Jump to content

Bir Demon Görünüş Hikayesi: Bim İle Yapılan Goetic Evokasyon Deneyleri-3


Mira
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Aşağıdaki çalışma Demon Bim’in (Buné) son dönem evokasyonuna ait ilk kısımdır.

 

8.evokasyondan birkaç gün sonra yapılan, bir saat süren uzun muhakeme sonunda, Steve Savedow ve partneri S.H ; 9. Operasyon öncesi kullanacakları her bir conjure metnini, lanetlemeleri, zorlamaları ezberlemeye karar verirler.( Büyük olasılıkla bu kararın alınmasında Demon’ın “Sözcükleri öğren” uyarısı etkili oldu.) Halen Demon Bim’in görsel olarak davete katılması gerçekleşmediğinden evokasyonun başarısı şüpheliydi.

 

Dokuz sayfalık ritüel metinlerinin ezberlenebilmesi için hayli zaman gerektiğinden ve halihazırda üzerlerinde çalıştıkları çeşitli projeler olduğundan dolayı 9. Evokasyon ancak 5 ay geçtikten sonra yapılabildi. Fakat 8 Mayıs 1987’de sonunda, daha önce hiç olmadıkları kadar hazırlıklı şekilde çembere girme cesaretinde bulundular. Majikal kılıçlarlarla ve yüzüklerle, “Kara Kutu” ve usulüne uygun olarak bakır disklere işlenmiş iki adet Bim’e ait mühürler eşliğinde kendilerini silahlandırırlar.Bir diskin arkasına gümüşten Süleyman’ın pentagramı monte edildi ve bu ince bir gümüş zincir ile yazarın boynunda takılıydı. Siyah kutuyu ; Hibachi (mangal), sülfür-kafur karışımı ile birlikte kullanma gerekliliği doğarsa diye diğer disk yedekte tutuldu.

Birinci conjure ritüeli tüm diğer evokasyonlarda olduğu gibi iki defa okunur. Yazar sırasıyla arındırma, kutsama ve defetme ritüellerini uyguladıktan sonra partneri (S.H) çembere girer ve yerini alır.

Aşağıdaki metnin tamamı yazarın ağzından 8 Mayıs 1987 9. Evokasyon kaydıdır:

 

9.EVOKASYON KAYDI: DEMON BİM

 

S.H ilk conjure metnine başladıktan sonra, 3 kez bunu tekrarladık ancak hiçbir sonuç alınamadı. Ben üçgenin yanında çemberin doğu kısmında majikal kılıcımla birlikte oturmaktaydım. Sorgulamanın en uygun şeklini aklımda gözden geçirdim, aynı zamanda eğer benim durumu yönetme gerekliliği ortaya çıkarsa diye conjure metnini ve lanetleri ezberimden hatırlamaya çalıştım. S.H ikinci conjure ritüelini okumaya devam etti ve bunu 3 kez tekrarladı, hala sonuç yoktu. Sonrasında üçüncü conjure ritüelini ve son olarak “Kralın İnvokasyonunu ( The Invocation of the King) tam üçer defa okudu.

 

Bunlardan sonra S.H mangalın altını yakarak “zincir lanetine” başladı. Üçüncü conjure ritüelini ve takiben ilk laneti tekrar okusa da sonuç yoktu. Sonra siyah kutuya sülfür-kafur karışımını, yedekteki bakır mühür diskiyle beraber koydu. Sırasıyla “Ateşin conjure edilişi” , “İkinci lanet” ve “ Yüksek lanet (Greater Curse)” okunmaya başlandı. “Yüksek Lanetin” girişi olan şu cümleyi ” Senin yaradılışın halen habis ve itaatsiz, öyle ki karşımda görünmeyecek ve senin üzerinden bilmeyi arzuladığım şeyleri cevaplaman için …” okurken, sonunda ince gri renkli bir duman, üçgenin ortasındaki siyah dairenin merkezinden yükselmeye başlamıştı. S.H de bu dumanın farkına varmıştı ancak laneti sonuna kadar okumak üzere devam etti. Sonra bir an sekteye fazla uğratmadan duraksayıp, benim de aynı şeye gözlerimi dikip dikmediğime baktı ve okumaya devam etti. Yine de bir sonraki an ne olacağı konusunda fikri yoktu ve ben her şeye rağmen kendimi elimden geldiğince hazırlamalıydım.

