Jump to content

Hipnozla Zayıflayın..!(Bir Şişmanlık Öyküsü)


Mira
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Regresyon: Bir Şişmanlık Öyküsü

 

k_DIET1-1.jpg

Biliyorsunuz, kilo problemlerinin ardında muhakkak duygusal bir problem oluyor, ve rejim yapmaya başlamadan önce bu problemi çözdüğünüzde kalıcı başarılar elde ediyoruz.

 

Sizlere yine bir danışanımın hikayesini anlatmak istiyorum. Karşıma oturduğunda mutsuz görünüyordu. Her geçen gün şişmanlıyor, hiçbir şekilde rejim kurallarına uyamıyordu. Sadece yemekle ilgili değil, herhangi bir kuralı uygularken de zorlanıyordu. Örneğin, bir projeye başlaması gerekirken, bir türlü kalemi eline alamıyordu.

 

Vücudunun güzelliğini aceleyle aldığı kilolarla gölgeliyor, güzelim saçlarını topluyor, güzel giyinmekten kaçınıyor, adeta kendini saklıyordu. Oysa öylesine parlak gözleri vardı ki?Öylesine zekiydi ki?

 

?Kocam bana hiç iyi davranmıyor? diye anlattı. Evlilik hayatında pek çok defalar ilgisizlikten şikayet etmiş, ama eşinde bir düzelme olmamıştı. Her yaptığı eleştiriliyor, yemekleri beğenilmiyor, sürekli aşağılanıyordu. Başkalarının yanında da sözlerini sakınmıyordu kocası? Ve sürekli yemek yeme isteğinin, aslında aradığı sevgiyi bulamamasından kaynaklandığını düşünüyordu.

 

Bir dönem, eşi ile olan ilişkisi üzerine odaklandık, ama herhangi bir ilerleme kaydedemedik. Hala rejim yapmak istemiyor, her gece buzdolabının başına gitmeye devam ediyordu. Bana gelmeye devam ederken, kilosu da artıyordu.

 

Sonunda, kendisini bir duygu çalışmasına soktum. Bir regresyon uygulamasından tam 1 hafta sonra, duygusal olarak çalışma yaptığımızda, her şey sökülüverdi.

 

Gözlerini kapatıp gevşediğinde en son yemek yediği anı hatırlamasını istedim. Yemek yerken ve sigara içerken neler hissettiğini anlatmasını söyledim. Gözleri kapalıyken cevapladı.

?Sol göğsüme yakın bir baskı hissi oluştu. Nefesimi de zorluyor. Sanki nefes almam zorlaşıyor gibi? Bir de başımın arkasında keskin bir acı hissediyorum.?

 

?Şimdi bu ağrıyı biraz büyütmeni istiyorum. Ben 1 den 3 e kadar sayacağım. Saydığım her sayıyla birlikte acının büyümesine izin ver. Bak bakalım bir değişiklik olacak mı??

 

Başıyla onayladı.

?Evet, başımın acısı arttı ama bu sefer boynumda da keskin bir ağrı başladı.?

 

Ben kendisini zamanda geriye doğru götürürken, acı ve ağrılarının şiddetinin değişip değişmediğini sordum. 24 yaşında hafiflediğini söyledi. Ancak 12 yaşında yeniden başlayıverdi. Bunun bir başlangıç olduğunu hissediyordu. Biraz daha geriye gittik. 6 yaşında ağrıları daha da şiddetlendi. Vücudu ve bilinçaltı bütün sinyalleri veriyordu.

 

?Peki, 6 yaşındaki vücudunu dikkatlice taramanı istiyorum. Bak bakalım hangi duyguları deneyimliyorsun??

 

Genç kadının yüzü buruştu.

?Sıkıntı?Çaresizlik?Beklemek??

 

?Peki öyleyse. Şimdi hayalinde bir köprü görüntülemeni istiyorum. Bu köprü tamamen senin eserin olacak. Şekli, malzemesi, rengi hiç önemli değil. Hazır olduğunda bana bu köprüyü tarif et lütfen.?

 

Genç kadın biraz sonra konuşmaya başladı.

?Tahta bir köprü üzerindeyim. Oldukça kısa. Yürüyerek üzerinden geçebilirim. Geniş bir köprü değil bu. İki kişi yan yana yürüyemez.?

