Jump to content

Mustafa Kemal Atatürk Neden Öldürüldü ?


Guest playades
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Nedense o küçücük kitlenin etkileri böyle kocaman eza cefalar doğurdu:D

Ama konu bu değil tabiki..Trablusgarpta müthiş bir mücadele verildi..Nereden geldik trablusgarp a??

Mustafa kemale yapılacak aleni suikastte ayaklanmayla..

Ama daha önemlisi bu gayri resmi tarih dersi veren arkadaşımızın yaşadığı tezat:D

siyonizm dediniz,ittihat ve terakki dediniz,bir bakın bakalım trablusgarpta ittihat ve terakki kuruculaından kimle var..Canlarını hiçe sayarak halkı mücadeleye teşvik eden:D

Ve sonra gelip diyin ki ittihat ve terakkide siyonizm hakimdi:D

 

Tabi önemli olan youtube tarihi:D

Zaten başımıza ne geldiyse siyonizm 1-amerika 2.. yutub u olan konuşuyor :D

 

Birincisi, Youtube tarihi değil, oraya koyduğum Youtube videosu ATV Avrupa'da yıllardır yayınlanan Kral ve Ben programının videosu, Britney Spears videosu değil... O programdaki konuk Bahçeşehir Ün. Rektörü... Siz herhalde seyretme tenezzülünde bulunmadığınız için ne orada sunulan devletin resmi belgesini gördünüz ne de rektörün anlattıklarını dinlediniz. Sanki birisi poposundan uydurmuş da youtubedaki milyonlarca zırvaya bir zırva daha eklemiş saygısızlığı yapmayı bırakın.

 

İkincisi, İngiliz istihbarat servisi MI6 diye bir kuruluş var, o tarihteki adı farklıdır.Bu servis Osmanlı toprakları ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde inanılmaz operasyonlara imza atmıştır. Arap çetelerini Osmanlıya karşı ayaklandırmak ve Türkler üstünde de bir takım dezenformasyon operasyonları yapmak konusunda inanılmazdırlar.

Sizin "tezat" zannettiğiniz şey, bu konuda bizlere öğretilen "resmi tarih" ve "dezenformasyon" hakkındaki derin cehaletimizin sonucudur. "Siyonizm"den bahseden herkese "dinci mankafa" etiketi yapıştırmayı da MI6 ve maşalarının üstün çabalarına borçluyuz. İttihat Terakki'nin liderlerinden Talat Paşa, Türkiye Mason locasının lideridir ve bu herkes tarafından bilinir. Ama daha da ötesi İttihat ve Terakki Partisi'nin kendisi zaten bir mason locası olarak İsrail'in karşısındaki en büyük engel olan Abdülhamit'i devirmek göreviyle kurulmuştur.Çünkü Abdülhamit, Filistin'i bize satın bütün borcunuzu ödeyelim diyen Theodor Herzl'i kapıdışarı etmiş ve Siyonist faaliyeti Osmanlı topraklarında engellemiştir. Bunları dinci mankafalar uydurmadı. Bunların hepsinin belgesi, tarihi kaynakları var. Biraz merak edip bakmamız, soru-cevap ilişkisi kurmamız, bilgi ve kültür birikimi sahibi olmamız lazım.

İngilizler o tarihte Mısır'ı kontrol ediyorlardı ve denizden Trablus'a gidemeyen Osmanlı subayları Mısır'dan geçerek Trablus'taki direnişi örgütlemeye koştular. İngiliz Osmanlının düşmanı değil mi, nasıl izin verdi subayların geçmesine ? Soru sormayı, sorgulamayı, cevapların mantıklı bir modelde yerine oturmasını görmeden sadece bize gösterilenle yetinirsek gerçeğe ulaşamayız, varolan tabloyu anlamlandıramayız, bunun anlamı dış istihbarat güçlerinin dezenformasyonuyla dünya görüşümüzün ve tarih algımızın belirlenmesidir. Tarih sadece resmi veya gayri resmi belgelerden ibaret değildir,

o görünen belgeler görünmeyen belge ve operasyonların yanında devede kulak bile değil kıl kalır.