 

S.H hızlıca siyah kutuyu mangaldan maşayla aldı. Ben mıhlanmışçasına, gözlerimi öncesinde 27 aydır hazırlanmış olduğumuz karşımda duran fenomene kitlemiştim. Buhar ya da sis olarak adlandırabileceğimiz bu şey normal bir duman olamayacak kadar ağır şekilde yukarı doğru yükselmeye başladı. S.H okumayı bitirdikten 2-3 dakika sonra sisin yüksekliği 4 fit olmuştu. Yukarıya incelerek giden bir görüntüsü vardı. Tam bu sırada önümüzdeki üçgen, bir nevi likit ya da jel kıvamına büründü ve merkezindeki ufak siyah delikten bu sis yükseliyor gibiydi. Uzunluğu 5 fite, tabanı genişlikte 1 fit ama uzadıkça 25 cm olacak şekilde incelen çok yoğun bir maddeden oluşmuş görünen bu sis karşımızda durmaktaydı. Mümkün olduğunca alçak sesle konuşuyorduk gözlerimiz ise bu fenomen üzerine odaklanmıştı. Diğer yandan elimi aşağı kaydırarak majikal kılıcın üzerinde merkeze yakın tutmaktaydım. S.H bana baş edip edemeyeceğimi, eğer edemeyeceksem ileri doğru mu hareket etmesi gerektiğini sordu. Sol elimle sağımda bulunan kılıca yöneldim. Hazırlanmış duruyordum ya da ben en azından öyle olduğunu sanıyordum. Ancak bu benim yaşadığım dünyaya değil ama başka bir dünyaya ait olan güçle birebir ilk yüzleşmemdi. Akla uygun dahi olmayan, çok az insanın kapılarını açmaya cesaret edebileceği, daha fazlası uğruna kimsenin kurcalamaması gereken karanlık, zorlu ve çorak bir arazide olmak gibiydi bu. Açığa çıkan güç her an operatörü alt edebileceğinden gözle görünemeyen bir tür zorluk en hayati dakikada belirebilirdi. Gerçekten hazırlanmış mıydım? Tabii, en azından bu kayıtları yazabilmeyi başaracak kadar sağ kalabilmişim. Bu yüzden belli bir parça hazırlanmış olduğum gerçeğini varsayabiliriz. Her şeye rağmen kesin olarak emin olduğum şey, neyi beklemen gerektiğini bilememen.

Görüntü üçgenden yukarı 6 fit yüksekliğe ulaşmıştı, yani neredeyse 10 fitlik yükseklikteki odanın tavanına yakındı. Sisin en tepedeki genişliği ise 35 cm’yi bulmuştu. Halen sisin içinde çok az miktarda seçilebilirlik vardı ancak köşeleri düzden çok kıvrılan bariz bir“Huni” halini almaktaydı.

 

S.H. sonrasında “Ruhun gelişi (adressing) ve etc.. “ pasajlarını okumaya başladı. “ BATHAL ya da VASHAT ABRAC ‘a hışımla gelir, ABEOR ABERER’e hücum eder” cümlesini bitirdiğinde sis saat yönünde önce yavaş sonrasında ise hızlı biçimde kendi etrafında dönmeye başladı. Huni şeklindeki bu sisin yüksekliği artık 8 fiti bulmuştu ve gerçekten sıradışı bir görüntü oluşturmaktaydı. Bu sırada odanın sıcaklığında bariz şekilde 10 ila 15 derece arasında düşme yaşandı. Pasajın okunması biteli 3 dakika olmuştu ve havada oluşan bu hareketlilik omzumu geçen saçlarımı havalandırarak yan görüşümü tehdit etmeye başlamıştı, üstelik ön cephemdeki görüşü de gizlemekteydi. Bu kesinlikle bir dezavantajdı ve gelecek referanslar için sonrasında saçın kestirilmesi ya da bağlanmasının gerekliliği olarak kaydedildi.

 

 

Sisin rengi belirsiz bir leylak rengine dönmüştü ve içinde bir varlık saklıyormuş gibi görünmekteydi. Sonra ani bir flaşla bu morumsu renk patladı ve birkaç saniyede parlayan ışık yüzünden görüşümü sanki suratıma battaniye fırlatılmışçasına kaybettim. Görüşümü hemen kazandığımda oda ve çevremdeki her şey bu morumsu ışıkla yıkanmıştı.

Sisin rengi, bu mor parlaklığın içinde yeniden griye döndü ve halen bariz bir Huni şeklinde kendi etrafında dönerek karşımızda duruyordu. Göz seviyemden yaklaşık altı santim yukarıda sonunda sisin içinde bir yüz belirmeye başladı. Çok net şekilde kurda benzeyen, soluk mavi renkli, kulaklara sahip ve iki kulağının arasında iki ufak boynuzu olan bir yüz görmekteydim. Gözleri net ve parlak sarıydı ancak gözbebekleri yoktu. Bana tiksintiyle bakan bir surattı bu.

