Jump to content

Kalbimizin Oturma Odası


Vakt-i Leyl

Önerilen Mesajlar

8656.jpg

 

Çocukluğum, evimizin oturma odasında geçti. Çoğumuzun öyledir sanırım.

 

Evde misafire ayrılan salonun kapısı kapalıdır. Annem, salon kapısını kilitlerdi. Beyaz koltuk takımları, beyaz yemek masası ve o dönem güzlükle yurt dışından getirilen beyaz televizyonun bulunduğu oda bize yasaktı.

 

Sadece misafire açılan salon kapısının ardında, yine misafir gelince kullanılan altın kaplama çatal-bıçak takımları, Japon süslemeli porselen takımları bulunurdu. Onları kullanmak için ziyaretçilerin gelmesini beklerdik.

 

Şimdi evlerimizde salon ve oturma odası ayrımı neredeyse kalmadı. Zaten zor sığdığımız evlerin böyle lüksleri yok. Olsa da, kendimize kullanmayı layık görmediğimiz eşyaları, başkalarına sunmak ister miyiz, şüpheliyim!

 

İşin garip tarafı, bu alışkanlık çocukluğumuzdan beri bilinçaltımıza o kadar işlemiş ki, aşkta da bu düzeni kullanmaya devam ediyoruz.

Konu aşk olduğunda, kalbimizin oturma odası ve salonu var. Kendimiz için yapmayacağımız şeyleri, sevdiğimiz kişi için yapıyoruz. Garip!

 

Kendi sıkıntılarımız olduğunda aklımıza gelmeyen çözümler, söz konusu sevdiğimiz kişi olunca ortaya çıkıyor.

 

Kendini affetmek konusunda çok gaddar olabilen bizler, sevgilimizi kolaylıkla affediyoruz. İşin daha şaşırtıcı tarafı, kendimizi sevmekten yoksunuz ama başkasına öyle bir sevgi aktarıyoruz ki, şaşırmamak mümkün değil! Üstelik bu sevginin kaynağının nerede olduğunu düşünmek aklımıza gelmiyor.

 

Be kardeşim, madem yüreğinde bu kadar büyük bir sevgi potansiyeli var, neden işe kendini sevmekle başlamıyorsun? Böylece, hayatını zehir eden, sana kötü davranan, yaralayan, ihanet eden, kıran, hor gören, değer vermeyen biriyle zaman kaybetmekten kurtulursun. Ama yok! Biz kendi kaynaklarımızı hep başkaları için kullanırız. Bunun adına da “fedakarlık” deriz.

 

Kendimizi kandırmaktan öteye geçmeyen, sözüm ona özverilerle harcanan zamanın sonunda, ilişki biter, biz de ardından bağırırız. Siz kalbinizin oturma odasında yaşamaya devam eder ve salonu hep başkaları için açarsanız; elinizde kalan tek şey, mutsuz anılar albümü olacaktır. Benden söylemesi!

 

 

 

 

 

 

 

Candan Ünal

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...