İttihat ve Terakki'nin bir liderinin Mason locası Üstadı olduğunu bile bilmeden , hatta partinin üyelerinin Makedonya Mason cemiyetlerinin üyeleri olduklarını bilmeden konuşursanız bu sadece komik bir durum olur. Ben çok şükür sayısız konunun cahiliyim ve cahil olduğum konularda da konuşmamayı tercih ederim. Hele hele iki tane kitap okuyup üstelik ilkokul düzeyinde tarih bilgisiyle donanımımın olduğu konularda hiç konuşmamayı tercih ederim. Çünkü bir insanın bir konuda bilgisi, donanımı olmadığı halde ortaya çıkıp car car konuşup durması saçmalamaktan ibarettir ve saçmalamak insana bir bilgi eklemez, insana gerçeğe ulaşma konusunda yardımcı olmaz. Benim bu konuyu gündeme getirmekteki tek amacım, MI 6 ve arkasındaki Siyonist faaliyetin Türk tarihi üstündeki müthiş dezenformasyon faaliyetleri üstünde düşünmemizi sağlaması açısından Atatürk'ün ölümüne farklı bir şekilde bakıp sorgulamamızı sağlamaktır. Bu konuda hiçbirşey okumayıp hiçbir araştırmada bulunmaksızın laf kalabalığı yapmak çok gereksiz. Diyelim ki şöyle diyenler haklı, Atatürk gibi bir deha içip içip sirozdan ölmüştür kardeşim...Bitti!!! İsteyen ona inanır, isteyen de öyle olmayıp öldürüldüğüne inanır. O kadar... Birgün üniversitede bir hocamla Immanuel Kant'ı tartışmaya kalkmak densizliğinde bulundum, hocam bana "hiç kusura bakma bu konuyu senle tartışacak değilim" dediği zaman saçmaladığımı anladım. Adamın hayatı Kant'ı orjinal Almancadan okumakla geçmiş, binlerce kitap okumuş araştırmış,yazmış... Ben kimim ? Yeni yetme üniversite talebesi bir salak, iki kitap okumuşum ve hocayla kimi tartışmaya girişiyorum ? Ondan sonra cahilin teki olduğumu öğrendim ve bilmediğim konularda haddimi bildim, oturup okumaya, gerçeği araştırmaya giriştim. Zaten cahil , kendi cehaletini idrak ettiği anda artık cahil olmaktan çıkmaya da başlamış olur. Başkasını bilmem, ben hala cahilim, haddimi bilirim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Birincisi, Youtube tarihi değil, oraya koyduğum Youtube videosu ATV Avrupa'da yıllardır yayınlanan Kral ve Ben programının videosu, Britney Spears videosu değil... O programdaki konuk Bahçeşehir Ün. Rektörü... Siz herhalde seyretme tenezzülünde bulunmadığınız için ne orada sunulan devletin resmi belgesini gördünüz ne de rektörün anlattıklarını dinlediniz. Sanki birisi poposundan uydurmuş da youtubedaki milyonlarca zırvaya bir zırva daha eklemiş saygısızlığı yapmayı bırakın.

 

İkincisi, İngiliz istihbarat servisi MI6 diye bir kuruluş var, o tarihteki adı farklıdır.Bu servis Osmanlı toprakları ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde inanılmaz operasyonlara imza atmıştır. Arap çetelerini Osmanlıya karşı ayaklandırmak ve Türkler üstünde de bir takım dezenformasyon operasyonları yapmak konusunda inanılmazdırlar.

Sizin "tezat" zannettiğiniz şey, bu konuda bizlere öğretilen "resmi tarih" ve "dezenformasyon" hakkındaki derin cehaletimizin sonucudur. "Siyonizm"den bahseden herkese "dinci mankafa" etiketi yapıştırmayı da MI6 ve maşalarının üstün çabalarına borçluyuz. İttihat Terakki'nin liderlerinden Talat Paşa, Türkiye Mason locasının lideridir ve bu herkes tarafından bilinir. Ama daha da ötesi İttihat ve Terakki Partisi'nin kendisi zaten bir mason locası olarak İsrail'in karşısındaki en büyük engel olan Abdülhamit'i devirmek göreviyle kurulmuştur.Çünkü Abdülhamit, Filistin'i bize satın bütün borcunuzu ödeyelim diyen Theodor Herzl'i kapıdışarı etmiş ve Siyonist faaliyeti Osmanlı topraklarında engellemiştir. Bunları dinci mankafalar uydurmadı. Bunların hepsinin belgesi, tarihi kaynakları var. Biraz merak edip bakmamız, soru-cevap ilişkisi kurmamız, bilgi ve kültür birikimi sahibi olmamız lazım.

