Jump to content

Kontrasepsiyonda Guncel Gelısmeler


farizat
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

KONTRASEPSİYONDA (GEBELİKTEN KORUNMADA) GÜNCEL GELİŞMELER

Gebelikten korunma her çağda çiftleri ilgilendiren üreme sağlığı ile ilgili konuların başında gelmiştir. Çağımızda ergenlikten menopoza kontrasepsiyon yöntemlerinin çoğunluğu kullanılabilmektedir. Buna rağmen ülkemizde de gelişmekte olan birçok ülkedeki gibi karşılanmamış kontrasepsiyon gereksinimi bulunmaktadır. TNSA (Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması) 2008’e göre halen evli kadınların % 99.8’i herhangi bir kontraseptif yöntemi duymuş olmalarına rağmen, bunların %46’sı etkin, %27.1’i etkin olmayan bir yöntemle korunmaktadır.

 

Gelişen teknoloji etkin, güvenli, ek yararları olan yeni kontraseptif yöntemlerin yaygın kullanımını sağlamaktadır. Yan etkileri azalan doğal hormonlara daha yakın olan sentetik hormonların üretilmesi, bunların oral, rahim içine ve enjeksiyon yolu dışında da (hormonlu haftalık patchler, cilde sprey, cilt altı üç aylık enjeksiyon, implant, vajinal halka) uygulanması yöntem uygulama seçeneklerini arttırarak kontrasepsiyonun gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca değişik formlarda bakırlı rahim içi araçlar, yeni bariyer yöntemler üretilmiş, kalıcı kontraseptif yöntem teknikleri ve fertilite bilincine dayalı yöntemler geliştirilmiştir.

 

Ülkemizde de hormon içeren rahim içi sistem, ön kola yerleştirilen implant ve vajinaya yerleştirilen hormon içeren halka gibi yeni yöntemler kullanıma sunulmuştur.

Kontraseptif yöntem seçiminde dikkat edilmesi gerekenler; yöntemin etkinliği, yan etkileri, kişiyeuygunluğu, etki süresi ve doğurganlık hedefi, başvuranın seçimi, geri dönüşümlülüğü,kontraseptif olmayan yararları, maliyeti vekişiye özelolmasıdır.

Yöntemlerin tipik ve ideal kullanımlarında etkinliklerinin farklı olduğunu bilmek önemlidir.

 

Örneğin kondomun tipik kullanımında bir yıl içinde 100 kadın için gebe kalma oranı 12 iken ideal kullanımda bu oran 3’e düşmektedir (Serin yerde saklanması, açılırken diş ve tırnakla yırtılmaması, ereksiyondan takılıp ejekulasyondan hemen sonra dikkatlice çıkarılması, ucunda boşluk bırakılarak takılması ve sadece su bazlı kayganlaştırıcı kullanılması gerekmektedir.)

 

Hangi gebelikten korunma yönteminin kimlere, hangi tıbbi durumlarda uygulanabileceği ve hangi durumlarda yöntemin devam ettirilebileceği konusunda görüş birliğini sağlamak üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 1994 yılında devreye girmiştir. Dünyanın her bölgesinden yaklaşık 3 yılda bir biraraya gelen konuyla ilgili uzmanlar kanıta dayalı tıpa dayalı (meta analizler, randomize kontrollü çalışmalar vb) son 50 yılın çalışmalarını tekrar tekrar değerlendirmekte ve yöntem başlangıcı ve devamlılığıyla ilgili

 

KONTRASEPTİF UYGUNLUK KRİTERLERİNİ güncellemektedirler. En son güncelleme 2008’de yayınlanmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde de CDC (Central for Disease Control ) 2010’da, DSÖ kriterlerini kabul ederek kendi vatandaşlarına uygun güncellemeyi yayınlamıştır.

 

DSÖ, KONTRASEPTİF UYGUNLUK KRİTERLERİNİ 4 kategoriye ayırmıştır:

 

1.Kategori: Güvenle kullanılabilir- yöntem kullanımı için hiçbir sınırlama yok.

2.Kategori: Kullanılabilir- yöntem kullanımının olumlu yönleri, genel olarak teorik ve kanıtlanmış risklerden fazla (kararda diğer yöntem seçeneklerinin varlığı ya da izlem sıklığına dikkat edilmeli).

3.Kategori: İlk seçenek değil - teorik ve kanıtlanmış riskler genel olarak olumlu yönlerinden fazla (karar diğer seçeneklerin varlığı/ulaşılabilirliği, yakın izleme olanakları ve durumun şiddeti değerlendirilerek verilmeli).

