Jump to content

Tarihi tersyüz eden duvar resimleri


Önerilen Mesajlar

Tarihi tersyüz eden duvar resimleri

 

tarih1512.jpg

Geçtiğimiz yıllarda bir televizyon belgeselinin çekimi nedeniyle gittiğim Mısır'da, insanoğlunun bilinen tarihinde derin çatlaklar açan ilginç olaylardan birine tanıklık ettim. Orta Mısır'ın antik kentlerinden Abidos'daki görkemli bir tapınağın duvarları, görenleri hayrete düşüren yaklaşık dört bin yıllık bir rölyefe ev sahipliği yapıyordu. Sözkonusu rölyefi bu denli inanılmaz kılan ise, üzerinde bulunan "helikopter", "denizaltı", "jet uçağı" ve "uçandaire" figürleriydi.

Mısır piramitlerini kimler inşa etti? Bu devasa yapılar o günkü ilkel teknolojiyle nasıl yapıldı? Eski Mısırlılar gerçekte hangi ırka mensuptu? Ölü mumyalama sanatını kimlerden öğrendiler?

Aralarında Erich Von Daniken, Robert Bouval ve Graham Hancock gibi ünlü isimlerin de bulunduğu geniş bir araştırmacı kitlesi tarafından uzun yıllardan bu yana spekülatif kitaplara konu edilen antik Mısır kültürü, fantazi yönü ağır basan bu gibi yaklaşımları adeta desteklercesine her geçen gün eteklerinden yeni yeni gizemler dökmeyi sürdürüyor.

Kahire yakınlarındaki Giza kompleksi içinde yer alan üç büyük piramite ilişkin olarak bugüne kadar çok şey yazıldı ve söylendi. İnsanlık tarihinin bu en görkemli eserleri, son iki yüz yıl içinde bilim adamlarınca öylesine çok incelendi, her köşesi öylesine didik didik edildi ki artık bu anıtlar üzerine söylenecek hemen hemen hiç bir söz kalmadı gibi. Bu yapılar için günümüzde akıl ve mantığın kabul edebildiği bir "inşaat seceresi" çıkartılmış durumda. Bu sayede de gizem araştırmacılarının büyük bir bölümü artık onları "uzaydan gelen yüksek teknoloji sahibi konuklara" maletmekten vazgeçtiler. Ancak, Mısır'ın derinliklerinde nedenini ve nasılını günümüzde bile hala tam olarak açıklayamadığımız daha bir sürü gizemli k mevcut.

İşte, ben de bundan bir kaç yıl önce bir belgesel film çekimi nedeniyle ziyaret etme fırsatı bulduğum Mısır topraklarında benzer türden bir gizeme tanıklık ettim. Ekip arkadaşlarımla birlikte tedbirli davranıp film kamerası ve fotoğraf makinelerimizle belgelemeyi başardığımız bu olay, o gün bugündür belleğimin bir köşesinde kocaman bir soru işareti şeklinde cevabını bekliyor.

 

"Helikopteri mi görmek istiyorsunuz?"

 

Başkent Kahire'den yaklaşık bin beşyüz kilometre güneyde, Nil nehri kıyısındaki bir antik kent olan Abidos, aynı adla anılan gösterişli bir tapınağa da ev sahipliği yapıyor. Bu tapınağa yaptığımız ziyaret kesinlikle raslantısal değildi. Henüz Kahire'deyken kulağımıza Abidos'un gizemli duvar resimlerine ilişkin bazı özel bilgiler fısıldayan Mısırlı bir dost, bizi bu tapınağı mutlaka ziyaret etmemiz, özellikle de "belli bir bölümünü alıcı gözüyle incelememiz" yönünde sıkı sıkıya uyarmıştı.

Başkentten Orta Mısır'ın turistik kenti Luksor'a geldikten sonra, bulabildiğimiz çeşitli aktarma araçlarıyla daha gözden ırak bir bölgede kurulu bulunan Abidos tapınağına ulaştık.

Abidos tapınağında, anıtın resmi görevlilerine buradaki "sıradışı rölyef"in yerini sorduğumuzda aldığımız ilk yanıt, "Burada sizin söylediğiniz gibi birşey yok" şeklinde oldu. "Resmi bilimsel tez"i temsil eden Mısırlı arkeologlar, ısrarcı tutumumuza karşın konuşmamakta bir hayli kararlıydılar. Zaten kısa bir süre sonra da bizimle sohbeti keserek kulübelerine geri döndüler.

