Jump to content

Yaşam Enerjisi Kİ


sirius
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

YAŞAM ENERJİSİ Kİ

 

Her yerde var olan ve bize yaşam gücü veren, kozmik ve evrensel

enerjiye, Çinliler Chi, Japonlar Ki, Hintliler Prana, Hawaililer Ti

veya Mana, Kızılderililer Nayetoneyah yani Büyük Ruh, eski

Mısırlılar Ka, İbraniler Ruah, Yunanlılar Pneuma adını vermişlerdir.

Bizde de can adı verildiğini söyleyebiliriz. Bu enerji canlıda ne

kadar çok olur ve düzgün bir biçimde akarsa, canlı o kadar sağlıklı

olur. Doğu'da binlerce yıldır, bu yaşam enerjisi üzerinde

çalışmalar, nasıl arttırılacağı, en doğru ve etkili, ne şekilde

kullanılacağı üzerinde, araştırmalar yapılmaktadır. Yoga, Kiko,

Aikido, Qigong , Tai Chi, akupunktur, refleksoloji, shiatsu, değişik

vücut masajları, pilates, değişik nefes alma teknikleri vs. bize

yaşam enerjisini, nasıl en sağlıklı, doğru ve etkili bir biçimde

kullanabileceğimizi öğretir. Bu enerjiyi kimyasal olarak formüllerle

ifade edemesek de, içtigimiz sudan, yediğimiz yemekten, soluduğumuz

havadan alabilir, çevremizde yaşayan bitki ve hayvanlar aracılığı

ile hissedebiliriz.

 

Yaşam enerjisi bedende, gözle görülmeyen kanallar boyunca akar, bu

kanallara meridyen, veya Hintçe nadi denir. Çakralar ise bu

enerjilerin bedene girdiği kapılardır. Hintlilere göre yaşam

enerjisi, insan vücudunda 70 binden fazla nadi yardımı ile akar.

Hint felsefesinde, insanın başının en üst noktası ile yani Sahasrara

çakrası ile, kuyruksokumu yani Muladhara çakrası arasında dolaşan

enerji, yaşam enerjisinin aktığı ana meridyendir. Sahasrara çakrada

pozitif, Muladhara çakrada negatif bir akım vardır. İnsanın sağlığı

bu iki enerjinin bedende dengeli bir biçimde dolaşımına bağlıdır. Bu

enerjilerden biri dengesini yitirdiğinde, ruhsal veya fiziksel

bedende hastalıklar başlar. Muladhara çakra, kendi çevresinde yilan

gibi yedi rakamın yarısına eşit, 3,5 kere dönerek çöreklenmiş,

uyuyan negatif Kundalini enerjisini barındırır. 

 

Kundalini kelimesinin kökeni spiral demek olan kundal kelimesinden

gelir. Kundalini uyarıldığında spiral şeklinde ve yılan gibi hareket

eder. Kundalini enerjisi negatif bir enerjidir. Bu negatif enerjiyi,

Sahasrara çakradaki pozitif enerji ile birleştirmek, ve iki uç çakra

arasındaki kesintisiz enerji akımını sağlamak, insanı aydınlanmaya

götürür. Kundalini yükselişi sırasında yedi çakranın da içinden

geçer. Kundalini Shakti dişi bir enerji olarak tanımlanır. Sahasrara

çakrada ise Shakti'nin eşi Tanrı Şiva bulunmaktadır. Her ikisinin

birleşmesi kozmik bir birleşim hali oluşturur. Ancak uygulaması çok

zordur ve Kundalini enerjisi olarak kabul edilen uyuyan yılanı,

bilincsizce uyandırmak, bazı sorunlara neden olabilir. Bunu bilincli

olarak gerçekleştirebilen, çok az sayıdakı aydınlanmış kişi,

zihinlerini kontrol edebilir, karşısındaki kişilerle telepatik

ilişki kurabilir, hastalıklara şifa verebilir, geleceği görebilir.

