Jump to content

Çift İlişkisinde İletişim Engelleri


güneşdeniz
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Birey, dünyayla bağlantıya geçmek için “iletişim”i kullanır. İletişim, bir kişinin sağlığını ve başkalarıyla ilişkilerini etkileyen en önemli etkendir. İletişim hem doğada hem de insan yaşamında bu kadar ortak bir unsurken neden kişiden kişiye göre farklılık göstermektedir? Çünkü iletişim kurmada bireylerin kullandığı temel öğelerin nasıl yaşandığı belirleyicidir. Peki, iletişimimizi etkileyen bu temel öğeler nelerdir?

 

 

İletişimimiz ilk olarak bizim hayatı sürdürme tarzımızla yani kendimiz ve diğer insanlar için olması gerekenler olarak düşündüğümüz “değerlerimiz” e göre şekillenir. Bunun yanında, geçmiş deneyimlerimize dayanarak o andaki “beklentilerimiz”in neler olduğu ve duyu organlarımızla birlikte duyusal algılarımız (görme, tat, koku)’a bunu nasıl yorumlattığımız çok önemlidir. Dışarıdan gelen bir uyaranı nasıl algıladığımızı “konuşma yeteneğimiz”, kelimeler (kelime dağarcığı, konuşulan dil ve dildeki yeterlilik vb.) ve sesler (ses tonu, ses düzeyi vb.) yoluyla aktarırız ki bu da iletişimin bir diğer öğesidir. Son olarak, geçmiş deneyimlerimizden öğrendiklerimiz, bize öğretilenler, bilgi birikimlerimiz bir araya gelir ve iletişimimizi etkiler. Nitelikli bir iletişim için tüm bunları etkili kullanmamız gerekmektedir.

 

 

Yaşamımızda, evde, işte, sokakta ilişkilerimizde yukarıda bahsedilen unsurları bizler farkında olarak ve çoğunlukla farkında olmadan kullanır ve iletişim tarzımızı oluşturmuş oluruz. Ailede, çift ilişkisinde bizler iletişim kurarken belirli bir tarza sahibiz. Sahip olduğumuz bu tarz iletişim engeli sayılabilecek yönde ise ikili ilişkilerimizde ve çift ilişkisinde problemler yaşamak kaçınılmaz olmaktadır.

 

 

Çift ilişkisinde “iletişim engeli” dediğimiz iletişim kalıplarını şöyle açıklayabiliriz:

 

 

Akıl okuma: karşımızdakinin davranışını, düşünce ve duygularını tahminlerimize göre doğru kabul edip, sürekli sorguladığımız bir iletişim engelidir. “Bu söylediğimi kesin ……..şöyle…….. anladı.”

 

 

Akıl okumanın ön şartları: bir istekte bulunmadan, konuşulmuş gibi davranılması. “Bu konuya kızacağımı biliyor olmalısın”, “Bu duruma nasıl tepki vereceğimi söylememe gerek var mı?”, “Seni sevdiğimi biliyorsun.”

 

 

Bireysel pozisyon almadan kaçınma: ihtiyaçların veya eleştirilerin dolaylı ifade edilmesi, işaret veya ipuçlarına yönelik konuşmalar bu iletişim kalıbına örnek olabilir.

 

 

Kısmi algılama: verilmesi istenen mesajın bir bölümünü tümü gibi algılamak. Örneğin cümlenin içeriğine dikkat etmeden sadece mimiklere veya akustik sinyallere tepki vermek.

 

 

Abartılı genelleme: başa gelen bir olayın, bir yaşantının tüm gerçeklikle genellenmesi: “hiçbir zaman….”, “her zaman “, “daima..” “hep böyle yapıyorsun” “sen zaten….” gibi ifadeler kullandığımızda bu iletişim engelini kullanmış oluyoruz.

 

 

Gerek çift ilişkisinde gerek günlük iletişimlerimizde kullandığımız dili ve verdiğimiz mesajı fark etmemizin yanında alışılagelmiş iletişim engellerini de tanımamız ve etkili iletişim adına iletişim tarzlarımızı mercek altına almamız yararlı olacaktır. Çiftlerin iletişim engellerini aşmalarına, açık iletişim kurmanın yararı olabileceği gibi uzman yardımı almanın da yararı kaçınılmaz olacaktır.

 

 

Sonraki aşamada bireyin iletişim engelleri yerine olumlu iletişim kalıplarını yerleştirmesine yardımcı olmak gerekir.

 

 

Olumlu iletişim kalıplarında “Aktif dinleme”, sağlıklı iletişimin ilk adımıdır. Aktif dinlemede karşımızdaki kişiye (eşimize, partnerimize, arkadaşımıza, patronumuza vb.): “Seni bir kişi olarak kabul ediyorum ve sana değer veriyorum. Söylediğin sözler sana verdiğim dikkati hak ediyor.” mesajı verilir. Kişi dinlenildiğini ve değer gördüğünü hisseder bu sayede özgüveni yukarı çekilir, hiçbir şey demesek de sadece dinleyerek de karşımızdaki kişinin konuşmaya devam etmesini sağlamış oluruz.

 

 

Yargılamayan iletişim olumlu iletişimin bir diğer ayağıdır. Yargılamayan iletişimi kurduğumuz zaman ifadelerimizin hedefi kişi değil davranışları dile getirilir aslında. Böylece, karşıdakine birtakım yaftalar yapıştırmaktan (sen zaten hep böylesin, beni dinlemiyorsun, hep konuşuyorsun, gevezesin, anlamıyorsun, başarısızsın, beceriksizsin vb…), suçlamaktan kaçınmış oluruz.

 

 

Yukarıda iletişim engellerlinden bahsetmiştik, özellikle çiftler tartışma sırasında karşıdaki kişinin ne söylediğini dinlemeden kendi algısıyla cümlenin sonunu tamamlar ve ona göre tepki verir ve kaçınılmaz son tartışma büyür!... Bu noktada kişi kendine ve düşüncelerine hükmedilmiş gibi hissedebilir. Tam da bu noktada “özgür bırakan iletişim”in devreye girmesi iletişimin bir güç savaşına dönüşmesini engelleyecektir. Özgür bırakan iletişim karşısındakini, kendi görüşlerini, düşüncülerini, inançlarını ve duygularını ifade etmekte ve istediğini yapmakta özgür bırakır, kendisini ifade etmek için bir fırsat sunar. Eşitleyen iletişimde ilişki eşitlenmiş ve iletişim kolaylaşmıştır. Bu durumda özgüven desteklenir, empatik bir tutum gösterilmiş olur. Empatik iletişim hem duyguların sağlıklı ifade edilişini hem de açıklanması için gereken güveni yaratır. Empatik iletişimle kişi karşısındaki bireyi iletişime hazırlamış, doğrudan ve açık iletişim için geniş bir kapıyı aralamış olur.

 

 

ANLAMAK, ANLAŞILMAK DİLEKLERİMLE…

 

ANLAŞILMAK İÇİN ANLAMAK GEREKİR…..

 

 

 

SEHİR HİLOOĞLU

UZM. AİLE TERAPİSTİ

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...