Tam bu esnada imdadımıza, anıtın çevre güvenliğinden sorumlu olan ve ziyaretçi turistlerden aldığı harçlıklarla hayatını sürdüren yaşlı bir Mısırlı bedevi yetişti. Derdimizi bu kez de ona anlattığımızda, "Oh, I know the helicopter, I know the helicopter" ("Helikopteri biliyorum") diye söylenerek bizi tapınağın girişindeki büyük bir sütunun yanına doğru sürükledi. Parmağını heyecan içinde yukarılarda bir noktaya çeviren yaşlı adam "İşte" diye bağırdı, "Aradığınız şey orada!"

Gösterdiği yere doğru baktık. En az 5-6 metre yükseklikteki bu heybetli sütunun tam tepe noktasını işaret etmekteydi; ancak gösterdiği rölyef gözlerimizin ayrıntıları seçemeyeceği kadar yukarıda kalıyordu. Bedeviye oraya nasıl çıkacağımızı sorduk.

Sonuçta, fazladan verilen bir miktar bahşiş ile bu amacımıza da ulaşacaktık. Alelacele bulup getirilen portatif bir merdiven ile mihmandarımızın gösterdiği rölyefin yakınına tırmandığımızda, Abidos'a ulaşana kadar çektiğimiz onca sıkıntıya kesinlikle değecek bir görüntüyle karşılaştık. Binlerce yıldır derin bir sessizliğe gömülmüş olarak ziyaretçilerini bekleyen bu inanılmaz duvar resmi, şimdi bütün şok ediciliğiyle karşımızdaydı.

Şaşkınlık içinde filmini ve fotoğraflarını çektiğimiz panelin sol üst kısmında, çağdaş örneklerine şaşılacak kadar benzeyen bir "helikopter", hemen yanında yine gerçeğine son derece uygun bir "denizaltı", onun altında "uçandaire" benzeri bir cisim, en altta da tipik bir jet uçağı piktogramı yer alıyordı. Ve bu simgeler, geleneksel hiyeroglif alfabesinin birer harfi değildi. (Yazının giriş fotoğrafını inceleyiniz.)

 

Elektronik tüpler mi, çiçek mi?

 

 

1512t2.jpg YERİN 5 METRE ALTINDAKİ "KATOT TÜPLERİ"

Bu fotoğraf da Orta Mısır'daki bir başka antik merkezde, Dandera'daki Hathor tapınağında çekildi. Burada, yerin yaklaşık üç metre altındaki gizli bir galerinin bitim noktasında yer alan şaşırtıcı bir rölyef görülüyor. Elektronik bir alete (daha çok bir katot tüpüne) şaşılacak kadar benzeyen bu cisimler, başlarındaki teknisyenler tarafından kullanılırken resmedilmiş.

Abidos'ta karşılaştığımız gizemli duvar resimlerinin bir benzeri de, buradan bir kaç yüz kilometre uzaklıktaki Dandera kentinde, Hathor Tapınağı'nda bulunuyordu. Hathor'daki çekim çalışmalarımız sırasında, tapınağın zemin seviyesinin üç metre kadar altında bulunan, duvarları çeşitli kabartmalarla kaplı uzun bir tünelin son derece şaşırtıcı bir resim grubuyla sonlandığına tanık olduk.

Özel izinle girdiğimiz bu boğucu ve zifiri karanlık dehlizde bir süre ilerledikten sonra, karşımıza ilginç bir "elektronik aygıt ve onu kullanan teknisyenleri" betimleyen karşılıklı iki duvar rölyefi çıktı. Büyük birer katot tüpüne benzeyen bu aygıtların içlerine işlenmiş birer yılan figürü hemen hikkatimizi çekti., Yılanlar tüplerin içindeki ışıltıyı ya da flaman telleri simgelediği gibi, bu aygıtların içinde işleme tabi tutulan birer "deney hayvanı" da olabilirlerdi. Her iki tüp figürünün arka kısmından çıkıp başka bir kutuya bağlanan uzun ve kalın kablolar ise şaşkınlığımızı daha da artırdı. Bu arada, rölyeflerin meçhul sanatçısı, tüplerin yanıbaşına onları kullanan (ya da denetleyen) bir kaç teknisyen çizmeyi de ihmal etmemişti.

Bu gizemli cisimlere, Hathor tapınağının bir başka bölümünde daha rastladık. Tapınağın gözlerden ırak bir salonunda, bu kez yerden en az 8 metre yükseklikte bulunuyordu aradığımız resimler. Üstelik, yer altındaki kabartmalara göre şekil olarak çok daha belirgindiler, ayrıca tümü toprak boyalarla renklendirilmişti.