?Peki öyleyse, şimdi yavaşça köprüden yürüyerek geçmeye başlayabilirsin. Köprünün öbür tarafında, sıkıntı, çaresizlik ve bekleme duygularını en kuvvetli olarak vücuduna yerleştirdiğin bir anıyı bulacaksın.?

 

Birazdan genç kadın sıkıntıyla kıpırdadı.

?Kayseri?deyim. 2 buçuk yaşlarında falanım. Anneannemlerin evindeyim. Kimse yok ortada. Ve ben bekliyorum. Annemle babam yoklar.?

Genç kadın aniden ağlamaya başlamıştı. Dikkatlice sorularıma devam ettim.

?Evde sizden başka kimse var mı??

?Anneannem mutfakta iş yapıyor. Anneannemle olmak güzel ama annem yok. Ne zaman gelecekler bilmiyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Anneanneme korktuğumu söylüyorum ve ağlıyorum. Bana annemlerin geleceğini söylüyor ama zaman vermiyor. Onun da benim için üzüldüğünü hissediyorum. Onlar günlük işlerine devam ediyorlar. Ama ben ne yapacağımı ve ne kadar bekleyeceğimi bilmediğim için korkuyorum. Belirsizlik beni korkutuyor.?

 

Bir müddet ağlamasına izin veriyorum ve bekliyoruz. Daha sonra devam ediyor.

?Babamdan mektup geliyor. Onu anneanneme götürüyorum. Çok heyecanlıyım.?

 

?Peki bu şekilde ne kadar süre beklediniz??

?Bilmiyorum. Belki 10 ay belki de daha fazla..Ama sonunda geldiler.?

 

?Ayla?cığım. Şimdi bir yetişkin oldun. Artık 2 buçuk yaşında değilsin. Bir yetişkin olarak hayatındaki korkularla başa çıkabilecek olgunluktasın. Yetişkin Ayla?nın 2 buçuk yaşındaki Ayla?ya giderek onun yüreğindeki korkuları geçirmesini ve teselli etmesini istiyorum. Bebek Ayla kendini iyi hissedene kadar konuş onunla. Kucağına al. Sev. Öp. Sence ona neler söylemen gerekiyor??

 

Birazdan genç kadın yeniden ağlayarak konuşmaya başladı.

?Ona sıkıca sarılıyorum. Ve gözlerinin içine bakıyorum. Kucağıma alıyorum. Ağlamıyor artık. Annenle baban gelecek yavrum. Hem de çok kısa süre içinde? Merak etme, seni bırakmadılar. Seni TEerk etmelidirler

 

Kullandığı cümlelere bakılırsa, terk edilme korkusu kaplamıştı yüreğini. O yüzden her beklemeye girdiğinde, terk edildiğini sanıyordu. Bunu mantığı ile değil, bilinçaltı ile hissetmeye başlıyordu.

?Minik Ayla ne yapıyor şu anda??

?Sadece gözlerimin içine bakıyor.?

Sonra konuşmaya devam etti.

?Annenle baban Seni çok seviyorlar. Gelecekler. Artık büyüdük. Ben hep senin yanında olacağım. Seni hep seveceğim. Her zaman yanında olacağım. Seni koruyup kollayacağım. Artık korkmamalısın.?

 

Bu sözleri söyledikten sonra kısa bir süre sessizliğe gömüldü. Ben de heyecanla bekliyordum. 2 dakika sonra aniden rahatlamış bir ifadeyle gülümsedi.

?Bana sarıldı ve gülümsüyor.?

?Peki bu ona neler hissettiriyor??

?Güven ve rahatlık.?

 

Genç kadının ağrıları geçmiş, göğsü hafiflemişti. Ancak yine de çalışmamızı tamamlamamıştık. Ayla Hanım?ı bu kez benim duygu çalışmalarında sık sık kullandığım meşhur beyaz odaya götürdüm. Bildiğiniz gibi beyaz odada 2 beyaz koltuktan başka hiçbir eşya bulunmaz. Koltuklardan birine Ayla Hanım?ı oturttum. Ve şöyle söyledim.

?Ayla?cığım. Şimdi 1 den 3 e kadar sayacağım. 3 dediğimde, karşındaki koltuğa, en çok öfke duyduğun ve affetmeye ihtiyaç duyduğun kişi gelip oturacak. 1?2?3? Bak bakalım kim geldi.?

