Jump to content

Güfteler Semtinde Cevelan


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Güfteler Semtinde Cevelan

Düşer mi Şanına ey şeh-i Huban

Bırakmak aşıkı böyle perişan?

Esirger mi efendi kuldan ihsan?

Buyur kendi kulundur eyle ferman!

 

Günümüz diliyle:" Ey güzeller şahı, aşıkını böyle perişan etmek senin şanına düşer mi? Efendiler köleden bağış esirgerler mi? Buyur, ben senin kulunum, ne dilersen ferman et!"

 

Bu şarkı güftesi sevgiliye yönelik bir yakarış, yakarıştır. Çok defa böyle şiirlerde perişan olma sebebi, sevgilinin seveni adam yerine koymamasıdır. Bir azarlayıcı söz bile aşığı rahatlatabilir bizim klasik şiirde. Elverir ki sevgili kendisini sevenin farkına varsın.

 

Gizli aşklar

 

Nereden sevdim o zalim kadını?

Bana zehretti hayatın tadını

Söylemem sormayın adını

Bana zehretti hayatın tadını.

 

80 li yılların ortalarına kadar televole, paparazzi, magazin programları yoktu. Sevilenin adı asla söylenmez, sevgili zalimlik yapsa bile adı verilmezdi. Sonra seven yani paltolu, fötr şapkalı bir orta halli adam ölüyor, genellikle öldüğünde cebinden bir trinitrin[kalbe giden kanın azalmasından doğan spazmları engelleyen ilaç , dil altı hapı, göğüs ağrısı için, rahatlamak için] kutusu çıkıyordu. Sevilen ise ondan 10-15 yıl sonra bazen dul, bazen evli olarak ölüyor, onun da yatağının yanındaki komodin üzerinde bir trinitrin, bir digital tablet kutusu bulunuyordu. Birine er kişi niyetine, diğerine hatun kişi niyetine namaz kılınıyor, zaman böylece geçip gidiyordu.

Sırayla herkesin suda sureti kayboluyordu. By-pass ameliyatsız, kemoterapisiz, nükleer magnetik rezonans'sız ölümlerdi bunlar.

 

Ümitsiz aşıklar

 

Bir kendi gibi zalimi sevmiş yanıyormuş

Duydum ki beni, şimdi vefasız anıyormuş

Kalbim gibi feryad ediyor sızlanıyormuş

Duydum ki beni şimdi vefasız anıyormuş

 

Bu şarkıda çok yumuşak ifade edilen bir öç alma rahatlama duygusu var, fakat "oh olsun" havası yok. Bu hava bize eski edebiyatımızdan miras kalmıştır.Divan şiirindeki aşıklar "Öldüğüme ağlamazam, korkum odur ki ölünce/Seni kimler seve ben aşık-ı mahsun yerine?" diye soran aşıklardı. Bu aşıklar "Kapı açık, arkanı dön ve çık" diyemezlerdi. Köşelerinde simit tüketir, çay içer ve sigara tüttürür, zayıflar ve kahrolurlardı. Onlar aşık-ı mahzun idiler," Kodum mu oturturum" diye gözdağı vermezlerdi sevdiklerine.

 

"Sana kırıldım, efendim!"

 

Sana ey canımın canı efendim

Kırıldım küstüm incindim gücendim

Benim nevreste-i bağ-ı bülendim

Kırıldım küstüm incindim gücendim

 

Bu güftede de sevgiliye kırgınlık hakaret edilmeden," yürü ense traşını görelim" denmeden," efendim" diye hitap edilerek dile getiriliyor.

.......

 

 

Hüsrev Hatemi

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...