İngilizler o tarihte Mısır'ı kontrol ediyorlardı ve denizden Trablus'a gidemeyen Osmanlı subayları Mısır'dan geçerek Trablus'taki direnişi örgütlemeye koştular. İngiliz Osmanlının düşmanı değil mi, nasıl izin verdi subayların geçmesine ? Soru sormayı, sorgulamayı, cevapların mantıklı bir modelde yerine oturmasını görmeden sadece bize gösterilenle yetinirsek gerçeğe ulaşamayız, varolan tabloyu anlamlandıramayız, bunun anlamı dış istihbarat güçlerinin dezenformasyonuyla dünya görüşümüzün ve tarih algımızın belirlenmesidir. Tarih sadece resmi veya gayri resmi belgelerden ibaret değildir,

o görünen belgeler görünmeyen belge ve operasyonların yanında devede kulak bile değil kıl kalır.

İttihat ve Terakki'nin bir liderinin Mason locası Üstadı olduğunu bile bilmeden , hatta partinin üyelerinin Makedonya Mason cemiyetlerinin üyeleri olduklarını bilmeden konuşursanız bu sadece komik bir durum olur. Ben çok şükür sayısız konunun cahiliyim ve cahil olduğum konularda da konuşmamayı tercih ederim. Hele hele iki tane kitap okuyup üstelik ilkokul düzeyinde tarih bilgisiyle donanımımın olduğu konularda hiç konuşmamayı tercih ederim. Çünkü bir insanın bir konuda bilgisi, donanımı olmadığı halde ortaya çıkıp car car konuşup durması saçmalamaktan ibarettir ve saçmalamak insana bir bilgi eklemez, insana gerçeğe ulaşma konusunda yardımcı olmaz. Benim bu konuyu gündeme getirmekteki tek amacım, MI 6 ve arkasındaki Siyonist faaliyetin Türk tarihi üstündeki müthiş dezenformasyon faaliyetleri üstünde düşünmemizi sağlaması açısından Atatürk'ün ölümüne farklı bir şekilde bakıp sorgulamamızı sağlamaktır. Bu konuda hiçbirşey okumayıp hiçbir araştırmada bulunmaksızın laf kalabalığı yapmak çok gereksiz. Diyelim ki şöyle diyenler haklı, Atatürk gibi bir deha içip içip sirozdan ölmüştür kardeşim...Bitti!!! İsteyen ona inanır, isteyen de öyle olmayıp öldürüldüğüne inanır. O kadar... Birgün üniversitede bir hocamla Immanuel Kant'ı tartışmaya kalkmak densizliğinde bulundum, hocam bana "hiç kusura bakma bu konuyu senle tartışacak değilim" dediği zaman saçmaladığımı anladım. Adamın hayatı Kant'ı orjinal Almancadan okumakla geçmiş, binlerce kitap okumuş araştırmış,yazmış... Ben kimim ? Yeni yetme üniversite talebesi bir salak, iki kitap okumuşum ve hocayla kimi tartışmaya girişiyorum ? Ondan sonra cahilin teki olduğumu öğrendim ve bilmediğim konularda haddimi bildim, oturup okumaya, gerçeği araştırmaya giriştim. Zaten cahil , kendi cehaletini idrak ettiği anda artık cahil olmaktan çıkmaya da başlamış olur. Başkasını bilmem, ben hala cahilim, haddimi bilirim.

Uzun ve güzel bir yazı...Kendinizi tanımaya başlamanız güzel olmuş....Bu ileriye yönelik güzel bir adım....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Birincisi, Youtube tarihi değil, oraya koyduğum Youtube videosu ATV Avrupa'da yıllardır yayınlanan Kral ve Ben programının videosu, Britney Spears videosu değil... O programdaki konuk Bahçeşehir Ün. Rektörü... Siz herhalde seyretme tenezzülünde bulunmadığınız için ne orada sunulan devletin resmi belgesini gördünüz ne de rektörün anlattıklarını dinlediniz. Sanki birisi poposundan uydurmuş da youtubedaki milyonlarca zırvaya bir zırva daha eklemiş saygısızlığı yapmayı bırakın.

 

İkincisi, İngiliz istihbarat servisi MI6 diye bir kuruluş var, o tarihteki adı farklıdır.Bu servis Osmanlı toprakları ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde inanılmaz operasyonlara imza atmıştır. Arap çetelerini Osmanlıya karşı ayaklandırmak ve Türkler üstünde de bir takım dezenformasyon operasyonları yapmak konusunda inanılmazdırlar.

