Jump to content

İçbükey Ruhlar iyidir!


devrikcumle
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bugünün insanları oyalanacak bir şeyler bulamadığında çok sıkılıyor. Çünkü o takdirde kendilerini oyalayacak bir şey bulmaları gerekiyor. O şeyi bulamazlarsa o zaman durum felaket oluyor. Çünkü kendileriyle başbaşa kalıyor, sessizlik kısa zamanda yerini iç seslere bırakıyor. Bugünün insanları iç sesleri sevmiyor, dış seslerle iç seslerin üstünü örtmeye çalışıyor.

 

Bunda başarılı olunduğunu söyleyebiliriz, çünkü etrafımızda hiç sessiz insan yaşamıyor. Söylememe gerek var mı bilmiyorum. Aslında sessiz insan diye bir şey yoktur. Yani tam olarak... Sessiz görünen insanlar vardır. Ve onlarda aslında sessiz değildirler, iç muhabbet halindedirler. Ağızlarına açmadıklarına bakmamak gerekir, onlar kendi kendileriyle iç hattan derin ve çok lüzumlu konuşmalar yapmaktadırlar.

 

Kendi adıma, nesli tükenmekte olan bu insanları her zaman diğerlerinden, yani sadece dış sesi olan insanlardan daha çok sevmişimdir. Tabii içbükey ruhu olanların içten pazarlıklı olmaları da bir ihtimaldir. Ama sadece bir ihtimaldir, bu tip suizanlardan kaçınmak, kalbi temiz tutmak lazımdır.

 

Kalbi temiz tutmak deyince konuya kendiliğinden yeni bir pencere açılmış oluyor. Günümüzde kalbi olabildiğince temiz tutmanın yolu da dış sesleri asgariye indirerek, iç seslerin volümünü arttırmaktan geçiyor bana kalırsa. Güçler, menfaatler ve lüzumsuzluklar çağında dış seslerin insana sağlayacağı fayda ne olabilir ki?

 

Bu gürültülü ve kaygan zemin üstünde her insanın bir kapalı devre anlam sistemine ihtiyacı olduğu kanaatindeyim. Tam gün yayın yapacak ve ucu başka hiçbir yere bağlanmayan bir varlık istasyonu... Sadece anlamın frekansına ayarlı, hayatın vitrine koyduklarına değil, unutulmuş çekmecelerde bıraktıklarına bakan geniş açılı bir objektif... Hiç adı üstünde değil, objektif görmek zorunda olmayan subjektif bir objektif... Yani kişisel, kişilikli, kendi anlamını arayan oturaklı ve gezgin bir ruh perspektifi...

 

Çok şey istiyorum. Ne beklenebilir ki? Hayattan ve insandan sözediyoruz, elbette çok şey isteyeceğim. Çok şey istememekle, bize sığ, anlamsız, derinliksiz, yoksul bir hayat kurgulayanların ekmeğine yağ sürdük senelerce. Şimdi elimizde kalan bu tatsız şeye hayat demeye alışkın hale geldik. Hatta içinde özlenecek hatıra bile biriktiremeyenlerimiz var. Korkunç!

 

Diyorlar ki mesela; "Eskiden de hayat bundan daha fazla değildi, sadece çok yaşayanlar taze zamanlarını özlüyorlar!" Onlar geriye dönüşü bilmeyen, geri dönüşüm kutularına aşina nesle mensupturlar ki, şükür biz de onlara aşina değiliz. Bugün beş yaşında olan çocuk bile geçen beş yılının içinde özlemle hatırlayacağı bir şeyler bulabilir. Kazık kadar olup da hafızasında güzel bir hatıra bulamayanlar, herşeyin hızla değişmekte olduğuna dair kalbinde bir sızı hissetmeyenler... İşte onlar, dış seslerle idare edenler, iç seslerini duyulmaz hale getirenler...

 

Zaman her şeyi değiştiriyor ve biz sürekli bir şeyler kaybediyoruz. Anlam dağlarımız, buz dağlarından çok daha hızlı eriyor. Bugünü içine sindirerek yaşayanları görünce kaçıp geçmiş zamana sığınmak en büyük tesellimiz oluyor.

 

 

Gökhan ÖZCAN

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...