeki en doğal, en karşılıksız, en büyük sevgi kuşkusuz bir annenin yavrusuna duyduğu sevgidir. Bu sevgi aynı zamanda en fazla özveri, en fazla emek, en fazla sorumluluk gerektiren sevgidir. Annenin bu kıyaslanamaz sevgisinin özündeki içgüdüsel dürtüler en belirleyici olanıdır. Çünkü doğa bütün canlıları türünü, neslini, soyunu sürdürme azmi ve arzusu ile donatmıştır. Bu da sevgi ve şefkat ile gerçekleştirilen, hastalık, güçsüzlük, sakatlık gibi çok önemli bir neden olmadan kolay kolay vazgeçilemeyen bir tutku, bir doğa kuralıdır.

 

En yırtıcı hayvanlar bile yavrusunu büyük bir şefkat, büyük bir özveri ve büyük bir sabırla büyütür. Bir anne leoparın ikide bir yuvasını terk edip, kayalıklardan yokuş aşağı yuvarlanan ve bir türlü söz dinlemeyen yavrusunu dimdik yuvaya en ufak bir sinirlilik belirtisi bile göstermeden (ki bu sabrı bir insanın bile göstermesi çok zordur) defalarca çıkarmasının özünde bu doğa kuralı vardır.

 

Yavru için gösterilen benzer özverileri kuşlar, memeli hayvanlar aleminde bolca görmek mümkündür. Yavru kuşlar uçmayı becerip yuvayı terk edinceye ve memeli hayvan sütten kesilip, doğada tek başına otlamaya başlayıncaya veya kendi başına avlanıncaya kadar sürer.

 

Anne yavrusunu büyütürken karşılaştığı tehlikelerden canı pahasına onları korumaya çalışır.

 

4 Aylık yavrusuyla 12 Tane azgın Katil Balinanın saldırısına uğrayan bir anne Gri Balina, çevrede gezinen botlar ve teknelerdeki insanların gözü önünde tam 5 saat boyunca yavrusunu bu organize saldırıdan tek başına korur. Peş peşe durmadan saldıran her biri 3 ton ağırlığındaki Orcalar yavruyu anneden bir türlü ayıramazlar. Anne sırt üstü yatıp, yavrusunu karnının üstünde taşıyarak kendinden uzaklaştırılmasına izin vermez. Annenin özverisi bu amansız mücadeleyi yakından hayret ve şaşkınlıkla izleyen insanları çok etkiler. Bazıları gözyaşlarını tutamazlar.

 

Annenin sevgisinin ve özverisinin yerini alacak derecede güçlü başka bir sevgi düşünülemez. Doğanın ona verdiği bu içgüdüsel ilgi sadece sevgi ve şefkat değil aynı zamanda bin bir emekle hayata getirdiği, besleyip, büyüttüğü yavrusunu her türlü tehlikeden koruma, kollama tutkusudur.

 

Avuç içi kadar, gök kuşağı renklerinde bir anne kuş yuvasındaki 4 yumurtadan çıkan küçük yavrularını hiç durmadan yuvaya getirdiği böcekler, küçük balıklar, solucanlardan oluşan bir mönüyü kursağından çıkarıp, onların minik gagalarına boca ederek günlerce besler. Bir gün yuvaya dönüğünde onlardan birinin uçarak yuvayı terk ettiğini görür. Getirdiği yemeklerle kalan 3 taneyi beslemeyi sürdürür. Birkaç gün sonra yine yuvaya döndüğünde birinin daha gittiğini görür. Diğerleri de artık kanat çırparak uçma egzersizleri yapmaya başlamıştır. Belli ki kısa bir süre sonra onlar da yuvayı terk edeceklerdir. Ancak anne sorumluluğundan vazgeçmez. Artık balıkları kursağına doldurmadan bütün bütün yuvaya getirmektedir. Yavrular bunları olduğu gibi yutmaya alışmışlardır. Ağzına yan yana koyduğu iki balıkla geldiği bir gün yuvada yavru kuşlardan sadece bir tane kaldığını görür. O da iyice irileşmiştir. Yemeğini yedikten sonra yuvada havalanma denemeleri yapmaktadır.

 

Sonraki bir gün anne ağzında balıkla geldiğinde yuvanın tamamen boşaldığını, son yavrunun da yuvayı terk ettiğini görür. Ağzındaki balığı ne yapacağını bilemeden yuvanın çevresinde bir ileri bir geri gider. Ağzındaki balığı koyacak bir yer bulamaz. Bu sahne izleyenler açısından çok hazindir. İnsan gayri ihtiyari benzer bir hüznü ve kederi anne kuşun da yaşadığını düşünmeden edemez. O büyük bir olasılıkla ilk annelik deneyiminden sonra yavruların birer birer yuvadan ayrılacağını öğrenecek bir dahaki annelik denemesinde bu hazin sahneye de hazır olacaktır.