Sizin "tezat" zannettiğiniz şey, bu konuda bizlere öğretilen "resmi tarih" ve "dezenformasyon" hakkındaki derin cehaletimizin sonucudur. "Siyonizm"den bahseden herkese "dinci mankafa" etiketi yapıştırmayı da MI6 ve maşalarının üstün çabalarına borçluyuz. İttihat Terakki'nin liderlerinden Talat Paşa, Türkiye Mason locasının lideridir ve bu herkes tarafından bilinir. Ama daha da ötesi İttihat ve Terakki Partisi'nin kendisi zaten bir mason locası olarak İsrail'in karşısındaki en büyük engel olan Abdülhamit'i devirmek göreviyle kurulmuştur.Çünkü Abdülhamit, Filistin'i bize satın bütün borcunuzu ödeyelim diyen Theodor Herzl'i kapıdışarı etmiş ve Siyonist faaliyeti Osmanlı topraklarında engellemiştir. Bunları dinci mankafalar uydurmadı. Bunların hepsinin belgesi, tarihi kaynakları var. Biraz merak edip bakmamız, soru-cevap ilişkisi kurmamız, bilgi ve kültür birikimi sahibi olmamız lazım.

İngilizler o tarihte Mısır'ı kontrol ediyorlardı ve denizden Trablus'a gidemeyen Osmanlı subayları Mısır'dan geçerek Trablus'taki direnişi örgütlemeye koştular. İngiliz Osmanlının düşmanı değil mi, nasıl izin verdi subayların geçmesine ? Soru sormayı, sorgulamayı, cevapların mantıklı bir modelde yerine oturmasını görmeden sadece bize gösterilenle yetinirsek gerçeğe ulaşamayız, varolan tabloyu anlamlandıramayız, bunun anlamı dış istihbarat güçlerinin dezenformasyonuyla dünya görüşümüzün ve tarih algımızın belirlenmesidir. Tarih sadece resmi veya gayri resmi belgelerden ibaret değildir,

o görünen belgeler görünmeyen belge ve operasyonların yanında devede kulak bile değil kıl kalır.

İttihat ve Terakki'nin bir liderinin Mason locası Üstadı olduğunu bile bilmeden , hatta partinin üyelerinin Makedonya Mason cemiyetlerinin üyeleri olduklarını bilmeden konuşursanız bu sadece komik bir durum olur. Ben çok şükür sayısız konunun cahiliyim ve cahil olduğum konularda da konuşmamayı tercih ederim. Hele hele iki tane kitap okuyup üstelik ilkokul düzeyinde tarih bilgisiyle donanımımın olduğu konularda hiç konuşmamayı tercih ederim. Çünkü bir insanın bir konuda bilgisi, donanımı olmadığı halde ortaya çıkıp car car konuşup durması saçmalamaktan ibarettir ve saçmalamak insana bir bilgi eklemez, insana gerçeğe ulaşma konusunda yardımcı olmaz. Benim bu konuyu gündeme getirmekteki tek amacım, MI 6 ve arkasındaki Siyonist faaliyetin Türk tarihi üstündeki müthiş dezenformasyon faaliyetleri üstünde düşünmemizi sağlaması açısından Atatürk'ün ölümüne farklı bir şekilde bakıp sorgulamamızı sağlamaktır. Bu konuda hiçbirşey okumayıp hiçbir araştırmada bulunmaksızın laf kalabalığı yapmak çok gereksiz. Diyelim ki şöyle diyenler haklı, Atatürk gibi bir deha içip içip sirozdan ölmüştür kardeşim...Bitti!!! İsteyen ona inanır, isteyen de öyle olmayıp öldürüldüğüne inanır. O kadar... Birgün üniversitede bir hocamla Immanuel Kant'ı tartışmaya kalkmak densizliğinde bulundum, hocam bana "hiç kusura bakma bu konuyu senle tartışacak değilim" dediği zaman saçmaladığımı anladım. Adamın hayatı Kant'ı orjinal Almancadan okumakla geçmiş, binlerce kitap okumuş araştırmış,yazmış... Ben kimim ? Yeni yetme üniversite talebesi bir salak, iki kitap okumuşum ve hocayla kimi tartışmaya girişiyorum ? Ondan sonra cahilin teki olduğumu öğrendim ve bilmediğim konularda haddimi bildim, oturup okumaya, gerçeği araştırmaya giriştim. Zaten cahil , kendi cehaletini idrak ettiği anda artık cahil olmaktan çıkmaya da başlamış olur. Başkasını bilmem, ben hala cahilim, haddimi bilirim.

