Jump to content

Steatopoji - Bizim Memlekette Evli Erkek Karısından On Yıl Önce Ölüyor !


asetilsalisilikasit

Önerilen Mesajlar

MÜTHİŞ BİR YAZI ÇOK KEYİF ALACAKSINIZ......!

 

(Selahattin Duman' dan müthiş bir yazı)

Bizim memlekette evli erkek karısından on yıl önce ölüyor.."

Ortalaması bu..

Lafı tersine çevirirsek "Kadın kısmı ortalama olarak kocalarından on yıl

daha fazla yaşıyor.."

Batı'da böyle on yıllık fark yaratan, geniş aralıklı bir hayat ortalaması

yok.. Bizde var.. Demek ki bizim kadınlar daha kıyıcı..

 

Laf beyliktir ama tekrarlamakta mahzur yok..

Kadının hayatı evlendiği gün başlar, erkeğinki de nikâh masasında biter..

Ondan sonrası besbelli "bitkisel hayat" gibi bir şey..

Nikâh defterine imza atıp da zamanı geriye doğru saydırmaya başladın mı

bileceksin ki kurtuluşun olmayacak..

 

Kadın teknik olarak "başının etini yemekten" başlayıp, bütün vücut

hücrelerinin birer birer hakkından gelecek.. Çareyi öte dünyaya firar

etmekte bulacaksın..

"Yok daha neler.. Benim karım öyle değildir.." demeyin.. Başınıza geleceğin

farkına bile varmazsınız..

Gerçi bazı belirtileri vardır ama erkek kısmısı nedense bunu hep hafife

alır..

 

ERKEN TEŞHİS

Evli bir kadın, kocasını başkalarının yanında eleştirmeye başladı mı bilin

ki süreç de işlemeye başlamıştır..

En hafifinden bir eleştiri "Bizimki çok yumuşak başlı.. Hakkını hiç

aramaz.." türünden bir laf sokma mesela..

 

Başlangıçta dozlar hep küçüktür..

 

"Alışveriş yapmayı bilmez ki.. İlk gördüğünü alır.."

 

"Bir gün de çocuklarla o ilgilense.."

 

"Anasının ağzının içine bakar.."

 

Erkeğin bünyesi bu laf sokmalara bağışıklık kazandıkça kadının verdiği doz

artar..

 

Evliliklerde "Senin için saçımı süpürge ettim.." lafına gelindiğinde bilin

ki o lafın muhatabı olan erkek, erken gidicidir..

 

Evlilik ilişkisinde erkek de kavga eder.. O da ağzına geleni söyler.. Lakin

erkeğin kavga anındaki saldırıları Kandil Dağları'na yapılan hava hücumları

gibidir..

 

Arka arkaya beş on sorti, ondan sonra hız kesilir..

 

Kadının saldırısı ise düşük yoğunlukta ve süreklidir.. Şiddet içermeyen ama

insanın içine koyan beş on cümleyi her gün erkeğin bünyesine verir..

 

Tahribat belli olmasa da her küçük saldırıda erkek binlerce vücut hücresi

kaybeder..

 

Orta yaşlarda günlük hücre kaybı ortalama yüz eli bin ise kadının sistemli

saldırıları sayesinde bu günde iki yüz elli bin ortalamaya çıkar..

 

Nüfus istatistiklerimize yansıyan "on yıllık hayat farkını" ortaya çıkaran

da bu aşırı hücre kaybıdır..

 

Televizyonlardaki evlilik programlarını izleyin..

 

Elli, altmış yaş aralığındaki kadınların çoğu kocalarını öbür tarafa teslim

edip gelmişler..

 

Aynı yaş aralığında olup da eş arayan erkeklerin çoğu boşandıkları için

oradalar..

 

Hâlâ evlenmek için programdan programa gezinmeleri ise bir önceki

nikâhlarında bünyelerine giren "evlilik virüsünün" etkisinden..

 

Erkeğin erken yolcu olmasına sebep olan bu virüsün diğer yan etkisi de

erkeği sersemletmesi.. Veya mevcut sersemliğini ikiye katlaması..

 

Erkeğin zaman zaman kendini mutlu sanması da bu sebeptendir.. Demek ki bu

virüs kafa da yapıyor..

 

ŞARTIMIZ VAR..

Evlilikte tartışma kaçınılmazdır..

Erkek sersem gibi bu tartışmalara dalarsa, bünyesindeki hücre kaybı daha çok

olur.. Burada haklı olup olmamak önemli değildir..

 

İşin doğrusu şudur:

 

Erkek hatalıysa, lafı gevelemeden bunu itiraf etmelidir.. kadın hatalıysa

erkek susmalıdır..

 

Bunu söylemekten dilimde tüy bitti ama tekrarında fayda var..

 

Evlilik ilişkisinde kadın tavuk ise erkek solucan kapasitesindedir.. Tavukla

tartışan solucan hep kaybeder.. İyisi mi susup, ömrü uzatmaya bakmalı..

 

Şimdiii.. Kadınla yaşamayı seçen erkek için hiç mi umut yok, diye

soracaksınız..

 

Erkek kısmısının "gönüllü hayat koçu" olarak söyleyeyim, var.. Ama şarta

bağlı..

 

O şartları da Çin'de yaşayan bir bilge kişi belirlemiş.. Çinli bilge kişi

evlenmeye niyetlenen erkeğe beş önemli tavsiyede bulunuyor..

 

"Bulacağın kadın hem evde marifetli olsun hem de sana kendi işinde yardım

edebilsin..

 

Aynı zamanda kendisi de zengin olsun.."

(Tövbe estağfurullah.. Sövdürecek beni..)

 

"Bulacağın kadın esprili, şakacı, gülmeyi ve güldürmeyi bilen biri olsun.."

(Konservatuarların çevresindeki kafelere dadan mı demek istiyor acaba?)

 

"Bulacağın kadın güvenilir olmalı ve yalan söylememeli.."

(İyi de evlenmeden önce nasıl test edeceksin?)

 

"Bulacağın kadın yatakta da iyi olmalı.. Bunu sevmeli.."

(Bu da bir çeşit piyango.. Geldik en önemli şarta..)

 

"Bulacağın bu dört kadın birbirini tanımamalı.."

(Oley be!)

 

Ne öğrendik şu anada kadar?

 

Biiir.. Ya doğru seçimler yapıp, seçtiğin kadınları yüz yüze

getirmeyeceksin..

 

İkiii.. İmkânsızlıktan veya yeteneksizlikten tek seçenekte kalmışsan,

tartışmayacaksın..

 

Erkeğin kadınla tartışma kapasitesi sınırlı olduğundan bu tür zorlamalar

aşırı hücre kaybına sebep olur..

 

Kadında ise bu yetenek sınırsızdır..

 

Çünkü kadının kasnak (basen) dediğimiz nahiyesi erkeğinkinden daha

yağlıdır..

 

Burada "Steatopoji" dedikleri kıç yağı bulunur..

 

Aynı yağ devenin hörgücünde de vardır.. Deve bu sayede on dokuz gün su

içmeden çölde yürüyebilir..

 

Kadın da o yağ sayesinde çıkan bir kavgayı, hiç yorulmadan, o yağdan

beslenerek günlerce sürdürebilir..

 

Anladınız mı şimdi?

 

Haaa! "Benim popom da fena değildir.. Kavgadan, tartışmadan kaçmam.."

diyorsanız o başka..

 

Dötüne güvenen borazancıbaşı demişler..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...