 

?Babam.?

?Öyleyse babana şimdi içinden geldiği gibi duygularını anlatmanı istiyorum. Bunu hiç sansür ugulamadan, kendini durdurmadan özgürce yapabilirsin.?

 

Bir süre sıkıntıyla babasına baktı genç kadın. Belli ki onunla yüz yüze konuşmakta zorlanıyordu. Kim bilir, belki de bunu hayatı boyunca yapacak cesareti asla bulamamıştı.

?Hep senin dediğin oluyor. Neden? Sana çok kızgınım. Dinlemediğin için! Sevgini göstermediğin için! Beni dövdüğün için! Senden nefret ediyorum. Beni hiç umursamadığın için de senden nefret ediyorum.

 

Beni sahiplenmedin. Hiçbir zaman korumadın! Neden benim bir babam var, o problemlerime çözüm bulur diyemiyorum? Neden? Güvensizlik ,çaresizlik verdin bana. Ama artık sana ihtiyacım yok. Artık her işimi kendim halledebiliyorum. Senin izin vermene ya da Yap yap demene ihtiyacım yok?

 

Genç kadın artık hıçkırıklarla sarsılıyordu. Yine de konuşmaya devam etti.

?Her şey daha güzel olabilirdi. Yaşayabilirdik. Hep beni reddettin. Ve hep neye başlarsam başlayayım, ne istersem isteyeyim, reddedileceğimi öğrettin bana. Hayatım boyunca bundan korktuğum için hiçbir şey isteyemedim. Artık ne istiyorsan yapabilirsin. Kendi işlerimi kendim halledebilirim ben. Bana talimat vermene gerek yok!?

 

Uzun bir ara verdiğinde artık babası ile ilgili daha fazla konuşmayacağını anladım. Rahatlamıştı. Sordum.

?Öyleyse bu konuşmadan sonra hangi kararları alıyorsun Ayla?cığım??

Genç kadın kendinden emin bir şekilde cevapladı.

?Bir daha asla babamdan komut almak zorunda değilim. Kendi işimi kendim halledeceğim. Ondan bağımsız olacağım. Onu yolluyorum. Artık hayatımda olması gerekmiyor.?

 

?Bundan emin misin??

?Evet eminim!?

?Sorumluluk almaya ve yapman gerekenleri yapmaya hazır mısın??

?Evet hazırım.?

?Kendi arzularını, kendi hayatını etkileyecek şeyleri yapmaya hazır mısın??

?Evet hazırım!?

 

Bunu özellikle birkaç kez tekrarlattıktan sonra genç kadının babasıyla sıkı sıkı sarılarak vedalaştığını fark ettim. Sevgiyle vedalaşıyor ve ağlıyordu. Ama bu kez rahatlık ve mutluluktan dolayı akıyordu gözyaşları?

 

Bu konuşmadan sonra, neden genç kadının hayatına kendisini sevmeyecek bir adamı çektiğini, ve neden bir türlü zorunluluk olarak algıladığı şeyleri yapmaya başlayamadığını ortaya çıkartmış olduk. Her yeni mecburiyet, ona içgüdüsel olarak, babasının ona sevgisizce ve otoriter tavırla yapması gerekenleri zorla yaptırmasını hatırlatıyordu. Ve babasına karşı çıkamadığı için, yapması gerekenleri, örneğin rejim kurallarını ihlal ederek, aslında bilinçaltından babasına karşı geliyordu. Çünkü babası onun için sevgiyi değil, otoriteyi ve mecburiyetleri temsil ediyordu.

 

Bir süre sonra genç kadın konuşmaya devam etti.

?Şimdi de koltuğa annem geldi. Ona da konuşmak istiyorum.?

?Elbette?

?Annemin genç hali geldi. 34-35 yaş arasında.?

?Peki Ayla?cığım. Sen o sırada kaç yaşındasın??

?Ergenliğe geçmemişim.?