Uzunca bir süre yanında kalıp bir çok fotoğrafını çektiğimiz bu tüplerle ilgili olarak Dandera'nın resmi arkeoloğuna fikrini sorduğumuzda, yorumu da tam beklediğimiz gibi oldu: "Ha onlar mı, onlar yalnızca birer çiçek!"

Yaklaşım böyle olunca, biz de "içlerinde birer yılan bulunan, herbiri neredeyse insan boyundaki bu dev çiçekleri" (!) daha fazla sorgulamadan oradan ayrıldık.

 

Gelecekten birer mesaj mı ?

 

Antik Mısır'a ilişkin araştırmalar yapan Batılı yazarlardan bir kısmı, sözgelimi İsveçli mühendis Henry Kjellson, bu gibi resimlerde betimlenen çağdaş teknolojinin gerçekte o dönemde iyi bilindiğini ileri sürüyor. Ancak bu, kanıtlanması da, inanması da son derece güç bir iddia. Buna karşılık, daha kalabalık bir araştırmacı grubuna göre ise, maji sanatlarında (astroloji ve büyücülükte) çok ileri bir noktaya ulaşmış olan Mısırlı kahinler, gelecekten bazı vizyonlar görebilmekteydi. Her ne kadar yaptıkları ruhsal seanslarda telepatik olarak izledikleri bu araç-gereçlerin mahiyetini hiç anlayamadıysalar da, gelecekten bilinçlerine "durugörü" ile yansıyan bu imajların bazılarını tapınak duvarlarına kazımayı başardılar. Bu ikinci iddia ise "M.Ö 2000'lerde Mısır'da helikopter kullanıldığını" kabul etmekten çok daha yenilir yutulur gibi.

Ancak, gerçek cevap her ne olursa olsun, elçiye zeval olmaz. Bu resimler kesinlikle birer bilgisayar hilesi değil. Bizzat sizin için gittik, gördük ve görüntüledik. Yolunuz Orta Mısır'ın bu iki antik kentine düşerse, bir de kendi gözlerinizle incelemenizi öneririz.

Bakalım, keşfedildikleri 1990'ların başlarından beri kalabalık bir araştırmacı grubuna kafayı yedirten "antik helikopter"e acaba sizin yorumunuz ne olacak?

 

 

ALıntıdır: Yeni Şafak Gazetesi

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile hala binlerce sır yatmaktadır....O tarihlerde piramitleri yapan insanlar herhalde metre kavramını bilmiyorlardı...ve bütün bunları göz kararıyla yapmalarıda imkansız çok ilginç gerçekten bugün bile çok düzenli bir şekilde yapılan gökdelenlerde çok hafif bir sapma sözkonusu olabiliyor...peki o zamanlar bunları yapan insanlar ölçüm için ne kullandılar...saniye mi..arşın birimi mi? mısır endazesi mi? bilemiyoruz...kesin uzaylılarla haberleşiyorlardı:)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile hala binlerce sır yatmaktadır....O tarihlerde piramitleri yapan insanlar herhalde metre kavramını bilmiyorlardı...ve bütün bunları göz kararıyla yapmalarıda imkansız çok ilginç gerçekten bugün bile çok düzenli bir şekilde yapılan gökdelenlerde çok hafif bir sapma sözkonusu olabiliyor...peki o zamanlar bunları yapan insanlar ölçüm için ne kullandılar...saniye mi..arşın birimi mi? mısır endazesi mi? bilemiyoruz...kesin uzaylılarla haberleşiyorlardı:)

 

 

natilyus hayal gucunu taktir ettim :):D

 

ama metre kavrami cok basit bi kavram bana gore

 

misirlilir bunu asmislardir en nihayetinde...

 

yani uzunca bi halati piramidin bi kenari olarak kullansalar 4 birlestirmede hazir :)

 

kaldi ki gunumuz teknolojisi bizi yaniltmasin !

 

bizi sadece koreltiyor

 

kolay olana alisana kendi oz yetenegini kullanmak zor geliyor

 

eskilerin kiymeti ; bizden daha iyi islettikleri kafalari diye dusunuyorum ben

hatta metafizik konular da buna dahil ...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu konu benimde ilgilendigim konulardan bir tanesi... Daha cok merak eden yada ilgilenen arkadaslarin Misirdaki Ra soyunu incelemeleriyle beraber Orion ve Sirus gezegenlerini de inceleyip , okuyabilirlerse Misir daki gizeminde ne oldgunu anlamis olacaklardir tahmin ediyorum..