 

Buraya sığabilecek kadar güzel bir şekilde anlatmışsınız durumu..Eline sağlık..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Civa siroz yapmaz kim demişse sallamanında bu kadarı yani..Anında götürür ,zehirler...Elle teması bile çok tehlikelidir.

Öldürdüğü kişiyede kramplar sokar zehirlenmeden dolayı...Öyle normal bir şekilde ölmez ,acıdan inletir adamı..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Civa siroz yapmaz kim demişse sallamanında bu kadarı yani..Anında götürür ,zehirler...Elle teması bile çok tehlikelidir.

Öldürdüğü kişiyede kramplar sokar zehirlenmeden dolayı...Öyle normal bir şekilde ölmez ,acıdan inletir adamı..

Yemin ettt:D Şaka tabii..

Bazı kişiler her duyduğuna inanma gibi bir alışkanlık edinmişler fikir yütürme ,düşünme sıfır:D

Aslında bu iletişim çağında azıcık kafa yorsak asparagasları ayırt ederiz de neyyseeee:D

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Civa siroz yapmaz kim demişse sallamanında bu kadarı yani..Anında götürür ,zehirler...Elle teması bile çok tehlikelidir.

Öldürdüğü kişiyede kramplar sokar zehirlenmeden dolayı...Öyle normal bir şekilde ölmez ,acıdan inletir adamı..

 

Civayı direk yutmuyor ama..İlaçların içine belli miktarlarda koyuyorlar, ayrıca ben sallamıyorum..Elle teması etkili değildir, yutarsan etkilidir siz de atmayınız..Ayrıca ben bunu kendi kafamdan uydurmadığım bizzat dinledim..Bu arada civa gibi maddeler bir çok alette de kullanılıyor aslında..Kimsenin de küt diye gittiğini bilmiyorum..

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Yemin ettt:D Şaka tabii..

Bazı kişiler her duyduğuna inanma gibi bir alışkanlık edinmişler fikir yütürme ,düşünme sıfır:D

Aslında bu iletişim çağında azıcık kafa yorsak asparagasları ayırt ederiz de neyyseeee:D

 

--- Sonraki mesaj ---

 

1930-1950 Hatıra Notları” adlı kitabında o günleri anlatan Artvin Milletvekili Asım Us, şunları yazıyor:

“Fransız mütehassısı Dr. Fissenger, Atatürk’ü muayene ettiği zaman hastalığının on sene evvel başladığını söylemiş ‘Bu o kadar zaman içinde nasıl olup da fark edilememiş?’ diye sormuş. Halbuki Dr. Neşet Ömer her muayenesinde, ‘Paşam, kalbiniz ve ciğerleriniz 25 yaşında bir gencin kalbi ve ciğeri gibi sağlam’ dermiş.” Atatürk’ün hastalığının geç teşhis edildiğini Atatürk’ün Afet İnan’a 14 Haziran 1938’de yazdığı bir mektuptan da anlıyoruz: “Afet, vaziyetim şudur; bence doktorların yanlış görüş ve hükümleri sebebiyle hastalık durmamış, ilerlemiştir.”

Bu konuyu derinlemesine araştırdığımda sorunun sadece geç teşhis olmadığını, teşhisle uyumlu ilaçlar kullanılmadığını da gördüm. Atatürk’ün ilaçlarının alındığı eczanenin kayıtlarına baktığım zaman, o dönemlerde sıtma tedavisi için yaygın olarak kullanılan “kinin” ilacının 43 şişe kullanıldığını fark ettim. Doktorlar, bu kadar fazla oranda kinin kullanımının bir insanın karaciğerini mahvetmeye yeteceğini belirtiyorlar. Ayrıca söylendiği gibi Atatürk’ün ölüm sebebi “alkole bağlı siroz” değildir

Asıl ölüm sebebi yanlış ilaç

- O halde Atatürk’ün gerçek ölüm sebebi nedir sizce?