4.Kategori: Kullanılmamalı- kabul edilemez sağlık riski.

Kadında ve erkekte cerrahi sterilizasyon için de ayrı kategoriler mevcuttur.

 

Bu kategorilere göre örnekler verecek olursak;

2008 güncellemesine göre antibiyotikler, antifungaller, antiparazitikler tüm kontraseptif yöntemler için kategori 1 kabul edilmiştir (Doğum kontrol hapları, enjeksiyonlar, implantlar, rahim içi araçlar gibi yöntemlerin başlangıcı ve devamı için güvenle kullanılabilir.).

 

Rahim içi araçlar (RİA) ektopik (dış gebelik) geçirenlerde ve ektopi (rahim ağzında yara) olanlar da daha 2003’te Kategori 1 kabul edildi (güvenle kullanılabilir).

Ayrıca menarş<20 yaş, nullipar (doğum yapmamış), postpartum <48 saatten önce (normal doğumda plasenta çıkınca 10 dakika içinde veya sezaryende uygulanılabilir ), uzamış ve şiddetli kanama, şiddetli dismenore, uterin kaviteyi distorsiyona uğratmayan myomlar,endometriozis, anemi,eski PID, yüksekHIVriski kategori 2’dir (yöntem kullanılabilir).

 

Sadece; gebelik, postpartum/postabortifsepsis; uygulama öncesi açıklanmayan vaginal kanama, kaviteyidistorsiyona uğratan myomlar, uygulama zamanıPID, pürülanservisit (gonore ve klamidya), endometriyal veyaservikal kanser veya uygulama öncesi pelvik tüberkülozda RİA uygulanamaz (Kategori 4).

Ülkemizde bakır içeren RİA modelleri; Cu T 380 A (koruyuculuk süresi 12 yıla çıkarılmıştır), Multiload375 Cu (5 yıl koruyuculuk), Multiload 250 Cu (3 yıl koruyuculuk) dırlar.

 

İçerdikleri bakır bitince gebe kalma oranları %1’den %14’e çıkacağı için kullanım süreleri dolduğunda hemen (dinlendirme olmadan!) değiştirilmelidirler.

Ayrıca uygulandıktan sonra ilk 3 ay içinde dislokasyon (aşağı kayma-atılma) oranları daha yüksektir ve bu nedenle de gebelik riski artacağından izlem süreleri belirlenmeli, uygulama öncesi, sonrası danışmanlıkda vurgulanmalı ve izlem değerlendirmelerinde özenli davranılmalıdır.

 

Ülkemizde östrojen ve progesteronu sentetik olarak birlikte içeren yöntemlerdenoral kontraseptifler (OC-Doğum kontrol hapı), aylık intramüsküler enjeksiyon ve yeni kullanıma sunulan vajinal halkalar bulunmaktadır. Sentetik östrojen içeren yöntemler trombojenik mutasyon taşıyıcılarında, derin ven trombozu geçirenlerde, antifosfolipid antikoru (lupus gibi sistemik bağ dokusu hastalıkları) olanlarda, 35 yaş üstü günde 15’ten fazla sigara içenlerde, 160/110 mm/Hg üstü hipertansiyonda, nefropati ve retinopatisi olan uzun süreli diyabeti olanlarda kullanılamaz.(Kategori 4). Ancak varisleri olanlar, adipözler, tiroid hastaları, hepatit taşıyıcıları, 40 yaş üzeri sağlık sorunu olmayanlar, emzirenler doğumdan 6 ay sonra güvenle kullanılabilirler (Kategori 1).

 

Oral kontraseptif danışmanlığında, yöntemin over (yumurtalık) ve endometriyum (rahim iç zarı) kanseri olasılığını %50 oranda azalttığı ve bu koruyuculuğun yöntemi bıraktıktan 25-30 yıl sonrasına kadar sürdüğü vurgulanmalıdır. Ayrıca over follikül kistlerinin %75, kolon (kalın barsak) kanserinin %20-30, myomların %30 daha az görüldüğü de bilinmektedir.

 

Günümüz oral kontraseptiflerinde östrojen olarak kullanılan ethinyl estradiol dozu thromboemboli riski nedeniyle 1960’dan günümüze kadar 15 kat aşağı çekilmesine rağmen gebelikten koruyuculuğunda değişme olmamıştır. Gebe kalma olasılığı düzenli kullanımda binde birdir (Bir yıl için 100 kadında kullanım). Hapı bir gün unutunca bu olasılık %3 olmaktadır. Özellikle 7 gün aradan geç yeni kutuya başlandığında veya ilk haplar unutulduğunda gebelik riski aracaktır. Doğum kontrol haplarını üç ay ara vermeden sürekli kullanmak da mümkündür. Özellikle deniz sezonunda veya şiddetli dismenoresi olanlarda gelişmiş ülkelerde sıkça uygulanır.