 

Kundalini enerjisinin yakıcı ateş özelliği de vardır. Bu enerji yer

çekimine karşı yukarılara doğru yükselmeye çalışır. Enerji

kanallarında herhangi bir blokaj veya travma varsa, onu yakarak

geçer. Tehlikeli yanı buradan kaynaklanır. Kişi, enerjiyi yapıcı

bir şekilde, ustaca yönlendirmeyi beceremiyorsa uyandırılan

kundalini enerjisi aşağı doğru akar, sınırlarına sığamaz ve patlar.

Bu patlama kişinin zaaflarına göre değişir, aşırı şiddet, öfke veya

şehvet şeklinde kendini belli edebilir. Normal olarak kundalini

yükseldiğinde insanın, yüksek ve ince düşüncelerini, hislerini,

yaratıcı özelliklerini, hatta fiziksel gücünü devreye sokar, ancak

Kundalini enerjisi bilinmeyen bir nedenle uyanır veya uyarılırsa,

ani olarak yüksek bir enerji artması olur, insan fiziksel ve ruhsal

olarak kendini olduğundan çok daha kuvvetli hisseder. Ancak kişinin

içinde travma ve blokajlar çoksa, yoğun negatif enerji açığa cıkar,

kişi fiziksel veya ruhsal hasta olabilir. Kundalininin doğal bir

süre içinde gelişmesi en iyi yöntemdir. Kundalini enerjisinin en

yoğun olduğu yer, arzın merkezidir.

 

Ureus olarak bilinen, eski Mısır'da firuvanların taçlarındaki kobra

motifi, yükselmiş kundalini'yi gösterir ve ilahi bir yönetici olarak

firavunun inisiye olduğunu belirtir. Aztek ve Mayalar ile, diğer

eski Amerikan uygarlıkların kanatlı yılanları da, aynı Mısır'da

resmedilen kanatlı yılanlar gibi kundalini sembolleridir. Ejderha da

bir kundalini sembolüdür. İncil'in sonundaki Kehanet'deki yedi başlı

ejderha, kundalinin yedi çakra ile ilgisini gösterir. Ayrıca

Azteklerin iki başlı yılan sembolu, Kundalini'nin iki yüzünü

gösteren, yapıcı ve yıkıcı yanlarıdır.

 

Bedenimizdeki en büyük enerji giriş kapılarının Hintçe isimleri

şöyledir: Başımızın en üst noktasında mor renkli Sahasrara çakra,

anlımızın içerisinde, 3. gözümüzün olduğu yerde, çivit mavisi Anja

çakra, boynumuzun ortasında, geride mavi renkli, Vishouddha çakra,

kalp hizasinda, göğsün ortasında, yeşil Anahata çakra, göbek

deliğinin az üzerinde, sarı Manipura çakra, göbek deliğinin 3,4

parmak altında, portakal rengi Swadhistana çakra, ve üreme organları

ile makat arasında, kırmızı renkli Muladhara çakra. Ayrıca avuç

içlerinde, ayak tabanlarında, dirsek ve dizlerdeki çakralarımızda

oldukça önemlidir.

 