 

İnsan hayatında da gerçek sevgilerin ancak emek verilerek sürdürülebileceğini ve ancak emek verilen sevgilerin insanı daha mutlu edeceğini söylemek yanlış değildir. Eğer yaptığımız işi severek yapıyorsak ve daha iyi yapmak için emek veriyorsak bundan mutluluk duyarız. Eğer bir ilişkimizde sevgi varsa ve onu sürdürmek için emek veriyor, özveri gösteriyorsak mutlu oluruz. Çiçek fidelerini kendi ellerimizle toprağına yerleştiriyor, can suyunu veriyor ve zamanı geldiğinde sulayıp, bakımını yapıyorsak ve onlar rengarenk çiçeklerini açıyor veya etrafa hoş kokular saçıyorsa bundan mutlu oluruz.

 

Çoğu zaman beğendiğimiz veya hoşlandığımız şeyler için de ‘sevmek’ tabirini kullanırız. Oysa bu kavramların anlamları farklıdır. Sevdiğimiz her ne ise onda bir emeğimiz olması gerekir bu emek onu daha sahici, daha anlamlı kılar. İşini seven insanların işlerine verdikleri emek onların işlerine duyduğu sevgiyi çoğaltır. Özellikle verilen emek hem bedensel hem zihinsel hem yürektense.

 

Doğayı seven insanların doğanın korunmasına verdiği emek onların doğa sevgisini artırır. En azından doğaya vereceği zararın her an farkında olarak davranmak, dikeceği her fidan, yeşillendireceği her alan bile küçümsenmeyecek bir emektir. İnsanın çevresine gösterdiği sevginin böylesi emeklerle desteklenmesi onun sevgisini güçlendirir ve daha kalıcı, daha uzun ömürlü kılar.

 

Severek yürüttüğümüz ilişkilere, severek yaptığımız mesleğimize, evimizden, bahçemizden başlayarak severek yaşadığımız çevreye, severek kullandığımız araç, gereç gibi eşyaya bile verdiğimiz emek illa da bir karşılık görmek için değil kendi iç huzurumuz için de gereklidir. Eğer severek kullandığımız otomobile gerekli özeni göstermez, onun kusursuz çalışmasını sağlamak için gerekli bakımını zamanında yaptırmaz yani emek vermez isek bir gün yarı yolda kalırız.

 

Sevdiğimiz Her Şey bizden emek ister - Beslediğimiz kedimiz, köpeğimiz, kafesteki kuşumuz, bahçemizdeki, balkonumuzdaki çiçek bizden ilgi bekler. Biz bu sevgiyi, bu ilgiyi göstermez, sevdiklerimize kayıtsız kalır veya sırtımızı dönersek bir gün onların boynunu büktüğünü, alıştıkları sevgiden mahrum kalarak bizimle birlikte olamayacaklarının emarelerini görmeye başlarız. Kafesteki kuşumuz eskisi gibi keyifle şakımaz, saksıdaki çiçeğimiz solar, dostlarımız bir bir uzaklaşır. Arayıp, hal hatır sormalar azalır. Çünkü sevgi emek ister.

 

 

alıntı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sevdiğimiz Her Şey bizden emek ister - Beslediğimiz kedimiz, köpeğimiz, kafesteki kuşumuz, bahçemizdeki, balkonumuzdaki çiçek bizden ilgi bekler. Biz bu sevgiyi, bu ilgiyi göstermez, sevdiklerimize kayıtsız kalır veya sırtımızı dönersek bir gün onların boynunu büktüğünü, alıştıkları sevgiden mahrum kalarak bizimle birlikte olamayacaklarının emarelerini görmeye başlarız. Kafesteki kuşumuz eskisi gibi keyifle şakımaz, saksıdaki çiçeğimiz solar, dostlarımız bir bir uzaklaşır. Arayıp, hal hatır sormalar azalır. Çünkü sevgi emek ister.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Sevgi Emek, Aşk Mücadele İster...

      kurduğumuz düşlerin yolculuğunda, tek kişilik bir biletle çıktım yola... sen düşlerimde kaçak bir yolcu... yolun yarısında bırakıp kaçan... vefadan almadığın bir pay vardı, başkalarında kınayıp kendinde göremediğin... vefasızlık!... düşlerini kurduğumuz o günlerin kimsesizliğinde yapayalnızım... çaresizce unutmaya yüreğimi avutmaya çalışıyorum... ayışığının yakamoz olduğu gece karanlığında, denizden sahile vuran dalgaların yüreğimle eş değer çığlıklarında, boğuyor/um hıçkırıklarım/ı

      , Yer: Şiirler

×
×
  • Yeni Oluştur...