Jump to content

Ahlak


frezya
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Ahlak

 

Zülfü Livaneli -


5-8.jpg

Türkiye uzun süredir bir anayasa ve yasa tartışması içinde. Anayasayı kimin yapacağı; anayasanın nasıl hazırlanacağı, nasıl uygulanacağı elbette ki önemli bir konu.

 

George Washington “politikacıları Anayasa’nın çarmıhına germek lazım“ derken asla fantazi yapmıyor, bir gerçeği dile getiriyordu.

 

“Kanunların Ruhu“nu yazmış olan Montesquieu, “Özgürlük, yasaların izin verdiğini yapabilme hakkıdır“ derken de haksız değildi...

 

Ama bunlardan çok daha önemli olan bir kavram var: Ahlak!

 

Dünyanın en iyi hazırlanmış anayasaları ve yasaları bile, ahlaken çökmüş bir toplumu ayağa kaldırmaya yetmez.

 

Çünkü toplumu asıl yöneten yasalar değil, çoğunlukla yazılı olmayan ahlak kurallarıdır.

 

Ahlaki bir kaygısı olmayan birey, yasaların boşluklarını bulmakta ve uygulanamaz hale getirmekte de ustadır.

 

“Kitabına uydurmak“ deyimi bunu anlatır.

 

***

 

Ahlak soyut bir şey değil elbette. Her çağın, her toplumun, her geleneğin kendine göre ahlaki kuralları var.

 

Bugünün Türkiyesi’nde ahlak kavramı daha çok akçalı işlerde kullanılıyor. İnsanların hırsızlık, yolsuzluk yapıp yapmadığına bakılıyor.

 

Aslında bu çok kaba bir ahlak anlayışı ama ne yazık ki Türkiye’de gerekli.

 

Çünkü Türkler “ateşle imtihanı” geçmeyi başardılar ama “parayla imtihanı” geçemediler, sınıfta kaldılar.

 

Zaten “bal tutanın parmağını yalamasının” hoş görüldüğü bir geleneksel yapıda, tüketim pompalaması ve paranın her türlü değer ölçüsünün üzerine çıkması, toplumun dengelerini bozdu.

 

Herkes, bir şekilde “yırtmanın”, “köşeyi dönmenin”, kolay yoldan zengin oluvermenin hayalini kurar oldu. Gençlik için ise bundan başka bir amaç kalmadı.

 

Bu manzaraya bakıp, toplumu ve gençliği suçlamak işin kolayına kaçmak olur. Önemli olan, bir toplumun nasıl bu hale geldiğini anlayabilmek.

 

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda dar gelirli olmak utanılacak bir şey değildi. Zaten zenginiyle, orta hallisiyle, memuruyla, işçisiyle herkes, birbirine benzeyen bir orta sınıf hayatı yaşardı. Evlerdeki eşya birbirine benzerdi. Büyüyen abinin ya da ablanın giysisini giymek, ayakkabılara pençe yaptırmak, her yere yürüyerek ya da otobüsle gidip gelmek kimse tarafından kınanmaz, hor görülmezdi.

 

Çocuklar okudukları devlet okullarına yürüyerek giderlerdi. Bugünkü gibi uçuk okul paraları, servisler vs. yoktu.

 

O dönemde zaten kısıtlı bir kesime ulaşan gazetelerde her gün “lüküs hayat” övgüsü yapılmazdı. Hatta fazla para harcayanlar; “Hacıağa”, “sonradan görme” gibi sıfatlar yakıştırılarak aşağılanırdı.

 

Bütün bunlardan dolayı da insanların öncelikleri farklıydı.

 

Gelin bir de bugüne bakın. Her gece ekranlardan pompalanan tüketim çılgınlığı, pahalı cep telefonları, arabalar, bir akşam yemeği için ortalama bir maaş kadar hesap ödenen lokantalar.

 

Gençlik ne yapsın? Bunlardan geri kalsa “enayi” diyecekler, bu olanaklara kavuşmaya kalksa cepteki para yetmeyecek.

 

Ücretler çok düşük ama dünyanın en pahalı benzini, otomobili, telefonu, lokantası burada.

 

Üniversite mezunu bir genç, moda olan bir cep telefonuna ancak iki buçuk aylık çalışması karşılığında ulaşabiliyor. Otomobil, ev falan alması ise mümkün değil.

 

Böyle bir düzende inasanların kafası hileye hurdaya, yolsuzluğa, hırsızlığa çalışmasın da neye çalışsın.