?Kadın mıyım yoksa erkek miyim anne? Erkek gibi olmalıyım ama kadın da olmalıyım. Kadınların çekindiği her şeyden korkmalıyım. Halbuki bir genç kız olarak bana bir şeyler öğretmeni isterdim. O kadar katıydın ki? Çaresiz olmana ve her şeyi babamın üzerine yıkmana sinir oluyorum. O da hiçbir şeye izin vermiyor zaten. Sırdaşım olmanı isterdim. Onu da olamadın. Bana özel bir vakit ayırmanı isterdim. Ayırmadın!

 

Ancak Yemekler?Sofralar?Sevinince yemek yeriz. Üzülünce yemek yeriz. Misafir gelince yemek yeriz. Ama acıyorum da anneme??

 

Danışanıma, acıma duygusunun, kendisine zarar vereceğini söyledim.

?Ayla?cığım, herkes kendi seçimini yaşar. Annene acıyarak yardım edemezsin. Ona yardım edebilmen için, acımaman, kendine ait duygularına odaklanman gerekir. Aksi halde, annenin hayatını ve kaderini sen kendi hayatına çekersin. Biliyorsun, bu çekim yasasının bir sonucudur.?

 

Genç kadın biraz duraklayarak duygularını değiştirmeye karar verdi.

?Anne, artık sana acımıyorum. Bu senin kendi hayatın. Ben sana böyle ol demedim ki? İsteseydin her şey senin istediğin gibi olabilirdi. Bir şey olmaz hayatta cümlenden de nefret ediyorum. Neden olmasın ki?..?

 

Duraklayarak devam etti.

?Resim yapmak istiyorum. Müzik dinlemek istiyorum.?

 

Seansımızın geri kalanı, danışanımın hayatını nasıl daha renklendirip mutlu olabileceği ile ilgili kendi keşifleri üzerine devam etti. Gözlerini açtığında çok rahatlamıştı. Ben bile şaşırmıştım çünkü karşımdaki kadının bambaşka bir çehresi var gibiydi. Bir insan, duygularını değiştirecek kararlar aldığında bu kadar çabuk değişebilir miydi?

 

Evet, değişebilirdi. Genç kadının kendisini annesinin tepkilerine uyulmamıştı. Sevinse de, üzülse de, yemek yemek istiyordu. Aslında bu annesinin ona öğrettiği bir şeydi. Bunu büyüdükten sonra değiştirememe sebebi, genç kadının annesine acımaya devam etmiş olmasıydı. Onu ezik ya da güçsüz gördükçe, hem kadın erkek ilişkilerindeki rol modeli olarak kendisi de sessizce katlanmayı tercih etmiş, hem de acımaya devam ederek, annesinin tepkilerini de model olarak tutmaya devam etmişti.

 

Rejim yapmaya çalıştığında ise, bu kez babasının otoriter tavrına duyduğu öfke, kendisine engel oluyordu. Üstelik çocukken öyle çok reddedilmişti ki, ne yaparsa yapsın nasıl olsa işe yaramayacağını, galip gelemeyeceğini, sonuç alamayacağını sanıyordu.

 

Bu duyguları fark edip değiştirebilme yeteneğimizi, her zaman 7-8 dalga olan Shumann Rezonansına indiğimizde aktive ediyoruz. Normal şartlarda zihninizle bulamayacağınız bu bağları, fark etseniz bile, Shumann Rezonansına inerek duygusal temizlik yapmazsanız, temizleyemeyebilirsiniz.

 

Sizlerle paylaştığım hikaye, ne kadar da tipik bir Türk kadını sorunu, öyle değil mi? Kaçımız anne ve babalarımızın lüzumundan fazla baskı kurması ile, her istediğimize hayır denmesiyle büyüdük? Kaçımızın yaratıcılık kabiliyeti, toplumsal kurallar ve el alem ne der endişeleri ile bastırılıp köreltildi? Kaçımız duygusal boşluk ve sevgi kıtlığı nedeniyle asla gerçek sevgiyi öğrenemeden, bizi sevmeyecek kocalar seçtik? Kaçımız kendimizi yemeğe vererek şişmanladık?

 

Sevgili hanımlar, danışanım artık rejim uygulamaya hazır hale geliyor. Birkaç pekiştirme seansından sonra, vücuduna, sağlıklı kiloya inebilmesi için telkin verdirmeye başlayacağız. Darısı kilo vermek isteyen tüm hanımların başına?

 

Sevgilerimle?

 

Seda Diker

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...