 

Doğum kontrol haplarındaki sentetik progesteronlarda doğal progesteronlara yakın olarak üretilen yeni kuşaklar da ülkemizde kullanılmaktadır. Bunların antiandrojen özellikleri kan lipid ve kolesterol düzeylerine olumlu etkileri bilinmekte 40 yaş üzerinde kullanım avantajlarından bahsedilmektedir.

 

Drospirenon içeren OC’lerin su ve tuz tutulumunu azalttığı, premenstrüel sendrom üzerinde de en az 3 ay süreyle etkili olduğu kanıta dayalı çalışmalarda gözlenmiştir.

Bu arada günümüz düşük doz doğum kontrol haplarının kilo aldırmadığını ve tüm OC’lerin hirsutismus (tüylenme), akne ve sivilce tedavisinde faydalı olduğunu belirtmek önemlidir.

 

Oral kontraseptif kullanımında menstrüasyon kanamaları düzenli olacak, dismenore (sancılı adet kanaması), fazla, uzun adet kanamaları ve anemiler daha az görülecektir. Bazen kanamalar bir, iki damlaya kadar azalabilecek, ultrasonografi ile rahim iç zarı çok ince görülebilecektir. Bunun fizyolojik bir durum olduğunu bilmekte yarar vardır. Rahim ağzındaki akıntının yoğunlaşmasıyla yukarı çıkacak enfeksiyonlar PID ve ektopik gebelik gibi komplikasyonları daha az görülecektir.

 

Ülkemizde östrojen ve progesteron içeren yeni bir yöntem olarak vajinal halkalar kullanıma sunulmuştur. Östrojen dozu doğum kontrol haplarından düşük bu halkalar 3 hafta vajinada kalır, 7 gün aradan sonra yenisi yerleştirilir. Kendiliğinden düşme oranı %2.5 olarak bildirilmiştir. Cinsel beraberlikte farkedilme ve rahatsızlık durumunda geçici olarak bir günde 3 saati geçmeyecek şekilde çıkartılıp ılık suyla durulayarak tekrar yerleştirilebilir. Artan akıntı nedeniyle vajinal kuruluk yakınması olanlarda iyi bir seçenektir.

 

Sadece progesteron içeren yöntemlerden ülkemizde bulunanlar; üç aylık enjektabl (DMPA –depomedroxiprogesteronasetat-4 aya kadar koruduğu bildirilmiştir ), 5 yıl süreyle gebelikten koruyan hormon içeren rahim içi sistem ve 3 yıllık koruyucu cilt altı implantlardır. Emboli riskiyle östrojen kullanamayanlar ve doğumdan sonra 6 ay içinde emzirenler için uygun yöntem seçenekleridir. Bu yöntemleri kullananlarda ilk aylarda düzensiz kanamalar, ilerleyen süreçte de adet gecikmeleri ve amenorelerin olacağını vurgulamakta yarar vardır.

 

Bariyer yöntemlerden Diyafram ve Femidom (Kadın prezervatifi) bir süre ülkemizde bulunmuştur. Şimdilik latex kondomlar tek kontraseptif seçenek olarak kullanılmaktadır.

 

Fertilite bilincine dayalı yöntemlerden DSÖ’nün önerdiği iki yeni yöntemle ilgili de ülkemizde çalışmalar yapılmıştır.

 

Bunlardan İKİ GÜN YÖNTEMİ’nde kadın kendine şu soruyu sorar? Bugün ve dün akıntım arttı mı? Her iki günden birinde akıntı arttıysa ovulasyon (yumurtlama) olasılığı vardır ve cinsel ilişki önerilmez (Menstrüasyonlar düzenli olmalı ve akıntıyı arttıracak enfeksiyon gibi etkenler ekarte edilmelidir.).

 

STANDART GÜNLER YÖNTEMINDE farklı renkleri olan tesbih benzeri bir alet kullanılır, ovulasyon günleri civarında cinsel beraberlik önerilmez. Her iki yöntemde uygun olgularda gebe kalma riski kondom kullanımındaki kadardır (~%3).

 

Kadında cerrahi sterilizasyon ülkemizde interval dönemde laparoskopi ve suprapubik minilaparotomi, postpartum subumbilical minilaparotomi ve sezaryende uygulanmaktadır. Vazektomi de klasik veya non-skalpel (kansız-bıçaksız) yöntemlerle bazı merkezlerde gerçekleştirilir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...