 

Ahlaki çürümede baş suçlu, bu ülkedeki adaletsiz düzendir.

 

Toplumu eleştirmek, ahlaki çürümeyi lanetlemek kolay ama unutmayalım ki “Aç insan, inançlarını bile yer

ZÜLFÜ LİVANELİ

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bu durum çok uluslu şirketler toplum için gerekli olanı değil, daha fazla kar elde edebileceği ürünleri piyasaya sürdüğünden dolayı tüketim toplumu bir çığ gibi büyüdü. aslında bu yazıdan çıkarılacak bir çok konu var ama benim aklıma ilk bu geldi.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Ahlak Tanımazlar

      Kimi... Gençler Duvarlara yazı yazarak Herkesin ortak kullanım hakkını hiçe sayarak Ahenkten, edepten, nezaketten uzaklaşarak boyarlar Bilmem ki bu kadar abes ve görgüsüz bir hevesle nasıl sevgiyi anlatırlar İlimden, irfandan, gelişmelerden, geleceğinden habersiz bir şekilde zevklerinin hevesi için kural, ahlak tanımazlar Böylesi sefih ve cahil olan gençlere gönül verenler, bağlananlar, kendini kaptıranlar nasıl bir geleceğin sahibi olurlar   Mustafa Cilasun

      , Yer: Üyelerimizden Şiirler & Denemeler

    • Piaget Ahlak Gelişimi...

      Piaget Ahlak Gelişimi   Piaget’e göre ahlak gelişimi, bilişsel gelişime paralellik göstererek ilerler. Bilişsel gelişimi etkileyen faktörlerin ahlak gelişimini de etkilediğini savunur. Bu sebeple ahlak gelişimdeki üst düzeyde gelişim gösterilebilmesi için bilişsel gelişimde üst düzey gelişimin gerçekleşmesi gerekir.   Ancak bunun tersi doğrudur diyemeyiz çünkü üst düzey bilişsel gelişime ulaşmış herkes üst düzey ahlaka sahip olmuş olamaz.   Piaget ahlak öncesi evre, dışa bağımlı ahlak, ah

      , Yer: Psikoloji

    • Psikanaliz ve Öğrenme Kuramlarında Ahlak Gelişimi...

      Psikanaliz ve Öğrenme Kuramlarında Ahlak Gelişimi   Ahlak gelişimi bireyin yaşadığı toplumun kurallarını içselleştirmesi olarak tanımlanabilmektedir.   Birey bu içselleştirmeyi gerçekleştirirken yeni değerler sistemi oluşturur ve kendinden de bir şeyler katar. Bunu yapmak içinde bilişsel gelişimde bir düzey gerektirir.   Yapılan bazı tanımlamalara göre ahlak; doğruyu yanlıştan ayırt etme, bu ayrıma göre davranma, erdemli davranışlar ile onur duygusunu yaşama ve insanın kuralları çiğneyen

      , Yer: Psikoloji

    • İslamiyet Öncesi Türklerde Cinsel Ahlak

      Eski Türklerde, cinsel ahlak da çok yüksekti. Yakut Türklerinde, eski yunanlıların Venüs’üne karşılık, bir doğum ruhu vardır ki Ayzıt adı verilir.     Bu ruh, kadınlar doğuracağı zaman imdatlarına yetişir; onların kolayca doğurmasına yardım eder; üç gün lohusanın başucunda bekledikten sonra, beraberindeki dere, tarla, ağaç, çiçek perileriyle gökyüzünün üçüncü katındaki sarayına döner.     Bununla beraber, Ayzıt’ın, hiç hoşgörü kabul etmeyen, bir şartı vardır: Namusunu korumamış olan kadınl

      , Yer: Türk Tarihi

    • Nietzchede Temel Ahlak Oluşumu...

      Nietzchede Temel Ahlak Oluşumu   İnsan kümelerinin yaşamlarında, hem kendi üyeleri üzerinde hem de başka kümeler karşısında, güçlü olmalarının («güç istemleri »nin) araçları olan «ahlak»lar, genel çizgilerinde iki karşıt türdendir. Birinciler, «soylu», «nasipli», kendi doğalarından «güçlü», «sağlıklı», «dolu», «zengin tinli» insan «tipi»nin yaşama bakış «perspektifi»nden kaynaklanır. Bu «insan tipi», yaşamı Evet'ler, çünkü kendinden memnundur; kendine «iyi» der. Öteki tip insan karşısında ise,

      , Yer: Felsefe Tartışma Platformu

×
×
  • Yeni Oluştur...