- Araştırmalarımda vardığım sonuç, tedavisi için olduğu söylenen yanlış, hatta toksik etkili ilaçlardır. Atatürk, ömrü boyunca Makedonya, Balkanlar, Trablus, Yemen ve Anadolu’nun tüm bölgelerinde hastalıkların yaygın olduğu yerlerde yaşamıştır. Bu şartlarda sıtma virüsünün Ata’ya bulaşma ihtimali çok yüksektir. Atatürk’ün ölmeden önce iki defa sıtma geçirdiği, 3 Ağustos 1938 tarihinde kendisini muayene eden hekim heyetinin hazırladığı raporda belirtilmiştir. Dr. Bergamann, Dr. Epinger, Dr. Neşet Ömer İrdelp, Dr. Nihat Reşat, Dr. M. Kemal Öke, Dr. Mehmet Kamil, Dr. Süreyya Hidayet, Dr. Abravaya ve Dr. Akil Muhtar’ın bulundukları bir kurul tarafından muayene edilen Atatürk’le ilgili raporda şu ifadeler yer almıştır:

1) Atatürk’te asit yapmış, ‘subikter’ meydana getirmiş bir ‘siroz’ halinin bulunduğu…

2) Bunun nedeninin ‘alkol’ olabileceği gibi, evvelce iki defa geçirdiği ‘malaryanın’ (sıtma) etkisinin ve payının olmadığının söylenemeyeceği…

3) ‘Vena portada flebit’ (karaciğer toplardamarında iltihap) olmasının da imkân dahilinde bulunduğu…

4) Hastada ateşin yükseldiği ve karaciğerinin kosta kenarlarını geçtiği ve dalağın büyük olduğu, ateşin yüksekliğinin aynı hastalığın varlığı ile izah edilebileceği belirtilerek aşağıdaki tedavinin uygulanması kararlaştırılmıştır

a) Karındaki asit ‘salyrgan’ şırıngaları ile giderilmeye çalışılacaktır.

b) 2 ve 3 defadan sonra ‘ponksiyon’ yapılacaktır.

c) Ateş için 0.90 santigram ‘piramidon’ verilecektir.

d) ‘Kinin’ tedavisi yapılabilecektir.

e) Gerektiğinde hafif ‘müsekkin’ ilaçlar verilecektir.

Doktorları zehirlendiğini üstü kapalı söylediler

Ağustos 1938’de yapılan muayene sonunda verilen raporda yer alan ve doktorların ifadelerinden kullanıldığını bildiğimiz “salygran” adlı ilaç, Atatürk hakkında tutulan diğer kayıtlarda dile getirilmemektedir. Bununla birlikte tedavi amaçlı verildiği ileri sürülen ilaçlar vardır -ki “piramidon” bunlardan biridir- ve bunların hiç biri bugün kullanılmamaktadır. Çünkü insanlar üzerinde toksin (zehirli) etkisi olduğu kesinlikle kanıtlanmıştır.

Tedavi amaçlı verildiği söylenen bu ilaçla ilgili olarak, 1928 yılında “Govaerts” isimli bir bilim adamı bir makale yayınlamış. Bu makalede ilacın direk böbreklere tesir ettiği yazılıyor. Bilindiği gibi Atatürk böbreklerinden de rahatsızdı.

Bu ilacın yan tesirleri bilinmesine karşın bu uygulama 27 Eylül tarihine kadar sürmüş. 27 Eylül tarihine gelindiğinde ise Atatürk komaya girmiş… Bu noktadan sonra doktorları da zehirlendiğini üstü kapalı olarak söylemek zorunda kalmışlar ve bu ilacın kullanımına son vermişler.

Salyrgan adlı ilaç Atatürk’ü komaya soktu

- Yani Atatürk’ün ölümüne sebep bu ilaçlar mı diyorsunuz?

- Evet, bu ilaçla ilgili bilgilere baktığımızda korkunç sonuçlara ulaşıyoruz. ‘Salyrgan’ bir ‘diüretiktir’. Diüretikler, idrar itrahını çoğaltan ilaçlara verilen genel bir isimdir. Direk böbreklere olan tesirleri bilinmektedir. Atatürk’ün böbrek hastalığı mevcuttur. Vücutta anormal bir şekilde toplanan mayiyi (asit-ödem) çıkarmak için yahut kanda toplanmış olan toksin cisimlerin itrahını kolaylaştırmak için kullanılır. Cıvalı diüretik kullanırken bazen civa ile akut zehirlenme arasına benzeyen belirtiler olur. Nitekim ilaca ilişkin bilgilerde “Civalıların damara şırıngalarında ‘ventrikül fibrilasyonları’ ile ölüm vakıası kaydedildi” ifadesi açıktır. İlacın bedeni zehirlediğine ilişkin de şu korkunç ifadeler yer almaktadır: “Zafiyet, bulantı, kusma, adale krampları, karın kolikleri, apati uyuklama, delirme, nihayet komada ölüm görülür.”