 

 

Majikal kılıcımı direkt olarak oluşan bu yüze yönelttim ve “Sana muktedir bir biçimde emrediyorum , IEHOVAH adına; önümde temiz, deformasyonsuz ,eğri büğrü olmayan bir insan suretinde görünmen için”. İnsan sureti sözünü söylediğim anda hoşnutsuzluğunu belirten bir yüz ifadesine büründü ve sonucunda içe işleyen bir kükreme odanın duvarlarında yankılandı, sanki bir aslan büyük bir acı içindeymiş gibi. Hemen ardından suret sisin içine geri çekildi.

 

IEHOVAH, TETRAGRAMMATON, ANAPHEXTON, PRIMEUMATON isimlerini tekrarlayarak yeniden emrettim. Her ne kadar yüz tekrardan görünmese de, hala yüksek ve bariton bir ses acı içinde konuştu “ Bana neden böylesine işkence etmektesin? ( Why does thou torture me so?) ” Bir yandan kılıcı sağ elimle sise yöneltmişken ve bakır diski sol elimde tutuyorken “Sana emrediyorum, şimdi önümde görün, gözlerle görülebilir ve alçakgönüllü olarak yoksa işkencen sonsuz olacak.” dedim. O anda sisin içinden mavi renkte elleri pençe şeklinde görünen kaslı bir kol hızla havada girdap oluşturdu ve kayboldu. Ve anında o bariton ses tonu patlamışçasına “Sen benim efendim değilsin!(You are not my master)” diyerek odanın içinde yankılandı.

 

Derin bir nefes aldım ve elimden gelen en yüksek frekansta sırasıyla isimleri titreştirmeye başladım. YHVH, ADNI, ALHIM, AHLA, TZABOATH SHADDAI, ELIM, AL, YAH, TETRAGRAMMATON, ANAPHEXTON, PRIMEUMATON, YESHIMON, HESION, ANABONA, YOD ve VAU. Bu isimleri neden bu düzende kullandığıma dair hiçbir fikrim yoktu ama bir şekilde o an bunu yapmak içimden gelmişti. Kılıcı sisin içine, yüzün olduğu kısma doğru yöneltmeye devam ettim ve bakır mühür diskini sol elimde tuttum.

 

Sisin içinden daha fazla gürleyen ses, iniltilere dönüşerek yayılmaya başladı. Sonra takiben şu sözcükleri işittik. “Sizinle konuşucam” (I will speak with thee). Bunun üstüne” O zaman kendini göster, adını ve ofisini (hiyerarşideki hizmeti) belirt.” dedim. Aynı ses “ Ne size kendimi göstermeyi seçerim, ne de adımı ifşa ederim. Size konuşucağımı söyledim( I do not choose to show myself nor reveal my name, I said that I will speak with thee )

 

Cevap derin ve kaynağı doğudan gelen bir sesti. Aynı anda kafamızın içinde yankılanmaktaydı. Tekrardan “ Sana kendini göstermen için emrediyorum, adını ve ofisini ifşa et!” dedim. Dik kafalı bir cevaptı bu “HAYIR!”.

 

Çabamın karşılığını sonunda elde edebilmek için, biraz da kendimi üstün görme güdüsüyle bir kez daha emrettim “ Sana muktedir şekilde emrediyorum kendini göster ve bu isimlerin adına… ( aynı sırayla 14 ismi bir kez daha titreştirdim)”. VAU kelimesini titreştirirken inilti yükselerek yeniden bir aslan kükremesine dönüştü ve birden kesildi.O an sisin içinde son derece net olan bir yüz ortaya çıktı. Aynı pis ve memnuniyetsiz ifadeyle göz bebekleri olmayan sarı gözler bana bakıyordu. Soluk ve hastalıklı görünen mavimtırak derisi cesede ait bir et parçasını andırıyordu sadece daha yüksek kalitedeki animasyon hali gibiydi. Öyle ki bu görüntüyü tanımlayabilecek doğru sözcükleri bulamıyorum…

 

(Evokasyonun devamını kısa bir zaman içinde paylaşıcam. Son olarak yazarın dipnotlarından eklemek istediğim şey Bim duman bazında bir görüntünün içinde belirdiğinde S.H ve yazar daha öncesinde anlaştıkları gibi kendi kişisel notlarında birbirlerinin deneyimlerini karşılaştırmak üzere bu görüntünün tasvirini yaparlar. Çok ufak detaylar dışında deneyimledikleri şey aynıdır.Kurdu andıran, sisin içinde beliren gözbebeksiz sarı gözlere sahip aynı surat.. Demon ile olan diyaloğun tamamı, Yazar evokasyonu yönetirken S.H tarafından tutulur.Demon’ın sesi hem dışsal hem de iki operatörün beyinlerinin içinde yankılanıyormuş hissi uyandıran çift yönlü bir duyum olarak tanımlanmış.)

 

dır..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...