Gercek olan ölmeyen ruhtur, ki'dir, pranadır. Fiziksel beden ise,

yanlızca ölümsüz ruhun belli zaman aralıkları için kullandığı

giysidir. Bizler bu hayata gelmeden once, Tanrısal katlarda

deneyimlemek istediğimiz yaşam biçimini seçiyoruz. Geçici bedenimiz

içinde, seçtiğimiz oyunu oynamak için, buraya geliyoruz, dünyadaki

hayatımız dediğimiz, rolumuzu oynamaya başlıyoruz. Bazılarınızın, o

zaman neden kötü olayları, çirkin olmayı, parasızlığı, hastalıkları

seçtim dediğinizi duyar gibiyim. Sinema veya tiyatroda fakir veya

hasta rolu yapan artist veya aktor, gerçek hayatında da fakir veya

hasta mı oluyor? Ölümsüz ruhumuz yani yaşam enerjimiz, ne fakir, ne

de hasta olabilir. İyi kötü, güzel çirkin, sağlıklı hasta, siyah

beyaz, sadece bizim bu dünya üzerinde yarattığımız kutupluluk

illizyonlarıdır, ve ondan etkilenen yanlızca kabuğumuz, bir çeşit

giysimiz kabul edebilecegimiz fiziksel bedenimizdir. Ancak

yaşadığımız sürece, o fiziksel bedene en iyi şekilde bakmak bizim

görevimizdir, çünkü bu hayatımızdaki, ölümsüz ruhumuza o ev

sahipliği yapıyor. Ölüm ile sadece bedenin yok olduğu bilinir,

eskiyen bir obje olan fiziksel beden, ölümsüz ruha ev sahipliği

yapamayacak vaziyete gelir ise, ruh onu terk eder, ona artık

ihtiyacı kalmamıştır. Bedenin ölümünden sonra, ona bağlı kalmadan

hareket edebilecek ruh artık serbesttir, hürdür. Ama biz bunu bu

dünyanın gözü ile kolayca algılayamayız. Ölüm ile çok acı çekeriz,

ağlarız. Ama aslında bedene köle olan ruh, artık özgür kalmıştır.

Artık ana kaynak ile çok daha rahat temasta bulunabilir, bu ilahi

kaynak ile gerçek mutluluğu yakalar.

 

dır: Petek Kitamura

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Su Ve Tuz Yaşam Enerjisi

      SU ve TUZ Yaşam Enerjisi Kim bilir dünyanın hangi bölgelerinde henüz keşfedilmemiş kristal tuz kaynakları var. Araştırmalar sürdükçe keşifler artacaktır. Sanayileşmeden dolayı suyun bilgeliği neredeyse tamamen kaybolduğundan, onu bizler açısından sahip olduğu hayati önemi yeniden keşfetmek için harekete geçmeliyiz. Bedeninizin kristal tuz sayesinde sağlığına ne kadar çabuk kavuştuğuna şaşıracaksınız. Artık aramızda yüzde yüz sağlıklı beslenmeye önem veren ve tükettikleri tüm besinleri

      , Yer: Enerji Sistemleri (Reiki, Feng Shui vb)

    • Yaşam Enerjisi Ruh Sağlığını Koruyor!

      Fizik kanunlarıyla açıklanamayan ve ruh sağlığımız için büyük öneme sahip “yaşam enerjisini” Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Öztekin anlattı..   Şehrin gürültüsü, telaşı, iş hayatındaki stres, yetişmeye çalıştığımız işler derken çoğu zaman bir durgunluk, yorgunluk, halsizlik ve isteksizlik alabiliyor bizi. Çoğu zaman etrafımızda duyduğumuz “ “Enerjim düşük, bugün hiçbir şey yapmak istemiyorum.” gibi ifadelerin yaşam enerjimize bağlı olduğunu biliyor muydunuz?  

      , Yer: Enerji Sistemleri (Reiki, Feng Shui vb)

    • Yaşam Enerjisi

      En uzak hedefler bile kucuk bir adimla baslar. Dusunce, kendini cok hizli degistirerek cok yuksek oranda titresen saf bir enerji bicimidir. Sevgi, bitmez tukenmez bir enerji kaynagidir. `enerji merkezlerimiz` acik olduklarinda, evrenden gelen enerjiyi kabul ederler, alirlar, metabolizmamiza iletirlerve icimize akmasini saglarlar. Vucudumuzun enerjisini artirmak icin enerji merkezlerimizin acik tutulmasina calismak cok onemlidir. Enerji yuklu insan olumsuz etkileri daha kolay puskurtur.

      , Yer: Kişisel Gelişim

    • Evrenin Yaşam Enerjisi : Makale

      Evrenin yaşam enerjisi   apon kökenli bir şifa yöntemi olan "reiki" son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yayılıyor. Evrensel yaşam enerjisi anlamına gelen ve isteyen herkesin öğrenip uygulayabileceği reiki'yi uzun yıllardır seminerleriyle öğrencilerine aktaran Nilgün Thompson anlattı. Thompson ayrıca Filiz Akın'ın da reiki öğretmeni. 100 yıllık bu yöntemle tanışın.   Sağlık ve mutluluk içimizde   Evrensel yaşam enerjisi anlamına gelen ve şifa yöntemleri arasında giderek yayıl

      , Yer: Enerji Sistemleri (Reiki, Feng Shui vb)

×
×
  • Yeni Oluştur...