Jump to content

Hala Evlenemedim..


Mira
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Hepinize Merhaba,

Güzel bir kadın vardı. Uzun boylu, ceylan gözlü, sırma saçlı... Abartmıyorum. Eğer yaşı 20 lerinde olsa, podyuma koyar manken olmasını sağlayabilirsiniz.

Gelin görün ki, bu güzel kadın artık 42 yaşında. Hala bekar. Hiç evlenmemiş. Bunda bir tuhaflık yok elbet, ama bu kadın hayatı boyunca hep evlenmeyi, mutlu bir yuva kurup hayırlı evlatlar doğurmayı istemiş.

Çok güzel bir kadın olduğu için etrafında pek çok aday olduğunu hayal edersiniz. Ama bu hanımın etrafına genç kızlığından beri sadece sorumluluk almaktan korkan erkekler, evliler, ya da mutsuz olup evliliği hiç düşünmeyen erkekler olmuş. Eskilerin bir lafı vardı

?Allah çirkin şansı versin.?

Etrafındaki pek çok vasat kadın ne harika evlilikler yaparken neden kendisinin şansı bu kadar kapalı diye düşünüp dururmuş.

Benim koltuğuma oturduğunda, konuşmaya başladık. Seçtiği kıyafetler dikkatimi çekti. Herkesin bir stili vardır elbette. Kimi kadına etek giydirirsiniz, onu taşıyamaz, bir sade jean ve beyaz t shirt le çok güzeldir zaten. Diğeri kot pantolonla vasat görünür ama üzerine bir elbise giydi mi, bütün bakışlar ona çevriliverir.

Bu kadın sade pantolon ve dümdüz bir kazak giymişti. Ayakkabıları dikkat çekecek kadar dişilikten uzaktı. Üstelik eğer kadınsı giyinse bir moda dergisinden fırlamışçasına gösterişli olabilirdi. Eğer bilinçaltına inmeseydik, ben de herkes gibi, bu kadının karakterinin giyimine yansıdığını, sade olmayı sevdiğini düşünebilirdim.

Zaman içinde, karakter özelliği sandığımız pek çok şeyin, aslında çok erken çocukluk ve bebeklik dönemindeki bilinçaltı kodlamalarından geldiğini fark etmeye başladım.

?Şansım çok kapalı Seda Hanım, nedense hiç doğru düzgün bir erkek girmiyor hayatıma. Sizin yazılarınızı okuyunca artık bu kaderi bir şekilde kendimin yarattığını düşünüyorum. Ama neden hep evlenemeyeceğim erkekleri hayatıma çektiğimi bulamıyorum. Lütfen bana yardım edin.?

Beğensek de beğenmesek de, hayatımıza çektiğimiz erkekler, olaylar tamamen bilinçaltımızın eseridir. Ve unutmayın, istersek sevmediklerimizi değiştirebiliriz.

Çalışmaya başladık. Kadın duygularına odaklandığında kolayca kendisini 6 yaşında buldu. Babasının elini tutmuş, hastaneye götürülüyordu. Hastalanmıştı. Sonra birden hatırlayıverdi.

?Küçücük bir çocukken sık sık kendimi hasta etmeye uğraşıyordum. Beni sevsinler diye. Çünkü beni sevmiyorlardı.?

Hüzünlenmişti. Daha sonra ana rahmindeki bir anısına döndü. Ve ağlamaya başladı.

?Babam erkek çocuk istiyor. Annem de ona erkek doğurmayı umuyor. Ama ben kızım. Çok üzülüyorum. Annem ben kız olduğum için çok zarar görebilir. Onu korumalıyım.?

Daha sonra bir başka anısına gitti. Annesi kendisinden sonra iki erkek evlat doğurmuş, sevgi ve ilgisinin tamamını onlara akıtmıştı. Genç kız ise kendi kendine bir söz vermişti. Büyüyüp de yetişkin bir kadın olduğunda tamamen zihninden sileceği bir anlık ama güçlü bir karar:

?Bu oğlanlar bir gün evlenip gidecekler. Oysa ben asla evlenmeyeceğim. Tıpkı bir erkek gibi para kazanıp anneme bakacağım. Onu asla terk etmeyeceğim. Ve annem, aslında kız evlatların daha kıymetli olduğunu, benden ona hayır geleceğini bir gün anlayacak.?

Eğer siz de bilmediğiniz bir kararı bilinçaltınıza yazdıysanız, hayatınız etkilenecektir. Asla evlenmeyeceğim diyen bir kadının hayatına hiç bir zaman evlenmeyi düşünemeyecek erkeklerin çekilmesi de doğaldır.

 

Ama dünyaya getireceğimiz evlatlarımızın cinsiyetini önemsemek, onlara vereceğimiz sevgiyi kısıtlamak, daha doğmadan onları kocaman üzüntülerin içine sokmak asla doğal değildir. Bu biz anne babaların kabahatidir. Ayıptır. Günahtır.

Sevgili okurlar. Lütfen bebeklerinizin henüz ana rahmindeyken bile sizi duyduğunu, bilinçaltının açık olduğunu, hissettiğini ve hayatını etkileyecek duygular edindiğini unutmayın.

Sağlıklı nesiller yetiştirebilmek dileğiyle...

Seda Diker

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

gerçekten bebek anne karnındayken herşeyi hissediyor....anne stresli ise bebek doğunca uzun süre sinirli ve ağlamalı oluyor...anne sakin ise bebekte sakin oluyor...

yeni doğduklarında bile herşeyi algıladıklarını düşünüyorum.....

demek ki , insanların duygularının ilk adımı o zaman atılıyor......

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...