 

Sirus paylasimin icin cok tsk ler. Ayrica bu ismi özellikle sectigini dusunuyorum..

 

Sevgiyle Kal. Güzel enerjiler yüklü olduguna eminim..

--------------------

Denizeros sana RA BILGILERI kitap serisini tavsiye ediyorum.. O seriyi okudugun zaman bu piramitlerinde nasil olustugunu daha iyi anlayacaksin diye dusunuyorum..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Denizeros sana RA BILGILERI kitap serisini tavsiye ediyorum.. O seriyi okudugun zaman bu piramitlerinde nasil olustugunu daha iyi anlayacaksin diye dusunuyorum..

 

 

 

tesekkur ederim ilgine :)

 

ben sadece en basit ve pratik fikri yuruteyim demistim cnm...

 

yoksa tabi ki akil almaz isler cevirdiklerine eminim ...:D:D

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Yeryüzünü ve Semavatı Feth Eden Selavat

      Salavat-ı Fatih   Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihı lima uğlika vel hatimi li ma sebeka nasırıl hakkı vel hadi ila sıratıkel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi mıkdarihil azıym.   Manası: Allah'ım! Kapalılıkları açan, geçmişe son veren, hakka hakikatla destek olan, mahlukatı Sen'in doğru yoluna ileten Efendimiz Muhammed'e, O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadr-ü kıymetince salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.   Fa

      , Yer: Salavat-ı Şerifeler

    • Adonis, Attis, Osiris Doğu Dinleri Tarihi Araştırmaları 2 / James George Frazer

      Doğu Dinleri Tarihi Araştırmaları’nın ilk cildinde Adonis ve Attis’e yoğunlaşan James Frazer bu ikinci ciltte antik Mısır tanrısı Osiris’e odaklanıyor. Osiris’in bu dünyadaki ve öte dünyadaki hükümranlığı, İsis’le ilişkisi, birden çok mezarının bulunuşu gibi konuların yanında takvim meselesini, zamanın ölçüm şeklini, burçları, astronomik yaklaşımları, resmi takvimin doğal takvimle karşıtlığını yahut çiftçilerle rahiplerin zamanı farklı ölçmelerini; Avrupa’nın neredeyse her yanında yaygın olan

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Adonis, Attis, Osiris Doğu Dinleri Tarihi Araştırmaları 1 / James George Frazer

      Antropolog, halkbilimci, klasikler uzmanı, filolog gibi birçok kimliğe sahip olan James George Frazer, diğer eserlerinde olduğu gibi bu çalışmasında da tüm insanlık için ortak olanın peşinde. Bu yüzden kadim Anadolu medeniyetlerinden bahsederken Afrika yerlilerine geçtiğinde, Antik Yunanistan’ın bir ritüelini çözümlerken Kızılderili kabilelere atıf yaptığında şaşırmamak gerek. Doğu Dinleri Tarihi Araştırmaları’nı temel alan bu metin ise ADONİS, ATTİS ve OSİRİS mitleri, gelenekleri ve ritüelleri

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • İnsan Ahlakının Doğal Tarihi / Michael Tomasello

      İnsan ahlakının evrimi iki adımda gerçekleşti. Başlangıçta doğa koşulları nedeniyle, ilk insanlar işbirliğine gitmezlerse yok olacaklarını gördü ve bu işbirliğini düzenli hale getirmek için yeni bilişsel yetenekler geliştirdiler. Riskleri en aza indirmek için her koşulda birlikte hareket edip, güven, saygı ve sorumluluk üzerine kurulu ikili ortaklıklar yarattılar. İnsan grupları kalabalıklaşıp işbölümü daha karmaşık bir hal aldığında ikinci adım atıldı. Üyelerinden sadakat, uyum ve kültürel ai

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • SPQR - Antik Roma Tarihi / Mary Beard

      “Romulus ve Remus kuruluş efsanesinden İmparator Caracalla’nın özgür Roma yurttaşlarına… Surlar’ın binyıllık tarihi.”    Antik Roma, modern dünyanın sağladığı olanaklarla düşünüldüğünde bile görkemli bir kentti: İspanya’dan Suriye’ye uzanan bir imparatorluğun güç merkezi; bir milyondan fazla insanın yaşadığı, genişleyen bir imparatorluğun metropolü; “lüks ve pisliğin, özgürlük ve sömürünün, kente ait olmanın yarattığı gurur ile kanlı iç savaşın birbirinden ayrılmadığı” dayatmacı bir kent… 

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

×
×
  • Yeni Oluştur...