Cinayetin ardında masonlar ve siyonistler arkalarında da İngilizler var

- Bu noktada şöyle bir soru akla geliyor: “Doktorlar bir hata sonucu mu bu ilacı Atatürk’e verdiler, yoksa bunu kasten mi yaptılar?” Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz

Atatürk’ün tedavisinde görev alan doktorlar birden fazladır. Yani birisi hata yapsa diğerinin bunu görmesi gerekir. Üstelik ilacın böyle bir etki yapacağını bilemeyeceklerini düşünmek, o dönemin en iyi mütehassıslarıyla alâkalı yanlış bir hüküm olacaktır. Bugün Hakk’ın rahmetine ermiş olan bu insanların gıyabında suçlama da bulunmak istemiyorum, ama bu konuda da rahatsızlık duyduğumu söylemem gerekiyor. Ancak Atatürk’e verilen “salyrgan” isimli “cıvalı diüretik”te ısrar eden Epinger ve Bergman’ın Atatürk’ün ölümünde birinci derecede etkili olduklarını düşünüyorum. Çünkü tüm direnmelere rağmen bu ilacı, bu iki doktor vermekte ısrar etmiş ve hemen sonra ülkemizi terk etmişlerdir. Buna bağlı olarak ve gelişen teknoloji ile birlikte hızla akan bilgi akışı, karanlıkta kalmış bazı soruların önünü açıyor. Bana göre bu düpedüz bir “siyasi suikast”tır. Tetiği çekenler Epinger ve Bergman’dır. Onların arkasında Masonlar ve Siyonistler, onun da arkasında İngilizler vardır. Türkiye’deki dönemin yetkililerinden lojistik destek aldıklarını da belirtmem gerek...

- Ne demek istiyorsunuz? Tam olarak açıklar mısınız?

- Şimdilik bu kadarını söyleyeyim

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Civa siroz yapmaz kim demişse sallamanında bu kadarı yani..Anında götürür ,zehirler...Elle teması bile çok tehlikelidir.

Öldürdüğü kişiyede kramplar sokar zehirlenmeden dolayı...Öyle normal bir şekilde ölmez ,acıdan inletir adamı..

 

"Domuz Gribi Aşı'sında "Cıva"tartışması

 

163.gif21Ekim2009, 23:4024.pngYeşil Gündem

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom, domuz gribi aşısındaki civa oranı hakkında açıklamalarda bulundu

Hıfzıssıhha laboratuarlarında incelemesi yapılan aşıların ABD hariç bütün Avrupa ülkelerinde kullanıldığını söyleyen Çom, "Bu aşılar bizim bugüne kadar yaptığımız mevsimsel grip aşısı, çocuklara yaptığımız difteri, boğmaca, kızamık, tetenoz, kabakulak gibi aşılardaki içerik neyse şu anki aşılarda da aynı. Gereksiz yere kafa karışıklığı oluşturuldu. Civa halbuki bir hocamızın değdiği İstanbul'da balık tutup yediğimiz balığın içindeki civa kadar." dedi. ABD'nin kullanacağı civasız aşıların çok pahalı olduğunu belirten Çom, "O aşı şu anki aşılardan 4 kat daha pahalı. Avrupa dahil tüm ülkelerde aynı parayla 4 kat fazla insan aşılanacağı için bizim kullandığımızı kullanıyor." açıklamasında bulundu."

 

Cıvanın özellikle aşılarda kullanıldığını ve bu yüzden de geçen senelerde özellikle domuz gribi aşıları konusunda büyük tartışmalar çıktığını hatırlamakta fayda var, cıva ilaç sanayinde sadece aşılarda değil başka şeylerde de kullanılıyor.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Artvin Milletvekili Asım Us'un "1930-1950 Hatıra Notları” kitabı piyasada yok, gittigidiyor.com gibi sitelerde ve sahaf sitelerinde orjinal baskının nüshaları 90-100 tl gibi fiyatlarla satılıyor. Open Library'de bu kitap var ama okunabilir versiyonu bulunmuyormuş. Neden acaba diye sormak gereksiz olur herhalde.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...